Mart 2013 için arşiv

İZMİR’DEN SAĞLIKTA ŞİDDETE HAYIR EYLEMİ

Sağlıkta Şiddete karşı Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorları iş bırakma eylemi başlattılar.


İzmirli asistanlar her sene farklı bir sorunu gündeme taşıyarak eylem yapıyorlar ve seslerini Türkiye’ye duyuruyorlar. Önceki yıllarda özlük hakları ile ilgili olan eylemde eski Sağlık Bakanının katılması ve tarafların anlaşması ile sonuçlanmıştı. İzmirli asistanlar bu kez, sağlıkta şiddete karşı bir eylem başlattı. 

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde iki doktor, hasta yakını tarafından darp edildi. Doktorları darp ettiği iddiasıyla gözaltına alınan zanlının serbest bırakılması olayların alevlenmesine neden oldu. Doktorlar dün akşam eyleme başladılar. Eylem bugünde sürecek. 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!
Reklamlar

Yorum bırakın

DOKTORLARDAN THY’YE "SIFIR MİL"

Uçakta hastalanan yolculara müdahale eden doktorlara 5 bin mil ile teşekkür edeceğini duyuran THY’ye doktorlardan yanıt gecikmedi.

Uçakta “Doktorum” Derseniz Başınıza Neler Geliyor? başlıklı haberimizle doktorların yaşadığı sorunları gündeme taşıdık. Türk Hava Yolları (THY) havadayken sağlık problemi yaşayan yolculara müdahalede bulunarak yardım eden doktorlara teşekkür etmek için 5 bin mil hediye etmesi ve uygulama kapsamında, kaydını yaptıran doktorlardan havadayken yaşanan acil durumlara müdahale edilmesi ve kabin ekibine yardım etmesi isteniyor. Bu durum doktorlar tarafından farklı şekilde karşılandı. 


“Bütün Hekimlere Classic Plus Kartı Versinler”
Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Süleyman Dinçer, konunun gündeme taşınmasından memnuniyet duyduğunu ancak THY’nin yaptığı uygulamanın, bu işi ciddiye almadıklarının bir göstergesi olduğunu söyledi. Dinçer şunları söyledi:“THY uçakta verilen doktorluk hizmetinin son derece gereksiz olduğunu düşünüyor. 5 bin mil, bir uçuş bile değil. Ankara-İstanbul arası uçmak asgari 15 bin milden oluşuyor, üstelik hava alanı vergileri ve diğer harçlar hariç olmak üzere. Bir doktora 10-20 TL’lik mil verip, sonra da yıllar boyunca hizmet almayı düşünüyorlar. Bütün hekimlere Classic Plus kartı versinler ve onlardan da istedikleri zamanda hizmet alabilsinler.” 
  

“THY’de Bu Ayıbı Hemen Düzeltsin”
Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) Başkanı Prof. Dr. Başar Cander, konu hakkında çok daha farklı bir konuya dikkat çekerek şunları söyledi: “Gönüllülük esasına göre doktorların belirlenmesi ve ödüllendirmeyi güzel bir yaklaşım olarak görüyoruz. Bu ödülün bir defaya mahsus 5 bin mil olması konusu tartışılabilir ve alternatifler değerlendirilebilir. Doktorların özellikle uzun süreli uçuşlarda yer alması için başka tedbirler de alınabilir.THY yetkilileri bu konudaki hassasiyetlerini gösterirken bir taraftan da sorunun önemini ve ihtiyaç olduğunu kabul etti. Ancak birçok konuda olduğu gibi bu konuda da ülkemizde acil tıp ve acil müdahale konusunda bilgilerin ne kadar az olduğu tekrar gözler önüne serildi. Çünkü bu konuda esas sorumluluğu alacak olan birçok acil tıp uzmanı, derhal gönüllü olmak istemiş ancak sitede başvuru formlarını görünce şok olmuşlardır. Pratisyen hekimden aile hekimine, nörologdan diğer birçok branşa kadar doktorlar için seçenek oluşturulmuşsa da acil tıp uzmanlığı yer almıyor. Bu olayı analiz ettiğimiz zaman maalesef ülkemizde acil tıp konusunun ne kadar ihmal edildiğini, 20 yıllık geçmişi olmasına rağmen acil tıp uzmanlığının hala en yetkili idareciler tarafından dahi tanınmadığını tekrar görmüş olduk. Lütfen acil tıp konusunda bilinçlenelim ve acil tıp uzmanlığını da artık ülke gündemine oturtalım. THY’de bu ayıbı hemen düzeltsin.”


