Nisan 2013 için arşiv

DOKTORLUKTAN YAZAR VE BAHÇIVANLIĞA

Dalış, müzisyenlik, bahçıvanlık ve yazarlık  ile ilgilenen Dr. Işıl Arıcan, San Fransisco çevresindeki önde gelen sağlık kurumlarına yönetim, bilgi işlem ve kalite alanında danışmanlık yapıyor.

Sağlık ile uğraşanlar işlerinin verdiği stresi atmak için farklı hobilerle ilgilenirler. “Tıp fakültesinden her mesleği yapan adam çıkar, arada da doktor çıkar” sözünü hatırlatan Dr. Işıl Arıcan, dalış, müzik, yazarlık ve bahçıvanlıkla bu sözü doğruladığını anlattı. 
Hobilerinin mesleğine olan faydalarını anlatan Arıcan, Med-Index’in sorularını yanıtları. 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Türkiye’de bir süre aktif hekimlik ve sağlık sigorta sektöründe yöneticilik yaptıktan sonra 2008 yılında Amerika’ya yerleştim. Burada Sağlık Yönetimi ve Bilişimi üzerine yüksek lisansımı tamamladım. Şu anda, San Fransisco çevresindeki önde gelen sağlık kurumlarına yönetim, bilgi işlem ve kalite alanında danışmanlık yapıyorum.

Hobileriniz nedir ve ne kadar süredir yapıyorsunuz?
Bizim zamanımızda önceki dönemdeki arkadaşlarımız “Tıp fakültesinden her mesleği yapan adam çıkar, arada da doktor çıkar” derlerdi. Onların sözünü kara çıkarmamak için olacak, öğrenciliğimden beri pekçok alanda aktif olarak hobi sahibi olmaya çalıştım, hala da çalışıyorum.
Önce geçmişte yaptığım hobilerden bahsedeyim. Son 15 yıldır, lisanslı balıkadamım. Halen PADI Advance Diving brövem var, ama işler nedeniyle artık fazla aktif dalış yaptığımı söyleyemem. Aktif dalış yaptığım dönemlerde Akdeniz ve Kızıldeniz’de pekçok dalışa katıldım, batık dalışlarıyaptım. 

Türkiye’de yaşadığım zamanlarda, arkadaşlarla kurduğumuz bir rock grubumuz vardı. Haftada bir stüdyoya gidip, çalıp söyleyip deşarj oluyorduk. Eşimle de o grup sayesinde tanıştım. Daha çok eğlence amaçlı bir gruptu, beste yapmaktan ziyade cover yapıyorduk. Birkaç kayıt yaptık, birkaç yerde de sahneye çıktık. Tabi üilke değiştirince grubumuz dağıldı.

O yıllardan sonra, ABD’ye taşındıktan sonra en aktif uğraştığım hobiler ise bahçıvanlık ve yazarlık.Önce yazarlıktan başlayayım. 2009 yılında yalansavar.org isimli bir web sitesi kurdum. Ana amacı, insanların doğru sandığı şehir efsaneleri ve yanlış bilgilerle savaşmak olan site, zamanla evrilerek bir bilimsel skeptisizm ve eleştirel düşünme yetisi aşılayan bir site haline dönüştü. Zamanla yazar kadromuz genişledi, şu an 9 yazarıyla, günde bine yakın okuyucusu olan bir site haline geldi. Yalansavar.org ile başladığım yazarlık deneyimine, geçen yıl Açık Bilim dergisi de ilave oldu.Şu an yalansavar’a ek olarak aylık yayınlanan çevrimiçi bir dergi olan Açık Bilim’de her ay yazı yazıyor ve insanların ilgisini çekeceğini düşündüğümk popüler bilim konularına değiniyorum.

Bütün bunlardan kalan zamanlarda da bahçemde sebze yetiştiriyorum. Daha önce hiçbir şekilde çiçek yetiştirme ve tarımla ilgim olmamıştı. Ancak geçen yıl epeyce büyük bir bahçesi olan bir eve taşınınca, deneme amaçlı bahçevanlığa başladım. Zaman içinde birşeyler yetiştirmenin insanı inanılmaz gevşeten, kafasındaki düşünceleri boşaltan bir özelliği olduğunu fark ettim. İşimi çok sevsem de, işten trafikte eve gelip üzerime bahçe kıyafetlerimi giyip, sebze bahçemde domateslerimin altını çapalamaya veya güllerimi budamaya başladığımda beynim adeta şarj oluyor. 

Hobinizin mesleğinize katkısı oluyor mu?
Kesinlikle evet. Yalansavar ve Açık Bilim yazıları için zaten son bilimsel gelişmeleri, tıp literatürünü yakından izliyorum. Sonuçta iş ile güzel bir birliktelik oluşturuyorlar, güncel bilimsel ve teknolojik gelişmeleri takip etmek hem yazılar için malzeme bulmamı, hem de kariyerim için kendimi geliştirmemi sağlıyor.

Bahçıvanlık ise, kafamı boşaltıp bana masa başında durma, okuma ve yazı yazma sürecinden çıkmak adına bir mola oluyor benim için. O anlamda katkısı olduğunu söyleyebilirim. Elbette bitkilerle ilgili inanılmaz şeyler de öğreniyorum bahçıvanlık yaparken. Hatta bazen sebzelerim için yaptığım araştırmadan, makale yazıverdiğim de oluyor. Mesela yetiştirdiğim domateslerin tadıyla ilgili araştırma yaparken Domateslerin rengi üzerine makale çıktı araştırmanın meyvesi olarak: http://www.acikbilim.com/2012/08/dosyalar/domatesin-cekirdegi-kirmizi.html 

Neden bu hobiyi seçtiniz?
Yazarlık hobisini bilinçli olarak seçmedim aslında. Zaten arkadaşlarım bana e-posta ile ilgili birşeyler sorduklarında uzun uzun onlara açıklamalarda bulunuyor, yazılı cevap veriyordum. Oldum olası bilgi aktarmayı sevmişimdir. Sonra yakınlarım, karmaşık bilimsel süreçleri günlük dile uyarlayıp anlaşılır hale getirme konusunda oldukça başarılı olduğumu söylediler. Hakikaten de aktif hekimlik yaparken bana çok hasta gelirdi. Mesela bazen “Doktor hanım, bizim çocuğun kulağı ağrıyor ama başka doktora gittik, doktor kulak yerine burun damlası verdi. Bir de siz bakın” diye gelirlerdi, ben de elime kafa kesiti maketini ni alıp burun, sinüs sistemini, orta kulak ile östaki borusu bağlantısını uzun uzun anlatırdım. Dinleyen hasta başta ilk doktor yanlış ilaç vermiş diye gelmiş olduğu halde, neden kulağı ağrıyan çocuğun burun damlası kullanması gerektiğini anlayıp giderdi muayenehanemden. Sonra eş dost da çok sormaya başladı. Ben de yanıtları yazayım dedim. Zamanla yazı yazmaktan keyif aldığımı farkedince üzerine gittim.

Bahçıvanlık hobisi biraz tesadüf oldu bilerek istediğim birşey değil. Dediğim gibi bahçeli eve taşınıp, bahçedede hazır sebze bahçesi yetiştirmek için ayrılmış yer olunca, ‘hadi deneyeyim’ dedim. Başta epey umutsuzdum aslında. Yerden çıkan otlar ayrıkotu mu, çiçek mi onu bile ayıramıyordum. Neyse ki araştırma hevesim sayesinde bir sürü kitapların yardımı ile gayet bilimsel şekilde, ne nedir öğrendim. Sonra deneme amaçlı domates ve biber ektim. Hatta o kadar umutsuzdum ki, nasılsa hepsi ölür diye fide sayısını bol tutmuşum. İnanılmaz ürün aldık! İlk domatesi kestiğimde, eşimle dumur olduk. Çocukluğumuzdan beri yemediğimiz güzellikte ve lezzette domates yedik yıllardan sonra. Bizimle birlikte tüm arkadaşlarımız da yediler, çünkü benim ölür diye bol bol diktiğim herşey canavar gibi ürün vermeye başladı. Zamanla diğer bitkileri de öğrendikçe aldığım keyif daha da arttı. Bu yıl ürün serisini büyüttüm. Şimdi bahçemde taze bakla, bezelye, marul, kale ekili. Yaz için de domates, biber, patlıcan ve börülce fidelerini büyütüyorum evde, yakında bahçeye dikilecekler. İlaveten birkaç meyve ağacım da var: Limon, portakal, mandalina, armut ve şeftali yetiştiriyorum.


Yaptığınız hobi size ne hissettiriyor?
Yazarlık kısmı beni sürekli araştırmaya sevkediyor. Yeni bir şeyler öğrenmekten, öğrendiğim yeni şeyleri de başkasına aktarmaktan keyif alıyorum. Zaman zaman okur yorumları sayesinde verimli tartışmalara giriyoruz, gelen yorumlardan bambaşka şeyler de öğreniyoruz. Özellikle tıp tarihi ile ilgili yazılar yazmayı çok seviyorum, geçmişte yaptığımız hataları anımsayarak güncel tıbbın gelişmesine katkıda bulunacağımızı ya da kendimizi kandırmanın önüne geçebileceğimizi düşünüyorum.

Bahçe ile uğraşmak ise bambaşka birşey. Mevsimler geçtikçe yeni hayatın doğuşunu seyretmek, doğadaki çeşitliliği, o çeşitliliğe uygun gelişmiş bitki ve hayvanların adaptasyonlarını görmek müthiş. Yerden ayrıkotu bile sökerken, ayrıkotunun kendi tohumlarını etrafa saçmak için evrimleştirdiği mekanizmalara bakıp evrimsel işleyişe adaptasyonlarahayranlık duyuyorum. Kış mevsiminde kupkuru hale gelmiş ölü bir dalın, bir ay sonra havalar ısınınca üzerinin tomurcuk kaplanmasını seyretmek inanılmaz keyifli.Elbette en keyifli anlardan biri de, üzerinde damlacıklar halinde özsuları bulunan taptaze domatesi ve biberden çoban salata yapılan an!

Tavsiye edeceğiniz kitap, film ve müzik nedir?
Çok zor bir soru! Hangi birini söylesem ki? Kitaplardan başlayayım. Ben genelde aynı anda birkaç kitap okuyorum. Genelde biri kurgu, diğerleri araştırma oluyor, ruh durumuma göre seçiyorum hangisini okuyacağımı. Şu an Ben Goldacre’nin Bad Pharma isimli kitabını okuyorum. İlaç endüstrisi ile ilgili problemleri objektif bir dille anlatıyor, herkese öneririm. Herkesin mutlaka okumasını önerdiğim kitap ise Carl Sagan’ın Karanlık Dünyada Bilimin Mum Işığı kitabı. Bu kitap, benim için Yalansavar’ın kuruluşuna ilham veren kitap olma niteliğini taşıyor. Hem sloganımız, hem de logomuz bu kitaba gönderme yapıyor. Bu sıralar okuduğum ve en beğendiğim roman ise çok sevdiğim yazar Margaret Atwood’a ait: The Year of Flood (Sel Yılı). Henüz Türkçesi çıktı mı bilemiyorum, eğer çıkmadıysa aynı yazarın Damızlık Kızın Hikayesi romanını öneririm.

Son zamanlarda film endüstrisini aktif olarak takip ettiğimi söyleyemem. Ancak benim için kült olan birkaç film ismi verecek olursam: City of Lost Children, The Eternal Sunshine of the Spotless Mind, District 9, The Quill. Geçen hafta epey bir gecikmeyle King’is Speech’i de seyrettim, o da epey güzel bir filmdi.

Müzik önerisine gelince, ben genelde biraz sert müzik seviyorum. Genel olarak metal ve rock’un her türünü sevmekle birlikte, tercih ettiğim tarz progressive metal ve iskandinav metal. Bu aralar en çok Amorphis, Opeth, Gojira, Ayreon, Diablo Swing Orchestra, Eluvetie, Animals as Leaders gibi greupları dinliyorum.
Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Reklamlar

Yorum bırakın

ANKARA TIP “SAĞLIKTA MÜKEMMELİYET ALANI” OLUYOR

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinin binalarının büyük çoğunluğunun eski ve fiziki olanakları yeterli olmadığını, bu nedenle istenilen kalitede hizmet verilemediğini belirten Rektör Prof. Dr. Erkan İbiş, Sağlıkta Mükemmeliyet Alanı projeleri ile geleceğin modern sağlık yapılarını bünyelerine katmayı ve daha kaliteli hizmet sunmayı hedeflediklerini söyledi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastane binalarının eskidiği, çağdaş eğitim ve hizmet için mimarisinin istenilen uygunlukta olmadığı ve hasta kapasitesini kaldıramadığını söyleyen Ankara üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, hem sağlık çalışanlarının hem de hastaların memnuniyetinin giderek düştüğünü dile getirdi. Geleceğe dair bazı vizyonlar belirlediklerini ifade eden İbiş, “Ankara batıya doğru genişlediği için şehrin gelişimi ile paralel bir proje ortaya koyduk, “Sağlıkta Mükemmeliyet Alanı” adında. Sayın Başbakanımıza sundum ve bunun için üniversitemize Bağlıca’dan bin 500 dönümlük arazi talebinde bulunduk. Başbakanımızın onayı ve talimatları ile böyle bir alan üniversitemize tahsis edildi. Bu alan 20-30 yıl sonra tümüyle şehrin içinde kalacak ve Ankara kenti ile bütünleşecek” dedi.

Sağlıkta Mükemmeliyet Alanı Nedir?
“Sağlıkta Mükemmeliyet Alanı” adı ile oluşan proje hakkında Med-Index’e bilgi veren Prof. Dr. Erkan İbiş, şunları söyledi: “Onkoloji ağırlıklı ancak tüm disiplinleri de içerecek bir tıp fakültesi hastanesi ve etrafında entegre uydu merkezler şeklinde yerleşmiş ileri tıbbi teknoloji alanları olarak yorumlanabilecek, kök hücre, medikal teknopark, biyomedikal ve biyoteknoloji gibi, birimleri içeren bir yapı olacak. Bu alanda hem uluslararası düzeyde hem eğitim, hem araştırma hem de tanı-tedavi hizmetleri sunulması hedefleniyor. Bölgesel eğitim ve araştırma istasyonu olacak. Sadece Türkiye’den değil, Balkanlardan, Kafkaslardan ve birçok ülkeden araştırıcılar, öğrenciler gelip , bilgi edinip kendilerini geliştirebilecekleri bir üs, bir mükemmeliyet alanı olacak. İleri teknolojinin uygulanacağı bir merkez olacak.” 

İmar Bu Yaz Bitecek ve Projelendirme Başlayacak
İmar çalışmaların devam ettiğini belirten İbiş, leke plan ve proje tasarımları üzerinde çalışıldığını kaydetti. Projenin detaylanması imar planının tamamlanmasına bağlı olduğunu ifade eden İbiş, “İmar bu yaz bitecek ve projelendirme başlayacak. Ardından temel atılacak. ” diye konuştu. 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!


Yorum bırakın

BEYNİNİZ İLE ALIŞVERİŞ YAPMAYI ÖĞRENİN!

Nörobilim alanında yapılan çalışmalar pazarlama alanında “nöromarketing” adıyla kullanılıyor. Sağlık sektöründe bu yöntemin kullanımı hakkında bilgi veren Sales Brain Ortağı Kıvılcım Kayabalı, beynin duygusal konulara karşı daha hassas olduğunu söyledi.

Nöromarketing karar verme eğilimlerimizi bilimsel bir yol ile açıklamaya çalışan yeni bir disiplin. Nöromarketing’in amacı müşterilerin tercihlerini anlayabilmek ve bir ölçüde öngörebilmek. 
Nöromarketing’in geçmişi 90’lı yıllarda Harward Üniversitesinde başlatılan ve daha sonra birçok araştırma kurumunda devam eden nörobilim ile ilgili çalışmalara dayanıyor. Bunların arasında çok önemli kabul edilen bir çalışma ise 2004 yılında Houston, Teksas Tıp Fakültesi Baylord College’de gerçekleştirilen Cola ve Pepsi’nin karşılaştırıldığı meşhur araştırma (blind test). Bugün bilimsel verilere dayanarak satın alma kararlarımızın ardında mantıksal nedenlerden çok duygularımızın olduğunu biliyoruz. 

1999 yılında Journal of Consumer Research’te yayınlanan Kathryn Braun’un makalesi de bu sürece ışık tutmak açısından bir mihenk taşı oldu. Eskiden, tüketicilerin satın alma davranışında eylem sıralamasının “düşün-hisset-yap” şeklinde olduğu sanılırken, Braun’un çalışması gerçek sıralamanın “hisset-yap-düşün” olduğunu ortaya koydu. Yani satın alma hareketimiz rasyonel bir düşünceyle başlamıyor, hissederek başlıyor. Önce duygularımızla karar veriyor ve daha sonra verdiğimiz kararı mantıklı bir zemine oturtmaya çalışıyoruz. Bu durum hiç giymeyeceğimiz bir ayakkabıyı satın alırken de, çok büyük iş anlaşmalarını imzalarken de geçerli. İlginç bir şekilde alınan risk ne kadar büyükse duygular o kadar çok devreye giriyor. Kalifornia’da UC Irvine Nörobilim Bölümü Direktörü ve karar mekanizmalarında duyguların etkisini inceleyen en önemli uzmanlardan olan Antonio Damasio, ‘Descartes Error’ adlı kitabında “Biz hisseden düşünme makinaları değil, düşünen hissetme makinalarıyız ” diyor. 

Pazarlamacıların beynin çalışma mekanizmalarına giderek daha fazla ilgi duyduğunu ve yeni bakış açıları kazandığını söyleyen Sales Brain Ortağı Kıvılcım Kayabalı, “Nöromarketing çalışmaları pazar araştırmaları açısından önemli bir yer tuttuğu gibi, bu kavramın pazarlama dünyasında kabul görmesi ve uygulanması, pazarlama ve satış alanındaki stratejilerimize büyük katkılar sağlayacak” dedi. 
Nöromarketing konusunda sağlık sektörünün nasıl faydalanması gerektiği üzerine Kayabalı, Med-Index’in sorularını yanıtladı. 

Bu toplantıların amacı nedir?
Bu toplantılarda katılımcılara müşterinin nasıl karar verdiğini, karar verme mekanizmasının altındaki bilimsel gerçekleri anlatıyoruz. Nörobilim üzerinde son yapılan araştırmalara dayanarak müşterini nasıl etkileyebileceklerini gösteriyoruz. Programda gerçek karar vericinin beynimizin hangi bölgesi olduğunu, neden duygulara hitap etmemiz gerektiğini açıklıyoruz. Yine nörobilim çalışmalarından elde ettiğimiz verilere dayanarak değer mesajlarını ve iddia’larını oluşturma, etkili sunum yapma ve kişiler arası ilişkilerde önem verilmesi gereken noktalara değiniyoruz. Bu açıdan dünyadaki tek work-shop.

Bu Workshop’ta neler anlatılıyor?
21.yüzyılın eğitimli tüketicileri mantıklı görünen seçimlerinde ve kararlarında sandıklarından daha az kontrole sahipler ! Beyni farklı hücresel ve işlevsel özellikleri olan üç bölüme ayırarak inceleyebiliyoruz. Yeni beyin yani neokorteks düşünür, rasyonel verileri işler, entelektüel süreçlerden sorumludur. Orta beyin; hisseder, duyguları işler. Eski beyin ya da sürüngen beyin adını verdiğimiz bölge ise karar vericidir. 

Nörobilim alanında yapılan son çalışmalar gösteriyor ki, beyinde satın alma kararı rasyonel gerekçelere dayanarak verilmiyor. Kararları duygularımızın etkisiyle içgüdüsel olarak veriyoruz ve daha sonra verdiğimiz kararı rasyonelize etmeye çalışıyoruz. Nöromarketing ise eski beyni etkileyen süreçleri ve satın alma kararlarının arkasındaki nedenleri inceliyor

Toplantıda satış ve pazarlama dünyasındaki yöneticilere müşterilerin nasıl düşündüğünü kavrayabilmenin pazarlamacıları başarıya götürecek en önemli yol olduğu mesajını veriyoruz. Karar verme mekanizmalarının ardındaki bilimsel gerçekleri öğrenmek ürün özelliklerinden ve ürünlerin piyasa ve müşterilere nasıl ulaştığından daha fazla önem taşıyor. Yeniliklere açık olan pazarlama yöneticileri, konfor alanlarını genişleterek farklı disiplinleri keşfetmeye çalışıyorlar. Bizde onlara beyin, nörobilim alanında yapılmış araştırmaları aktarıyoruz ve bu bilgileri satış ve pazarlama alanında nasıl kullanabileceklerini gösteriyoruz. Örneğin konferansta katılımcılara müşterilerin beynindeki karar verici bölge olan eski beyine ulaşmayı sağlayan 6 temel uyarı hakkında örneklerle detaylı bilgi veriyoruz.
Bunlar; 
Eski Beyin benmerkezcidir. 
Zıtlık eski beynin hızlı ve risksiz karar vermesini sağlar. 
Eski beyin somut ve kolay anlaşılır verilere ihtiyaç duyar
Eski beyin başlangıç ve bitişlerden hoşlanır
Eski beyin görseldir
Eski beyin yalnızca duygular tarafından harekete geçer.
Bu workshop’ta farklı seviyelerden satış ve pazarlama uzmanları müşterinin bakış açısını ve karar verme mekanizmasını öğretiyor.

Nöromarketing sağlık sektöründe nasıl kullanılabilir?
Nöromarketing prensipleri tüm sektörler için geçerli. Hatta kişiler arası iletişimimizde bile aynı yöntemleri uygulayabiliriz. Bir ürün veya hizmeti tanıtırken en etkili yol, hizmeti götürdüğünüz kişinin sıkıntısını keşfetmek. Onun duygularına hitap edebilmek ve en önemlisi ’ben’ değil ’biz’ dilini kullanmak. Yani verdiğiniz hizmet, ürünleriniz hakkında bilgi verirken asıl üzerinde odaklanmanız gereken nokta bu hizmetin kişinin hangi sıkıntısını gidereceğini, kişiye sağlayacağı yararları net bir şekilde anlatmak. Ayrıca hizmeti sunduğumuz kişinin duygularına hitap edebildiğimiz sürece akılda kalıyoruz ve değerimiz artıyor. Duygulara etkili hitap eden markalar veya kurumlar tercih ediliyor. 
Dünyada Siemens gibi sağlık alanında çalışan birçok kurum ve sağlığa yönelik hizmetler pazarlayan şirketler bu konuda danışmanlık alıyor. Sağlık veya diğer sektörlerdeki kişisel ilişkilerimizde de aynı prensipler geçerli. İlkel beyin veya eski beyin güvenilir kanıtlar karşısında etkileniyor. Bu kanıtları kolay anlaşılabilir şekilde sunmak önemli. Başarılı kişilerin doğal olarak bu yöntemleri uyguladığını görüyoruz.

Nöromarketing bilmenin avantajları nelerdir?
Nöromarketingin en büyük yararlarından biri satış ve pazarlama için ortak bir dil içermesi. Birçok kurumda satış ve pazarlama bölümleri iletişim için ortak bir dil platformu paylaşmıyor ve firma da bu bölünmüşlüğün faturasını ağır ödüyor.
Nöromarketing ile birlikte satış ve pazarlama işlevleri dört basit ve temel adım üzerinde yoğunlaşıyor ve aşağıdaki mesajlar iletiliyor;
Müşterinin sıkıntısını teşhis edin: teşhis ederken ’yargılamayın, derinlemesine dinleyin, varsayımlardan kaçının, araştırın ve düşünün 
Firmanızın iddialarını farklılaştırın : yeri doldurulamaz olmak, farklı olmayı gerektirir.
Kazancı gösterin : kazancı verilerle kanıtlayın
Eski beyne iletin : eski beyne iletirken siz üslubunu kullanın, büyük resmi gösterin, zıtlıklardan yararlanın, bir hikayeniz olsun
Bütün bunları gerçekleştirmek için öncelikle duygulara hitap etmeyi, etkili sunum hazırlamayı, topluluğa hitap etmeyi, satış ve pazarlamanın tüm diğer boyutlarını etkili kullanmayı öğreniyorsunuz.

Bu programa katılanlar ne gibi bilgiler edinecek?
Sales Brain kurucu ortağı Christophe Morin, tarafından gerçekleştirilecek olan Nöromarketing workshopta katılımcılar bilimsel verilerin ışığında müşterilerinin satın alma kararlarını etkileyen faktörleri öğrenecekler, karar verme sürecinde duyguların rolü üzerinde geniş bir vizyon kazanmış olacaklar.
Günümüzde satış ve pazarlama artık hiç olmadığı kadar zor. Çünkü müşteriler çok bilinçli, rekabet çok yoğun, geleneksel anlaşma tekniklerine olan direnç çok arttı.
Bu workshop etkili pazarlama stratejileri yaratmak ve başkalarını etkileme yeteneğinizi geliştirmek, ikna edici sunumlar yapabilmek ve mesajlarınızın akılda kalıcı bir şekilde sunulabilmesi için devrimsel nitelikte teknikler aktarıyor. İstanbul’da bir önceki konferansımıza katılan kurumların web sitelerindeki değişiklikleri ve farklılaşan iddialarını görmek etkileyiciydi.

Yayınlar
Neuron, Vol. 44, 379–387, October 14, 2004, Neural Correlates of Behavioral Preference for Culturally Familiar Drinks (http://www.librimedia.com/website/content/research/papers/neural_correlates_of_behavioral_preference_for_culturally_familiar_drinks.pdf)
Journal of Consumer Research Vol 25 Nov 4 March 1999 Kathryn Braun Consumer Memory ( http://www.jstor.org/discover/10.1086/209542?uid=3739192&uid=2&uid=4&sid=21102060296521)
Kitaplar
Neuromarketing “Understanding the Buy Button Inside Your Customers’ Brain”(Patrick Renvoise&Christophe Morin )
Descartes Error (Damasio)
Neuromarketing (Zurawicki)
How Customers think (Zaltman)

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

"CAN GÜVENLİĞİM OLANA KADAR MESLEĞİMİ YAPMAYACAĞIM"

Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi’nde bir hasta yakını dün akşam saatlerinde ağır küfür ve hakaretler ettiği bir asistan hekimle hemşireyi, belindeki silahı gösterip “Ölmek mi istiyorsun?” diyerek ölümle tehdit ettiği iddasıyla protesto düzenlendi. Şiddete uğradığını belirten Dr. Batuhan Erdoğdu, “Can güvenliğim olana kadar mesleğimi yapmayacağım” dedi.

Ankara Tabip Odası üyelerince, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesinde görevli bir hekimle hemşirenin fiziksel ve sözel şiddete maruz kaldığı iddasıyla protesto düzenlendi. İbn-i Sina Hastanesinde bugün yaşanan şiddet olayına tepki koymak için hastanenin poliklinik servislerinde hizmet verilmiyor. 

Hastane bahçesindeki eylemde, asistan hekimler adına konuşan Dr. İzzet Doğan, dün gece hastanelerinin endokrinoloji kliniğinde bir asistan hekimle hemşireye hasta yakını tarafından sözel ve fiziksel saldırı yapıldığını ve silahla ölüm tehdidinde bulunulduğunu öne sürdü. Yaptığı konuşmada, sağlık çalışanlarının çok sık şiddete maruz kaldığını söyleyen Doğan, “Artık hekimlik yapılamaz hale gelmiştir. Bakanlık hastayla sağlık çalışanlarını karşı karşıya getirici politikalardan vazgeçmelidir. Sağlıkta şiddet yasası bir an önce Mecliste kabul edilmelidir” dedi.

Şiddete uğradığını belirten İç Hastalıkları Anabilim Dalı Asistanı Dr. Batuhan Erdoğdu ise olayı kınayarak, “Can güvenliğim olana kadar mesleğimi yapmayacağım” diye konuştu.


“Olumsuz Bir Sonuç Alınması Halinde Eylemlerimize Devam Edeceğiz”
Ankara Tabip Odası Başkanı Özden Şener ise şunları söyledi: “Gözaltına alınan hasta yakını Metin Ataoğlu hakkındaki kararın bugün öğleden sonra açıklanacak. Kararı öğrenmek için adliye önüne yürüyeceğiz. Olumsuz bir sonuç alınması halinde eylemlerimize devam edeceğiz.”
Konuşmaların ardından “herkese sağlık güvenli gelecek” şeklinde slogan atan sağlık çalışanları, adliyeye yürüdü. Adliye binası bahçesinde toplanan sağlık çalışanları, sonucu öğreninceye kadar beklediler. 



Gözaltı Süresi Uzatıldı
Adliye binası bahçesinde toplanan sağlık çalışanları, şiddet uyguladığı iddia edilen Metin Ataoğlu’nun gözaltı süresinin uzatılması üzerine buradan ayrılarak Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi’ne döndü. Eyleme katılan hastanenin sağlık çalışanları, bir araya geldi. Toplantıda, şiddetin önlenmesine yönelik tedbirler ve taleplerin ele alınacağı, bunların hastane yönetimi ve öğretim üyelerine iletileceği öğrenildi. 
Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

ANKARA TIPTA ASİSTAN HEKİME DARP!

Alınan bilgilere göre; dün Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi’nde Asistan Hekim darp edildi.
Hasta yakını tarafından darp edilen hekim şahsın silahlı olduğunu söylediği alınan bilgiler arasında. Darp edilen hekim, saldırgan hakkında suç duyurusunda bulundu. 
Endokrinoloji servisinde gerçekleşen olayı protesto etmek amacıyla dahiliye ve cerrahi bölümü asistan hekimleri bugün greve gidiyorlar. Ayrıca grev yapan hekimler bugün hastanede basın açıklamasında bulunacaklar.

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

SAĞLIK BAKANI AMERİKA’DA

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Amerika’da gemi hastane incelemelerinde bulundu.
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Nihat Tosun resmi twitter adresinden gemi hastane inceleme fotoğraflarını paylaştı. Sağlık Bakanı ve beraberindeki heyetle Amerika’da 2 hastane gemisinden biri olan ve Pasifik kıyısında San Diego’da Amerikan donanmasına ait limanda demirli olan USNS Mercy Hastane gemisini ziyaret edip, bilgi aldı. Gemi Hastane Kaptan Köşkü incelendi ve simülasyonda hastaya müdahale değerlendirildi. 
Ayrıca Müezzinoğlu, Gemi Hastane yetkililerine plaket verdi. Gemi hastane yetkilileri tarafından da Nihat Tosun’a hatıra plaketi verildi.
Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

AHEF, UEMO ÜYESİ OLDU

UEMO(Avrupa Genel Pratisyenler Birliği) toplantısına katılan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu, yapılan çalışmalarda söz sahibi olmayı hedefliyor. 

 Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonuna, “Türkiye” adını eklemek için işlemleri başlattıklarını kaydeden Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, denetlemelerinde Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanacak olan raporları beklediklerini dile getirdi. 
Eker, ayrıca Federasyon’un UEMO(Avrupa Genel Pratisyenler Birliği) toplantısı hakkında şu bilgileri verdi: “Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) adına Dr. Zafer Kalaycıoğlu ve Dr. Serdar Gürel Berlin’deki UEMO(Avrupa Genel Pratisyenler Birliği) toplantısına katıldı. AHEKON tanıtım sunumu Dr. Serdar Gürel tarafından 2013’te İrlanda’da yapılacak UEMO ve Prag’da yapılacak olan WONCA toplantıları sunumlarının ardından gerçekleştirildi. Toplantıda, Almanya CDU/CDS koalisyon partisi milletvekili ve sağlık komisyonu üyesi Dr. Rolf Koschorrek Almanya’da çok disiplinli ve iyi bir sağlık sistemi olduğunu, son dönemdeki krizler ve demografik değişikliklerden etkilenmeden bu sistemi sürdürmenin tek hedefleri olduğunu belirtti. 

“Aile Hekimliğinin Özendirilmesi Gerekiyor”
Almanya Aile Hekimleri Derneği Başkanı Ulrich Weigeldt ise daha fazla aile hekimine ihtiyaçları olduğunu, aile hekimliğinin özendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Weigeldt, özellikle doktor açığının kırsal kesimlerde daha çok hissedildiğini, uç dal uzmanlıklarının fazla artmasının olumsuz etkilerinin olduğunu söyledi. Bu problemleri ancak politikacıların çözebileceğini ifade etti.

“Aile Hekimliği Bazı Ülkelerde Uzmanlık Kabul Edilmiyor”
Aile Hekimliğinin uzmanlık kabul edilmediği Avusturya, İtalya, İngiltere, Belçika temsilcileri Aile Hekimliği eğitimlerini anlattılar.

UEMO Neler Yapıyor?
Professional Qualifications Directive(2005/35/EC) denen bir yönergenin revizyon sürecinde, konunun aile hekimleriyle ilgili kısmı olan ve aile hekimliğinin koşulsuz olarak tüm Avrupa’da uzmanlık sayılması gerektiğini öngören, kısa süre sonra hukuksal anlam kazanacak bu yönergenin sonuçlandırılmasında UEMO’nun üstüne düşeni yaptığı vurgulandı. UEMO Başkanı Ferenc Hajnal Avrupa Birliğine üye ülkelerin, Avrupa Parlamentosu milletvekillerine ulaştırılmak üzere “aile hekimliğinin bir uzmanlık” olduğunun ilgili yönergenin Ek V 5.1.3 no’lu kısmına eklenmesini talep eden bir dilekçe hazırladığını söyledi.

“Avrupa’da Yeni Mezunlar Ağır İş Yükü Yüzünden Aile Hekimliğini Seçmiyor”
Başkan yardımcılarından Nena Kopcevar Gucek yapılan bir araştırma sonucunda, yeni mezunlara ‘neden aile hekimliğini seçmedikleriyle’ ilgili soru yöneltilince diğer uzmanlık dallarına göre, ağır iş yükü olduğu ortaya çıktığını belirtti.

Aile Hekimliğinin bir uzmanlık dalı olarak kabul edilmesini sağlamak, tüm Avrupa’da geçerli olması, serbest dolaşım hakkı, sürekli tıp eğitimi UEMO’nun ana hedefleri olarak ortaya çıktı.
Tüm bu konularla ilgili çalışma gruplarına AHEF temsilcileri bizzat katıldı.

Türkiye’de İlk Olacak Çalışmalar
Türkiye’de ilk defa olacak projeleri olduğunu belirten Eker, bunları ilk defa birinci basamak hekimlerinin yapacağını kaydetti. Eker, ayrıca birinci basamak hekimlerinin diğer meslek gruplarından çok önemli bir farkı olduğunu, 75 milyon nüfusa aynı anda dokunan tek meslek grubu olduklarını dile getirdi. Eker, yaptıkları ve yapılmayı planladıkları bazı proje başlıklarını şu şekilde sıraladı:

STRAAHEF
DİYAAHEF
ANNE AHEF
AHEF OBEZİTE
GAZETE AHEF ve AHEF Dergi
AHEF TV ( kongre de yayına başladık )
AHEF application
Avrupa Birliği Projeleri
Hekime şiddet çalıştayı
Aile hekimliğinde iş yükü analizi çalışması
AHEF AHBS
Uemo ile Smart Proje

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın