Mayıs 2010 için arşiv

SURİYE İLE KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYON İŞ BİRLİĞİ

Suriye’den gelen hekim heyeti Bayındır Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Bölümü ile bir işbirliği anlaşması yaptı. Anlaşmaya göre hem hastalar hem de hekimler ülkemize gelecek.

Bayındır Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Bölümüne Suriye’den hekim heyeti geldi. Toplantıya Teshrin Hastanesi Hematoloji ve Onkoloji Bölüm Başkanı Dr. Hala Hadish, Kemik İliği Nakli Ünitesi’nden Dr. Ziad Almasri, Doktor Khaled Ataya ve Hematoloji uzmanı Dr. Muhammed Barr Ali katıldı. Bayındır Hastanesi ile işbirliği anlaşması yapan heyet hem Suriye’den hasta nakliini sağlayacak hem de eğitim alma imkanı bulacak.

“Suriye’de Allojenik Nakli Yapılmasında Güçlük var”
Öncelikle Suriye’den hastaların gelmesi sağlanarak nakil işlemleri yapılacağını ardından beraber çalışma şartlarının oluşturularak Suriyede birlikte yapmak istediklerini söyleyen Bayındır Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, “Suriye’de allojenik kemik iliği nakli yapılmıyor. Suriye’de Otolog kemik iliği nakli, toplam 20 tane yapılmış. Bayındır hastanesinin seçilme nedeni, Suriyeli hekimler ülkemize gelerek çalışmaları yakından takip ettiler ve çok beğenmelerinden kaynaklanıyor” dedi.

“İtalya’dan İstediklerini Bulamadılar Türkiye’ye Geldiler”
Kısa zamanda nakli yapabilecek hastaların ülkemize geleceğini belirten Prof. Dr. Dinçer, Suriye’deki hastane şartlarının bu naklii yapmaya uygun olmadığını söyledi. Daha önce Suriyeli hastalarını, İtalya’ya gönderdiklerini ama istediklerini bulamadıkları için ülkemizi seçtiklerini dile getiren Prof. Dr. Dinçer, gelen hekimlerin allojenik operasyonların nasıl yönetildiğini de görme imkanı bulacaklarını ifade etti.

“Suriye’de Teknolojik Olarak Medikal Sarf Malzemeleri Üretimi Yeterince Yapılamıyor”
Suriye’de özellikle tıp alanında bazı bilimsel anlamında problemler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dinçer şunları söyledi: “bazı avrupa ülkelerinden destek alıyorlar. Fakat şu dönemde yüzlerini Türkiye’ye dönmüş durumdalar. Sağlık alanında atacakları tüm adımları Türkiye ile eş zamanlı götürmeye çalışıyorlar. İletişim ve yapılanmada batı ülkelerine göre son zamanlarda ülkemiz ile daha iyi işbirliği yapılabileceğini gördükleri için çok memnunlar. Teknolojik olarak medikal üretimleri yeterince yok . Hibe ve devletin satın aldığı kredilendirme yapısıyla tıbbi cihazlarını sağlamaya çalışıyorlar. Devlet hastanelerinde donamım ve sarf malzemeleri istendiği kadar olmadığını analşılıyor. Ancak Sağlık anlamında gelişmeleri beraberce çok hızlı yapabileceğimize inanıyorum.”

“Beklediğimizden Çok Daha İyi Çıktı”
Suriye’deki sağlık reformu yapıldığını ve özellikle model olarak Türkiye’yi örnek aldıklarını dile getiren Dr. Hadish, sağlık mevzuatını ve işleyişini Türkiye’nin sağlık işleyişini yakından izlediklerini kaydetti. Özel sağlık sigorta sisteminin yakın zamanda gündeme geldiğini söyleyen Dr. Hadish, “Toplam 14 firma devlet ve 13 özel firma yoğun çalışmalar yapıyor. Sağlık hizmeti Suriye’nin kökeninden de gelen bir yapı nedeniyle ücretsiz. Devlet birçok branşı karşılıyor. Ancak sağlık kalitelerinde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Hiçbir hastanede CSI sertifikası yok. Yeni yeni alınmaya başlanıyor. Özellikle Ürdün ve birleşik Arap Emirlikleri’nde hastaneler açılıyor. Türkiyeye ilk defa geldiklerini ve Bayındır Hastanelerini beklediğimizden çok daha iyi çıktı” dedi.

Reklamlar

Yorum bırakın

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Toronto Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Kliniği Direktörü Prof. Dr. Atilla Turgay tarafından “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Bedeli ve Tedavide Yenilikler” isimli kitabında, kendisinin yürüttüğü “Tedavi Edilmeyen DEHB’nin Bedeli” çalışmasının bulgularını, DEHB hakkındaki tüm diğer çalışmaların verileri ile birlikte değerlendirdi.

Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Toronto Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Kliniği Direktörü Prof. Dr. Atilla Turgay tarafından kaleme alınan “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Bedeli ve Tedavide Yenilikler” adlı kitap Türkiye’de yayınladın. Kitapta tedavi edilmeyen DEHB’nin hastaya, aileye, okula, işe ve topluma etkileri özetleniyor ve olumsuz etkilerin azaltılabilmesi için yapılabilecekler kanıta dayalı olarak gözden geçiriliyor.

“DEHB Olan Kişilerin Yüzde 80’inde Eş Bozukluklar da Hastalıkla Birlikte Seyrediyor”
Prof. Dr. Turgay’ın kaleme aldığı kitaptan alıntılar şöyle: “Sık karşılaşılan ve bireyin olduğu kadar aile ve çevresinin de yaşam kalitesinde belirgin bozulmaya yol açan önemli bir klinik durum olan DEHB, yalnızca çocukları etkileyen bir durum değil. Hastalık tedavi edilmediğinde “büyüyünce” kendiliğinden geçmiyor. Çocukluğunda DEHB olan hastaların yüzde 60’ında erişkinlik çağında da devam ediyor. DEHB olan kişilerin yüzde 80’inde eş bozukluklar da hastalıkla birlikte seyrediyor. DEHB’de, çocuk ve gençlerde öğrenme ve davranış bozuklukları, erişkinlerde ise kaygı ve duygu durum bozuklukları, ilaç ve alkol bağımlılıkları bir arada görülüyor.”

“DEHB Tüm Tıp Alanları İçerisinde, Tüm Yönleri ile En İyi Araştırılmış Hastalıklardan Biri”
Kitapta araştırmaların, DEHB’in yapısal, elektrofizyolojik, metabolik ve nörotransmitter düzeyde bozukluklar içerdiğini ve genetik geçişli olduğunu belirlemiş durumda olduğu yazılarak şunların üzerinde duruluyor: “DEHB sadece psikiyatride değil tüm tıp alanları içerisinde, tüm yönleri ile en iyi araştırılmış hastalıklardan biri. Son 40 yılda epidemiyolojisi, etiyolojisi, biyolojik ve kalıtsal temelleri, tedavisi ve klinik gidişi açısından en iyi bilinen hastalık. Bu nedenle de tedavisinde en çok başarıya ulaşılan hastalıklardan olma özelliği taşıyor. Doğru tanı konulup tedavi edildiğinde olumlu yanıt alınması, kişiye iş ve sosyal hayattaki başarısını ve daha da önemlisi kendinden memnuniyetini yeniden kazandırması yüz güldürücü. Etkin ve güvenli bulunan DEHB ilaçları ile tedavi, eşzamanlı bozukluklar olan karşıt olma davranışı veya saldırgan davranış biçimlerinin düzelmesinde de etkili oluyor.”


“Hasta ve Aile Eğitimi ile Okul ve Aile İşbirliğinin İlaç Tedavisi Kadar Önemli”
Türkiye dâhil birçok ülkede DEHB hastalığının tedavisi için kılavuzların yayınlanmış olduğunu kitabında belirten Prof. Dr. Atilla Turgay, ulusal ve uluslararası kılavuzların tümünde yeni geliştirilen uzun etkili ilaçlar sayesinde daha az ilaç alımı sağlanabildiğinin, bunun da hastanın tedaviye uyumunu artırdığının ve tedavi başarısına katkıda bulunduğunun belirtildiğinin altı çiziliyor. Prof. Dr. Turgay kitabında şunları söylüyor:“Bilimsel gelişmeyi uygulamaya yansıtan kılavuzların hepsinde, bozukluğun tedavisinde hasta ve aile eğitimi ile okul ve aile işbirliğinin ilaç tedavisi kadar önemli olduğu vurgulanıyor. Gerçekten de yeni geliştirilen ilaçların yan etki azlığı ve uzun süreli etkili ilaçların tedavi uyumuna katkıları bizlere DEHB tedavisinde büyük fırsatlar sağladı. Yine de DEHB ile birlikte sıklıkla görülen eş bozuklukların, hekim tarafından uygulanacak görüşme teknikleri ve soru listelerinin kullanımı ile iyice araştırılması, tedavi başarısı açısından önem taşıyor.”

Prof. Dr. Atilla Turgay Kimdir?
Hacettepe Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, 28 yıl önce Kanada’ya yerleşen Prof. Dr. Atilla Turgay, Toronto Üniversitesi Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kliniği Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Başkanlığı, hastane Psikiyatri Bölümü Araştırma Yöneticiliği yaptı. Prof. Dr. Turgay, Çocuk ve Gençler Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanlığının yanı sıra Kanada Dikkat Eksikliği Eğitim ve Araştırma Örgütü Kurucu Üyesi ve Eğitim Yöneticisi görevlerini de yürüttü. Prof. Dr. Atilla Turgay’ın keşfettiği, “Otizm ve Otistik bozuklukların tedavisinde risperidone ilacının kullanımı”, dünyanın en saygın bilim dergilerinde yayımlanarak, hekimlerin en sık başvurduğu kaynak olarak gösterildi.

Prof. Dr. Turgay’ın çalışmaları prestijli tıp dergilerince, özellikle, “saldırgan davranış, intihar, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, otistik bozukluğun tedavisi, davranış bozukluğu, çocuk ve gençlerde depresyon ve mutsuzluk” gibi konularda kaynak gösterildi. . Prof. Dr. Turgay, ayrıca Türkiye’de çocuk ve gençlerde çok sık görülen ‘Histeri’ konusunda da uzmanıydı. Tıp Dünyası Psikiyatri alanının önemli bir ismi olan Prof. Dr. Turgay’ı kısa bir süre önce kaybetti.

Kitapları
Prof. Atilla Turgay, tarafından geliştirilen Turgay Ölçeği psikiyatride; ‘Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’, ‘Başkaldırma Bozukluğu ve Ciddi Davranış Bozuklukları’, ‘Depresyonda ve Anksiyete Bozuklukları’ tanımlamalarında kullanılıyor.
Prof. Dr. Atilla Turgay’ın, Prof. Dr. Bengi Semerci’yle “Bebeklikten Erişkinliğe Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu”, Dr. Sunar Birsöz’le “Psikiyatride İlaçla Tedavi”, Dr. Eyüp Ercan’la “Mutsuz Çocuk: Çocukluk ve Ergenlik Döneminde Depresyon” adlı kitapları bulunuyor. Prof. Dr. Turgay ayrıca, “Canadian ADHD Treatment Guidelines” (Kanada Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiveite Bozukluğu Tedavi Kılavuzu) ve DEHB tedavisinde tüm hekimlere yol gösteren kitabı da tıbbın hizmetine sundu.