“Bu Uygulamaya Katılan Hekimlere Çok Bir Avantaj Sağlamadığını Düşünüyorum”
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Uzm. Dr. Erdinç Nayır, konu ile ilgili yapılanlar ve aslında olması gerekenler hakkında şunları söyledi: “Uçaklarda hekimlerin almış olduğu sorumluluklarla alakalı senelerdir konuşuruz. Bir ay önce bu konuda bir adım atıldı ve bu konuda görüşlerimi içeren bir röportaj yayınlandı. ‘THY’den doktorlara özel bir uygulama geldi’ diye. Bunu görünce bir hekim olarak gerçekten çok sevindim, ‘işte THY’dan beklenen adım geldi’ diye düşündüm. Öncelikle THY’nın hekimlere karşı güzel sözleri ve yaklaşımları için tebrik ederim ve teşekkür ederim. Ancak, uygulamanın içeriğine baktığımızda hekimlere önemli bir avantaj sağlıyorlarmış gibi görünse de aslında yapılan uygulamada hiçbir avantaj görünmüyor. 
Uygulamada 2 nokta dikkati çekiyor. Uygulamaya katılan hekimler uçağa bindikleri anda THY’nın hekimi olmuş olacaklar ve uçak içerisinde sağlık ile ilgili müdahale gerektiren durumlarda uçuş ekibi direk o hekimi müdahale için davet edecek. Sadece bir uçuş değil, tüm uçuşlarda bu geçerli olacak. Bu ciddi görevlendirmenin karşılığında, yani THY’nın uçuş esnasındaki görevli hekimine sadece bir kereye mahsus olmak üzere 5 bin mil puanı verilecek. Çok sık uçak yolculuğu yaptığım için hem uçak içerisinde ne kadar ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşıldığını çok net görüyor ve yaşıyorum. Ayrıca THY’nın mil puanı uygulamasını da çok iyi biliyorum. Bu ikisini karşılaştırdığımda bu uygulamaya katılan hekimlere çok bir avantaj sağlamadığını düşünüyorum. Meslektaşlarımın da çok avantajlı bir uygulama olarak algılamasını istemem. Detaylı incelenirse çok net görülebilir. 

THY Ne Yapmalı?
THY’ye teşekkür ederim. Bir insan hayatı için görevlendirilen, bir iş sözleşmesi gibi anlaşma yapılan hekime daha olumlu ve profesyonel bir adımı beklemeye devam edeceğim. Çünkü mevzu insanlarımızın sağlığıdır. Uçuş esnasında yolcuların sağlığı için daha profesyonel adımlar atılmalıdır. Son olarak yapılmasını beklediklerim; havayolu şirketleri bu konuda daha profesyonel olmalı ve merkezde hekimlerin olduğu bir sistem kurmalı. Uygulamaya dahil olan hekimlerle yıllık olarak anlaşılmalı. Bir yılın sonunda program içerisinde olmak istemeyen hekim rahatlıkla ayrılabilmeli. Uygulamaya dahil olan hekimlere, uçak içinde karşılaşılan problemlere yönelik çok kısa bir eğitim programı uygulanmalı. Merkezde oluşturulacak hekimlerin yer aldığı ekip tarafından uçak içerisinde bulunması gereken medikal malzeme ve ekipman, profesyonel ve eksiksiz bir şekilde hazırlanmalı. Merkez ekibi veya uygulamaya katılan hekim tarafından medikal kitler mutlaka kontrol edilmeli. Uygulamaya katılan hekim, uçağa bindiğinde uçuş ekibi tarafından önceden bilinmeli. Havayolu şirketleri, uçaktaki hekimlerle iş birliği yapmak istiyorsa sadece bir kereye mahsus 5 bin mil puan gibi bir yaklaşımla değil daha etkin ve uygun uygulama getirmeli.”


“Kalifiye Bir Hizmetin Meslek Erbabı İçin Bu Hakaret Olarak Algılanır”
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Uzm. Dr. Tamer Salihoğlu konu hakkında bazı noktalar dikkat çekerek, şunları söyledi: “İşin içinde ‘sorumluluk, tazminat, sözleşme yani Hukuk’ varsa bunun adı artık ‘iyi niyetli yardım’ değildir. Dolayısıyla bir akdin karşılığı ‘teşekkür’ değildir. Ne demek istediğimi sayfasındaki ‘Smiling Doctors Kural ve Koşulları:’ ! başlığı altındaki maddelerden anlayabilirsiniz. Diplomalarınızı PDF olarak göndermeniz şartıyla!, ‘sadece bir defaya mahsus!’ vereceğimiz bonus! karşılığında, ‘her uçuşunuzda sizden hizmet talep edebileceğiz!’ anlaşması olduğu açıktır. Bunun hukuki bağlamının çok farklı, kesin bir yorumu varsa almaya hazırım. Herhangi bir tamirciye dahi; ‘sana bir defaya mahsus birkaç lira verelim, sonra seni herhangi bir görüşümüzde teşekkür karşılığı tamir yaptırabiliriz’ dediğinizde, bunu nasıl karşılayacağı belli değil midir? Kalifiye bir hizmetin meslek erbabı için bu hakaret olarak algılanır. İşi küçümseme veya değersizleştirme olarak tanımlanabilir.”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

ORTA ASYA’LI GÖZ DOKTORLARINA TÜRKÇE EĞİTİM İMKANI

İngilizce bilmeyen Orta Asya’daki göz doktorlarına 3 ay boyunca Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalında Türkçe eğitim imkanı sunulacak.

Türkçe konuşan Orta Asya ülkelerinden bazı doktorlar İngilizce bilmedikleri için uluslararası çalışmalara katılamıyorlar. Bu nedenle Uluslararası Göz Birliği’nin sınavına giremiyorlar. Bilimsel kitapları okuyup yeterince anlamıyorlar. Türkiye’de bir merkezde, bu ülkelerden gelenler oftalmoloji eğitimini Türkçe alacaklar. Bu uygulama için, Başkent Üniversitesi kabul edildi. Türkçe dışında yabancı dil konuşamayan doktorlar gelerek 3 ay boyunca Prof. Dr. Gürsel Yılmaz’ın başkanı olduğu Başkent Üniversitesi Oftalmoloji Kliniğinde eğitim alacaklar. Form doldurarak başvuracak olan adaylar, Uluslararası Göz Derneği tarafından değerlendirilerek eğitim durumları ve mesleki amaçları uygun ise kabul edilecekler.

“İlk Kez Doktorlar, İngilizce Bilmediği ve Türkçe Bildiği İçin Bir Programa Katılabilecek”
Uluslararası Göz Konseyi’nin (International Council of Ophthalmology) Mütevelli Heyet üyeliği ve Etik Komisyonu başkanlığı görevlerini yürüten Prof. Dr. Pınar Aydın, “Çalışmalarda eğitim eksikliği olan hekimler, ülkesine döndüğünde oftalmoloji alanında bilgisini geliştirerek ülkesine faydalı olacaklar seçilecek. İngilizce bilmeyen göz doktorlarına verilecek eğitimle, bilimsel açıklarını kapatacaklar. Bu uygulama ile ilk kez doktorlar, İngilizce bilmediği ama Türkçe bildiği için bir programa katılabilecek” şeklinde konuştu. 

Gelişmemiş Ülkelerden Gelecekler Kabul Edilecek
2014 yılında Tokyo’da yapılacak olan Dünya Göz Kongresi için organizasyon çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Aydın, “Birçok organizasyondan Orta Doğu ve Güney Batı Avrupa’dan kimlerin neleri yapacağı konusunda danışmanlık veriyorum” dedi. Kongrede nöro-oftalmoloji alanında konuşma yapacağını belirten Prof. Dr. Aydın, “Etik” konusunu tekrar ele alarak, yeniden tanımladıklarını kaydetti. 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

CLEVELAND CLİNİC’TEN EMPATİ VİDEOSU

Cleveland Clinic Hastanesi tarafından, empati ile ilgili bir video hazırlandı.


Sosyal Medyayı aktif şekilde kullanan hastanelerden biri olan Cleveland Clinic Hastane yönetimi, bu kez hekim-hasta iletişimini güçlendirebilmek için video hazırladı. Hastanede çekilen video hastaların hissettikleri ruhsal durumları ve ne derece üzgün olduklarını gösterirken, sağlık çalışanlarının da farklı sorunlar yaşadığını hatırlatıyor. Empati başlığıyla hazırlanan video, karşılıklı anlaşıyı işaret ediyor. Böylece iki tarafında birbirini anlaması ve ona göre yaklaşması gerektiği vurgulanan videoda, hastaların yanında olduklarını ve onlara en iyi tedaviyi sunmak için çalıştıkları mesajı veriliyor.


Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

SÜT KARDEŞLİĞİ 2 AYA NETLEŞECEK

Süt kardeşliği ile ilgili çalışma hakkında Bakanlar Kurulu’na sunum yaptığını değerlendirmeler üzerinde çalışıldığını anlatan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Süt kardeşliği ile ilgili 1-2 ay içinde yasal düzenlemeyi yapacağız” dedi.


Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Toplum Ruh Sağlığı Derneği’nin ortaklaşa düzenlenen ‘Ulusal Toplum Ruh Sağlığı Sempozyumuna’ katılan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, sempozyum çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Süt kardeşliği ile ilgili çalışma hakkında Bakanlar Kurulu’na sunum yaptığını değerlendirmeler üzerinde çalışıldığını anlatan Müezzinoğlu, “Bakanlar Kurulumuzdan ve Başbakanımızdan bu konu ile ilgili yasal çalışmaları başlatmamız yönünde bakış açısını aldık. Önümüzdeki 1-2 ay içinde yasal çalışmayı yapacağız” dedi. 


Bir başka soru üzerine ilk etapta hukukçularla toplanarak mutfak çalışması yapacaklarını belirten Müezzinoğlu, 1-1,5 ay sonra mutfaktan çıkanları kamuoyu ile paylaşacaklarını söyledi.

Süt Anne Merkezleri

Süt kardeşliği projesinin adının değiştirildiğini bu çalışmaya ‘Süt Anne Merkezleri’ denileceğini belirten Müezzinoğlu, “Bizde süt anneliği toplumsal bir cümle. Süt anne merkezlerini kurarak süt kardeşliği projesini güçlü hale getireceğiz. Kuracağımız hastanelerimizin bebek yoğun bakım servislerinde veya kadın doğum servislerinde ‘Süt Anne Merkezleri’ni kuracağız ve süt kardeşliği projesini güçlü hale getireceğiz.” dedi. 


