Archive for category Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

YÜZ NAKLİ SERÜVENİ FAREYLE BAŞLADI

Türk cerrahların aslında 1997 yılından bu yana yüz ve kol nakilleri yaptığı ortaya çıktı. Türk bilim adamları dünyada fareden yapılan ilk yüz ve penis nakline de imza attı.
Türkiye’de 3 yüz nakli ve çift kol nakli yaparak gündeme oturdu. Ancak tüm dünyanın da dikkatini çeken bu nakilleri Türk cerrahların aslında 1997 yılından beri yaptığı ortaya çıktı. İlk olarak fareden fareye arka bacak nakilleriyle başlayan Türk bilim adamları dünyada fareden yapılan ilk yüz ve penis nakline de imza attı. Amerika’da kompozit doku nakillerine fareler üzerinde başlayan cerrahlardan Gazi Üniversitesi’nde Hatice Nergis’e yüz nakli yapan Doç. Dr. Selahattin Özmen de bulunuyor. Hacettepe Üniversitesi’nde yapılan kompozit doku nakil ekibinin başında bulunan Doç. Dr. Serdar Nasır’ın da içinde bulunduğu grup ise ABD’de fareden fareye ilk penis naklini yaparak tarihe adını yazdırdı.
İlk Yüz Nakli Yapılan Fare “Zorro”
Doç. Dr. Selahattin Özmen, Türk doktorların, ilk başlandığından beri bu tür çalışmaların içinde olduğunu söyledi. 2002 yılında ABD’ye gittiğini anlatan Özmen, “Yüz nakli fikri Türk bir hocadan çıktı. Betül Ulusal ve eşi Ali Ulusal ile birlikte ilk yüz nakillerine başladık. Ama daha öncesinden fareler üzerinde arka bacak nakilleri yapıyorduk. İlk yaptığımız yüze “Zorro” dedik. Maskeli gibi olduğu için. Sonra Yavuz Demir ile yarım yüz nakillerine başladık. O dönemde ben sırta yapılan nakilleri yaptım. Bunları çok garipsediler. Çünkü hayvan oturunca iki kafalı gibiydi. Fareler nakilden sonra en az 400 gün kadar yaşadılar. Ömürleri zaten 2 yıl kadar” dedi.

Hedef 3 Türü Bir Arada Yaşatmak

Sıçanların bağışıklık sistemi çok güçlü olduğu için nakilden sonra sadece bir hafta ilaç verildiğini anlatan Doç. Dr. Özmen, “Bu sürenin sonunda hiç ilaç vermiyorsunuz ve ölünceye kadar hayvan o dokuyu taşıyor, reddetmiyor. İnsanların ise nakilden sonra dozu azalsa bile ömür boyu ilaç kullanmaları gerekiyor. Hedefmizim farelerde olduğu gibi insanlara da kısa süre ilaç vererek yaşatmak. Ayrıca 2 ayrı dokuyu bir sıçana naklettik. Yani 3 tür bir arada yaşayabiliyor. Sıçanlarda bunu yakaladık. İnsanda da olur umarım. Esas hedefimiz bu” diye konuştu.
İnsana İlk Yüz Naklini 2007′de Yapabilirdik
2007 yılında Türkiye’de yüz naklinin yapılabilmesi için TUBA’ya başvurduğunu anlatan Özmen, şunları söyledi: “2005′te Fransa deneysel hiçbir çalışma yapmadan yüz nakli yapıverdi. Sonra Çinliler, ondan sonra da ABD’de bizim çalıştığımız Cleveland Clinic yaptı. 2007 yılında TUBA’ya başvurdum. ‘Yüz naklini biz de yapabiliriz’ dedim. Hocalar çok beğendiler ama ‘sıçanlarda biraz daha mı deney yapsanız’ dediler. Evet deselerdi biz çoktan girişmiştik işe.”

28 Türk Bilim Adamı 50 Makale

Türk hekimlerin ABD’de katıldıkları çalışmaları ve başarılarını anlatan Özmen, “Plastik Cerrahi ve Ortopedi alanında uzmanlık eğitimi almış olan Türk cerrahlar, 1997 yılından bugüne dek ABD’nin Cleveland kentinde bulunan, The Cleveland Clinic Foundation, Mikrocerrahi Biriminde araştırma ve kompozit doku nakilleriyle ilgili deneysel araştırmalarda bizzat çalıştı, modeller geliştirdi ve makaleler yazdı. Bugünkü kompozit doku naklinin temellerinin atılmasında büyük rol oynadı. Bugüne dek 28 Türk cerrahın 50′den fazla bilimsel yayına imza attı” dedi.
İşte Kompozit Doku Naklinin Temelini Atanlar
Dr. Ferit Demirkan, Dr. Kağan Özer, Dr. Gökhan Adanalı, Dr. Murat Türegün, Dr. Eftal Güdemez, Dr. Sühan Ayhan, Dr. Turgut Ortak, Dr. Cemil Tugay, Dr. Orhan Babuçcu, Dr. Ramadan Öke, Dr. Rafi Gürünlüoğlu, Dr. Betül Ulusal, Dr. Ali Ulusal, Dr. Selahattin Özmen, Dr. Yavuz Demir, Dr. Şakir Ünal, Dr. Alper Sarı, Dr. Murat Ünsal, Dr. Emrah Arslan, Dr. Galip Ağaoğlu, Dr. İlker Yazıcı, Dr. Yalçın Külahçı, Dr. Serdar Nasır, Dr. Mehmet Bozkurt, Dr.Erhan Sönmez , Dr. Fatih Zor, Dr. Can Öztürk, Dr. Şafak Uygur.

Yorum bırakın

“ENDOKRİN BOZUCULAR GELECEK NESİLLERİ TEHDİT EDİYOR”

Doğal yollarla üretilmediği için endokrin bozucular içeren birçok sebze-meyve, hormonla büyütülen hayvanların etleri ve yumurtaları, erken ergenliğe neden olabildiğini belirten Gazi Üniversitesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı ve Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, “Genetik ve çevresel faktörler dışında özellikle erkek çocuklarda çok daha önemli patolojiler erken ergenlik nedeni olabilir” dedi.
Erken ergenliğin “endokrin bozucular” olarak isimlendirilen ve hormonal dengeleri bozarak insan sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Bu durumun dışarıdan alınan maddelerle ilişkili olabileceğini gösteren yayınların giderek arttığını belirten Gazi Üniversitesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı ve Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, “Örneğin doğal yollarla üretilmediği için endokrin bozucular içeren domates, çilek, fındık, salatalık, elma, portakal ve benzeri birçok sebze-meyve, hormonla büyütülen hayvanların etleri ve yumurtaları, endüstride kullanılan kimyasallarla temas etmek erken ergenliğe neden olabilecek bazı nedenler arasında sıralanabilir. . Endokrin çevre bozucular çocuklarımızı ve gelecek nesilleri etkilemektedir. Bu konuda ciddi önlemler almak durumundayız” dedi.
“Kemiklerdeki Büyüme Plaklarının Olgunlaşması Hızlanır”
Erken ergenliğin çocukta yaşıtlarından farklı bir vücut yapısı oluşturduğunu ve bunun da psikolojik olarak sorun yarattığını dile getiren Cinaz şu bilgileri verdi: “Erken ergenlik ile birlikte çocuğun boyu yaşıtlarından daha ileri olur büyümesi artar. Ancak ergenlik hormonlarının kemiklerdeki büyüme plaklarının olgunlaşmasını hızlandırması sonucu büyüme hatları erken kapanacağından bu çocukların erişkin boyları genetik potansiyellerinden kısa kalır. Bu iki olumsuz sonuç erken ergenliğin zamanında tanınmasını ve tedavi edilmesini gerektirir. Bazen de genetik ve çevresel faktörler dışında özellikle erkek çocuklarda çok daha önemli patolojiler erken ergenlik nedeni olabilirler.
“Önceki Yıllara göre Ergenlik Yaşında Belirgin Farklılık Yok”
Yapılan araştırmalarda, 19. ve erken 20. yüzyıldan itibaren ergenlik yaşının daha düşük yaşlara indiği, ancak son otuz yıldır önemli bir değişiklik olmadığı bildiriliyor. Ülkemizde yapılan çalışmalarda da önceki yıllara göre ergenlik yaşında belirgin farklılık olmadığı gösterilmiştir. Ailelerin doktorlara başvuru nedenlerinden biri de ergenliği erteleyerek çocuğun boy kazanımını artırmak istemeleridir. Zamanında başlayan ergenliği durdurmanın boy uzamasına katkısının olmadığı bilimsel çalışmalarla gösterildi. Gerçekten erken başlangıçlı ergenlik ya da hızlı ilerleyen ergenlik varsa tedavi edilmekte ve tedaviye olumlu cevap alınıyor. Sonuç olarak ergenliğin erkene kaydığı konusunda farklı görüşler mevcuttur. Erkene kayma söz konusu olsa da erişkin boy olumsuz etkilenmemiştir.”

Yorum bırakın

“ULUSLARARASI BAŞARILARA İMZA ATACAĞIZ”

Gazi Üniversitesi rektörlüğüne adaylığını açıklayan GÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derviş Yılmaz, hedefinin üniversiteyi uluslararası arenada söz sahibi yapmak olduğunu belirtti.
Dekanlık yaptığı süre içerisinde farklı açılımları gerçekleştiren Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derviş Yılmaz, toplumla iç içe sağlık hizmeti vermeyi hedeflediklerini belirtti. Yılmaz, “Karşıyaka ve Çayyolu’nda poliklinikler açtık. 24 saat diş acili hizmeti veriyoruz. Yabancı uyruklu öğrencilerin lisans ve lisan üstü eğitimi almasını sağladık. Uluslararası eğitim vermek için 105 öğretim üyemiz ile yeni hedefler belirledik. Erbil’de, Bağdat’ta, Slovakya’da ve İngiltere’de Gazi Üniversitesi’nin de o bölgelerle irtibata girmesi o bölgelerde yerleşkesinin olması için ön girişimlerde bulunduklarını ifade etti. Prof. Dr. Yılmaz “Gazi Üniversitesinin dünya çapında söz sahibi olmaması için hiçbir nedenin olmadığını” söyledi.
Türkiye’nin İlk Engelli ve Geriatri Diş Tedavi Merkezi Mayıs Ayında Hizmete Geçecek
Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde, Türkiye’nin ilk engelli ve geriatri diş tedavi merkezi kurulmasına karar verildi. Mayıs ayında tamamlanması planlanan merkezde, zihinsel engellileri anesteziyle tedaviden, işaret dili bilen personel istihdamına kadar engelli ve yaşlıların ihtiyaç duyduğu her türlü hizmet karşılanacak. Prof. Dr. Derviş Yılmaz, “Toplumumuzun yaklaşık 8,5 milyonun engelli olduğunu gördük. Hekimle iletişim kuramayan zihinsel engellilerin sayısı yaklaşık 400 bin. Hangi tip engelli olursa olsun, herhangi bir kişinin desteği olmadan buradan diş sağlığı hizmeti alabilmesini hedefliyoruz.” dedi.
“Hiçbir Öğretim Üyesi Geleceğinden Endişe Duymamalı”
Prof Dr. Derviş Yılmaz; “Üniversitemizin birliğe, bütünlüğe ve huzura ihtiyacı var. Farklı renklerin bir arada olduğu ve birbiriyle iş birliği yaparak başarılara imza atabiliriz. Hiçbir öğretim üyesi geleceğinden endişe duymamalı. Akademik yaşam çok yoğun emek ve özveri gerektirir dolayısıyla belirli şartları yerine getiren akademisyen emeğinin karşılığını hak ettiği şekilde almalıdır” diyerek öğretim elemanlarının özlük haklarına vurgu yaptı.
“Öğretim Üyesi Katkı Payının Kalkması Bir Hata Oldu”
Prof. Dr. Yılmaz; “Sağlık turizminde 30 milyon dolara çıkması beklenen gelirden sağlık çalışanları olarak payımızı alabiliriz. Öğretim üyesi katkı payının kalkmasının bir hata olduğu kanaatindeyim. Tekrar konulduğunda devlet kazanacak, öğretim üyesi hasta bakıp gelirini artıracak ve böylece hasta da mutlu olacak.” Dedi. Ayrıca Yılmaz “Öğretim üyelerimizin üniversitede rahat ve huzurlu olması, daha verimli çalışmalarını sağlayacak hizmeti sunmak için gerekli planlamaları yapıyoruz. Rektörlük seçim sürecini başarıyla tamamladığımız takdirde her gün 16:30-18:30 saatlerini sadece öğretim elemanlarımızın istek, dilek ve problemlerine ayırmak istiyoruz” dedi.
Diş Hekimliğinde Uluslararası İlk’ler
Türkiye’de ilk defa Rusya ile ortaklaşa Ortodonti, Çene Cerrahi ve Ortopedi Sempozyumu 29 Mart-1 Nisan tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek. Boy ve kemik uzatmanın ilk çalışmalarını yapan bilim adamları ile imzalanan işbirliği protokolü çerçevesinde ortak bir merkez açma da planlanıyor.
“Katılımcı Yönetim Anlayışı”
Prof. Dr. Derviş Yılmaz, “Öğretim elemanları ve idarecilere, Üniversite yönetiminden beklentilerini belirlemeye yönelik açık ve kapalı uçlu sorulardan oluşan bir anket gerçekleştirdik ve bu anketin sonuçları rektör seçildiğimiz takdirde yol haritamızı oluşturacak” dedi. Prof. Dr. Yılmaz, iletişime çok önem vereceğini “İletişim, öğretim elemanları ile her alanda sağlanacak, sorunlar iletişimle çözülecek” sözleriyle vurguladı.

Yorum bırakın

PROF. DR. CİNAZ, GAZİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖR ADAYI

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, Gazi Üniversitesi rektörlüğüne aday olduğunu açıkladı. Adaylığını, projelerini de sunduğu toplantı ile duyuran Prof. Dr. Peyami Cinaz, neden rektör adayı olduğunu, rektör seçildiği taktirde neler planladığını anlattı.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlık görevinden bir süre önce ayrılan Prof. Dr. Peyami Cinaz, rektörlük için aday olduğunu açıkladı. Atlı Spor Klubü’nde yapılan basın toplantısında konuya ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Cinaz, Haziran ayında yapılacak Rektörlük seçimleri için adaylığını açıklayarak, projeleri hakkında bilgi verdi.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı olarak da görev yapan Prof. Dr. Cinaz, Türkiye’nin yüzünü geleceğe dönmüş, köklü değişikliklerin yapıldığı bir ülke olduğunu, bu süreçte üniversitelerin de üzerine düşeni yapması, eğitim ve bilim platformunda öncü rol oynaması gerektiğini söyledi.
”Devletten İsteyen Değil, Kendi Kendine Yetebilen” Yapılar Haline Gelinmeli
Prof. Dr. Cinaz, bunun yanında iktisadi yönden de her şeyin ”devletten isteyen değil, kendi kendine yetebilen” yapılar haline gelinmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi: “Temel hedefimiz, ‘eğitim ve bilimde lider, kaynaklarını verimli ve doğru kullanabilen, yeni kaynaklar yaratan, öğretim elemanlarının huzur ve güven içerisinde görevlerini sürdürdükleri ettikleri bir üniversital yapı inşa etmektir. Gazi Üniversitesi’ni kendi tarihine yakışır bir ‘kurumsal marka’ haline getirmek istiyoruz. Gazi çatısı altında üstlendiğim Dekanlık, Başhekimlik, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü gibi idari görevlerimin yanında, Üniversite Hastaneler Birliği Derneği yönetim kurulu üyeliği, Çocuk Endokrinoloji Derneği başkanlığı, tarafımca yürütülen Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak çalışmalar gibi pek çok alanda kazandığım bilgi, tecrübe ve birikimlerimin projelerimizin hayata geçirilmesinde katkı sağlayacağı inancındayım.

“Hastanemiz Gelirleri, Başhekimliğim Döneminde 1.5 Katına Ulaştı”

İSO belgesini almada, eğitimde akreditasyonda, ‘performans’ sisteminde öncü roller oynadık. Hastanemizde 24 saat kesintisiz tetkik imkanları sağlamakla sadece eğitim ve bilim üretmek değil, halka hizmeti de ön planda düşündük. Hastanemiz gelirleri, başhekimliğim döneminde 1.5 katına ulaştı. Gazi Üniversitesi, kendi alanında ciddi bir bilgi birikimi olan öğretim elemanı kadrosuna sahip bir bilim yuvasıdır. Bu birikim doğru değerlendirildiğinde hem kendi elemanlarına, hem de tüm ülkeye artı değer katabilecek potansiyeldedir. Standartlara ve kaliteye önem veren atılımcı zihniyetimizle bu potansiyel fiiliyata dönüştürülecektir.”
”Öğretim Elemanlarının Atama Ve Yükseltmelerinde Liyakat, Adalet Esas Alınacak”
Üniversiteye bağlı birimlerin tümünün eğitim alanında uluslararası standartlara uygun akredite olmasının sağlanacağını belirten Prof. Dr. Cinaz, yürüteceği diğer projeler hakkında şunları kaydetti: ”Öğretim elemanlarımızın atama ve yükseltmelerinde liyakat, adalet ve standartlar esas alınacaktır. Kuracağımız ‘Bilimsel Rehberlik ve Destek Birimi’ ile, öğretim elemanlarımızın bu yöndeki çabaları kurumsal olarak desteklenecek, kendilerine yol gösterici olunacak.
Paylaşımcı ve Katılımcı’ Yönetim Anlayışı
‘İletişim Portalı’ sayesinde üniversitemizin tüm insan kaynakları sorun, görüş ve önerilerini elektronik posta ile direk iletebilecek, ‘Paylaşımcı ve Katılımcı’ yönetim anlayışı gerçek anlamda inşa edilecek. ‘Yaşam Koçluğu Danışmanlık ve Hizmet Birimi’ ile üniversitemiz mensupları sosyal yaşamlarında karşılaşacakları her türlü sorunda, yine üniversitemiz öğretim elemanlarının ve diğer profesyonel birimlerin bilgi ve deneyimlerinden faydalanma şansını elde edecekler.

‘Öğrenci Dekanlığı’ Kurulacak

‘Öğrenci Dekanlığı’ müessesesi kurularak öğrencilerimizin üniversite yaşamına uyum, psikolojik danışma ve rehberlik, kültürel, sosyal ve kişisel gelişim, akademik kariyer, mezuniyet sonrası iş imkanları gibi çeşitli başlıklardaki faaliyetlerinin koordinasyonu sağlanacak. ‘Üniversite-Sanayi işbirliği’ alanının genişletilmesinde eğitimde saha uygulamaları, teknopark, bilimsel araştırma projeleri gibi enstrümanlar daha etkin biçimde kullanılacak.
‘Sertifika Eğitim Programlarının Geliştirilmesi’
Uzaktan Eğitim sürecinin zenginleştirilmesi ve gerekli altyapının inşası da projeler arasında. ‘Sertifika Eğitim Programlarının Geliştirilmesi’ projemiz ile ülkemizin sertifikalı çalışanlar ihtiyacının karşılanmasında üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz. Bu konuların belirlenmesinde görevli bir ekip kurulacak, bu ekip gelecek yıllarda ülkemizin hangi mesleki alanlarda ihtiyacı olacağını belirleyecek ve bu alanlarda eğitimin başlatılması için gerekli girişimlerde bulunulacaktır.
Üniversitemizin fiziki alanları, ilgili kanun ve Birleşmiş Milletlerce kabul edilen ve Türkiye’de de yürürlüğe giren sözleşme gereğince ‘Engelsiz Üniversite’ olabilecek şekilde ivedilikle düzenlenecek. ‘Çocuk Üniversitesi’ projemiz kapsamında, öğretim elemanlarımızın bilgi birikimleri tüm ülke çocuklarının yararına kullanılacak biçimde yaygınlaştırılacak. ‘Bilgi-İşlem Merkezlerinin Rehabilitasyonu’ ile birimlerimiz arası entegrasyon ve doküman yönetim sistemi oluşturulması sağlanacak.”


2 Yorum

“AYNALI ODA” GAZİ TIP’TA

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ”çocuk istismarı” konusunda hazırlanan Stratejik Plan’ı tamamlamak üzere olduklarını belirterek, “Aynalı oda sistemi ile kayıtla ve bir defa bütün karar verici mekanizmadaki herkesin onu dinlediği, kaydettiği ve onu kullandığı bir sistemi pilot çalışma olarak başlattık” dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Anabilim Dalı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Koruma Merkezi tarafından düzenlenen ”Çocuk İhmal ve İstismarında Neredeyiz, Ne yapabiliriz?” başlıklı panel, üniversitenin Konferans Salonu’nda düzenlendi. Fatma Şahin’in de katıldığı panelin açılışını, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Yıldırım Ramazanoğlu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz ile Gazi Üniversitesi Çocuk Koruma Merkezi Müdürü ve Çocuk Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Beyazova yaptı.
“Çocukları İstismar Edenler Genellikle Erişkin”
Beyazova, açılışta yaptığı konuşmada, panelde istismar ve ihmal konusunda çözüm yollarının arandığını, sorunların ele alındığını söyledi. Çocuk istismarı denildiğinde çocuğun dövülmesi, yaralanması, cinsel olarak istismar edilmesi, dışlanması, gözden uzak tutulması ve haklarının verilmemesinin anlaşıldığını ifade eden Beyazova, çocukları istismar edenlerin genellikle erişkinler olduğunu vurguladı. Beyazova, “Çocukları, onun en yakınında olan anne ve babası, abisi, akrabası, komşusu, çevresindeki meslek adamları, polis, hukukçu ve bunların dışında toplum da istismar edebiliyor. Çocukların lehine olan yasaların uygulanmasında geç kalınabiliyor. Ortaya çıkmış güzel yasaların yanlış yorumlanması yoluyla da çocukları haklarından edebiliyoruz” dedi.
“Aynalı Odada Bizim Oluşturduğumuz Merkezi Örnek Alındı”
Prof. Dr. Peyami Cinaz, çocuk suiistimallerinin yeni bir konu olmadığını belirterek, yıllardan bu yana çocuk istismarının görüldüğünü, ancak akademik düzeyde yeterli ilgi gösterilmediğini ifade etti. Basında “aynalı oda” olarak yer alan uygulamanın da Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesindeki Çocuk Koruma Merkezinden örnek alındığını ve pilot olarak uygulanmaya başlandığı dile getiren Cinaz, şunları söyledi: “Bizim oluşturduğumuz merkezi örnek alarak, bu modeli oluşturdular. Biz, yıllar önce başladık. Bu merkezde, istismara uğrayan çocuğa muayene yapılıyor. Daha sonra aile dinleniyor ve istismarı yapan kişinin belirlenmesine çalışılıyor. Bu belirlendikten sonra da bu savcılığa rapor halinde bildiriliyor” diye konuştu.
“Uluslararası Birçok Anlaşma Kadına Yönelik Şiddet ve Çocuk İstismarında İmzalandı”
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, kadına yönelik şiddetin ve çocuk istismarı konularının beraber ele alınması gerektiğine dikkat çekerek, “Bu kadar büyük gayrete rağmen eskisinden çok daha çözüm odaklı gitmemize rağmen hala neden bu olayları çözemiyoruz, nedir bu eksiğimiz diye bakacak olursak aslında kadına yönelik şiddette de, çocuk istismarında da özellikle son 10-15 yıllık süreçte uluslararası birçok anlaşmayı iki alanda da imzalamışız. Kendi iç hukukumuzda yapmamız gereken birçok yasal düzenlemeyi başarmışız” dedi.
Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı konularında hukuki olarak Türkiye’nin çok önemli hukuksal gelişme kaydettiğini belirten Şahin şunları kaydetti: “Birleşmiş Milletler’in insan hakları, çocuk hakları, kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlendiği sözleşmesini ilk imzalayan ülkelerden biriyiz. Son on yılda da özellikle Türk Ceza Kanunu 35 yıl sonra değiştirildi. Çocuk istismarıyla ilgili kısımlar şuanda Avrupa Birliği’ndeki ülkelerdeki bakış açısıyla yeniden yapılandırıldı. Aynı şekilde kadınlarla ilgili kısımda da, kadının iş hayatını düzenleyecek İş Kanunu’nda eşit işe eşit ücret düzenlemesi yapıldı. TCK’daki en büyük kazanım kadının ve çocuğun insan haklarının üzerinde cezai uygulamaların arttırıldığı bir yapıya dönüştürüldü. Daha önceki töre ve namus cinayetlerindekilerin hepsi kaldırıldı. Ve nitelikli adam öldürme suçundan cezalar verilmeye başlandı. Aile mahkemeleri, çocuk mahkemeleri kuruldu beraberinde. Kadına yönelik şiddetle ilgili 4320 dediğimiz ve 98 yılında aslında yasalaşan Aile Mahkemesi’yle uygulamaya giren süreç yani şiddet uygulayan erkeğin uzaklaştırılması 2003`ten beri çalışıyor. Çocuklarla haklarıyla ilgili kısım da en son Çocuk Koruma Kanunu’yla yapılan düzenlemelerde hukuki birçok konuyu oluşturduğumuzu görüyoruz.”
“Bir Stratejik Planlama Yapalım Dedik”
Çocuk istismarıyla ilgili olarak Bakan Şahin, “Bir stratejik planlama yapalım dedik. Nelere ihtiyacımız var, kiminle işbirliği yapmamız gerekiyor. Bir yıl önce çocuk kurultayında çıkan bir stratejik plan var. Milli Eğitim Bakanlığı ile ne yapmak lazım, Sağlık Bakanlığı ile ne yapmak lazım, Adalet Bakanlığı ile ne yapmak lazım, üniversiteler ve yerel yönetimlerle ne yapmak gerekiyor. Stratejik planın çalışmalarını tamamlamak üzereyiz. Genel müdürlerimiz bir araya geldiler, bu işin stratejik planlamasını yaptılar. Ama kadındaki çerçeve gibi çocuktaki genel çerçeveyi, bütün mevzuatı birleştirerek tek çatı altında birleştirecek mekanizmayı düzenlememiz lazım” diye konuştu.
Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde faaliyet gösteren çocuk izleme merkezlerini anlatan Şahin, “Orada cinsel istismara uğrayan çocuklarımızın, aynalı odada, yaşadığı olayı insani olmayacak şekilde her kuruma defalarca anlatmasının o çocuğun o kadının nasıl psikolojisini bozacağını hepimizin empati yaparak anlaması gerekiyor. Aynalı oda sistemi ile kayıtla ve bir defa bütün karar verici mekanizmadaki herkesin onu
dinlediği, kaydettiği ve onu kullandığı bir sistemi pilot çalışma olarak başlattık” açıklamalarında bulundu.
“Uygulama Sağlık Bakanlığı’yla Beraber Bütün Türkiye’ye Yaygınlaşacak”
Şahin, sistemin Sağlık Bakanlığı’yla beraber bütün Türkiye`ye yaygınlaşmasını ve hukuki alt yapısını önemsediklerini anlatarak, “Çocuk istismarı ile ilgili yasal alt yapıyı yaparken de çocuk izleme merkezlerinin hukuki alt yapısını güçlendirmemiz gerekiyor” dedi.

Yorum bırakın

GAZİ TIP’TA ÖĞRENCİ KONGRESİ



Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. Ulusal Öğrenci Kongresi’nde konuşan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, “Kongremiz ödüllü araştırma sunumları ve düşüncelerini özgürce dile getirebilecekleri nesnel yapılandırılmış tartışmalar gibi öğrencilerimizin yararlanabilecekleri birçok aktiviteyi de içeriyor” dedi.
21-23 Ekim tarihleri arasında Ankara’da yapılan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. Ulusal Öğrenci Kongresinde çalıştaylar gerçekleştirilerek, araştırma sunumları yapıldı. Toplantıda, kök hücre araştırmaları, robotik cerrahi, nöropsikiyatri, girişimsel radyoloji gibi güncel konuları ele alındı. Ayrıca; Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan cerrahi girişim ve operasyonların yer aldığı çeşitli çalıştaylar gerçekleştirildi.
Cerrahi Operasyonlar Full-HD Kalitesinde Canlı Yayında
Açılışta konuşan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, kongrenin ikincisini düzenlemekten büyük mutluluk ve gurur duyduğunu belirtti. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesince düzenlenen öğrenci kongresinin birçok ”ilklere” imza atacağını ifade eden Cinaz, “Yenileyerek şu an ülkemizin en modern toplantı salonu haline getirdiğimiz Tıp Fakültemiz Konferans Salonu’nda, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılacak cerrahi operasyonların full-HD kalitesinde canlı yayınlar şeklinde sunulduğu çeşitli çalıştaylar gerçekleştirilecek” ifadesini kullandı.
Ödüllü Araştırma Sunumları
Cinaz, “Key-pad sistemiyle katılımcıların olgu ve bilimsel deneyimlerle ilgili çalışmalara aktif katılımları sağlanacak. Anlık değerlendirmeler yapılarak, katılımcı öğrencilerimize sunulacak. Kongremiz ödüllü araştırma sunumları ve düşüncelerini özgürce dile getirebilecekleri nesnel yapılandırılmış tartışmalar gibi öğrencilerimizin yararlanabilecekleri birçok aktiviteyi de içeriyor. Bunların yanı sıra öğrencilerimizin aktif katılımlarıyla en güncel konular arasındaki kök hücre araştırmaları, nöropsikiyatri, girişimsel radyoloji ve ‘cerrahi robot’ ile ilgili çalışmaları içeren oturumlarla öğrencilerimize yeni ufuklar açılacak” dedi.
Yurt dışı ve yurt içinden toplam 34 üniversiteden 350′yi aşkın tıp öğrencisinin katılacağı kongre 3 gün sürdü.

Yorum bırakın

GAZİ TIP’TA 27. MEZUNİYET

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, 27. dönem mezunları, Anadolu Gösteri Merkezi’nde yapılan törende Hipokrat yeminini ettikten sonra diplomalarını aldı.



Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi 2010–2011 yılı mezuniyet töreni Anadolu Gösteri Merkezi’nde yapıldı. Törende 27. dönemin 197 öğrencisi, mezuniyet sevinci yaşadı. Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, genç doktorların başarılarında emeği bulunan ailelerine teşekkür etti. Ayhan mezunlardan her türlü ayrımcılığa karşı birlik içinde olmalarını istedi.

“5 Bin Doktor Gazi Tıp Mezunu”

Tıp Fakültesi Dekanı Peyami Cinaz ise 1920’lerde Türkiye’de 260 doktorun görev yaptığını hatırlatarak, “Bugün yüz binlerce doktor ülkemizde ve birçok farklı ülkede sağlık hizmeti veriyor. Bunlardan 5 bin kadarı da Gazi Tıp’tan mezun oldu. Şu anda 2 bine yakın öğrencimiz fakültemizde eğitimlerini sürdürüyor” diye konuştu.




“Hasta Hakları Tavan, Hekim Hakları ise Taban Yaptı”

Öğrencilere son derslerini veren Prof. Dr. Rana Olguntürk, yeterli alt yapı sağlanamadığı gerekçesiyle tıp fakültelerinin sayısının artmasını eleştirdi. Prof. Dr. Olguntürk, “Hasta hakları tavan, hekim hakları ise taban yaptı” dedi. Konuşmasının ardından, öğrencilere Hipokrat yeminini ettirdi.

“Doktorluk Koku Alma Duygusunun Kaybolmasıdır”

Dönem birincisi Mehmethan Doğan’ın konuşması ise konukları hem güldürdü hem de duygusal anlar yaşattı. Doğan’ın doktorluk mesleğini tanımlarken sarf ettiği, “Doktorluk koku alma duygusunun kaybolmasıdır.” En dikkat çekici sözlerdendi. Doğan, konuşmasının ardından mezuniyet kütüğüne plaket çaktı.

Yorum bırakın

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.