Yorum bırakın

ANKARA NUMUNE İLKLERE İMZA ATMAYA BAŞLADI

Göreve geldiği 10 aylık süre içerisinde hastanenin işleyişinde çok büyük gelişmeler kaydeden Ankara Numune Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Nurullah Zengin, hasta bakımından, acil servis yapılanması ve mali yapının düzeltilmesine kadar birçok konu hakkında Sağlık Dergisi’ne bilgi verdi.

Acil sağlık hizmetleri sunumunda Acil Tıp yapılanmasına geçildiği belirten Ankara Numune Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Nurullah Zengin, Acil Tıp biliminin dünyada ve ülkemizde nispeten yeni bir uzmanlık dalı olduğunu ve acil sağlık hizmetlerinde bu anlayışa geçilmesi ile çalışma sisteminin önemli ölçüde değiştiğini dile getirdi. Günde 500 acil vakaya müdahale edildiğini kaydeden Doç. Dr. Zengin, Acil Servis çalışma sistemini gerçek acil hastalara etkili ve hızlı müdahale edebilme üzerine kurduklarını ifade etti.

“Acil Serviste Aynı Anda 50 Hastanın Muayenesi Yapılabilecek”
Bazı tetkiklerin sonuçlarının daha çabuk alınması için Acil Servise yönlendirilebildiğini ifade eden Doç. Dr. Zengin, “Normal polikliniklerde tetkiklerin hızlı yapılması için yenilikler yaptık, radyolojik tetkiklerde de benzer durum söz konusuydu. Yeni düzenlemeler yaparak bu alışkanlıkları ortadan kaldırdık” dedi. Acil Tıp Kliniği’nin daha verimli olabilmesi için hem eğitim kadrosu tamamlanması hem de kapsamlı acil servis tadilatı için çalışmalara devam ettiklerini ifade eden Doç. Dr. Zengin “Çalışmalar tamamlandığında acil servis alanında iddialı işlere imza atacağız. Giriş katını tamamen acil hastalarına ayırmayı planlıyoruz, bütün idari birimleri bir kat alta alacağız. Acil serviste aynı anda 50 hastanın muayenesi yapılacak bir birim haline gelecek” diye konuştu.

“Ankara Numune Tarihindeki En Yüksek Tahsilat Rakamlarına 2010 Yılının İlk 4 Ayında Ulaşıldı”
Hastanenin mali yapısının detaylı bir şekilde masaya yatırıldığını, gelirlerin arttırılması ve giderlerin azaltılması konularında yoğun çalışmalar yaptıklarını kaydeden Doç. Dr. Zengin, “Kurulan komisyonlar sayesinde hastanede tasarrufa gidildi. Satın alma ekibi acil durumlar dışında açık ihale usulü alımlar yaparak daha hassas davrandı. Ankara Numune Hastanesi tarihinde en yüksek tahsilat rakamlarına 2010 yılının ilk 4 ayında ulaşıldı. Mali tabloda oluşan olumlu gelişmeler sonucunda satın alma ödemeleri 3 ayın altına çekildi. Bu durum satın alma maliyetlerine yansıdı” dedi.

El Cerrahisi, Yanık ve Kronik Yara Bakım Hizmetleri
Ülkemizde El Cerrahisi’nin uzmanlık alanı olarak yakın tarihte kabul edildiğini, ilk hizmet birimlerinden birinin hastanelerinde açıldığını belirten Doç. Dr. Zengin, “El Cerrahisi alanında hedefimiz, el cerrahisi ve rehabilitasyonunu birlikte ele alarak bu alanda komple hizmet verebilen bir merkez olmaktır” dedi.

Doç. Dr. Zengin, kronik yara bakımının ülkemizde ihtiyaç duyulan bir hizmet alanı olduğuna değinerek, Akyurt ilçesi semt polikliniği binasını modern Yara Bakımı Merkezi haline dönüştürecekleri bilgisini verdi. Türkiye’nin en modern hiperbarik oksijen uygulama cihazının hastaneleri bünyesinde bulunduğunu belirten Doç. Dr. Zengin, yeniden yapılanma ile kronik yara bakımında uluslar arası alanda önemli merkezlerden biri olacaklarını kaydetti.
Yanık merkezinin 9 yoğun bakım yatağı ile hizmet vermeye devam ettiğini söyleyen Doç. Dr. Zengin şunları söyledi: “Yanık merkezimizde yanığın akut döneminde hizmet veriliyor. Belli bir süre tedavi gören hastaların uzun dönem bakımları kronik yara bakım merkezinde devam edecek.”

“Devlet Hastanelerinde İlk Trombolitik Tedavi”
Hastanelerinde atardamar içine pıhtı eritici tedavinin uygulandığını belirten Doç. Dr. Zengin, “Beyin damarının pıhtı ile tıkanması durumunda hastaya erken dönemde ulaşılabildiğinde pıhtı eritici tedavi uygulanabiliyor. Bu tedavi ya toplardamara verilerek yada anjiografi ile atardamarın içerisine girerek beyin damarlarında tıkalı bölgeye verilerek yapılabiliyor. Bakanlık hastanelerinde bu uygulamayı yapan ilk hastaneyiz. Beyin damarı tıkanıklıklarında uygulanan bu yöntem sayesinde tıkanıklık tam olarak ortadan kaldırılabiliyor. Tanısal amaçlı uygulamalar rutin olarak yapılıyor. Tedavi amaçlı ise 10’un üzerinde hastaya uygulama yapıldı” dedi.

Numune Gazetesi Yayında
Ülkemizde ilk hastane gazetesi olan Numune Gazetesi’nin yayınını başlattıklarını, gazetenin, hasta ve hasta yakını odaklı bir yayın olduğunu dile getiren Doç. Dr. Zengin, hastaları doğru bilgilendirmeyi hedeflediklerini vurguladı. Numune Gazetesi’nin 5 bin basıldığını ve 10 köşe yazarının olduğunu kaydeden Doç. Dr. Zengin şu bilgileri verdi: “Gazeteyi hasta psikolojisini dikkate alarak ve empati kurarak hazırlıyoruz. Sağlık alanında doğru ve güncel bilgilendirmede bulunuyoruz, bu anlamda önemli geri bildirimler elde ediyoruz. Okurlarımız hastanenin web sayfasından gazetemize ulaşabilirler, ayrıca hastane yönetimi ile doğrudan irtibata geçebilirler.”

Eğitim Salonları ve Numune Konferansları
Tadilat planları içerisinde eğitim salonlarına öncelik verdiklerini, modern eğitim salonlarına kavuştuklarını dile getiren Doç. Dr. Zengin, “Her türlü teknik donanıma sahip salonlarımız ile eğitim şartlarımızda iyileşme sağladık. Aylık ‘Numune Konferansları’ programını başlattık. Yakın dönemde internetten hastane web sayfasında bilimsel aktivitelerimizi canlı olarak yayınlayacağız” dedi.

Yorum bırakın

24. NOVARTİS BİLİM ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Novartis Firması tarafından bu yıl 24.’sü gerçekleştirilen ‘Novartis Bilim Ödülleri’, Farmakoloji Proje Destek, Farmasötik Teknoloji Proje Destek ve Novartis Bilim Onur Ödülü olmak üzere, üç kategoride sahiplerini buldu.

Novartis firması tarafından bilimsel araştırmaları teşvik etmek ve artırmak amacıyla 1986 yılından bu yana verilen Novartis Bilim Ödülleri, bu yılki sahiplerini buldu. Ödüller, Farmakoloji Proje Destek, Farmasötik Teknoloji Proje Destek ve Novartis Bilim Onur Ödülü olmak üzere üç kategoride dağıtıldı. Ankara Sheraton Otel’de 14 Nisan Novartis Bilim Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen ödül töreni, sanatçı Kenan Işık’ın bilim ve sanat arasındaki benzerlikleri anlatan konuşmasıyla başladı. Törene Sağlık Bakanlığı’nın, ilaç sektörünün ve akademik dünyanın önde gelen isimleri katıldı.


“İlaç Firmalarının Türkiye’de Üretim ve Ar-Ge Yapmaları için Mevzuat Değişikliği Yapılıyor”
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl konuşmasında, son yıllarda TÜBİTAK ve diğer desteklerle özellikle genç girişimcilere Ar-Ge amaçlı teşvik sermayeleri verildiğini hatırlatarak, bilimsel tezlerin üretime geçmesi için yürütülen desteklere ilişkin bilgi verdi. Özellikle ilaç firmalarının Türkiye’de üretim ve Ar-Ge yapmalarını istediklerini kaydeden Prof. Dr. Erdöl, bunun için gerekli mevzuat değişikliğinin yapıldığını ve yakın zamanda bazı şirketlerin bu faaliyetlerine başlayacağını söyledi.


“Büyük Fikirler” Listesinden Prof. Dr. Feryal Özel
Törene, 2003 yılında Albert Einstein, John Nash gibi dünyanın en tanınmış bilim insanları ile birlikte “Büyük fikirler” listesine alınmasıyla tanınan NASA İleri Araştırmalar Enstitüsünde görev yapan Arizona Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Feryal Özel katıldı. Prof. Dr. Özel, 2002 yılında NASA İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde görev yaptı. Dünyanın en büyük fizikçisi Stephen Hawking ile aynı alanda çalışan Prof. Dr. Özel, galaksilerin oluşumu, yıldızların ölümü, kara delikler alanında yaptığı çalışmalarıyla dikkat çekti. Prof. Dr. Özel, inovasyon ve bilim kavramları çerçevesinde yeni çağın getirdikleri konusunda bir sunum yaptı.

“Değişmeyen Tek Şey, Bilimsel Çalışmaların Ve Bilim İnsanlarının Desteklenmesi”
Ödül töreninde konuşma yapan Novartis Türkiye Başkanı Güldem Berkman; “Önümüzdeki dönemde her sektörde olduğu gibi ilaç ve tıp sektörlerinde de dönüşümler olacak. Bizlerden beklentiler ve dolayısıyla iş yapış şekillerimiz değişecek. Değişmeyen tek şey, bu yeni dönemde de bilimsel çalışmaların ve bilim insanlarının desteklenmesini, araştırmaların teşvik edilmesini, sayılarının arttırılmasını, kaynak yaratılmasını çok önemsemek olacak. İşte bu feyzle, araştırma-geliştirmeye odaklanmış programlarımızla 1986’dan bu yana 24 yıldır Novartis Bilim Ödülleri’ni sunuyoruz” şeklinde konuştu.


‘Novartis Bilim Onur Ödülü’ Prof. Dr. Atilla Hıncal’a Verildi
Törende, ‘Farmakoloji Proje Destek’, ‘Farmasötik Teknoloji Proje Destek’ ve ‘Novartis Bilim Onur Ödülü’ olmak üzere üç kategoride ödül dağıtıldı. ‘Novartis Bilim Onur Ödülü’, Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı başkanlarından emekli öğretim üyesi ve Türk Farmasötik Teknoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Atilla Hıncal’a takdim edildi.

FARMAKOLOJİ PROJE DESTEK ÖDÜLLERİ
PROJE NO.1

Endotoksemik Sıçanlarda NO Oluşumundaki Artmaya 20-HETE Düzeylerinde azalmanın Eşlik Ettiği Hipotansiyona COX-2 Ürünlerinin Katkısının Araştırılması
Prof.Dr. Bahar Tunçtan Mersin Üniv. Ecz. Fak.Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü Farmakoloji AbD
Yrd.Doç.Dr. C.Kemal Baharalıoğlu Mersin Üniv. Ecz. Fak.Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü Farmakoloji AbD
Yrd.Doç.Dr. Seyhan Şahan Fırat Mersin Üniv. Ecz. Fak.Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü Farmakoloji AbD
Arş.Gör.Dr. Belma Korkmaz Mersin Üniv. Ecz. Fak.Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü Farmakoloji AbD
Arş.Gör. Tuba Cüez Mersin Üniv. Ecz. Fak.Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü Farmakoloji AbD
Arş.Gör. Ayşe Nihal Sarı Mersin Üniv. Ecz. Fak.Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü Farmakoloji AbD

PROJE NO.2
Hipertansiyonda Oluşan Endotel İşlev Bozukluğu ve Biyobelirteçlerle İlişkisi
Prof.Dr. Emine Demirel Yılmaz Ankara Üniv. Tıp Fak. Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı
Yrd. Doç. Dr. Orhan Mecit Uludağ Gazi Üniv. Ecz. Fak., Farmakoloji Anabilim Dalı

PROJE NO.3
Glutation Tüketimi İle Oluşturulan Oksidatif Stresin Sıçanlarda Kalp Fonksiyonları ve Kontraktil Proteinler Üzerine Etkisi
Prof. Dr. Zeliha Kerry Ege Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı
Yrd. Doç. Dr. Buket Reel Ege Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı
Yrd. Doç. Dr. Gülnur Sevin Ege Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı
Arş. Gör. Dr. Elif Ertuna Ege Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı
Arş. Gör. Dr. Gönen Özşarlak Sözer Ege Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı
Arş. Gör. Dr. Göksel Gökçe Ege Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı


FARMASÖTİK TEKNOLOJİ PROJE DESTEK ÖDÜLLERİ
GRUP NO.1

“SERM (Selektif Östrojen Reseptör Modülatörleri) Grubundan Raloksifen ve Tamoksifenin Lipozomal ve Nanopartiküler İlaç Şekillerinin Geliştirilerek in Vivo-in Vitro Etkinliklerinin İncelenmesi”
Doç. Dr. Zelihagül DEĞİM Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji AbD
Uzm.Ecz.N.Başaran Mutlu Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji AbD
Yrd.Doç.Dr. Dinç EŞSİZ Kafkas Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji AbD
Dr. Levent ALTINTAŞ Kafkas Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji AbD
Uzm. Biolog Şükran YILMAZ Hücre ve Virüs Bankası ŞAP Enstitüsü Müdürlüğü

GRUP NO.2
“Bağırsaklardan İlaç Absorpsiyonu Üzerine Kurkuminin Etkisinin İncelenmesi”
Doç Dr. Selma ŞAHİN Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji AbD
Ecz. Fatma GÜDER Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

GRUP NO.3
“Büyük Molekül Ağırlığında Peptit Yapısındaki İlacın Trans-skleral İyontoforetik Geçişinin İncelenmesi”
Yrd.Doç. Dr. Sevgi GÜNGÖR İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji AbD
Prof. Dr. Yıldız ÖZSOY İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji AbD

GRUP NO.4
“Resveratrolün Topikal Formülasyonlarının Tasarımında Yenilikçi Yaklaşımlar: Katı Lipit Nanopartiküller ve Nanoyapılı Lipit Taşıyıcılar”
Yrd.Doç.Dr. Evren Homan GÖKÇE Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji AbD
Ecz. Emrah KORKMAZ Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji AbD
Doç. Dr. Işıl TEKMEN Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji AbD
Doç. Dr. Ülker SÖNMEZ Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji AbD
Prof.Dr. Özgen ÖZER Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji AbD
Esra Öz/Haber

Yorum bırakın

“ACİL SERVİS HİZMETLERİ ÖZELLLERİ ZARARA UĞRATIYOR”

Özel hastanelerle ilgili düzenlemeler üzerine görüşlerini Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’a anlatan Özel Hastaneler Plarformu Başkanı Dr. Mehmet Altuğ, “Yolda yürüyen bir vatandaşa araç çarpsa ve yolda yürüyen vatandaş suçlu olsa, bunun faturasını kim öder?” dedi.

Özel hastaneler acil hastalardan hiçbir şekilde ücret almıyor. Bu düzenlemeye göre acil diye gelen tüm hastaların özel hastanelerde ücretsiz tedavi gördüklerini belirten Özel Hastaneler Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Altuğ, “Şu anda yolda giderken bir vatandaşa araba çarpsa, vatandaş da suçlu olsa, bunun parasını kimin ödeyeceği belli değil. Araç suçlu olsa, trafik kazası sigortasından alma ihtimaliniz var ama onun da ne zaman olacağı belli değil. Vatandaş suçlu olduğunda, faturayı kimin ödeyeceği belli değil.” Acil durum diye gelen tüm hastalara bakmak zorundayız. Triaj uygulasak bile özel hastanelerde hastalara poliklinik hastası olduklarını açıklamamız sorun oluyor. Acil vakalarda ve trafik kazalarında vatandaş da, biz de sıkıntı yaşıyoruz. Çünkü orada acil dediğiniz hastadan fark ve katılım payı alamıyorsunuz. Bu durumda da vatandaş kendisinin acil olduğunu savunarak bu ücretleri ödemek istemiyor.
Özel hastaneler acil hizmetlerden zarar ediyor. Devletin Acil için ödediği rakamların çok düşük olmasının yanı sıra hastadan da farka alamayınca sorunlar gittikçe büyüyor. Halbuki kamu eğer acillerden hem fark alınmamasını hem de tüm acilleri kabul zorunluluğunu getirdiğine göre bu durumda acil fiyatlarını arttırması gerekir. Ancak tam tersi oluyor ve acilden hem devlet az ücret ödüyor hem de fark alınamıyor.

“Özel Halk Hastaneleri Özel Hizmet Veriyor”
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın “Özel Halk Hastaneleri” söylemi ile ilgili Dr. Altuğ şu yorumu yaptı: “Biz her vatandaşa özel hizmet veriyoruz. Bakanlığın “Biz herkese bütün hastaneleri açacağız” söylemi çok güzel. Ancak bu hizmeti veren özel hastanelerin de hakkının verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hastane yapmak büyük yatırım gerektiriyor. Yatırımcılar çok zorluklar yaşadı ve halen yaşamaya devam ediyor. Sağlık politikaları belirlenmeden önce sektör taraflarıyla istişare yapılmalı ve bu istişarelerde ki öneriler de dikkate alınmalıdır.

“Yatırımcıları Küstürmemek Gerekiyor”
Butik Hastane ile özel halk hastanelerinin birbirine zıt kavramlar olduğunu vurgulayan Dr. Altuğ, özel halk hastanesi kavramının yeni dile getirildiğini, daha önce bu ayrım yapılsaydı bu kadar hastanenin açılmayacağını belirtti. Bütün hastanelerden hizmet alacağının söylendiğini ifade eden Dr. Altuğ, “Olabilir bazen bir işe girersiniz, hakikaten sonunu göremezsiniz. Böyle işler olur mu? Olur. Sonunu göremiyorsanız, ona göre, adım atarsınız. Bakanlık Planlama yapmadan sektörün önünü açtı ve doğal olarak herkes yatırımını yaptı.
Bunların bir kısmı eskiden butik hastanecilik yapan hastanelerdi, bir kısmı da farklı sektörlerden yatırımcılardı. Yatırımcıyı suçlamak doğru değil. Bir hedef gösteriliyor, yatırımcı da yatırımını yapıyor. Kamunun asıl gailesi planlamaktır, yönetmek ve koordine etmektir. Planlamayı en sonda yapıyorsunuz. Ben denetleyecektim deniyor. Bugünkü yatırımcının ya da sektörün rahatsızlığının, kırgınlığının sebebi bunlar. Hükümet halkın sağlığı anlamında gerçekten önemli işler yaptı. Çok önemli bir mesafe kat edildi ama bunlar yapılırken kullanılan argümanları da unutmamak lazım. Alet işler el övünür. Buradaki aleti edevatı da hesaba katmak lazım” dedi.

“Vatandaş dilediği yere gitmeli”
Hastanelerin puanlandırılması ile Hastanelerin yüzde 30’dan yüzde 70’e kadar fark alabileceğinin belirlenmesinin doğru olmadığını vurgulayan Dr. Altuğ, “Biz farkın ruhuna karşıyız. Farkta böyle bir şey olamaz. Vatandaş dilediği yere gider. Biz şunu demiyoruz ki, herkes sorgusuz sualsiz fark alsın. Herkes açıklasın ne kadar fark aldığını. Insanlar o hastanelerin ne kadar fark aldığını bilerek gitsinler. Sürprizlerle karşılaşmasınlar. Fark kısıtlamasını doğru bulmuyoruz. Ücreti farklılaştıran işin sağlık boyutu değil, konfor kısmıdır. Niye insanlar devlet hastanesine gitmek istemiyor? Oradaki doktor ile özel hastanede görev yapan doktor da aynı. 10 yıl öncesinde Türkiye’de kalite, hasta güvenliği ve hasta hakları kavramları yoktu ve bunu özel hastaneler gündeme getirdi” dedi.

“Tam Gün Yasası Şu Dönemde Olması Gerekiyor”
Tam Gün Yasası’nın şu dönemde olması gereken bir uygulama olduğunu belirten Dr. Altuğ, “Normal şartlarda bu uygulama, liberal bir ülkede, liberal ekonomide olmaması gereken bir kanun. Ancak belli kuralların oturması için yapılması gerekiyordu. Kamuda çalışan hekimler aynı zamanda özelde de çalışıyorlardı. Kamu bunu regüle edemedi, düzenleyemedi. Ancak, üniversitede çok iyi bir profesörden, çok iyi bir akademisyenden bence ülkede herkes istifade etmeli. Mesela alanında başarılı bir hekim devletin izniyle Özel Hastanede de tedavi veya ameliyat yapabilmeli ve fatura kesebilmelidir. Tam tersi de olmalı, özel hastanedeki hekimlerden de kamuda istifade edilmeli” şeklinde konuştu.

“Kamu Hastaneleri Birliği’ne Yine Şartlı Onay Veriyoruz”
Kamu Hastaneleri Birlikleri Yasa tasarısının yerel yönetimlere bağlı olmasının daha doğru olduğunu belirten Dr Altuğ şunları söyledi: “Bugün hastaneleri Sağlık Bakanlığı yönetiyor. Devlet hastaneleri, özel hastanelerin rakibi, yani hakem ile mülk sahibi aynı kurum. Kamu Hastaneleri Birliğinin biraz daha özerk bir yapısı olacağı ifade edildi. Bize göre Sağlık Bakanlığı’nın hastane işletmeciliğini bırakması gerekir. Eğer kamu ille de ben bu işin içinde olacağım diyorsa, bu hastanelerin işletmeciliğini yürütecek başka bir kurum ya da başka bir bakanlık oluşturulmalıdır. Bu anlamda Kamu Hastaneleri Birliği’ne yine şartlı onay veriyoruz. Hedef yerel ve özel mantığının yerleşmesi olmalıdır.

“SUT’ta Fiyatlar, Günün Şartlarına Uygun Hale Getirilmeli”
Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişiklikler hakkında Dr. Altuğ şunları söyledi: “Beş yıldır fiyatlarda hiçbir düzeltme yapılmıyor. Fiyatlar düşürülüyor, tedavi paketleri içine alınıyor. Yüzde 10 enflasyonun olduğu bir ülkede, o günden bugüne en az yüzde 60-70 fiyatların üzerine eklenmesi gerekirdi. Sektörün önünü görmesi gerekiyor. Biz her yıl personelimize zam yapmak durumundayız. Tıbbi malzemelere ve hastane bina kirasına zam geliyor. Ancak, SUT fiyatları yerinde duruyor veya aşağı düşüyor. Karlılık düştüğü için işlem sayımızı arttırıp sayın bakanımızın dediği gibi sirkülasyonu arttırıyoruz ve beraberinde maalesef kalitemizi düşürüyoruz. Bir hekim günde 100 hasta bakamaz ki. Sonuçta SUT fiyatlarının mutlaka gözden geçirilmesi gerekir. Fiyatlar, günün şartlarına uygun hale getirilmeli. Bu yapılırsa, biz de vatandaştan fark almayıp, hiçbir şekilde ücret de talep etmeyebiliriz.”

“Sağlık Sektöründe Büyük Yapıları Yönetmek ve Denetlemek Çok Zordur”
Kampus Projesine olumsuz baktıklarını dile getiren Dr. Altuğ, “Sağlık sektöründe büyük yapıları yönetmek ve denetlemek çok zordur. Özel sektörün bu boyutların onda biri boyutlarda dahi hastanesi yok. Sebebi de büyük yapıların verimli olmamasıdır. Kampus projesine sıcak bakmıyoruz, doğru bir fikir olduğunu da düşünmüyoruz” diye konuştu.

Yorum bırakın

HİBRİT GÖRÜNTÜLEME İLE KANSERDE TAM TEŞHİS

Günümüzde artan kanser hastalığının erken teşhisi ve matastaz oranının tespit edilmesi için hibrit görüntülemenin önemini Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlatan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Uğur, bu yeni görüntüleme yöntemler sayesinde kanser tedavi planlaması ve takibinin çok daha başarılı yapılabildiğini belirtti.

Son yıllarda giderek artan kanser hastalığının tedavisi gün geçtikçe gelişiyor. Gelişen teknolojiye paralel olarak erken teşhis imkanları da kanser olgularının belirlenip tedavi edilmesinde yardımcı oluyor. Kanser tedavisinde iki önemli unsur olduğuna dikkat çeken Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Uğur, “Kanser tedavisinde, tümörü erken evrede saptamak ve hastalık ne kadar yayılmış tespit etmek çok önem taşıyor. Bu durumu son teknoloji görüntüleme cihazları ile daha doğru belirleyebiliyoruz. Tümörün metabolik ve anatomik görüntülemesini aynı anda yapan bu cihazlar ile kanser tanısı koymak artık çok daha kolay ” dedi.

“Hibrit Görüntüleme ile Kanserin Yaygınlığı Tam Olarak Saptanabiliyor”
Hibrit cihazlar denilen SPECT-BT ve PET-BT cihazları sayesinde anatomik ve metabolik görüntülemenin beraber tek cihazda yapılabildiğini kaydeden Prof. Dr. Uğur, “Kanser ile ilgili tüm verileri tek bir cihaz ile görüntüleyebiliyoruz. Hibrit cihazlar Nükleer Tıp’taki son yıllardaki en önemli gelişme olup, kanser görüntülemesindeki doğruluk oranınımızı çok arttırdı” dedi. Vücuttaki metabolizma ve anatomi tek görüntüde birleştiğinde belirlenen lezyonun enfeksiyon mu yoksa kanser mi olduğunu yüksek doğrulukla yapabiliyoruz. Kanserli hastanın vücudundaki kırık, enfeksiyon gibi lezyonların ayrıcı tanısını yapmak ve kanser olmadığını göstermek gerekiyor. Eskiden bunu yapmak bazen çok zor olabiliyordu. Şimdi hasta ile ilgili tüm verileri çok kısa sürede hibrit görüntüleme cihazları ile elde ediyoruz. Bu bilgiler ışığında kanser tedavisi gerçekleştiriliyor. PET-BT lenfoma ve akciğer kanserinde en önemli görüntüleme yöntemi oldu. Artık gelişmiş merkezlerde SPECT-BT ve PET-BT standart kanser görüntüleme yöntemi oldu” şeklinde konuştu.

Yüzde 90 Kanser, Yüzde 5 Kalp Hastaları ve kalan yüzde Alzheimer ve Sara hastaları için
Türkiye’de de bir çok merkezde PET-BT ve SPECT-BT cihazlarının bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Uğur, PET-MRG cihazının ise ülkemizde henüz olmadığını ve yurtdışında geliştirilme çabalarının devam ettiğini dile getirdi. Görüntülemede doğruluk oranlarını yüzde 100 haline getirmeye çalıştıklarını kaydeden Prof. Dr. Uğur şu bilgileri verdi: “Hibrit görüntüleme cihazları yüzde 90 kanser hastalığının teşhisi için kullanılırken, yüzde 5 kalp hastaları için ve kalan yüzde 5’te Alzheimer ve sara hastaları için uygulanmaktadır. PET-BT ülkemide ilk olarak 2004 yılında kuruldu ve hızla yayıldı. Şu anda 70 Nükleer Tıp merkezinde bu cihazla görüntüleme hizmeti veriliyor . SPECT-BT cihazlarının sayısı ise daha az, biri Hacettepe Üniversitesinde olmak üzere şu anda ülkemizde toplam 8 SPECT-BT cihazı var ve her iki hibrit görüntüleme cihazı ile yapılan görüntülemelerin geri ödemesi SGK tarafından yapılıyor .

Yorum bırakın

HEMATOLOJİ UZMANLIK DERNEĞİ KURULDU

2009 yılı Aralık ayında kurulan Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, “Derneğimizin amacı, tüm Orta Asya, Balkanlar, Kafkasya ve Afrika’da Hematolojinin ve Türklerin sesi olmak” dedi.

Hematoloji Uzmanlık Derneği 2009 yılı Aralık ayında kuruldu. Derneğe, sadece hematoloji uzmanları üye olabiliyorken, yandaş çalışanlar sadece fahri üye olabilecek. Tüm üyelik kurallarından yararlanabilen fahri üyeler sadece oy kullanamayacak. Hematologların sosyal ve maddi çıkarlarını korumak amacıyla derneği kurduklarını belirten Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, “Hematoloji son yıllarda kan kaybediyor. Hematoloji derneklerinin yeterince bu konuda çalışılmadığını düşünüyoruz. Statü kaybına uğrayan hematologların haklarını arayacağız. Türkiye’deki diğer dernekleri yadsımıyoruz ama hematologları gerçekten temsil eden dernek olmasını istiyoruz” dedi.

Dernek Üyelerine Sigorta
Daha çok yeni bir dernek olmalarına rağmen şu anda 40 üyelerini olduğunu kaydeden Prof. Dr. Dinçer, üyelerin tamamına Malpraktis sigortası sağladıklarını belirtti. İşsiz kalan hematologların sigortaları sayesinde güvence altında olacağını vurgulayan Prof. Dr. Dinçer, dernek üyelerinin her hangi bir nedenden dolayı çalışamayacakları durumla karşılaştıklarında sigortadan para alabileceklerini söyledi.

Derneğe Uluslararası Katılım
Kardeş diye anılan Türkçe konuşan ülkelerde aktif olarak çalışma yapmayı düşündüklerini ifade eden Prof. Dr. Dinçer, “Prof. Dr. Ercüment Ovalı, Bürol Güvenç, Serdar Bediomay, Mustafa Pehlivan yönetim kurulu üyeleri yer alıyor. Avrasya, Kafkaslar ve Balkanları da içine alan hematologlarla ortak çalışmalar yapılacak. Derneğe yurt dışından da üye yaparak onların da haklarını ve eğitimlerini korumayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

“Hematologlar Hak Kaybına Uğruyor”
Hematoloji alanında derneklerin “hematolog” ünvanı taşımayan diğer uzmanlık dallarından hekimlerin de üye olabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Dinçer, hematolog dışında 400 farklı branştaki hekimleri üye yaptıklarını belirtti. Hematologların hak kayıplarına karşı bile seslerinin çıkmadığını kaydeden Prof. Dr. Dinçer, “Mesela önceden A grubu hastane olmak için Hematoloji uzmanı gerekliydi bu uygulama ortadan kalktı. Maaş anlamında birçok kaybımız oldu. Dernekler bu konuda sesini çıkartmadı. Sadece Hematologların yazabildiği ilaçları şimdi herkes yazabilir hale geldi” dedi.

“Hematologlar Ülkenin Her Yerinde Çalışır”
Hematologların taşralara atanması ile ilgili olarak Prof. Dr. Dinçer şunları söyledi: “Hematologlar şehir merkezlerinde çalışmalı ancak bir mikroskop olduğunda kan sayımı yapabilir. Lösemi de bakar tedavisini yapar. Hematologlar ülkenin her yerinde laboratuar olan her yerde hizmet verir. Türkiye’nin her yerinde hematologa ihtiyaç var.”

Toplantıda 18 Ülkeden 100 Katılımcı Olacak
Yıllarca Amerika’dan eğitim alarak sağlık hizmetlerinin geliştiğini dile getiren Prof. Dr. Dinçer, “Aynı olay ülkemiz içinde geçerli hale geldi. Orta Asya Kafkaslar ve hatta Afrika’dan insanların gelip eğitim almasını, ortak bir büyümeyi hedefliyoruz. Mayıs ayının sonunda Azerbaycan Milli Onkoloji merkezi ile Hematoloji Uzmanlık Derneği birlikte Bakü’de toplantı düzenliyor. Bu toplantımızın amacı, hematoloji ve onkoloji sahasındaki eğitimcilerin eğitimini sağlamaktır. Bu toplantı, bizim için bir başlangıç olacak. Çünkü, Türkiye’de ilk defa bir başka ülkenin eğitimcisi oluyor. Sadece Hematoloji branşında olacak ve ilk olacak. Daha sonrada 7-9 Ekim tarihinde Avrasya Hematoloji Kongresi’ne 18 ülkeden 100 katılımcı gelecek. Uluslararası katılımlı gerçekleşecek olan toplantıya, Çin’den Afrika’ya birçok ülkeden katılım gerçekleşecek” diye konuştu.

Yorum bırakın