“Anne Sütü Endüstriyel Bir Ürün Değil”

Bir gazetecinin, ‘Süt Kardeşliği’ projesi ile ilgili bakış açısını sorması üzerine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin şunları söyledi: “Bakanlar Kurulu’nun bir üyesi olarak biz görüşlerimizi bildirdik. Uygulamada toplumun kafa karışıklığının giderileceği, soy ağacının devam etmesi özellikle inançlarımıza göre süt kardeşliğinin haram dairesi içerisinde karıştırılmaması gerekiyor. Bunu karıştırmayacak tedbirleri alacak yasal alt yapının oluşması çok önemli. Oluştuğu zaman prematüre doğan veya birçoğu ölen çocuklarımızın hayatını kurtarmış olacağız. Toplumdaki kafa karışıklığını giderecek temel altyapı hem hukuki hem de uygulama boyutundaki takip sistemini izleme ve değerlendirme sistemini iyi oluşturduğumuz zaman adına da ‘banka’ demeyeceğiz. Süt Anne Merkezleri olacak. Anne sütü endüstriyel bir ürün değil. Çok önemli bir işlevi var anne sütü bizim inançlarımıza göre çok farklı mukaddes bir tarafı var. Tanımlamalar ve kelimeler bu bakımdan önemli.”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

"SAĞLIKLI NESİLLER YETİŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARINA AĞIRLIK VERİLECEK"

Ulusal Toplum Ruh Sağlığı Sempozyumunda sağlığın önemine dikkat çeken Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Sağlıklı nesiller yetiştirilmesi çalışmalarına ağırlık verilecek” dedi.

Ulusal Toplum Ruh Sağlığı Sempozyumuna katılan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, yaptığı konuşmada, sağlığın bedenen ve ruhen iyilik hali olduğunu, bunun kavranmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Müezzinoğlu, “Sağlıklı aileler, sağlıklı bireyler, sağlıklı toplum üzerinde duyarlılığımız bir kademe daha ileriye taşıyamazsak daha çok teşhis, daha çok tedavi, daha çok ilaç, daha çok teknoloji ve daha çok sorun çözmekle karşı karşıya kalırız. Sağlıklı nesiller yetiştirilmesi çalışmalarına ağırlık verilecek. Her yaş grubunda 1 milyon çocuk bulunuyor, bu ülke için çok büyük zenginlik Bu çocuklar hayata sağlıklı bir bakış açısıyla kazandırılması halinde yer altı zenginliğine ihtiyaç yok” dedi. 

“Bu Sokakta Hayat Var”
Bazı şehirlerde “Bu sokakta hayat var” yazıları gördüğünü dile getiren Müezzinoğlu, buralarda gençlere yönelik cazibe merkeze gibi kafeteryalar bulunduğunu anlattı. Müezzinoğlu, konuyla ilgili şunları söyledi: “Ama oralara gittiğinizde bir bakıyorsunuz 15-16 yaşındaki gençlerin elinde bir bira bardağı diğer elinde sigara, karşılıklı oturmuşlar muhabbet ediyorlar. Ama o sokakta onlar için hayat yok. Esasında o sokaklarda bir anlık nefsi bir hayat, bir anlık mutluluk var. Esasında gençlerimize bir anlık mutluluklar yerine huzuru ve güveni, ne anlama geldiğini örnekleyebilirsek onlara gelecekleriyle, ‘bu sokakta hayat var değil’, sen anlamlı bir hayatın sorumlususun hissini ve bakış açısını verirsek, hayatı anlamlandırarak ancak geleceğe güvenle ve engelsiz bakabileceğini, çocukluk, gençlik yaşlarında eğitimle sosyal yaşamımızda verebilirsek o çocuğun gelecekteki yaşamı anlamlı bir hayat, huzurlu bir hayat, güvenli bir hayata dönüşür. Ama ‘Genç hele bir hayatını yaşasın bu hayatı bugün yaşarsa yaşar yarın zaten öyle bir fırsatı olmaz’ gibi nefsine hitap eden, anlık nefsi ihtiyaçlarına, cazibelere onları mahkum edersek sağlıklı bir ruh halinden, çocuklarımızı sağlıksız bir ruh haline ve anlık nefsi talepleri için bir süre sonra o bardaktaki ona yetmeyecektir.”

