Archive for category 14 Mart Tıp Bayramı

TIP BAYRAMINDA SAĞLIK DEĞERLENDİRİLDİ

14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında Ufuk Üniversitesi’nde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Akdağ, sağlık çalışanlarının sorunlarından, hekimlerin emeklilik ücretlerine kadar birçok soruna ve konuya değindi. Akdağ, sağlık alanında çalışanların ciddi iş yüküne rağmen topluma ve hastalarına sahip çıktıklarını görmenin kendisine verdiği memnuniyeti dile getirdi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ,Ufuk Üniversitesi’nde düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı törenlerine katıldı. Sağlığın insan hayatındaki en önemli değerlerden biri olduğunu belirten Akdağ, bu alanda görev yapan sağlık çalışanlarının özveri ve gayretlerinin her türlü övgünün üstünde olduğunu kaydetti. Akdağ, buna gönülden inandığını vurgulayarak, tüm çalışanların bu özel gününü kutladı.
Akdağ, “Toplumla, bireyle, insanla, hemşire arasında bir sevgi ilişkisi kurmak, en azından sistemler kadar kıymetli, en azından teknoloji kadar kıymetli ve en azından tedavi edici şartlar kadar kıymetlidir. Çünkü, biz sağlık çalışanları doğrudan insanla muhatap oluyoruz ve bu kişiler kırılgandır. Dolayısıyla sevgi ilişkisini geliştirmek çok önemli. Eleştirel yaklaşımlarda da sevgi ilişkisini zedeleyecek tavırlar içerisine girilmemesi gerekli. Örneğin, performanstan, paradan, kazançtan bahsederken, bu ülkede insanların 750 TL asgari ücretle aile geçindirmek durumunda oldukları hatırlamak gerekiyor. Bu ülkede, emeklilerin, işçilerin kazançlarını dikkate almak gerekiyor. Aksi takdirde tartışmaları bu çerçevenin dışında götürürsek, kendi fil dişi kulemize hapsedersek, bir süre sonra biz sağlık çalışanlarının toplumla, bireyle ilişkilerinde arazılar ortaya çıkabilir” dedi.
“Sorunlarımızı Böyle Çözemeyiz”
Konuşması sırasında Ankara Tabip Odası Başkanı Bayazıt İlhan’ın eleştirilerine de cevap veren Bakan Akdağ, “Konuşmasında bir olumlu cümle sarf etsin. Dikkatle takip ettim arkadaşın konuşmasını ve elimdeki kartlara 10 sayfa da not aldım. Bir tek olumlu cümlesi yok. Sorunlarımızı böyle çözemeyiz. Vatandaş sağlık sisteminden memnun. Bu Türk halkı herhalde hiç önünü göremiyor ya da Ankara Tabip Odası Başkanı böyle görüyor” dedi.
Bakan Akdağ, sağlıkta dönüşüm programının başladığında Tabip Odası Başkanı ve onun arkadaşlarınca karalama kampanyaları yapıldığını ve sistemin 3 ay içinde çökeceğini iddia ettiklerini söyledi. Bakan Akdağ, “İzmir’de şunu da söylediler. ‘Aile hekimliğini denize gömeceğiz’ dediler. Bu anlayışla hiçbir sorun çözülmez. İdeolojiden kaynaklanan karşı çıkmalarla hiçbir şey çözülmez” şeklinde konuştu.
“2011 Yılı TÜİK Memnuniyet Anketlerinde Vatandaşımız Yüzde 76 Memnun”
Kendilerinin 2003 yılından beri memnuniyet anketleri yaptıklarını belirten Bakan Akdağ, “2003’te verilen sağlık hizmetinden halkın memnuniyeti yüzde 39,5’ti. 2011 yılında Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) memnuniyet anketlerinde vatandaşımız yüzde 76 oranında sağlık hizmetlerinden memnundur. Birileri bilmez ama bu halk çok iyi bilir arkadaşlar. Bu halk bodrumlarda saatlerce ilaç kuyruğunda beklediğini unutmaz. Bu halk ambulans istediğinde, biz araç göndermiyoruz siz kendi aracınızla gidin denildiğini unutmaz. Önceden hiçbir köye ambulans gönderilmezdi. Biz iktidara geldikten sonra her köye ambulans gidiyor. Hatta ambulans helikopterlerinden bütün vatandaşlarımızın hizmetinde” dedi.
“Hekimlerin Emeklilik Maaşları Gerçekten Düşük”
Bakan Akdağ, hekimlerin emeklilik maaşları ile ilgili de bir açıklama yaptı. Hekimlerin emeklilik maaşlarının gerçekten düşük olduğunu vurgulayan Bakan Akdağ, ekonomi yönetimi ile ilgili bu konuda bir çalışma yaptıklarını açıkladı.
Ağır İş Yükünün En Önemli Sebebi, Türkiye’deki Hekim Eksikliği
Akdağ, 90’lı yıllarda düzenlenen tıp bayramlarında yapılan konuşmalarda ise Türkiye’de doktor sayının fazla olduğunun, bu sebepten dolayı da tıp fakültelerinin boşaltılması gerektiğinin söylendiğini belirtti. “Bunu kim söylüyor; Tabipler Odası” diyen Akdağ, Türkiye’de hekimlerin, asistanların, hemşirelerin, diğer sağlıkçıların hatta tıp öğrencilerinin üzerindeki ağır iş yükünün en önemli sebebinin, Türkiye’deki hekim eksikliği olduğunu kaydetti. Türkiye’de kişi başına hekime başvuru oranının 2010 yılında yüzde 7.3 olduğunu söyleyen Akdağ, bu oranın ise İspanya’da yüzde 11’lerde, Avrupa genelinde ise ortalama 8’lerde olduğunu belirtti. Bazı öğretim üyelerinin dergilerde sağlık sistemini eleştiren zehir zemberek yazılar yazdıklarını da söyleyen Akdağ, “Bu dergilerde makalelerin nasıl yazıldığını herkes çok iyi biliyor. Ülkeyi karalamakla bir yere gidemezsiniz. Yanlış yaparsınız” dedi.
“Nobel Ödülü Alanın, Altınları Başından Aşağı Dökeceğim”
Bakan Akdağ, bir doktorun Nobel Ödülü’nü alması halinde, başından aşağı altın dökeceğini söyledi. Akdağ, “Bir meslektaşım Nobel Ödülü alsın, ben kaynağını nereden bulursam bulacağım, altınları başından aşağı dökeceğim. Çünkü layık” diye konuştu.
“Beyaz Önlük Giyinmek İçin Çok Emek Sarf Edilmesi Gerektiğini Biliyoruz”
Akdağ, hekimlerin hastalar için var olduğu anlayışının kaybolduğunda “hakikaten her şey bitmiş demektir” yorumunda bulunarak, hekimliğin zor olduğunun bilinerek tercihte bulunulduğunu söyledi. Öğrencilerin geçtiği dönemlerden zamanında kendisinin de geçtiğini, yaşanan birçok sıkıntıyı kendisinin de yaşadığını dile getiren Akdağ, “Beyaz önlük giyinmenin ne kadar sıkıntılı bir iş olduğunu ve bunu hak etmek için ne kadar çok emek sarf edilmesi gerektiğini biliyoruz” dedi. Akdağ, bu emeğin sonucunda bir “altın bilezik” kazanıldığını anlatarak, “Bu altın bilezik, hekimlik, uzmanlık, hemşirelik mi? Bana göre değil. Bu altın bilezik, insana ömür boyu hizmet edebileceğimiz özelliklerle donanmış olmamızdır. Bundan daha önemli birşey olamaz.
“İlk Kez Yeni Doğan Nakil Küvezi Geldiğinde NASA’dan Gelen Bir Cihaz gibi İlgi Gördü”
Geçmiş yıllarda sağlık sorunlarına ilişkin örnekler veren Akdağ, çok sayıda bebeğe gerekli cihaz olmadığından ağız ağza solunum yapıldığını anlattı. Akdağ, ilk kez yeni doğan nakil küvezinin 1990’ların sonunda hastaneye geldiğini ifade ederek, cihazın NASA’dan gelen bir cihaz gibi ilgi gördüğünü belirtti. Bugün Türkiye’nin her ilçesinde söz konusu nakil kuvözlerinin bulunduğuna işaret eden Akdağ, hekimlerin sorunlarının bulunduğunu kabul ettiklerini, sorunların özlük haklarından ya da sistemden kaynaklanabildiğini söyledi.
“Hastanelerde Şiddet”
Bakan Akdağ’ın daha önce dile getirdiği Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sadece Türkiye’ye özgü olduğu şeklindeki ifadelerini hatırlatan Ankara Tabip Odası Başkanı Beyazıt İlhan’ın, bu programın sadece Türkiye’ye ait olup olmadığını sordu. Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin çok ciddi sıkıntıları olduğunu belirten İlhan, özel hastane sahipleri ile Sağlık Bakanlığı’nın 14 Ekim’de bir mutabakat metni imzaladığını hatırlattı. Bu mutabakat metninden bölümler okuyan İlhan, bu mutabakat metniyle hekimlerin ücretlerinin düşürüldüğünü söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın hastanelerde şiddeti önlemek için bir kampanya başlattığını dile getiren İlhan, “Ama ne olursa olsun, bunların yetersiz olduğunu görüyoruz. Döner bıçağıyla kadın hekime saldırıldığını ya da doktorun kalkıp hemşire dövdüğünü görüyoruz” diye konuştu.
Bu konuda adımlar atılmasını istediklerini belirten Beyazıt, 2005 yılında Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesine konulan bir yazıyla, bin 600 hekimin sürgün edildiğini ifade etti. “Eğitim araştırma hastanelerindeki hekimleri tekrar sürgün etmek mi istiyorsunuz?” diye soran Beyazıt, ayrıca sağlık alanında üniversitelere uğramadan, hemşire kökenli olup Profesör olan kişilerle bile karşılaştıklarını söyledi.
Reklamlar

Yorum bırakın

“FIRSATINIZ OLSAYDI MESLEĞİNİZİ DEĞİŞTİRİR MİYDİNİZ?”

14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Sağlık-Sen tarafından düzenlenen toplantıda ‘Türkiye’de Sağlık Çalışanlarının Tükenmişlik Araştırması’ sonuçlarını açıklayan Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, “’Fırsatınız olsaydı mesleğinizi değiştirir miydiniz?’ sorusuna sağlık çalışanlarının yüzde 60.80’i ‘Evet, fırsatım olsa başka bir meslek seçerdim’, yüzde 39.2’si ‘Hayır’ cevabını verdi” dedi.
Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında, ‘Türkiye’de Sağlık Çalışanlarının Tükenmişlik Araştırması’ sonuçlarını açıkladı. Memiş toplantıda yaptığı konuşmada, sağlık çalışanlarının sorunlarına dikkat çekerek, sağlık alanındaki istihdam yetersizliğinin, çalışanların iş yükü altında ezilmesine neden olduğunu, bunun da AB ülkelerindeki çalışanlara göre Türkiye’deki sağlık çalışanlarının en az 3 kat fazla çalışmaya mecbur bırakıldığını söyledi. ‘Tam Gün Yasası’ndaki resmi düzenleme ile haftalık 8 saate indirildiği söylenen mesai saatleri ve nöbet sürelerinin, halen ve fiilen 9 saat olarak uygulanmaya devam edildiğini kaydeden Genel Başkan Metin Memiş, mesai saatlerinin belirsizliği ve nöbet sürelerinin uzunluğunun sağlık çalışanları için önemli bir sorun olduğunu kaydetti.
“Sözleşmeli Personel İstihdamı Ve Taşeron Firma Çalışanlarının Durumu En Çok Tartışılan Konular”
Döner sermaye oranlarındaki belirsizlikler ve değişikliklerin çalışanların motivasyonunu da etkilediğini söyleyen Metin Memiş, “Döner sermaye bir bahşiş değil, çalışanın emeği sonucunda elde ettiği haktır” diye konuştu. Memiş, sağlıkta daha adil bir ek ödeme sisteminin bir an önce ikame edilmesi gerektiğine de vurguladı. Sağlıkta farklı istihdam modellerine bir an önce son verilmesini isteyen Memiş, ” Sözleşmeli personel istihdamı ve taşeron firma çalışanlarının durumu sahada en çok tartışılan konulardan biridir. İş güvencesi tehdidi altında olan çalışanlar ile sağlıkta daha nitelikli bir sonuç elde etmeye çalışmak haksızlıktır. Sağlıkta farklı istihdam modellerine bir an önce son verilmelidir. Sağlık hizmetleri, kadrolu kamu çalışanı eli ile gördürülmelidir.” dedi. Şiddet olaylarına da değinen Memiş, “Sağlık ortamında yaşanan şiddet, diğer çalışma oranlarına göre 16 kat fazladır ve günden güne de artmaktadır.” şeklinde konuştu.
“Türkiye’de Sağlık Çalışanları Tükenmişlik Araştırması”
Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş tarafından açıklanan“Türkiye’de Sağlık Çalışanları’nın Tükenmişlik Araştırması’nda” katılımcılara yöneltilen sorulara verilen cevaplardan bazıları ise şu şekilde yer aldı:
‘Fırsatınız olsaydı mesleğinizi değiştirir miydiniz?’ sorusuna sağlık çalışanlarının yüzde 60.80’i ‘Evet, fırsatım olsa başka bir meslek seçerdim’, yüzde 39.2’si ‘Hayır’ cevabını verdi.’Fırsatınız olsa çalıştığınız hastaneyi değiştirir miydiniz?’ sorusuna ise, katılımcıların yüzde 55.5’i ‘Evet değiştirirdim’ derken, yüzde 44.5’i değiştirmeyeceğini belirtiyor.
-‘Sağlık Bakanı olsaydınız yapacağınız ilk icraatınız ne olurdu?’ sorusuna sağlık çalışanlarının yüzde 45’i, ‘Döner sermaye dağılımı ve performans sistemini değiştirirdim’ cevabını verdi. Katılımcıların yüzde 14.1’i ‘Çalışanlarımla iletişim halinde olurdum’ derken yüzde 12.1’i ‘Sözleşmelileri ve şirket elemanlarını kadroya alırdım’ diyor.
-Sağlık çalışanlarını en çok kızdıran üç seçenek işaretlenmesi istendiğinde, ‘hastane yönetimi’ yüzde 24.6 ile ilk sırada, ‘Sağlık Bakanlığı’ yüzde 24.3 ile ikinci sırada, ‘hasta ve hasta yakını’ seçeneği ise yüzde 22.1 ile üçüncü sırada yer alıyor.
-Türkiye’de en zor mesleklerden biri olarak bilinen polislikte duygusal tükenmişlik düzeyi 25,85 iken sağlık çalışanlarında bu oran 23,96 düzeyindedir. Bu rakamlar da göstermektedir ki sağlık çalışanlarının mesleki anlamda yaşadıkları zorluklar polislerin yaşadığı zorluk düzeyine yakındır. Bu husus araştırmamızda dikkat çekici bir unsur olarak yerini alıyor. Bundan dolayı bütün sağlık çalışanlarına da polislik mesleğinde olduğu gibi fiili hizmet zammı (yıpranma payı) verilmelidir.
-Kadın sağlık çalışanları, duygusal tükenmeyi erkek çalışanlara göre daha fazla yaşıyor. Yaş ilerledikçe tükenmişlik düzeyleri düşüyor. Tükenmişliğin en yoğun yaşandığı sağlık kurumları arasında üniversiteler ilk sırada yer alıyor. Bunu Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastaneler ile 112 Acil sağlık hizmetleri takip ediyor.
-‘Hangisi olsaydı daha mutlu olurdunuz’ sorusuna ‘Adil yöneticiler’ diyen sağlık çalışanlarının oranı yüzde 23 iken, ‘Değer ve saygınlık’ diyenlerin oranı yüzde 18.6 olarak yer aldı. ‘Daha anlayışlı hasta ve hasta yakınları’ diyenlerin oranı ise yüzde 14.1 oldu.

Yorum bırakın

14 MART’TA YENİ LOGO

14 Mart Tıp Bayramı kutlamalarında Sağlık Bakanlığı’nın yeni logosunu ve sitesini tanıtan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Sağlık çalışanlarının Türk insanına verdiği kıymeti, bu logoyla halkımıza göstermiş olacağız” dedi.
81 ilden ‘Yılın Doktorları’, ‘Üstün Hizmet Ödülleri’, ‘Altın Steteskop’ ve ‘Medya Ödüllerinin’ verildiği, ATO Congresium’da düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı kutlama törenine Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve AK Parti Ankara Milletvekili Cevdet Erdöl katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Akdağ, Tıp Bayramı’nı kutlayarak, “Bugün bireyin en değerli varlığını korumak için yemin eden sağlık çalışanlarımızın bayramı, bugün bizim bayramımız” dedi. Akdağ, sağlık alanında, emeklilikte sorunlar olduğuna dikkati çekerek, Başbakan Erdoğan’ın bu sorunun giderilmesi için talimat verdiğini ve emeklilikte iyileştirmeler yapmak için elinden geleni yapacağını söyledi.
Hasta Hekim İlişkisi DNA Sarmalı
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, büyük ilerlemelerin yaşandığı tıp alanında hasta merkezli anlayışın tartışılmaya başlandığını söyledi. Hasta, doktor ya da başka bir merkezi esas alan tanımlamaların yanlışlığına dikkat çeken Akdağ, “Biz burada hizmet veren doktor, hemşire ya da bakanlık görevlisi ile her ne ise adı, hastayı ve hasta yakınını aynı düzlemde, iki eşitler olarak görmeye başladığımız zaman sistemimizi, aklımızı, vicdanımızı bu düzleme getirdiğimiz zaman işimiz çok kolaylaşacak” dedi.
Hasta ile doktor arasındaki ilişkinin DNA sarmalına benzetildiğini anlatan Akdağ, hastaların tüm problemlerinin yakından bilinmesinin önemine dikkat çekti. Akdağ, şunları söyledi: ”Birbirimize yakın durmamız gerekiyor. Masanın bir tarafına doktoru, öbür tarafına hastayı ya da yakınlarını koyarak bu işi olması gerektiği gibi götüremediğimiz bir gerçek. Kimseyi merkeze koymayalım. Herkesi olduğu yere birbirinin eşitleri olarak koyacağımız bir sistemi geliştirmeye devam edeceğiz. Dünyada da Türkiye’de de buna ihtiyacımız var.”

“Sağlık Çalışanları ile Gurur Duyuyorum”
Ülkedeki sağlık çalışanlarıyla gurur duyduğunu dile getiren Akdağ, “Bir taraftan yankıları hala devam eden başarılı nakil ameliyatları, öte yandan bu nakil ameliyatlarına aileleri, organları ya da dokuları vermeye hazırlayan arkadaşlarımızın katkıları, öbür taraftan o nakli yapan doktorlar ya da ekiple bağışçıyı bir araya getiren hava ambulans sisteminin kullanıcıları. Bu meselenin bir ekip çalışmasıyla bizi bu başarılara götürdüğü muhakkaktır” diye konuştu.

“Şiddete Sıfır Tolerans”

Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm Programı ile yaşanan gelişmelere de değinen Akdağ, son 10 yılda sağlığa erişimin 2,5 kat arttığına işaret etti. Anne ve bebek ölümlerinde büyük düşüşler yaşandığını, OECD ülkelerinin 10 yılda kat ettiği yolu Türkiye’nin 8 yılda katettiğini belirten Akdağ, sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranının yüzde 76’ya çıktığını bildirdi. Sağlık personeli sayısındaki yetersizliğe de işaret eden Akdağ, bunların sayısını artırmak için gayret gösterdiklerini söyledi. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek için tedbirlerini geliştireceklerini ifade eden Akdağ, “Şiddete sıfır tolerans göstermeye devam edeceğiz” diye konuştu. Sağlık çalışanlarının şiddete maruz kaldığını hatırlatan Akdağ, “Bazı kendini bilmezlerin sağlık çalışanlarına gösterdiği şiddete asla kayıtsız kalmayacağız. Sağlık çalışanları şiddete maruz kaldığında haklarını kendi arıyorlardı, şimdi Sağlık Bakanlığının avukatıyla bu sorunu çözeceğiz” şeklinde konuştu.
Van depreminde sağlık çalışanlarının gösterdiği fedakarlığa da değinen Akdağ, UMKE ekiplerinin burada insanüstü gayret gösterdiğini belirtti. Akdağ, ”Sağlık çalışanları bu ülkenin şerefli evlatları olduklarını Van depreminde gösterdiler” dedi.

Yeni Logo ve Site

Sağlık Bakanlığı’nın yeni logosunu tanıtan Akdağ, “Logomuzun tanıtımını 14 Mart Tıp Bayramı’nda yapıyoruz. Belki 200’ün üstünde örnek üzerinde çalışıldı. Kendi hilalimiz ve yıldızımızla insanı öne çıkaran bir logo benimsedik. İnşallah sağlık çalışanlarının Türk insanına verdiği kıymeti, bu logoyla halkımıza göstermiş olacağız” dedi.
Sağlık Bakanlığı’nın yenilenen web sitesi http://www.saglik.gov.tr 14 Mart Tıp Bayramı’nda hizmete girdi. ‘Sağlık Bakanlığı’nın internet portalı tek tıklamayla doğru sağlık hizmetine ulaşabileceğimiz bir portal’ başlığıyla yapılan tanıtımda Bakanlığın yeni web sitesinde sunulan hizmetlere yer verildi.

Yılın Sağlık Çalışanları

Törende ”Yılın Sağlık Çalışanları” ödüllerine organ nakli yapan ve bu nakillerin gerçekleşmesini sağlayan ekiplere layık görüldü. Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yaptıkları karaciğer nakillerindeki başarılarından dolayı Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve organ nakli ekibi, kol, yüz, rahim, kalp ve diğer nakillerle Türkiye’nin gündeminde olan Akdeniz Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan ile nakil ekibi, aileleri organ bağışına ikna ettikleri için Uşak Devlet Hastanesi’nden Uzm. Dr. Cenk Şahin Güler ve Dr. Zafer Aydın ”Yılın Sağlık Çalışanları” ödülünü aldı.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yaptığı konuşmada, sağlık hizmetinin bir ekip işi olduğunu belirterek, bunun organ ve doku nakilleri için de geçerli olduğuna dikkati çekti. Akdağ, ödüllerle bunu Türkiye’nin görmesini istediklerini söyledi.
Prof. Dr. Özkan da nakil yaptıkları gece yaşadıkları heyecanı dile getirerek, ödülden dolayı büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Van depremi sırasında yaptıkları çalışmalarla Türkiye’nin takdirini kazanan sağlık çalışanları arasından seçilen 20 personele de ”Yılın Sağlık Çalışanları” ödülü verildi.
İllerde yılın doktoru seçilenlerin ödüllerini Sağlık Bakanı Recep Akdağ’dan aldığı törende, ”Üstün Hizmet Ödülü”, tıp mesleğine uzun yıllar hizmet eden halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Çağatay Güler ve genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’ye verildi. Aynı ödülü alan ancak törene katılamayan genel cerrah Hüseyin Talha Demirağ’la bir tanıtım filmi sunuldu.

Tören, doktor ve aynı zamanda şarkıcı olan Ferhat Göçer’in konseriyle son buldu.

Yorum bırakın

“YILIN DOKTORU”

Trabzon’da yapılan 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında “Yılın Doktoru” seçilen Kahramanmaraş Yenişehir Devlet Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Halil İbrahim Sun, başarı öyküsünü Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlattı.

Kahramanmaraş Yenişehir Devlet Hastanesi’nde bir ilke imza atan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Halil İbrahim Sun, Anevrizma Anterior Kominikan Arter Anevrizmasının sebep olduğu Subaraknoid Kanamalı beyin ameliyatını başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Hastaneye göreve geldiği günlerde bu tip ameliyatların yapılmadığını dile getiren Op. Dr. Halil İbrahim Sun, bu başarılı operasyonlarından dolayı “Yılın Doktoru” ünvanını aldı. Trabzon’da yapılan 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında “Yılın doktoru” seçilerek, ödülünü Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın elinden aldı.


“Kahramanmaraş Yenişehir Devlet Hastanesi’nde İlk Beyin Tümörü Ameliyatı”
Kahramanmaraş Yenişehir Devlet Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Halil İbrahim Sun, tarafından Subaraknoid Kanama (Beyin Kanaması) ve Servikal Disk ameliyatı (boyun fıtığı) başarılı operasyonlar sonucunda gerçekleştirildi. Boyun fıtığı ameliyatı için hazırlıkların tamamlanmasını ve gerekli ekibin oluşturulmasını sağlayan Op. Dr. Sun, hastane de ilk beyin tümörü ameliyatını da gerçekletirdi. Beyin damar anevrizması, yapılma aşamasını anlatan Op. Dr. Sun, hastanede anjio ünitesinin olmadığını söyledi. Op. Dr. Sun, Operayon yapılan hastayı Adana’da anjio işlemi yapılarak tekrar Kahramanmaraş’a getirdiklerini belirtti.
Hastayı ameliyat ettikten sonra hastanın kontrolü için tekrar Adana’da anjiyografisinin çekildiğini söyleyen Op. Dr. Sun, operasyondan başarılı bir sonuç aldıklarını ve geçtiğimiz günlerde benzer bir ameliyatı daha başarıyla tamamladıklarını ifade etti. Bu tip operasyonlarda mikrocerrahi aletlerinin gerektiğini ve hastane yönetiminin bu konuda çok destek olduğunu dile getiren Op. Dr. Sun, “Bir kısım mikro cerrahi cihazlarını İstanbul’dan getirdik. Beyin kanamsı geçiren hastaların, operasyonları artık Kahramanmaraş’ta yapılıyor. Bu zamana kadar 320 ameliyat yaptım, servikal disk ameliyatı yapılmayan bir hastanede 20. ameliyatımızı yaptık” dedi.

Op. Dr. Sun kimdir?
1977 yılında Gaziantep’te doğan Op. Dr. Sun, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Üniversiteden mezun olduktan sonra gönüllü olarak Adıyaman’da pratisyen hekimlik yapan Op. Dr. Sun, bu dönemde 10 köye birden hekimlik yaptı. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinde Beyin ve Sinir Cerrahisi üzerine eğitim aldığı sırada Op. Dr. Sun, 3 kez yurt dışında Çocuk Beyin Cerrahisi üzerine kursa giderek sertifika aldı. Kahramanmaraş Yenişehir Devlet Hastanesi’ne Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı olarak atanan Op. Dr. Halil İbrahim Sun, yaptığı başarılı operasyonlar sonucunda “Yılın Doktoru” seçildi.

Yorum bırakın