Ağustos 2013 için arşiv

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ÇAĞRI MERKEZİ KURULDU

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinde muayene olmak isteyen hastaların çağrı merkezini arayarak sıra alınabileceğini söyleyen Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, hem randevu kapasitemiz hem hizmet kalitemiz hem de hasta memnuniyeti oranlarının arttığını belirtti. 

Üniversite hastanelerinde muayene olmak isteyen hastaların sabah erkenden uzun kuyruklar oluşturduğu dönemler Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinde artık sonra eriyor. Randevu almak isteyen hastalara çağrı merkezi hizmeti başlattıklarını belirten Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, “Hastanelerimizde çağrı merkezi oluşturduk. Çağrı merkezi ile artık çok rahat randevu alınması mümkün. 508 3 508 numaralı telefon sayesinde, insanlar artık sabah 5’te gelip sıraya girmiyorlar, böylece sabah saatlerindeki yoğunluk yaşanmıyor. Öte yandan bu sistem sayesinde randevu kapasitemiz, hasta memnuniyetimiz ve hizmet kalitemiz arttı” dedi. 

Üniversite Mensuplarına “440 5 946” Çağrı Merkezi
Üniversitenin de çağrı merkezini oluşturduklarını kaydeden Prof. Dr. Erkan İbiş, “440 5 946 numaralı telefon, üniversite mensuplarına ve halka yönlendirme anlamında hizmet veriyor. Acil bir durum olduğunda, öğretim görevlisine merkezimiz yardım ediyor” diye konuştu.

Med-Index

Yorum bırakın

GAZİ TIPTA AKILCI İLAÇ KULLANIMI STAJI VERİLİYOR

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde 5. Sınıf öğrencileri, “Akılcı İlaç” stajı alarak, doğru reçete yazmayı ve ilaç seçiminde dikkat edilmesi gereken kuralların eğitimini alıyor.

Gazi Üniversitesi Tıp fakültesinde 5. sınıf öğrencileri akılcı ilaç kullanımı eğitimi alıyorlar. Simüle hastaların üzerinde hastalıklar ve tedaviler hakkında verilen bilgileri yer alıyor. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Güney, bir hafta süren stajda öğrencilere, ilk derste reçete yazma sınavı yapıldığını söyledi. Hastalıklar ve uygun ilaç seçimi hakkında bilgi verildiği ve bitirme sınavı ile stajın tamamlandığını kaydeden Güney, “Bu zamana kadar 600 öğrenciye verilen eğitimde, Dünya Sağlık Örgütünün yayınlamış olduğu akılcı ilaç kullanımı ile ilgili prensipleri ve bunların reçetede nasıl uygulanması gerektiğini anlatılıyor. Reçete yazarken nelere dikkat ediliyor. Öğrencilere mezun oldukları zaman sık karşılaşacakları hastalıklarla ilgili bilgi veriliyor. Hipertansiyon, sistit ve osteoartrit gibi sık karşılaşılan hastalıkların tedavi sürecinde doğru ilaç seçimini anlatıyoruz.” 

Reçete yazma yetkisinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Güney, “Yeni düzenlemeleri izlemek gerekiyor. Hangi ilaçların birinci, ikinci ve üçüncü basamak ilaçları olduğunu bilmek durumundayız” dedi. 

“Eğitimin Planlanmasında Görev Alan Bir Kurulumuz Var”
Bu kurulda yer alan tüm hocalar Akılcı İlaç Kullanımı konusunda çok deneyimli ve çok emekleri geçti. Kurulda yer alan tüm hocalara ve staj eğitiminde değerli desteklerini esirgemeyen herkese çok teşekkür ederim. 

“Kanıtı ve Kaynakları Kullanarak İlaç Verirken Nelere Dikkat Etmesi Gerektiğini Anlatıyoruz”
2006 -2007 eğitim öğretim yılından beri klinisyenlerle ortak eğitim verdiklerini belirten Güney, “Olgular veriyoruz, tanısı belli olan hastaya hangi ilaçları yazacaklarını soruyoruz. Kanıtı ve kaynakları kullanarak ilaç verirken nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatıyoruz.” 

“Hangi Uzmanlık Alanında Olursanız Olun, Mutlaka Farmakokinetik Özelliklerini Bilmelisiniz”
Hastayı doğru bilgilendirmek çok önemlidir. Hastanın o anda kullandığı ilaçların listesini edinmek, ilaç etkileşimleri açısından son derece dikkat edilmesi gereken bir konudur. Hangi uzmanlık alanında olursanız olun, mutlaka ilacın farmakokinetik özelliklerini bilmelisiniz. İlaç nerede emildiğini ve nerede dağıldığını ilaç yazarken düşünmelisiniz” diye konuştu. 

Med-Index

Yorum bırakın

EVİNİZDEKİ TERAPİST

Psikoterapistlerin terapi seansında danışanlarına Kognitif Terapi Modeli’nin nasıl uygulanacağını öğreten Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı, ülkemizde farklı bölge ve şehirlerde çalışan klinisyenlerin rahatlıkla terapilerine adapte edebilecekleri bir kaynak.

Evinizdeki Terapist, dünyanın her yanındaki okuyucuların kendi sorunlarını anlamaları ve çözmeleri, aynı zamanda da rahatsızlıklarının tekrarını önlemeleri için yazılmış bir psikoloji kitabı. Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı ise, ülkemizde farklı bölge ve şehirlerde, farklı ortam ve koşullarda çalışan klinisyenlerin rahatlıkla terapilerine adapte edebilecekleri bir kitap. Dr. Christine A. Padesky ve Dr. Dennis Greenberger tarafından yazılan “Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı” Dr. Emel Stroup tarafından dilimize kazandırıldı. 

Psikoterapistlerin terapi seansında danışanlarına Kognitif Terapi Modeli’nin nasıl uygulanacağını öğreten kitap, etkin dili sayesinde, teorik bilgi ile terapi odası arasındaki boşlukta köprü görevi görüyor. 

Dr. Emel Stroup çevirisini yaptığı “Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı” hakkında Med-Index’in sorularını yanıtladı. 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Dr. Emel Stroup, American Board of Professional Psychology (ABPP) tarafından belgeli klinik psikoloğum. Bunun yanında Academy of Cognitive Therapy (ACT) uluslararası değerlendirme komitesinde yer almaktayım. Aynı zamanda European Federation of Psychologists’ Associations (EFPA) psikoterapi uzmanıyım. 2013 yılında yayınlanması planlanan DSM-5 Tanı Ölçütleri El Kitabı’nın dünya çapında test edilmesi projesinde tanı ve teşhise yönelik alan çalışmaları yapan klinisyenlerden biriyim. Humanite Psikiyatri Tıp Kliniği: Kognitif Terapi Birimi kurucusu ve başkanıyım. Aynı zamanda Humanite Psikiyatri Tıp Kliniği’nde klinisyen olarak hasta görmekteyim. CBTiSTANBUL’un kurucusu olarak, klinik psikoloji ve Beck yönelimli Kognitif Terapi alanında süpervizyon, eğitim, seminer ve konsültasyon vermeye devam ediyorum. Aynı zamanda, Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nda öğretim üyesiyim.

Kitabın proje editörlüğünü üstelenerek Türkiye’ye getirmenizdeki etken nedir?
Öncelikle bu projenin çevirilmesini üstlendiğim için mutluluk duyuyorum ve bu projenin ruh sağlığı alanında çalışan tüm klinisyen ve terapistlere yararlı olacağını düşünüyorum. Evinizdeki Terapist’i, hastaların iyileşme sürecinden sonra kendi kendilerinin terapisti olmalarını sağlayarak nükslerini azaltmak amacıyla kullanıyorum. Hastalara yönelik olan Evinizdeki Terapist ile bütünleşen bu klinisyen elkitabı, terapistin kendi becerilerini geliştirerek hastalarına daha yararlı olması amacıyla Türkçe’ye adapte edildi. Ayrıca Türkiye’de ruh sağılığı alanında çalışan kişilerin kendi dilleriyle ve kendi kültürlerine uygun olarak böyle bir kitabı okuyabilmelerini sağlamak amacıyla Türkçe’ye çevirildi.

Kitabın çevirilmesinde amaç nedir? 
Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı, teorik bilgi ile terapi odası arasındaki boşlukta köprü görevi görmektedir. Ayrıca, Evinizdeki Terapist’i nasıl daha etkin kullanabileceğinizi öğretir.

Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Evinizdeki Terapist ve Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı, tekrar tekrar kullanılabilecek ve okunabilecek kitaplardır. İki kitabın da, her klinisyenin kitaplığında olması gerektiğini düşünüyorum. Klinisyenler ve terapistler, hastalarıyla birlikte bu iki kitabı terapilerine paralel olarak götürebilirlerse, hastaların iyileşme süreçlerine büyük katkı sağlayacak ve nüks risklerini azaltacaktır. Bu şekilde hastalar, seans aralarında boş kalmayacak, öğretilerini pekiştirecek ve öğrenme süreçlerini terapi seanslarının dışında da devam ettirebileceklerdir. 

Kitabınızla ilgili nasıl geri bildirimler aldınız?
Birçok meslektaşım, terapi seanslarında da Evinizdeki Terapist’i kullanmayı tercih ettiklerini bildirdiler. Bu kitabın, danışanın terapi dışındaki süreçte de terapisini devam ettirmesini sağlarken, klinisyen elkitabının da psikoterapistlerin mesleki gelişimini devam ettirdiğini paylaştılar. Ayrıca, Evinizdeki Terapist’in danışanlar tarafından Türkiye ve Türkçe’ye diğer psikoloji gelişim kitaplarından daha yakın bulunduğunu belirttiler.

Mutlaka herkesin okuması gereken kitap, müzik ve film sizce hangisi? 
David Burns’un yazmış olduğu ‘İyi Hissetmek’ kitabı, herkesin okuması gereken bir kitap. Bunun dışında, klinik psikoloji alanındaki tüm klinisyenlerin ve terapistlerin okuması gereken kitapların arasında, Judith Beck’in ‘Bilişsel Terapi Temel İlkeler ve Ötesi’ kitabını rahatlıkla önerebilirim.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Ülkemizde sağlık haberciliğinin gittikçe popülerleşmekte olduğunu düşünüyorum. Bu bir yandan sevindirici bir haberken bir yandan da işinde ehil olmayan kişilerin yazdığı ve yaptığı bilgilendirmeler beni korkutmakta. Alanında uzmanlaşmış kişilerin yaptığı haberler çok bilgilendirici. Bu kendi alanım için de geçerli bir durum. Gün geçtikçe doğru ve bilimsel bilginin uzman meslektaşlarım tarafından haberleştirilmesi sevindirici. Sağlık haberlerinde haberi yapan kişinin mesleki yeterliliği bence çok önemli. En çok bilimsel bilgi olmasına dikkat ediyorum açıkçası. 

Türkiye’deki çalıştığınız alandaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Klinik psikolojinin olduğu kadar, psikolojinin diğer alanlarının da önemli olduğu bir gerçek. Çok kıymetli hocaların yetiştirdiği, etik ve bilimselliği en öne koyan meslektaşlarım olduğu kadar, etiği ve bilimselliği bir kenara koyan klinisyenler de bulunmakta. Bu durum korkutucu bir tabloyu göz önüne koysa da, gelecek nesil klinik psikologların bu bilimsel ve etik çerçeveyi koruyacaklarını umuyorum.

Med-Index

Yorum bırakın

ANKARA’DA KRİMİNAL TEKNOLOJİ GELİŞTİRİLECEK ÜNİVERSİTE AÇILIYOR

Prof. Dr. Hamit Hancı ve Dr. Mehmet Hakan Sağlam
Anka Teknoloji Üniversitesinin adli tıp alanında kriminal teknolojiler ile siber güvenlik ve savunma sanayi alanında üç temel bölüm ile açılması planlanıyor.


İstanbul Adli Bilimler Eğitim ve Araştırma Vakfı tarafından Ankara’da kurulmasına karar verilen Anka Teknoloji Üniversitesi farklı ihtisas alanı, fakülte ve bölümleri ile diğer birçok üniversiteden ayrılıyor. 
Ankara’da kurulacak olan bu üniversite bir konsept üniversitesi olarak planlandığını belirten İstanbul Adli Bilimler Eğitim ve Araştırma Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. İ.Hamit Hancı konu ile ilgili şu bilgileri verdi: “Üniversite özellikle kriminal teknolojiler, siber güvenlik, savunma sanayi olarak üç ana bilimsel araştırma ve hizmet alanına hizmet verecek şekilde tasarlanıyor. Bu üç alanda da Türkiye’de gerek lisans düzeyinde gerekse Ar-Ge düzeyinde yeterli fakülteler bulunmuyor. Gelişen teknoloji ile birlikte kriminal teknolojiler de büyük değişiklikler gösteriyor, yeni alanlarda araştırma ihtiyacı ve kalifiye eleman ihtiyacı üst seviyelere çıkıyor. 

Üst Düzeyde Kriminal Uzman Yetişecek
Günümüzde işlenen suçlar arasında bilişim suçları önemli bir yer tutuyor. Yakın gelecekte ise işlenen toplam suçların yarısını bilişim suçları oluşturacak. Anka Teknoloji Üniversitesi, bu açığı kapatmak üzere üst düzeyde kriminal uzman yetiştirmeyi, bu konuda yine üst düzeyde araştırma geliştirme faaliyetinde bulunmayı hedefliyor. Ülkemizde inceleme yetersizliğinden dolayı en basit davalar yıllarca sürüyor. İnsanlar basit hatalardan ve inceleme yetersizliklerinden dolayı haksız cezalara maruz kalıyor.

“Ülkemizin Kriminal Teknolojileri Konusundaki Üst Düzey İhtiyacını Bilimsel Olarak Karşılayacak”
Anka Teknoloji Üniversitesi, ülkemizde bulunmayan, Avrupa ve Dünya üniversitelerine dahi sadece ihtisas üniversitelerinde bulunan adli bilimler fakültesi ile ülkemizin kriminal teknolojileri konusundaki üst düzey ihtiyacını bilimsel olarak karşılayacak. Bu özelliği ile de sadece Türkiye’den değil, tüm dünyadan öğrenci gelecek. 

Adli Tıp Kurumunun Yükünün Azaltılacak
Anka Teknoloji Üniversitesi, özellikle adli bilimler, adli bilişim teknolojileri ve adli mühendislik konularında gelişmiş ülkelerde var olan ileri teknolojilerin ülkemize adapte edilmesine katkıda bulunacaktır. Ayrıca, kurulacak AR-GE laboratuvarlarıyla şu an için sadece adli kurumlara hizmet veren Adli Tıp Kurumunun yükünün azaltılmasına, adliyelerde inceleme eksikliği nedeniyle karara bağlanamayan davaların hızla sonuçlanmasına önemli katkılarda bulunacak ve hemen her konuda adli bilimler uzmanları yetiştirecek.

Yazılım ve Yapay Zekâ Mühendisliği Bölümü Kurulacak
Siber âlemdeki güvenlik, ciddi bir ülke meselesi hâline geldi. Yeterli denetlemeler yapılamadığından, akıllı cep telefonları dâhil, bilgisayarlarımıza yapılan siber saldırılar önemli sorun oluşturuyor. Özellikle ülke güvenliği açısından sadece kamu kurumları değil, özel şirketler dahi ciddi seviyede siber güvenlik sorunları yaşıyor. Kurulacak olan yazılım ve yapay zekâ mühendisliği bölümü, ülkemizde daha önce hiç olmayan bu alanlardaki AR-GE faaliyetleri için tamamlayıcı bir bölüm olacak.”

Med-Index

Yorum bırakın

SAĞLIKTA MOBİL NEREYE GİDİYOR?

Sektörün en yenilikçi zirvesi olma özelliğini taşıyan Digital Health Summit Turkey’in Eylül ayında ikincisi gerçekleştirilecek. Zirvede, dijital kanalların günümüzde hızla öne çıkan “mobil” ve sağlık konusu ele alınarak, gelecek yıllarda bu alanda ne gibi gelişmeler olacağı üzerinde durulacak.

Dijital dünya hayatımızın bir parçası haline geldi. Artık her işimizi online çözer olduk. Hatta mobil telefonlar, bilgisayarların yerini alırken, bu alanda tüm sektörler firmaları kendilerini geliştirmeye başladı. Peki sağlık? Sağlıkta, mobil yenilikler neler sağlayacak? Akut ve kronik hastalık yönetiminde, doktor-hasta iletişiminde dijital kanallar ve mobil uygulamaların etkileri nelerdir? Hastaneler, ilaç ve medikal sektör ne gibi yenilikler sunacak? Gelecekte insanları mobil sağlık alanında, neler bekliyor?

Türkiye’nin ilk Dijital Sağlık Zirvesi’sinin geçen yıl yapılmasının ardından bu alandaki yenilikleri sunmak adına bu sene “mobil” konusu ele alınarak, 18-19 Eylül 2013 tarihinde ikincisi gerçekleştirilecek. Digital Health Summit Turkey 2013 toplantısında, mobil sağlık konusuna ve mobil sağlık ile kronik hastalıkların yönetimi, ilaç firmalarının stratejileri, hasta-hasta yakını deneyimleri gibi konular ele alınacak. Dijital uygulamaların ilaç ve sağlık sektörüne, pazarlama alanında sağladığı kolaylıklar, hukuki boyutu ve sektörün başarı hikâyeleri ile dijital yaklaşımın tüm boyutları interaktif şekilde anlatılacak. 

Türkiye ve dünyadan sağlık ve bilişim sektörünün önde gelen üst düzey yetkililerin katılacakları zirve hakkında moderatörlükleri üstlenen Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Elgiz Yılmaz ve Dr. Cenk Tezcan ile etkinliği düzenleyen PTMS Kurucusu Dr. Kıvılcım Kayabalı, Med-Index’in sorularını yanıtladı. 

İlk ve farklı toplantılar yapmak risk almaktır. Bu toplantıları yapmaya nasıl karar verdiniz?
PTMS (Pharma Tailor Made Services), aslında son 3 yıldır sağlık sektörüne yönelik dijital konular ile ilgili toplantılar düzenliyor. Bunlardan ilki 2010 yılında gerçekleşen ‘İlaç Sektörü Sosyal Ağlarda’ toplantısıydı. 

Geçtiğimiz yıl ise ‘Digital Health Summit Turkey’ markası oluştu ve uluslararası bir marka olma yolunda ilerliyor. Tabii her karar kendi içinde bir riskte taşır, ama risk almadan başarılı olmak ve aynı zamanda inovasyon mümkün değil. Robin Sharma’nın dediği gibi “En büyük risk, risk almamaktır.” Bu toplantı konsepti her zamanki gibi gelişen trendler doğrultusunda öne çıktı. Dijital sağlık, mobil sağlık önümüzdeki 5 yıl içerisinde Türkiye’de giderek önem kazanacak. Bu alandaki değerlendirmemiz ve yatırımlar bugünkünden çok farklı olacak. Toplantıdaki paylaşımların bir çok kişiye yeni bir vizyon kazandırdığını düşünüyorum.

İlk toplantınızda nelere değindiniz? Bu sene geçen yıldan farklılıklarınız neler?
Bu yıl geçtiğimiz yıldan farklı olarak mobil sağlık konusuna ve mobil sağlık ile kronik hastalıkların yönetimine ağırlık vereceğiz. Ayrıca hastaların sosyal ağlardaki deneyimlerini aktardıkları bir oturumumuz olacak. 

Son bir yıl içerisinde ilaç sektöründe çok sayıda başarılı proje gerçekleşti, dijital projeler kurum içerisinde etkili kullanılmaya başlandı. Bu konularda neler yapılacağına da ağırlık verilecek . Yine sektör dışından vizyoner konuşmacılarımız olacak.

Bu sene temanızı Mobil, olarak seçtiniz. Neden? Mobilin sağlık sektörüne ne gibi etkisi olacak? 
Mobilite, hemen her sektörde son 10 yılın yükselen değeri oldu. Gittikçe kişiselleşen bir sağlık sisteminde internetin, tabletlerin ve akıllı telefonların sağlığın sürdürülmesinde, hastalıkların uzaktan yönetilmesinde ve kronik durumlarla baş edilmesinde anlamlı bir yarar ve katma değer kazandırıyor.

Tıbbi cihazların cepte taşınabilecek kadar küçülmesi, internet hızının doktor-hasta görüşmelerine izin verecek kadar hızlanması ve interaktif medya cihazlarının ucuzlaması, doğru bir şekilde kullanıldığı zaman mobilitenin tamamlayıcı bir sağlık argümanı olarak karşımıza çıkmasını sağlıyor.

Gittikçe yaygınlaşan cep telefonu sağlık uygulamaları, hastanın hastalıkla ilgili verilerini düzenli bir şekilde sisteme girebilmesini, doktorun hastasını 7/24 kesintisiz izleyebilmesini, hasta okur yazarlığının artırılmasını ve en önemlisi kişilerin sağlıkları ile ilgili farkındalıklarının artırılmasını sağlayacak. Bu etkinlikte, uygulamalar ve uygulamaların yaygınlaştırılması için gerekli legal, teknolojik ve eğitim gereksinimleri konuşulacak. 

Bu toplantıya kimler katılmalı? Neden?
Digital Health Summit 2013 (DHS 2013) etkinliğine, sağlık dünyasındaki yenilikleri ve gelecek beklentilerini, mobil uygulamaların sağlık dünyasına katacağı katma değeri, sağlığın kronik sorunlarına teknolojinin sağlayacağı yeni çözümleri duymak isteyen; sağlık hizmet sunumunda sunumcu veya tedarikçi olarak yer alan tüm kurumlar, geri ödeme kurumları, ilaç dünyası, sağlık ile ilgili tüm sivil toplum örgütleri, hastaneler, sağlıkla ilgili meslek grupları, doktorlar, sağlık yöneticileri, kamu yöneticileri katılmalıdır. 

Toplantıyı Online izleme imkanı olacak mı? Olacaksa, sosyal medyadan soru alacak mısınız?
Dijital markalı ve mobil temalı bir sektör konferansı olduğumuz için geçen yıl olduğu gibi bu yıl da tabii ki online kanallardan soru, öneri, eleştiri, katkı almak istiyoruz. 

WEB ve sosyal medya adresleri: 
twitter.com/DHSTurkey 

Med-Index

Yorum bırakın

TÜRKİYE’NİN KANAYAN YARASI HEMATOLOJİ

Kemik iliği nakli için donör havuzlarının oluşturulması için ciddi yatırımlar yapılması gerektiği ancak Türkiye’de bu konu için yeteri kadar yatırım yapılmadığını söylen Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, “Türkiye için bunun kanayan bir yara olduğunu düşünüyorum. Halen donör havuzunun yeterince oluşturulamaması ve yeterli yatırım yapılmaması bir hüsran diye düşünüyorum. Yıllardır bir türlü bu konu için yatırım yapılmadı” şeklinde konuştu.
Türkiye’de 200 civarında hematoloji uzmanı olduğunu söyleyen Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, “Türkiye’de hematoloji ne yazık ki gelişmiyor çünkü yeterli personel ve doktor yok. 200 civarında hekimimiz var. Yeni hekim yetişmemesinin sebebi de hematoloji gibi zor bir branşın yeterince karşılığının olamaması ve her şeyin performansa bağlanması” dedi. 

“1 Ay Süre ile Yapılan Tedaviden Bahsediyoruz Birde Günde 10 Tane Yapabileceğiniz Bir Tedaviden”
Hematoloji için özellikle SGK ve Sağlık Bakanlığı’na çok iş düştüğünü belirten Dinçer şunları söyledi: “Şimdi bir miktar değişti ama bir zamanlar kemik iliği naklinin performans değeri 500 puandı, prostat ameliyatının 600, katarak ameliyatının ise 800’dü. Dengesiz bir performans ölçümü var. Şimdi çok fazla değişmedi, biraz arttırıldı ama 1 ay süre ile yapılan tedaviden bahsediyoruz birde günde 10 tane yapabileceğiniz bir tedaviden bahsediyoruz. Oranlarda ciddi farklılık vardı, biraz tersine dönmüş gibi oldu ama yeterli değil. Yapılan iş basit değil çok riskli iş.” 

“Donör Konusu Kanayan Bir Yara”
Kemik iliği nakli için donör havuzlarının oluşturulmasının önemli olduğunu Türkiye’de ise bu konu için yeteri kadar yatırım yapılmadığını söylen Dinçer, “Donör bulma zorluğu halen devam ediyor. Çünkü donör bulma işi yatırım işidir. Asgari, bir dönor testinin de 80 Euro gibi bir maliyeti var, bu 80 Euro’luk maliyeti birisinin karşılaması lazım, donörden alacak değiliz. Bu maliyet karşılanacak ki ortalama milyon düzeyinde bir donör havuzumuz olacak o zaman yaptığınız taramalarla kazanç sağlar ve yeni testler yapabilir hale gelirsiniz. Türkiye için bunun kanayan bir yara olduğunu düşünüyorum. Halen donör havuzunun yeterince oluşturulamaması ve yeterli yatırım yapılmaması bir hüsran diye düşünüyorum. Yıllardır bir türlü bu konu için yatırım yapılmadı” şeklinde konuştu. 

“Performans Geldi Bilimsel Yayınlar Geriledi”
Performans Sistemi’nden sonra özellikle bilimsel çalışmalarda gerilemeler yaşandığını belirten Dinçer, “Performans işin içine girdikten sonra her şeyde gerileme yaşandı. İnsanlar okuldan mezun oldukları zaman ne amacı vardır?  Tıp fakültesinden mezun olduktan sonra para kazanması için iki yöntem vardır, ya taşraya gidip muayenehane açacaklar ya da hoca olacaklar. 20 yıl bekleyecekler profesör olacaklar ve bir şekilde para kazanacaklar. Şimdi ikisi de kalktı. Taşraya giderlerse de bir şey kalmadı hoca olsalar da bir şey kalmadı. Üniversitede rahat çalışamaz oldular. Şimdi herkes duruyor. Özellikle İstanbul’da herkes oturdu hiçbir şey yapmıyor. Onun için de bilimsel yayınlarda da gerileme var” dedi. 

Med-Index

Yorum bırakın

DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE ECZACILIK NE DURUMDA?

Dünya’da ve Türkiye’de eczacılık alanında yapılan değişiklikler hakkında değerlendirmelerde bulunan Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Harun Kızılay, ülkemizde eczaneler arasındaki gelir adaletsizliğinin bir an önce son bulması gerektiğini söyledi.


Sağlık alanında birçok sistem oluşturulmadan önce, hep yurt dışından örnek alınarak yapılır. Peki eczacılık açısında bakıldığında durum ne? Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Harun Kızılay, yurt dışındaki eczacılık sistemleri ve ülkemizde yaşanan sorunlar hakkında Med-Index’e değerlendirmelerde bulundu. 

Türkiye’de eczacılık sisteminin yurt dışı ile karşılaştırılmadığını kaydeden Kızılay, “Avrupa’da ve birçok yerde uygulanan referans ilaç fiyatlandırması, Türkiye’nin bulduğu bir durum değil. Avrupa’da bu sistem yaklaşık 15-20 yıl önce başladı ve referans fiyat sistemi içerisinde kar oranları belli. Ülkemizde ise, ilaç fiyatları düştüğü anda eczacılık kar oranları da düşüyor. 

İlaç fiyatının yükselmesine dair bir talebimiz olamaz. Burada hibrit bir sistem uygulanıyor. AB ülkelerinde eczacıların kar oranları yüzde 20. İlaç fiyatları düştüğünde bu kar oranına ekstra bir ekleme yapılıyor. Fransa’da bu oran, kutu başı 53 Euro olarak belirlenmiş, Almanya ve İngiltere’de de buna benzer fiyatlandırma sistemleri var. Buna “hibrit karlılık” diyoruz. Türkiye’de de bu sisteme geçilmeli” dedi. 

“Eczacılık Bir Sanattır”
İlaç fiyatının belli bir oranının eczacılık hizmeti olarak kabul edilmesi gerektiğini söyleyen Kızılay, “Eczacılık, artık bu sistemle işlemiyor. Bunun yanında kutu başı kar oranı olmalı. Eczacılar ilaç fiyatlarının düşmesinden ya da yükselmesinden etkilenmemeli. 
Eczacılık, çok kar eden bir meslek grubu değil. Hayatımızı idame ettirecek, sosyal seviyemize uygun bir gelir elde edecek kadar, gelir istiyoruz. Zaten eczacılık bir sanattır. Sermaye odaklı değil mesleki bilgi ile yapılan bir iştir. Dolayısıyla eczacılar arasında gelir adaletsizliğinden kaynaklı bir uçurum oluşması, bizim açımızdan olumsuz karşılanıyor” diye konuştu. 
Med-Index

Yorum bırakın