“Paylaşarak Ruh Sağlığı Gelişmiş Bir Toplumu, Bir Hayatı Milletçe Yaşatabilmek ve Yaşayabilmektir”
Sosyal zekanın çocuğa her istediğini vermek ya da daha iyi okul sağlamaktan geçmediğini vurgulayan Müezzinoğlu, toplumsal dayanışma, komşuluk, sevgi, merhamet ve sabır gibi kavramların önemine işaret etti. Müezzinoğlu , “Toplum ruh sağlığı merkezlerinde esasında hedeflediğimiz insanlarımızın her kesimini bir arada, birbirine sahip çıkarak destek vererek bende olan zenginlikleri ona hissettirebilme onda olan zenginlikleri benim hissedebilmem, paylaşarak ruh sağlığı gelişmiş bir toplumu, bir hayatı milletçe yaşatabilmek ve yaşayabilmektir” diye konuştu.
Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

“TÜRKİYE’DE SEVK ZİNCİRİ YOK”

Ülkemizde aile hekimlerinin, sevk zincirinin iyi işlemediğinden kaynaklı bazı sorunları olduğunu belirten Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, zincirin çalışması için Aile Hekimleri başına düşen kayıtlı nüfusun yarı yarıya azalması, her bireyin yılda en az 2 kez periyodik sağlık muayeneleri kapsamanda aile hekimine muayene olma zorunluluğunun getirilmesi gerektiğini söyledi.

Aile hekimlerinin yaşadığı en büyük sorunların başında sevk zincirinin düzgün işlememesi geldiği belirtiliyor. Bakanlıktan aile hekimliğinin ve düzgün işleyen bir sağlık sistemi ve acil servislerde yaşanan problemlerin düzenlenmesi için sevk zorunluluğunun gelmesini istiyorlar. Başlangıç için Acillere ve iki ana branşa sevk zorunlu olmasının gerektiğini kaydeden Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, “Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları branşlarında sevk zorunlu olsun. Hem o branşlardaki hekimler rahatlasın, hastalar onlara elenip süzülerek gelsin. Gerçekten ihtiyacı olan hastalar oralara ulaşsın. Hem de bu kişiler e azından sevk için ASM’lere gelmek zorunda kalacağı için (sevk için bile gelmiş olsalar) İzlemlerini yaparız, gerekli tedavileri düzenleriz, kontrollerini yaparız. Türkiye’de sevk zinciri yok” dedi.

“Avrupa’da Aile Hekimine Yılda 2 Kez Muayene Olmak Zorunlu”
Eker, Avrupa’da ve gelişmiş birçok ülkede sigortacılık ve periyodik sağlık muayeneleri hakkında şu bilgileri verdi: “Kişiler sağlıklı bile olsalar yılda 2 kez periyodik sağlık muayeneleri kapsamında aile hekimlerine müracaat etmeleri gerekiyor. Eğer tetkiklerini, tahlillerini yaptırmazlarsa onların hastalık riski arttığı düşünüldüğü için sigorta primleri artırılıyor. Sigorta priminin artırılma nedeni risk satın alınması.”

“Biz Vatandaşın Peşine Düşüyoruz”
Aile hekimi sayısının az olmasından, aile hekimleri başına düşen nüfusun fazla olmasından dolayı, sevk zincirinin yürümediğinin iddia edildiğini belirten Eker, konu hakkında şunları söyledi: “Aile hekimlerinin sayısı arttırılamadığı içinde kişi başına düşen nüfus fazla oluyor. Fazla olduğu içinde, ‘sevk zinciri uygulanamıyor’ deniyor. Oysa hastane acilinde nöbet tutuluyor, polikliniklerinde çok uzun kuyruklar oluşuyor. Her hasta her şikayeti için direk yollardan hastanelere ulaşamamalı. 2. ve 3. basamağa hastalar elendikten ve süzüldükten sonra gitmeli. Oradaki hekimi boş yere oyalamamalı. Hekimin çok değerli olan ve gerçek hastalarına ayırması gereken zamanını boş yere almamalı. Bu durumdan aslında bilinenin aksine en çok hekimler mağdur oluyor, kişinin hiçbir sorumluluğu yok. 
Avrupa’nın birçok gelişmiş ülkesinde, devlet ve özel sigortacılık sistemleri taramalarını yaptırmayan bireylerin prim kesme oranını yükselttiği için, kişi sağlam bile olsa kontrollerine gitmek zorunda kalıyor. Biz vatandaşın peşine düşüyoruz. Hem koruyucu hekimlik uygulamaları çerçevesinde hem de periyodik sağlık muayeneleri kapsamında ve en önemlisi ise kronik hastalıklarının takibinde Aile hekimleri kişilere ulaşmak için çabalıyor. Ve bazen bizden kaynaklı olmayan sorunlarla karşılaşıyor.

“Aile Hekimlerinin Ortak Sıkıntısı Vatandaş İstekleri”
Meslektaşlarımızın ortak sorunlarından bir tanesi de, vatandaşın bazı uygunsuz istekleri. Hastalar çoğunlukla istediği ilaçların yazdırılmasını talep ediyor. Kulaktan duyma, sağdan soldan öğrenilmiş ilaçların tekrar yazılması veya evde de bulunsun diyerek ilaç yazdırmak istemeleri en sık karşılaştığımız sorun. Hatta çoğunlukla hastanın kendisi de gelmiyor, bir yakını gelip ilaç yazdırmak istiyor. Oğlu gelip, “annemin ilaçlarını yaz” diyor. ASM’lerde güvenlik olmadığı için hastalarla çoğu zaman karşı karşıya gelebiliyoruz. Meslektaşlarımız çoğu zaman durumu anlatmaya çalışıyorlar ancak bunlar bazen yeterli olmayabiliyor.

“Alo 184 En Büyük Mobbing Nedeni”
Alo 184 hattı, her ne kadar bilgi hattı diye söz edilse de bana göre en büyük mobbing nedeni! Bakanlık tarafından her ne kadar gelen telefonların çok az oranı şikâyetleri içeriyor dese de vatandaşın şikâyeti değerlendirilirken, bu durumun gerçek olup olmadığı araştırılmadan, sorgulanmadan, direk olarak hekime tutanak tutuluyor. Hekimler, şikâyet ve şiddet korkusundan hastaların taleplerini istemeden de olsa yerine getirmek durumunda kalıyor. 

“Kaç Kez Hekim Arkadaşlarımız Beyaz Koda Başvurdular, Hiçbir şey Olmadı”
Böyle olunca vatandaş kendini hekim karşısında bir güç olarak görmeye başlıyor. Önceden hekime saygı vardı, şimdi bu ortadan kalktı. İnsanlar, her türlü usulsüz teklif ile korkusuzca geliyorlar. Kaç kez hekim arkadaşlarımız beyaz koda başvurdular, hiçbir şey olmadı. Şimdi birçok mobbing ve şiddet girişimi bu nedenle bildirilmiyor bile. Oranların düşük çıkmasının sebeplerinden bir tanesi de nasıl olsa bir şey çıkmaz diye başvuruların yapılmaması. Hekimler şiddet gördükten sonra, mahkeme sürecinde hukuki destek sağlayacaklarmış. Oysa Şiddet uygulayana hiçbir yaptırım yapılmıyor.”Ve ya emniyetten ya savcılıktan ya da adliyeden salıveriliyor.
Eğer idarecilerimiz ve sağlık politikacıları gerçekten samimi iseler hukuksal olarak acil çözüm üretmeli ve cezai yaptırımları mutlak suretle artırmalıdırlar.

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın