“AĞRI” AKUT DÖNEMDE İYİ TEDAVİ EDİLMEZSE “HAFIZA” OLUŞUR

Akut ağrı iyi tedavi edilmezde kronik ağrıya dönüşür bu da hafıza oluşmasına yol açtığını kaydeden Hacettepe Üniversitesi Anestezi ve Reaminasyon Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Altan Şahin, ülkemizde kullanılan ağrı kesicilerin pahalı olduğunu, ucuz ağrı kesicilerin getirilmediğini söyledi.

Ağrı yüz yıllardır üzerinde çalışılan ve narkotikler ve türevlerinin kullanıldığı zor bir süreç. Uzmanlar tarafından sürekli çalışmalar yapıldığını ve yeni kılavuzların oluşturulduğunu belirten Hacettepe Üniversitesi Anestezi ve Reaminasyon Anabilim Dalı Öğretim üyesi ve Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği üyesi Prof. Dr. Altan Şahin, özellikle santral sensitizasyon denilen “Ağrı hafızası” oluşmaması için akut ağrıların kronikleşmeden tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Şahin, ağrı mekanizması hakkında şunları söyledi: “Ağrının sadece beyinde algılanan bir durum değil, ağrılı bir uyaran geldikten sonra vücudun her hangi bir yerinde oluşan durumun periferik sinirler aracılığıyla merkezi sinir sistemine taşınması sonucu algılanır. Arka kök gangliyondaki sinapsa gelen ağrı, daha sonra spinal kordun arka boynuzunda özellikle bir ve ikinci laminalarda sinaps yaptıktan sonra karşıya geçerek genellikle spinatalamik traktustan talamusa gider, talamustan da kortikal ve retiküler sisteme, limbik sisteme yayılır ve ağrı algılanır.”

“İnguinal Herni Ameliyatlarından Sonra Kalıcı Kronik Ağrı Oluşabiliyor”

Özellikle akut ağrısı olan hastaların ağrılarının iyi tedavi edilmediğinde ya da torakotomiler, meme cerrahisi, ampütasyonlar gibi bazı ameliyatlardan sonra kalıcı bir ağrı oluşabildiğini dile getiren Prof. Dr. Şahin, “Torakotomilerden sonra interkostal sinirler zarar görebilir ve bu da nöropatik ağrıya neden olabilir, ayrıca inguinal herni ameliyatlarından sonra da kalıcı kronik ağrı oluşabiliyor” dedi.

Ağrının Nedeni “Santral Sensitizasyon”

Prof. Dr. Şahin şunları söyledi: “Ağrının nedeni “santral sensitizasyon” denilen ağrı hafızasının oturmasının engellenmesi için bazı önlemler var. Ağrı akut dönemde iyi tedavi edilmeli. Farklı nörotransmitterler ve reseptörler üzerinde çalışılıyor. Fakat şu anda bildiğimiz şey, akut ağrının iyi tedavi edilmediği zaman kronik ağrıya dönüşebileceği. Kronikleşmiş ağrıyı tedavi etmek çok daha zor oluyor.

Limbik Sistem, Korteks ve Talamus

Beyinde çok farklı yerlerde ağrı hafızası oluyor. Birincisi talamus yani sinaps yaptığı üst santral sinir sisteminin olduğu yer, limbik sistem ve kortikal bölgede de algılanıyor. Duyusal korteks kısmı olan pariyetal lob da ağrıyı algılayan bir yer..

“Ucuz Ağrı Kesiciler Türkiye’ye Getirilmiyor”

Ağrı tedavisinde farmakolojik ajanlar var. Günümüzde ağrı ile ilgili sürekli yeni bir reseptörler bulunuyor. Uygun antagonist ya da agonist bir takım ajanlar çıkıyor ve bu ajanlar çıktıktan sonra bunlar üzerinde çalışmalar yapılıyor. Her ne kadar yeni çalışma olsa da kılavuzlarda bundan 20 sene önceki ilaçlarla var. Bazı deneysel çalışmalarda ratlar üzerinde çok iyi sonuçlar bulunuyor. Fakat insana uygulandığında ya yan etkisi fazla çıkıyor ya da etkisi o kadar da belirgin olmayabiliyor. O yüzden bu çalışmalar devam ettikçe bir sürü yeni ilaç çıkıyormuş gibi oluyor. Fakat ondan sonrada bunlardan bir kısmı elimine oluyorlar. Ağrı tedavisinde yeni ilaçlar var. Dünyada olan ucuz ilaçlar Türkiye’de yok maalesef. Çünkü endüstri kar amacıyla bu işi yapıyor. Kar amacıyla da yaptığı içinde pahalı ilaçları Türkiye’ye getiriyor. Ağrı tedavisinde kullanılan “morfin” ucuz bir ilaçtır ama Türkiye’de oral morfinin bugünlerde sadece 60 mg’lığı bulunabiliyor. Hızlı etkili morfin preparatlar Türkiye’de yok. Mesela “Metadon” çok ucuz ve son derece etkili olan ve kanser ağrısı tedavisinde kullanılan bir ilaç Türkiye’de yok, nedeni ise sadece ucuz olması. Birçok ülkede devlet bu tür ilaçların sağlanmasında rol alıyor. Ağrısı olan hastalarda bağımlılık çok önemli bir sorun değil.

“Opioid İlaçların Kanserde Üst Dozu Yoktur”

Ağrısı olan 17 bin hastaya narkotikler ve türevleri (opioid) olan ilaçlar verilmiş ve bunların sadece ikisinde bağımlılık gelişmiş. Hastanın ızdırabını geçirmek önemli. Hasta kanser hastası ise ve 1 aylık ömrü varsa morfin reçete edildiğinde, hasta “bağımlılık yapacak” diyor. Hasta ömrünün son bir ayında ağrı çekmeyi göze alabiliyor. Kanser ağrısında bu tür ilaçların üst dozu yoktur. Kılavuzlarda da bu şekilde belirtilir.

“Ağrının Karakterine göre Tedavi Değişiyor”

Ağrı çeşitleri için farklı tedavi kılavuzları öne sürülmüş. Kılavuzlar bu işi rutinde yapanlara öneri olması için hazırlanır. Nöropatik ağrının tedavisinde etkili ilaçlar birinci sıradaki ilaçlar, kanser ağrısının tedavisinde daha alt sıralarda yer alıyor. Yani ağrının karakterine göre tedavi değişiyor.

“Ben Yaptım Oldu” Yaklaşımlarını Doğru Bulmuyorum”

Alternatif tedavide, akupunktur, hipnoz gibi yöntemlerin kanıta dayanmadığı için uygulamayı doğru bulmuyorum. Bunlarla ilgili yapılan metaanaliz ve sistematik derlemeler var. Bunlara sadece adjuvan tedavi olarak belki kullanılabileceği şeklinde destek veriliyor ancak hiçbir zaman primer tedavi prensibi olarak kullanmak doğru değil. Kanıta dayalı olan bilgi bizim için önemli. Bunun dışındaki “ben yaptım oldu” yaklaşımlarını doğru bulmuyorum.”

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: