Archive for category Aile Hekimleri

AİLE HEKİMLERİ YENİ YASA İSTİYOR

Aile hekimlerinin yaşadığı sorunları 4. Uluslararası Katılımlı Aile Hekimleri Kongresi’ndeki toplantıda dile getiren AHEF Başkanı Dr. Murat Girginer “Biran önce dünyada evrensel ilkelere uygun aile hekimliği yasası hazırlanmalı. Çünkü, Türkiye’de bizler yasayla değil genelge ve yönetmeliklerle idare ediliyoruz. Asıl ihtiyacımız, doğru bir aile hekimliği yasasının hazırlanmasıdır. Biz de bununla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz” diye konuştu. 

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Katılımlı Aile Hekimleri Kongresi’nin basın toplantısında, aile hekimleri için ilk sırada koruyucu hekimliğin, ikinci sırada tedavi edici hekimliğin geldiğini vurgulandı. 

Doğru aile hekimliği uygulamalarının, Türkiye’de kent, köy fark etmeksizin eşit uygulanmasını arzu ettiklerini belirten AHEF Başkanı Dr. Murat Girginer, şunları söyledi: “Aile hekimleri, görev tanımlarında olmayan başka kurumların, başka disiplinlerin işlerini yüklenmekte ve aile hekimlerinin asli görevlerini yapmalarına ve bu ülke insanının layık olduğu koruyucu sağlık hizmetini almalarına engel olunmaktadır. Aile hekimliğinin görevleri olmayan iş yükleri nedeniyle asli görevleri olan koruyucu hekimlik yapmalarına engel olunmakta ve vatandaşın sağlık hakkı engellenmektedir. Üstümüze eklenen ekstra yükleri de kabul etmiyoruz. Aile hekimleri birinci basamakta çalışır, koruyucu hekimlikten sorumludur. Öncelikle 2. ve 3. basamaktaki yoğunluğun sebepleri araştırılmalıdır. Aile hekimlerinin acillerde görevlendirilmesi yerine, acillere gereksiz başvuruları engelleyecek çözümlerin bulunması gerekir. Başka kurumlarda acillerde çalıştırılmamız bizim için angaryadır. Başka kurumlarda görev yapan bir hekimin işinin bize yüklenmesini kabul etmiyoruz. Öte yandan, biran önce dünyada evrensel ilkelere uygun aile hekimliği yasası hazırlanmalı. Çünkü, Türkiye’de bizler yasayla değil genelge ve yönetmeliklerle idare ediliyoruz. Asıl ihtiyacımız, doğru bir aile hekimliği yasasının hazırlanmasıdır. Biz de bununla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz.”

“Aile Hekimlerinin Eğitim Eksikliği Olduğunu Asla Kabul Etmiyoruz”
Aile hekimlerinin asli grevlerini görevlerini yerine getiremediğinin de altını çizen AHEF Başkanı Dr. Murat Girginer, her bireyin sağlıklı yaşama hakkı olduğunu, bunun ancak aile hekimleri aracılığıyla yapılabildiğini söyledi. Dr. Girginer, “Meme kanserine ‘dur’ demek istiyoruz ama bu görevi yapmamızı bir şekliyle de engelleyen ve üzerimize yüklenen ekstra yükleri de kabul etmediğimizi bir kez daha söylemek istiyorum. Biz meme kanserine ‘dur’ diyeceğiz. Elimizden geleni yapacağız. Aile hekimlerinin eğitim eksikliği olduğunu asla kabul etmiyoruz. Sahada yıllardır çalışan hekimleriz. Aynı zamanda tıp eğitiminin acillerde yapılmadığını bütün dünya biliyor. Bu gerçekçi bir yaklaşım değil. İkinci üçüncü basamaktaki hasta yoğunluğunun sebeplerini araştırmak lazım. Burada bizim için önemli sebep acile başvuran hastaların aslında acil olmaması. 70 milyon ülkeni acil müracaatı 90 milyon. Aile hekimlerine başvuran hastalardan 3 TL katkı payı alınıyor. Acil servise gidenlerden katkı payı alınmıyor. Katkı paylarını tam tersine çevirmek lazım. Aile hekimlerine gidenlerden katkı payı alınmaması, acile gidenlerden alınması lazım. Bunun böyle önlenebileceğini düşünüyoruz. Başka kurumdaki hekimler yerine bizim yedek kuvvet olarak çalışmamızın doğru olmadığını düşünüyoruz. Acil hizmetler ayrı bir tıp bilim dalıdır. Hastanedeki hekimlerin kendi içlerinde çözmesi gereken bir sorun olarak değerlendiriyoruz” dedi.

“Sözleşmeli Doktor Alınabilir”
Girginer, Sağlık Bakanlığı’nın aile hekimlerine nöbet uygulamasını kabul etmediklerini açıkladı. Hastanelerdeki nöbetçi doktor açığının kapatılması için Kamu Hastaneleri Birliği tarafından hizmet alınabileceği önerisinde bulunan Girginer, “Hastaneler dışında farklı alanlarda görev yapan, genç emekli olan çok sayıda hekim var. Ülke genelindeki 120 bin hekimden acillerde nöbet tutmak isteyenlere burada görev yapma imkanı verilebilir. Sözleşmeli doktorlar alınabilir. İsteyen hekim, aile hekimleri de dahil acilde çalışmak için başvurup buradaki açığı kapatmaya çalışsın. Hastanede çalışan doktorları özendirmek için ise nöbet ücretleri artırılabilir. ” şeklinde konuştu.
“Hekime Şiddetin de Sebeplerinden Biridir Bu Anlayış”
Sağlıkta birinci basamak olan aile hekimlerinin yeterli eğitim sahibi olmadığı düşüncesinin kendileri için çok yaralayıcı olduğunun altını çizen Dr. Girginer, “Eğitim eksikliğimiz yok. Aslında hekime şiddetin de sebeplerinden biridir bu anlayış. Halkımız bu haberleri okuyarak hastaların kafasında hekimin itibarıyla ilgili soru işareti oluşturuyor. Bu ülkede tıp doktoru diploması olan herkes, hasta bakma yetkisi ve bilgisine sahiptir. Bunun dışında uzmanlık eğitimini sürekli dile getirilmesi doğrudur. Bütün aile hekimleri bu programlara dahil edilebilir ama bunun zorunlu olarak ortaya konulması çok hatalı” dedi.

“Hastanede Çalışan Doktorları Özendirmek İçin İse Nöbet Ücretleri Artırılabilir”
Hastanelerdeki nöbetçi doktor açığının kapatılması için Kamu Hastaneleri Birliği tarafından hizmet alınabileceğini söyleyen Girginer, “Hastaneler dışında farklı alanlarda görev yapan, genç emekli olan çok sayıda hekim var. İsteyen hekim, aile hekimleri de dahil acilde çalışmak için başvurup buradaki açığı kapatmaya çalışsın. Hastanede çalışan doktorları özendirmek için ise nöbet ücretleri artırılabilir. Oradaki yığılmayı başka hakimlerle kapatmanın, o hekimlerin gerçek hizmetlerini engellemenin bir anlamı yok. Ülke olarak yapmamız gereken, aile hekimliğini beslemek, hastaların birinci basamak başvuru sayısını artırmaktır” diye konuştu. 

“Meme Kanserinde Tanı Algoritmaları AHEF Tarafından Türkiye Genelinde E-Kitap Olarak Yaklaşık 20 Bin Aile Hekimine Ulaştırıldı”
AHEF olarak toplum sağlığı konusunda ve özellikle kanser ile ilgili duyarlı ve sorumlu olduklarını, düzenledikleri kongre ile ortaya koyduklarını hatırlatan AHEF Başkanı Dr. Girginer, şunları söyledi: “Pembe Kurdele Derneği ile yaptığımız ortak çalışma ile aile hekimlerine meme kanseri ile ilgili farkındalığın anlatılması hedefleniyor. Pembe Kurdele Derneği Başkanı Prof. Dr. Ekmel Tezel tarafından hazırlanan ‘Meme Kanserinde tanı algoritmaları’ AHEF tarafından Türkiye genelinde e-kitap olarak yaklaşık 20 bin aile hekimine ulaştırıldı. AHEF olarak ülkemizin önemli sorunlarından kanser, obezite, hipertansiyon,diyabet, kardiyovasküler hastalıklar gibi konularda halkı bilinçlendirmek ve bilgilendirmek için projeler yapmayı planlamaktayız. Türkiye’nin nüfusu ve artan sağlık harcamaları göz önüne alındığında koruyucu hekimliğin ve dolayısı ile aile hekimliğinin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Dünya’da Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere pek çok ülke artan sağlık harcamaları ile başa çıkmakta ciddi zorluklar yaşamaktadır. Koruyucu hekimlik uygulaması sağlık harcamalarının kontrolü ve sınırlandırılmasında çok önemli bir avantaj sağlarken ülkemizde bu uygulamanın baş aktörlerinin aile hekimleridir. Aile hekimleri asli görevleri olan bu koruyucu hekimlik hizmetlerini sunmalıdır. Oysa aile hekimleri görev tanımlarında olmayan başka kurumların başka disiplinlerin işleri yüklenmekte ve aile hekimlerinin asli görevlerini yapmaları ve bu ülke insanının layık olduğu koruyucu sağlık hizmetini almalarına engel olunmaktadır. Bu ülke insanının sağlıklı yaşamaya, sağlıklı yaşlanmaya hakkı vardır. Aile hekimliğinin görevleri olmayan iş yükleri nedeniyle asli görevleri olan koruyucu hekimlik yapmalarına engel olunmakta ve vatandaşın sağlık hakkı engellenmektedir. AHEF ve aile hekimleri bu ülke insanına layık olduğu koruyucu sağlık hizmetlerini sunmaya devam edecektir. En önemlisi koruyucu hekimlik sonra rehabilite edici hizmetler geliyor. Koruyucu hekimlik çok önemli. Aile hekimleri olarak meme kanseri taramasıyla ilgili bazı periyodik muayene programlarına başlanıyor.”

Med-Index

Yorum bırakın

AİLE HEKİMLERİNE UZAKTAN EĞİTİMLE UZMANLIK EĞİTİMİ İMKANI GELİYOR”

Kanun hükmünde kararname ile aile hekimlerine uzaktan eğitimle uzmanlık yapabilme hakkı verildiğini belirten Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Uzmanlığını alan aile hekimlerinin mecburi hizmetlerini aile hekimliği yaptıkları yerde yapmış kabul etme gibi bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

Sağlık Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Engelli Bireyler için Hizmetlerin Geliştirilmesi Projesi’ kapsamında ‘Toplum Ruh Sağlığı Hizmeti: Sosyal İçermeye Giden Yol’ başlıklı uluslararası konferansın açılışı yapıldı. Konferansın açılışına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Temsilcisi Dr Maria Cristina Profili, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Jean-Maurice Ripert katıldı.


Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, açılış konuşmasından sonra basın mensuplarının sorularını cevapladı. 

Bir gazetecinin “Bazı basın yayın organlarında yeni bir düzenleme ile aile hekimlerin uzmanlaşma imkanı tanıyan bir çalışma ile ilgili haberler yer alıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?” şeklindeki sorusuna Müezzinoğlu, çoğunluğu pratisyen hekimlerden oluşan aile hekimlerinin uzmanlaşmalarının teşvik edilmesi amacıyla torba kanunda önemli bir düzenleme yaptıklarını açıkladı. Torba kanunun önümüzdeki hafta genel kurula gelmesini ümit ettiklerini belirten Müezzinoğlu, “Bu ayın içinde olmazsa bayram sonrası gelecek. Bu torba kanun içinde aile hekimleri ile ilgili yeni bir düzenleme yapmayı planlıyoruz. Şu an YÖK’le görüşüyoruz. Kanun hükmünde kararname ile aile hekimlerine uzaktan eğitimle uzmanlık yapabilme hakkı vermiştik. Önümüzdeki dönemde uzaktan eğitimle uzmanlık yapabilmeleri için biraz daha teşvik edici olabilmesi için mecburi hizmetle ilgili bir düzenleme planlıyoruz. Uzmanlığını alan aile hekimlerinin mecburi hizmetlerini aile hekimliği yaptıkları yerde yapmış kabul etme gibi bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz” dedi. 

Yorum bırakın

AİLE HEKİMLERİ 70 SAAT MESAİYE "HAYIR" DİYOR

Sağlık Bakanlığı’nın aile hekimlerinin hastanelerde nöbet tutmasını sağlayan yönetmeliği kabul etmediklerini söyleyen Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Girginer, “Yeni uygulama ile 40 saatlik normal mesai saatlerinin üzerine 30 saat hastane nöbeti verilmek isteniyor. Hekimlerinin nöbetleri dahil haftalık çalışma süreleri en çok 48 saat olabilir. Yeni getirilecek uygulama ile bir aile hekiminin 70 saat çalışması düşünülüyor” dedi. 

Sağlık Bakanlığı’nın aile hekimlerinin hastanelerde nöbet tutmasını öngören yönetmeliğine tepki gösteren Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF), tarafından basın toplantısı düzenlendi. 65 ilin aile hekimleri dernek başkanları katıldığı toplantıda federasyon üyesi doktorlar üzerinde ‘Aile hekimliğinde nöbete hayır’ yazılı tişörtler giydi.

Kamu Hastaneler Birliği’nin hastanelerde oluşan aksaklıkları gideremediği için aile hekimlerine hastanelerde başka hekimlerin görevinin verilmek istendiğini belirten Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Girginer şunları söyledi: “Aile hekimlerinin başka hekimler yerine dolgu malzemesi olarak kullanılmasına karşıyız. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Aile sağlığı merkezlerinde aile hekimleri çalışırlar ve kendi görevlerini yaparlar. Birinci ve ikinci basamak kesinlikle birbirinden ayrıdır. Ülkemizde ise Kamu Hastaneler Birliğindeki bu açık aile hekimleri ile kapatılmak isteniyor. Hekimiz olağanüstü şartlarda, savaş gibi durumlarda her türlü görev yapmaya hazırız. Ama ayrı kurumlarda, ayrı iş işleyişi içindeki kurumlarda farklı hekimlerin görevlerini aile hekimleri olarak yapmak istemiyoruz. Biz kendi başarı öykümüzü yazıyoruz ve yazmaya devam ediyoruz. Aile hekimlerinin başka kurumlarda nöbet tutması bizim için çok önemli kırmızı bir çizgidir ve bundan da asla taviz vermeyi düşünmüyoruz.”
“Aile Hekiminin 70 Saat Çalışması Düşünülüyor”
Yeni uygulama ile 40 saatlik normal mesai saatlerinin üzerine 30 saat hastane nöbeti verilmek istendiğini kaydeden Dr. Girginer, “Hekimlerinin nöbetleri dahil haftalık çalışma süreleri en çok 48 saat olabilir. Yeni getirilecek uygulama ile bir aile hekiminin 70 saat çalışması düşünülüyor. Bu hekimin hata yapmasıyla hem de iş yükü ile ilgili bir sorun solarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.
Dr. Girginer, bu konuda bir imza kampanyası başlattıklarını, sosyal medyada eylemler yaptıklarını, bu uygulamanın sürmemesi için seslerini duyuramadıkları takdirde süresiz iş bırakma eylemlerine başvuracaklarını belirtti.

“Aile Hekimleri E-Reçete Vermeyecek”
Aile hekimlerinin nöbet tutması ile yönetmelik değişikliği hakkında dava açmak için hazırlıklarını sürdürdüklerini anlatan Girginer, “Nöbet tutturulmak istenen aile hekimlerine hukuksal destek veriliyor. 21 bin aile hekimi kendilerine kayıtlı vatandaşları bilgilendirerek, artık aile hekimliğinde geri dönüş olduğunu, artık sağlık ocağı sistemine dönüş olduğunu, her gittiğinde bulamayacağınızı, onlardan şu ana kadar almış olduğunuz kaliteli eşit ve standart hizmeti alamayacaklarını anlatmaya çalışıyoruz. Ülkenin sağlık geleceği için aile hekimliğinden vazgeçilmemesi gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. 21 bin aile hekimi olarak ortak aktivasyonlar yapıyoruz. Hizmet alan vatandaşların mağdur olmaması için öncelikle merkezi randevu sisteminde aile hekimleri randevularını kaldırmaya başladık. Biz hastaları kabul ediyoruz. Hastalar diledikleri gibi aile hekimlerine gelerek muayene olabiliyorlar, ama biz sadece tepki olarak Merkezi Randevu Sistemi’nden aile hekimleri randevularını kaldırıyoruz. Biz hastaları kabul ediyoruz. Hastalar diledikleri gibi aile hekimlerine gelerek muayene olabiliyorlar, ama biz sadece tepki olarak merkezi randevu sisteminden aile hekimleri randevularını kaldırıyoruz. E-reçete verilmemeye başlandı” dedi.
“Aile Hekimliğine Sahip Çıkın”
Aile hekimlerinin özverili ve sorumluluk içinde yaptığı çalışmalar sayesinde ülke sağlık göstergeleri olumlu yönde değiştiğini kaydeden Dr. Girginer, “Anne ve bebek ölüm hızlarında ciddi oranda düşüşler kaydedildi. 2006 yılında anne ölüm hızı yüzde 28,5 oranındayken 2011’de bu oran yüzde 14,8’lere geriledi. Türkiye’de bebek ölüm hızında aile hekimliğinden sonra gözlenen düşüş de çok önemli. 2006 yılında bebek ölüm hızı yüzde 22,3 iken, 2008’de yüzde 17,9’a, 2009’da yüzde 13,1’e, 2010’da yüzde 10’a, 2011 yılında ise yüzde 9,1’lere kadar geriledi. Türkiye’de aile hekimliği sayesinde artık anneler bebekler ölmüyor, daha sağlıklı bir nesil yetişiyor” diye konuştu.

“Aile Hekimliği Uygulaması ile Aşılama Oranları Yüzde 97’ye Ulaştı”
Aşı takvimleri anne babaların işbirliği ile birlikte başarıyla uygulandığını dile getiren Dr. Girginer, şunları söyledi: “Aile hekimliği uygulaması öncesinde, 2000 yılında aşılama oranları yüzde 80’ler seviyesinde iken aile hekimliği uygulaması ile aşılama oranları yüzde 97’ye ulaştı. Türkiye, aile hekimliğiyle, aşılama oranlarında yakaladığı başarılarla dünyada örnek ülkelerden biri haline geldi. Yapılan çalışmalarda, 1994 yılında Türkiye’deki aşılama oranı yüzde 81’lerdeyken, Avrupa’daki aşılama oranı yüzde 89’lardaydı. 2002 yılında Türkiye’deki aşılama oranı yüzde 78, Avrupa da ki aşılama oranı ise yüzde 94’lerdeydi. Ancak 2011 yılı verilerine baktığımızda Türkiye de ki aşılama oranının yüzde 97 olduğu, Avrupa da aşılama oranının ise yüzde 94 seviyelerinde kaldığı görüldü.”
Yapılan basın toplantısının ardından federasyon üyesi aile hekimleri Sağlık Bakanlığı’na yürüdü. Doktorlar üzerinde ‘Aile hekimliğinde nöbete hayır’ yazılı tişörtleri Sağlık Bakanlığı önünde bıraktı.

Med-Index

Yorum bırakın

AİLE HEKİMLERİ "NÖBETE HAYIR" DİYOR

Aile Hekimlerinin nöbet tutması ile ilgili yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından sosyal medyada #AileHekimligindeNobeteHayir diyerek tepkiler çığ gibi büyümeye başladı.

Aile hekimlerinin eylem yapma hazırlığında oldukları iletilirken, bugün Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) tarafından basın açıklaması yapılacak. Bakanlık yetkilileri de acil servislerdeki doktor ihtiyacını karşılamak için bu uygulamayı yaptıklarını dile getiriyor. 

Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. “Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezler dışında, hastanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması esas” olduğu kaydedilen yönetmeliğe göre, ihtiyaç ve zorunluluk halinde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet görevi verilebilecek.

Nöbete ilişkin planlama aile hekimliği uygulamasında aksamaya mahal vermeyecek şekilde yapılacak ve hafta içi sekizer saat hafta sonu ise on altı saatten fazla olmamak üzere haftalık 30 saatten fazla nöbet tutturulamayacak.
Aile hekimliği çalışanlarına tuttukları nöbetler karşılığında ilgili kurumlarca nöbet ücreti ödenecek. İhtiyaç ve zaruret halinin tespiti, illerin sağlık personeli doluluk oranı, nüfus, coğrafi koşulları, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, nöbet tutulacak sağlık tesisinin il veya ilçe merkezine uzaklığı gibi kriterler göz önünde bulundurulmak suretiyle Bakan onayı ile belirlenecek.

Aile Hekimleri Sosyal Medyada İsyan Etti

Aile hekimleri bugün yayınlanan yönetmeliğe karşı tepkilerini sosyal medyadan #ailehekimligindeNobeteHayir diyerek göstermeye başladı. Bazı twitler şu şekilde: 
#ailehekimligindeNobeteHayir @MuezzinogluDR KORUYCU HEKİMLİĞİ SEÇTİK BİZ ACİLİ DEĞİL
Sözleşmemde nöbet yoktu! #ailehekimligindeNobeteHayir
#AileHekimligindeNobeteHayir @MuezzinogluDR Aile hekimleri temsilcisi AHEF le görüştünüz mü?
 

19 Temmuz 2013 CUMA                                                                                                                                                                                                Resmî Gazete Sayı : 2871
                                                                  YÖNETMELİK,
 
Sağlık Bakanlığından:
AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1 – 25/1/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(7) Altı aydan daha kısa süreli ziyaret veya seyahat amacı hariç olmak üzere yurtdışına çıktıları belge ve/veya kaynaklarla tespit edilen kişilerin aile hekiminden kayıtları silinir. Bu kişilerin yurda kalıcı olarak döndükleri yine uygun belge ve/veya kaynaklarla tespit edilmesi halinde bu Yönetmeliğin 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenmişbulunan usûl ve esaslar çerçevesinde aile hekimine kayıtları yapılır.”
MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(4) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezler dışında, hastanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması esastır. Ancak 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde ihtiyaç ve zaruret hâsıl olduğunda haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet görevi verilebilir. Nöbete ilişkin planlama aile hekimliği uygulamasında aksamaya mahal vermeyecek şekilde yapılır ve hafta içi sekizer saat hafta sonu ise on altı saatten fazla olmamak üzere haftalık 30 saatten fazla nöbet tutturulamaz. Aile hekimliği çalışanlarına tuttukları nöbetler karşılığında ilgili kurumlarca nöbet ücreti ödenir. İhtiyaç ve zaruret halinin tespiti illerin sağlık personeli doluluk oranı, nüfus, coğrafi koşulları, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, nöbet tutulacak sağlık tesisinin il veya ilçe merkezine uzaklığı gibi kriterler göz önünde bulundurulmak suretiyle Bakan Onayıile belirlenir.”
MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“c) Sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, (a) bendindeki bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak şartı ile; yargı kararının uygulanması bakımından başka birinin göreve başlatılması zarureti nedeniyle sözleşmesi feshedilen aile hekimleri, 25/1/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler, il sağlık müdürü ve halk sağlığı müdürü olarak fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler.”
MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte faaliyette olan aile sağlığı merkezleri binaşartları ve fizik mekânları ile teknik donanım bakımından 1/1/2014 tarihine kadar bu Yönetmelik ile getirilen asgarişartlara uygun hale getirilmek zorundadır.”
MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin geçici 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 2 – (1) İdari görevlerinin son bulmasına müteakiben ilk yerleştirmede kullanılmak şartı ile; ilin aile hekimliği uygulamasına geçtiği tarihte il sağlık müdürü, müdür yardımcısı ve şube müdürü olarak görev yapan tabip ve uzman tabiplerden aile hekimliğine başvurmaları ve yerleştirilme hakkı elde etmesine rağmen idari görevlerinden ayrılmaları Bakanlıkça uygun görülmeyenler, ilde pozisyon boşalması veya yeni pozisyon açılmasıhalinde 15 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre yerleştirilirler.”
MADDE 6 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 7 – Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.

Yorum bırakın

AİLE HEKİMLERİ ADALETSİZ EMEKLİLİKTEN ŞİKAYETÇİ

Aile Hekimliği uygulaması kapsamında emekliliğe yansıyan maaş adaletsizliği olduğunu belirten Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Yönetim Kurulu adına konuşan Dr. Akif Emre Eker, yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini anlattı.

Sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini ele alarak gündeme taşımaya devam ediyoruz. Bu hafta hekimlerin emeklilikleri sürecinde yaşadıkları sorunları ve çözüm önerilerini gündeme taşıyacağız. Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Yönetim Kurulu Adına Dr. Akif Emre Eker konu hakkında şunları söyledi: “Aile Hekimliği Uygulamasında görev yapan aile hekimlerimizin emeklilik özlük hakları açısından mağduriyet yaşıyorlar. Şu anda yürürlükte bulunan mevcut uygulamada da aile hekimleri diğer tüm meslektaşları gibi belki de onlardan çok daha fazla mağdur oluyor. 

“Hekimler Gelecek Endişesi Taşıyor”
Aile Hekimliği uygulamasına geçilmesi sonrasında, aile hekimlerinden kadrolu hekim eşdeğerine göre emekli keseneği yapılıyor ve halen de devam ediyor. 2011 yılı ikinci yarısından sonra kadrolu eş değer hekime döner sermayeye yatırılan sabit miktardan ek emekli sandığı keseneği yapılmaya başlandı ve bu şekilde emekli maaşına, emekli ikramiyesine katkı sağlandı. Bu sağlanan katkı aile hekimlerine yansıtılmıyor. Bu mağduriyet sahadaki aile hekimleri tarafından federasyonumuza sık sık iletiliyor. Bu konu hekimlerin gelecek endişesi taşıması bakımından önemli. Bu durum, aile hekimliği kadrosuna geçen hekim ile aile hekimliğine geçmemiş hekim arasında fark oluşmasına neden oluyor. 

“Emekli Sandığına Yapılan Kesintiler, Kadrolu Aile Hekimlerine de Yansıtılmalı”
5258 sayılı Aile Hekimliği Uygulama Kanunu “Personelin statüsü ve malî haklar Madde 3” de; “Sözleşmeli olarak çalışmaya başlayanların, daha önce bağlı oldukları sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilişkileri aynı şekilde devam ettirilir. Ancak, her türlü prim, kesenek ve kurum karşılıkları bu fıkrada belirtilen ücretlerden kesilerek ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna aktarılır. Bunlar önceki durumları çerçevesinde tedavi yardımlarından yararlanmaya devam ederler” hükmü bulunuyor. Bu hükme göre kadrolu personelden her ne şekilde olursa olsun emekli sandığına yapılan kesintilerin aynen bu kadroda bulunan aile hekimlerine de yansıtılması ise sorunun çözümü olarak önümüzde duruyor. 

Çözüm Ne?
Mevcut emekli keseneğine ek olarak, bulunduğu maaş derece katsayısında görev yapan personele yapılan herhangi bir ödemeden emekli sandığına yapılan ek prim kesintileri de aynen yansıtılmalı. 
Eşdeğer kadrolu personelin ek prim kesintisi; Maliye Bakanlığı kaynaklarından sağlanması durumunda aile hekiminin de ek prim kesintisinin Maliye Bakanlığı kaynaklarından sağlanacak, kişiye yapılan ödemeden kesilmesi durumunda da aile hekimine yapılan temel ücret ve kişi başı ödemesinden ek prim kesintisi yapılmalı. Damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz. Hükmü konularak sağlanabileceği düşünüyoruz. 
Yapılacak düzenleme veya alınacak karar ile şu anki uygulamadaki eşitsizliğin giderilmesi sağlanabilir. Ayrıca uygulamaya geçildiğinde oluşan mağduriyetin giderilmesi içinde çalışma yapılmalı ve aile hekimlerine seçeneklerin sunulması gerekiyor.

Aile Hekimlerinin Emeklilikte Temel Sorunları Ne?
Aile Hekimlerinin Özlük Haklarından, Emekli İkramiyesi ve Emekli Maaşları Konusunda talepleri şöyle: 
Sözleşmeli çalışan aile hekimlerine kişi başı yapılan ücretlerden sadece kadrosunda bulunan eşdeğer kadrolu hekimden yapılan emekli sandığına prim kesiliyor. Yani, aile hekimine yapılan kişi başı ödeme miktarı esas alınarak emekli sandığı prim keseneği yapılmıyor. 

1. Sözleşmeli çalışan aile hekimlerinin aldıkları sabit ücretleri ile emekli keseneklerinin uyumunu ortadan kaldırılıyor. 
2. Alınan kişi başı ücretin emekli maaşı ve ikramiyesine yansıtılmamasına neden olmakta ve mağduriyete yol açıyor.
3. Aile hekimlerinin emeklilik sonrası sosyal güvenceleri ile ilgili kaygılara neden olarak teşviki azaltıyor.
5258 sayılı Aile Hekimliği Uygulama Kanunu “Personelin statüsü ve malî haklar Madde 3” hükmüne göre; kadrolu eşdeğer personelden yapılan sosyal güvenlik prim kesintisi kadar kesinti yapılacağı ile ilgili bir hüküm bulunmuyor. 
Bu hüküm nedeni ile aile hekimine yapılan ödemelerden eksik prim kesiliyor ve aile hekimine Devlet adına yatırılan primi de eksik oluyor. Bu durumda aile hekiminin emeklilik özlük hakkı olan emekli ikramiyesi ve emekli maaşı açısından mağduriyetine yol açıyor. 

Ne Yapılmalı?
Yapılacak düzenleme ile; “Temel Ücret + Kişi Başı Yapılan Ücret üzerinden Emekli Sandığı Kanununda belirtilen prim oranlarında prim kesintileri yapılarak sosyal güvenlik kurumuna kişi adına aktarılır.”ibaresi bu eksikliği giderecektir.

Çözüm Önerileri:
Sözleşmeli çalışan aile hekimlerinin aldıkları sözleşme sabit ücretleri ile emekli keseneklerinin uyumlaştırılmalı.
Ücretlerinin en azından bir bölümünün emekli maaşı ve ikramiyesine yansıtılmalı.
Bu şekilde aile hekimlerinin emeklilik sonrası sosyal güvencelerinin iyileştirilmesi ile aile hekimliğine teşvik sağlanabilir. ”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

TÜRKİYE’DE AİLE HEKİMLERİ ACİLDE NÖBET TUTMAK ZORUNDA MI?

Aile hekimlerine son dönemde getirilen nöbet tutma zorunluluğunun büyük bir tepki ile karşılandığını belirten Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, “Aile hekimlerinin yurt dışında nöbet tutuğu konusu gündeme getiriliyor. Farklı ülkelerde farklı uygulamalar var. Aile Hekimleri kendi mekânlarında veya icapçı nöbeti tutabiliyorlar. Bizdeki gibi bir başka kurumda yani 2. ya da 3. basamak hastane acillerinde nöbet uygulaması yok. Ayrıca İcap nöbetlerinde gitmiş oldukları hastalarından kişi başına 63 Euro ücret ödendiği Hollandalı yetkililerce ifade edildi. Bizdeki üstelik hastane acilinde tutulan bir nöbetin saatlik ücreti komik sayılabilecek rakamlarda” diyor.

Yapılan araştırmalara göre Acil Tıp Derneği ninde açıkladığı gibiTürkiye’deki 2. ve 3. basamak sağlık kuruluşlarına başvuranların yüzde 70-80’i aslında gerçek acil hasta değil. Bu durumun yol açtığı sorunları Med-Index’e anlatan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, şu bilgileri verdi: “Bu durumun yol açtığı iki kötü sonuç var. İlki, gerçek acil hastaların değerlendirilmesi ve müdahalesi noktasında, acildeki hekim arkadaşlara sıkıntı yaratıyor. Gerçek acil hastaya ayırmaları gereken zamanı ve enerjinin çoğu boşa gidiyor. Ayrıca hem acil servise hemde acil servis çalışanlarına gereksiz iş yükü yoğunluğuna sebep oluyor. Hekimlerin mağduriyetine yol açıyor. Bu durumu aile hekimliğinin iyi işlemesi önleyebilir.” 

“Avrupa’daki Aile Hekimlerinin İki Katından Fazla Kişiden Sorumluyuz”
Ülkemizde bir aile hekimine düşen nüfusun ortalama 3650 -4000 arasında değiştiğini belirten Eker, Avrupa’daki uygulamalarda bir aile hekimine 1800-2000 arasında kayıtlı kişi düşüyor. Türkiye’deki aile hekimleri olarak Avrupa daki bir hekimin sorumlu olduğu nufusun iki katından fazla kişiden sorumluyuz. En kaba hesağla onlardan iki kat fazla enerji harcıyoruz. Tabii böyle bir iş yoğunluğu arasında poliklinik hizmeti vermek gerçekten sorun. Çünkü biz sadece tedavi edici hizmet yapmıyoruz. Aynı zamanda koruyucu hekimlik kapsamında bebek, çocuk ve gebe izlemleri, bağışıklama uygulaması yapıyoruz. Yapmamız gereken diğer hizmetler da günlük pratiğimiz içindeki işlerden. Birde görev tanımımıza girmeyen idarelerin üzerimize bindirdiği diğer görevlerde var.

“Gerçekten Acil Durumlar Dışında Sevk Olmadan İşlem Yapılmamalı”
Aile hekimliğinin en önemli görevlerinden biri kapı tutuculuk yani sağlıkla ilk temas noktası bunun yanında sevk zincirinin temelini oluşturması. İsteyen herkesin 2. ve 3. basamak sağlık kuruluşlarına gitmemesi gerekiyor. Ancak aile hekimi onay verirse veya sevk etme ihtiyacı hissederse o şekilde servislere müracaat etmeli. Gerçekten acil durumlar dışında sevk olmadan kişilere işlem yapılmamalı. Acil servisler de yapılan tirajın günlük pratikte aile hekimleri tarafından yapılması sağlanmalı. Bu sağlandığı takdirde hem acillere hemde hastanelere binen yük azalacaktır. Avrupa’da bir kişi acil olmadığı halde acil servise gitmek istiyorsa, ya triaja taklır yada bunun için ekstra bir ücret ödemesi gerekir. Türkiye’de de bu veya benzer uygulama yapılabilir. 

Aile Hekimleri Yurt Dışında Nasıl Nöbet Tutuyor?
Yurt dışında aile sağlığı merkezinde diyelim ki 5- 10 hekim çalışıyor. Tam donanımlı bir merkez, mesai saati sonrasında bir hekim ‘’ icapçı nöbetçi’’ olarak kalıyor. 24 saat ASM’nin açık olması demek budur. Hekim telefonun ucunda hastalarını yönlendiriyor veya yardımcı oluyor. Ancak gerekli hallerde tedavisi için ASM ne gidebiliyor. Ülkemizde böyle bir sistem yok. Dünya’da en çok bilinen 911 hattına benzer bir şekilde, Nöbetçi olan hekime telefonda şikâyetler söyleniyor. O hekim hastayı anemnez dediğimiz sorgulama ile yönlendiriyor. Acile gitmesini gerektirmeyecek fakat müdahale edilecek bir durum olduğunda hekim müdahale ediyor. Kişi başına aldığı ücret ise 63 Euro.(bunun bir kısmını sigorta şirketleri bir kısmını kişi ödeyebiliyor) Türkiye’de aile hekimleri Evde bakım birimlerinin yeteri kadar yaygınlaşması sebebiyle ev ev dolaşıp hastalara baksa da bununla ilgili ekstra ücret yok. Avrupa’daki hekim bu işi severek yapıyor. Türkiye’de hasta başına 63 Euro değil hastalar içinmesela 50 TL ücret verilse birçok hekim icapçı nöbet tutar. Acillerin yükü de azalır. Ama bizdeki nöbet gönüllülük değil, zorunluluk mesasına göre.

“10 Saat Nöbet Tut 60 TL Kazan”
Bizde zorlama ile acil nöbeti tutturuyorlar. Saatlik ücreti 6 TL 8 kuruş, 10 saat nöbet tutulduğunda alınan ücret 68TL. Acilde nöbet ile icapçı nöbet arasında çok büyük fark var. Aile hekimlerinin yönetmeliğinde şu yazıyor; “aile hekimleri yerinde hizmet verir. Bizim yerimiz ASM iz. Oysa ”Aile hekimleri ASM dışında, hastanede nöbet tutması için görevlendiriliyor. Ücretlendirilirken hastane hekimlerinin nöbet ücretinden almıyor, hastane döner sermayesine katkı yapmasına rağmen döner sermayeden yararlanamıyor. Sadece saatlik 6 TL 8 Kuruş ücret veriliyor. 

“Acil Hizmetleri Bir Tıp Disiplinidir”
Hekim baktığı hastalardan, yapmış olduğu işlemlerden, istemlerden hastaneye döner sermayesine girdi sağlıyor. Havuza para toplanmasına katkı sağlıyor ama toplanan paranın dağıtımından yararlanamıyor.
Peki, bu hekim bu kadar yoğun çalışma temposunda hata yaparsa ne olacak? Acil hizmetleri ayrı bir tıp disiplinidir. Tıp fakültelerinde acil rotasyonu yapıp sadece 2 ay staj gören bir hekimi, yoğun bir acil serviste çalıştırırsanız sorunlarla karşılaşırsınız. 

Acillerin Yoğunluğu Nasıl Çözülür?
Acil servislerde sorunların çözümlenmesi için, sevk zincirinin zorunlu hale gelmesi gerekiyor. Hastanelerde mutlaka triaj sistemi kurulmalı. Gerçek acil olmayan hastaların ayrılarak, aile hekimleri ya da polikliniğe yönlendirilmesi gerekiyor. Israrla tedavi almak isteyenlere ekstra bir bedel ödemesi karşılığında bu hizmet verilmelidir. Bu durumun mevzuatlarla düzenlenmesinde gerekiyor.”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

NEGATİF PERFORMANS MOBBİNG Mİ?


“Aile hekimine gelmeyen her gebenin, bebeğin, çocuğun sorumluluğu, hekime negatif performans ile yansıyor” diyen Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, sağlık sistemimizde kişilerin hiçbir sorumluluğunun olmadığını bütün sorumluluğun, tek taraflı olarak hekimlere yüklendiğini belirtti.


Negatif performans uygulamasının dünyada bir benzerinin olmadığını belirten Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ikinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, “Aile hekimine gelmeyen kişinin sorumluluğu, hekime negatif performans ile yansıyor” dedi.
Aile hekiminin gebe izlemleri, bebek izlemleri, çocuk izlemleri, bağışıklama yani ulusal programda yer alan 13 aşının hepsini bebeklerine yapmak gerektiğini kaydeden Eker, şunları söyledi: “Bu kişilerin bu işlemleri yaptırabilmesi için Aile Sağlığı Merkezlerine gelmesi lazım. Bunların bir çoğu Aile Sağlığı Merkezine istekli gelmiyor.

 Hekimlerin Negatif Performans Almaması İçin
Aile hekimlerinin günlük pratiğinde yapması gereken koruyucu sağlık hizmetleri var. Bunlardan bir tanesi yeni bebeklerin izlenmesi ve takipleri, gebelerin izlemleri ve takipleri, çocuk izlemleri, en önemlisi bir ülkenin sosyal gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli ölçütlerden biri olan bağışıklama. Bağışıklama oranları sosyoekonomik gelişmişlik ölçütlerinden biridir. Yapmış olduğumuz aşılar konusunda yüzde 100 oranının altında kaldığımızda negatif performans kesintisine maruz kalıp almış olduğumuz ücretlerden 500 TL ye kadar kesintiler olabiliyor. Sağlık Bakanlığı bu konuda negatif performans getiriyor. Ve bunun sorumluluğu tek taraflı Aile Hekimlerine veriliyor.

“Bir Sözleşme Dönemi İçerisinde 100 İhtar Puanı Alınırsa,  Sözleşme Tek Taraflı Fesih Ediliyor”
Kayıtlı olan kişilerle ilgili veriler aylık periyotta, kullanılan bilgi sistemleri (AHBS) aracılığı ile Sağlık Bakanlığı veri sistemine gönderiliyor. Yeni ayla birlikte Bir aile hekimi, “Kaç bebeğe aşı yapacak?”, “Kaç gebe izleyecek?”,Kaç çocuk izlemi yapacak? Kaç 15-49 yaş izlemi yapılırsa maaşı tam olarak alacak?”bunları kullanmış olduğumuz AHBS programı üzerinden görebiliyoruz.

 Eğer aile hekimi ay sonunda belirlenen bu işlemleri yapamazsa, yapamadığı her yüzde oranınca maaştan kesiliyor. Yapılacak işlerin yüzde 98’ini yaptığınızda, yüzde 2 oranında maaştan kesinti oluyor. Yüzde 10 Performans kesintisine uğrayan da olabiliyor. Tavan oranı yüzde 20, yani en fazla yüzde 20 kesiliyor. Ancak bu oran yüzde 20’ye düşürülürse, kesintiye ilaveten ihtar puanı veriliyor. Eğer bir sözleşme dönemi içerisinde 100 ihtar puanı alınırsa,  sözleşme tek taraflı fesih ediliyor.

“Aile Hekimleri Taşeron İşçi gibi Çalışıyor”
Aslında bakıldığında; Biz sözleşmeli çalışan taşeron işleriz. Sağlık Bakanlığı bizden hizmet satın alıyor. Bunun karşılığında da maaş yerine hak ediş ödüyor. Kamu adına iş yapan diğer kamu personeliyiz. Negatif performans uygulaması üzerimize bindirilen bir tür mobbing aslında. Sağlık sisteminden hizmet alan kişilerin, kendi sağlıklarıyla bile ilgili hiçbir sorumluluğu yok. Bütün sorumluluk, tek taraflı olarak hekimlere yüklenmiş durumda.”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

AİLE HEKİMLERİ SINIRSIZ İSTEKLERLE KARŞI KARŞIYA!


Birinci basamak sağlık hizmetinin temel taşını oluşturan Aile hekimlerinin, sorunları gündeme gelmeye başladı. Aile hekimleri sürekli çoğalan sorumlulukları ve kendilerinin yapmadığı durumlardan dolayı yaptırımlara maruz kaldıklarından şikayet ediyorlar.
Kamu hizmeti verilirken kira ödenmesi, polikliniklerine, muayenehane ya da ticarethane muamelesi yapıldığını dile getiren Aile Hekimleri, piyasada dahi bulunmayan bir takım ilaçlardan dolayı çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kaldıklarını belirtiyorlar. DSA olarak konu hakkında Aile Hekimlerinin sorunlarını araştırdık.
 “Sağlık, Bir Ekonomik Kâr Aracı Değil, En Doğal İnsan Hakkıdır”
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) İkinci Başkanı Dr. Akif Emre Eker, konu hakkında şu bilgileri verdi:  “Kısıtlı kaynakları, doğru sağlık politikaları üzerine oturtup, halk desteği almış yatırımların ne kadar etkili olduğunun en güzel örneği Aile hekimliği uygulamasıdır.  Sağlık, bir ekonomik kâr aracı değil, en doğal insan hakkıdır. Bu yüzden, tüm halkımız sağlık hizmetlerinden eşit ölçüde yararlanmalı ve birinci basamak sağlık hizmetlerine, kolay ve ücretsiz ulaşabilmelidirler. Bu bağlam da birinci basamak sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması devletin sorumluluğu altında olmalıdır. Aile hekimliği uygulaması sağlık sistemleri konusunda bizlere yeni bir perspektif sunmaktadır. Uygulanan bu sitemle, basit ama etkin, eşit, güçlü, ucuz ve dinamik bir hizmet sunumu uygulanıyor. Bu sayede kısıtlı olan ülke kaynaklarımıza da katkı anlamında önemli pozitif performans sağlıyor.
“Görev Tanımımız İçine Girmeyen Ancak Eski Bölge Tabanlı Sistemden Gelen Alışkanlıklarla Bizlere Yüklenen İşler İçinde Boğulduk”
Ülkemiz Aile Hekimliği uygulamasına yaklaşık 7 yıl önce, 2005 yılında Düzce ilimizde pilot uygulama ile geçmiştir. Ülkemizdeki birinci basamağa gönül vermiş tüm hekimler büyük bir istek, azim ve gayretle görevlerine başladılar. İlk günler her şey iyi gibi giderken aslında uygulamadan kaynaklanan bazı sorunlarda yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. Uygulama merkezlerimiz olan ve Aile hekimliği birimlerinden oluşan ASM’lerin, mevcut eksiklikleri karşımıza çıktı ilk olarak. Teslim edilen ASM’lerin çoğunda çağdaş bir sağlık hizmet sunumunu yürütmemiz için olması gereken fiziki şartlar, malzeme, araç ve gereçler ve donanım yoktu, eksikti veya bozuktu. Bütün ASM’lerin onarım ve tadilatlarını yaptık. Hem halkımız hem de kendimiz için hizmet sunum kalitesini artırmak adına; Mesaimizin dışındaki zamanımızın büyük bir kısmını bu eksikleri gidermekle tükettik. Mesai süremiz içinde ise birinci basamağa artan güven ve hizmet kalitesi artmasına paralel yoğun poliklinik hizmeti vermeye başladık. Bunun yanında bağışıklama-aşı, bebek-çocuk izlem, gebe-loğusa izlem, laboratuvar işlemleri, defin ruhsatları, yerinde otopsi nöbetleri, her türlü bireye yönelik raporlar gibi işlemler yanında görev tanımımız içine girmeyen ancak eski bölge tabanlı sistemden gelen alışkanlıklarla bizlere yüklenen işler içinde boğulduk. Geldiğimiz nokta da halen bu görevler artarak aile hekimleri tarafından icra edilmeye devam ediyor. Gördük ki işimiz gerçekten zor ve iş yükümüz gerçekten çok fazla.
“Aile Hekimliği Uygulamasının Ruhunda ‘’Kişilere Kendi Sağlık Sorumluluğunun Verilmesi’’ Esas”
Kimlik, vatandaşımızın hizmet alması için gereklidir. Bizden yasal olarak istenen ilgili kişiyi görmemiz, kimliğinden tanımlayarak işlem yapıp kayıt almamızdır. TC. Numarası vererek, adını söyleyerek işlem yaptırılmaya çalışılması Aile Hekimlerini “Resmi Kayıtlarda Sahtecilik” yapmaya zorlanması anlamına gelmektedir, bu büyük bir suçtur. İşlemin gerçekleşmesi durumunda sorumluluk, cezai müeyyide tamamen hekimin üzerindedir, hâlbuki suça teşvik ve hatta zorlamayı gerçekleştiren kişilere de müeyyide uygulanmalıdır. Aslında Aile Hekimliği Uygulamasının ruhunda ‘’kişilere kendi sağlık sorumluluğunun verilmesi’’ esas olmalıdır. Zira sağlıklıyken periyodik sağlık muayenelerinin yapılmaması, kişide ortaya çıkacak risklerin tespit edilmemesi veya sağlık durumunda değişimde başvurulmayan her durumda, kişilerin sağlık riskleri artmakta ve önlenebilir birçok hastalık gözden kaçmaktadır. Sonucunda hastalık durumu ortaya çıktığında yapılan başvurularda sağlık harcamaları da paralel artış göstermektedir.


“Çok Geniş Bir Görev Tanımı Var”
En temel amacımız; koruyucu sağlık hizmetlerinde örnek olacak başarılar sağlamaktır.Karşımıza çıkan en önemli sorun ise özellikle uygulama yönetmeliği ile aile hekimleri için çok geniş bir görev tanımı yapılmış olmasıdır. Bu yönetmelik ile kapatılan sağlık ocaklarınca yürütülmekte olan neredeyse tüm birinci basamak sağlık hizmetleri aile hekimlerine verilmiştir. Hizmetlerin tıbbi ve akademik gereklilikleri ve aile hekimlerine bağlanan nüfus (yaklaşık 3500-4000) dikkate alınarak değerlendirdiğimizde aile hekimlerinden beklenen iş yükünün, bir aile hekimi ve varsa bir aile sağlığı elemanının iş gücünü aşar şekilde planlanmasıdır. Yani beklenen tüm işlerin ideal, tıbbi ve bilimsel kurallara uygun yürütülmesi olağanüstü bir gayretle yapılmaya çalışılmakta, hekimin iyi niyeti, bilgi ve becerisinden bağımsız olarak bazı alanlarda eksiklikler ortaya çıkabilmektedir.
“Bizim Dışımızda Gerçekleşen Olaylardan Dolayı, Bizlerden Ceza Puanı Kesintilerine Maruz Kalıyoruz”
Bizlerden istenen Anin idare ve idamesi noktasında bazı sıkıntılarımız mevcuttur. Mesela, bizlerden aşıların muhafazası ile ilgili tedbirleri almamız istenmektedir. Her türlü tedbir tarafımızdan alınsa bile zaman zaman meslektaşlarımız bizim dışımızda gelişen bir takım olaylardan kaynaklı problemler neticesinde, soğuk zincir kırılmalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Ve bizim dışımızda gerçekleşen bu olaydan dolayı bizler ceza puanı kesintilerine maruz kalıyoruz. Hatta kırıma uğrayan aşıların maddi sorumluluğu da bize yükleniyor.
“Piyasa da Dahi Bulunmayan Bir Takım İlaçlardan Dolayı Çeşitli Yaptırımlarla Karşı Karşıya Kaldık”
ASM de bulundurulması gereken zorunlu malzeme ve ilaçlarla ilgili sıkıntılar var. Bize teslim edilen ASM’lerin maalesef hiçbir alt yapı çalışmaları yapılmadı. Gerekli donanım ve malzeme verilmedi. Bunların hepsini bizim karşılamamız istendi ki bu nokta da piyasa da dahi bulunmayan bir takım ilaçlardan dolayı çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kaldık. Halende bu sorun devam etmekte ve acilen yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Kaldı ki bir kişinin çalıştığı ASM’de de 10 kişinin çalıştığı ASM’de de aynı malzemeler aynı miktarlarda istenmektedir. Hizmet alan nüfus düşünüldüğünde bu da bir çelişki oluşturmaktadır.”

ASM’lerdeki Kira Adaletsizlikleri
Aile Hekimi Dr. Özlem Oğul, konu hakkında şunları söyledi: Aile hekimliği eski sisteme göre hasta yoğunluğu açısından daha rahat ancak hekim olarak birinci basamak hizmetleri dışında çok fazla ekstra işler ve sorumluluğumuz var. Aile Sağlığı Merkezindeki (ASM) tuvalet kağıdı, enjektör gibi malzemelerin hatta sarf malzemenin temini takibi de bize ait. Bazı ASM’ler kamu binası olup hiçbir ödeme yapmazken, bazı ASM’ler özel şahsa ait olup belirlenen istenen kira bedellerini karşılayarak kamu adına sağlık hizmeti veriyor. Bu konuda ciddi adaletsizlik var. Biz muayenehane ticarethane işletmiyoruz. Devlet memuru olarak kamu hizmeti veriyoruz ki bu konu içinde bulunduğumuz durum itibariyle çelişkilidir.
Aile Hekimlerinin Güvenliği Kime Emanet?
ASM’lerde güvenlik sorunu da sık karşılaşılan bir durum ve sürekli hırsızlık olayıyla karşılaşıyoruz. En az bir kere laptop çaldırmayan aile hekimi yoktur. Hekimlerin ortak sorunu olan hakaret ve şiddet olayları da sıkça karşılaştığımız bir durum hatta belki de Acil hekimlerinden sonra en çok aile hekimleri maruz kalıyor. Çünkü Aile hekimi görev tanımı halka doğru yapılmadı ve halk bunu daha farklı algılayıp tüm yerli yersiz talep ve isteklerinin karşılanacağı kurum, birim olarak algılıyor. Bu konuda açıklama da bize kalıyor ve bu noktada gergin diyaloglar  neticesinde sözlü ve fiziksel şiddete de maruz kalınabiliyor. Hatta hastalar öyle ki Aile hekimini aileden biri olarak görüp tanışma kaynaşma adına düğünlerine, pikniklere çağırıyor.
“Hasta Hastanede Muayene Oluyor Kalkıp Raporunu Aile Hekiminden İstiyor”
Evde sağlık hizmeti konusunda da hastayla sık sık karşı karşıya geliyoruz. Belediyenin evde sağlık hizmeti veren birimleri açıkçası işine geldiği gibi hastaya yaklaşıp, zaman zamanda aile hekiminizin görevi şeklinde hastayı yönlendiriyor. Hasta hastanede muayene oluyor kalkıp raporunu aile hekiminden istiyor. Usulen tanı ve tedaviyi yapan gerekliyse raporunu da vermelidir. Bu konu da çok sık karşımıza sorun olarak geliyor.
“Hasta Takip için Gelmediğinde Negatif Performans Uygulanıyor”
Birinci basamak, koruyucu sağlık hizmetleri açısından önemlidir. Birinci basamak hizmeti olarak rutin takip ve izlemlerimiz oluyor. Rutin gebe, bebek, çocuk takip, izlem ve muayeneleri oluyor. Takip ve izlem zamanlarından haberdar edildiği halde, hastanın bu takip ve izlemlere gelmemesi ya da getirilememesi sonucu negatif performans dediğimiz uygulamayla bir takım kesintiler yapılıyor. Çoğu zaman hastanın evine kadar gidip çağırdığımız, ulaştığımız anda bebeği evinde aşıladığımız çok hasta oluyor. Bazen de ayağına kadar gittiğimiz halde direnç gösteren izlem ve aşı kabul etmeyen hastalar da oluyor, bazen de hastayı adresinde dahi bulamıyoruz. Dolayısıyla da eksik takip ve aşılar yüzünden biz mağdur oluyoruz. Bu konuda hastaya da sorumluluk düşüyor ve hastaya da yaptırım uygulanmalıdır sadece fatura doktora kesilemez.
“Saygı ve Güvenli Çalışma Ortamı İstiyoruz”
Genel olarak hekimlik  değersizleştirildi, hastaların oyuncağı olduk. Mutlaka ki hasta hakları önemlidir ancak bu iş hekimi ezerek olmaz. Sadece hak ettiğimiz değeri ve saygıyı görmek istiyoruz. İnsan haklarımıza müdahale boyutundadır artık uğradığımız haksızlıklar ve her anlamda güvenli çalışma ortamı istiyoruz. Bunun adına sağlık sisteminde değişim ve düzenlemeler yapılmalıdır.
“Bir Doktorun Rapor Yüzünden Sorgulanması Kadar Trajikomik Bir şey Olamaz”
Ben geçenlerde yaşadığım bir olayı anlatayım, hasta çocuğunu getirmemişti ve “kızım proje ödevini yapmadı onun için rapor istiyorum diyerek rapor talebinde bulundu.” Ben de bu şartlarda rapor veremeyeceğimi söyledim. Bunun üstüne söylendi ve SABİM’e,  “doktor bana rapor vermedi” diye şikayet etti. Bu saçma sapan olay için “savunma” verdim. Bir doktorun rapor yüzünden sorgulanması kadar trajikomik bir şey olamaz hele de ortada ne hasta ne de hastalık varken.
“Hasta SABİM’i Hak Aramaktan Çok, Hekimden İntikam Almak için Kullanıyor”
SABİM şikayetlerinin çoğu da böyle şeyler ve hasta bunun yanlış olduğunu hiçbir zaman bilmiyor ve anlamıyor, hastaya sorarsanız ”ben doktoru şikayet ettim nasıl rapor vermezmiş o doktor bozuntusu, görsün bakalım” mantığıyla bir başka saçmalık için şikayet hakkı görüyor kendinde. SABİM kaldırılmalıdır. Zaten hastaların yazılı dilekçeyle şikayet etme hakları vardı. Ayrıca memnun olmadıkları hekimi değiştirme hakları da var.  Hasta SABİM’i hak aramaktan çok,  uygunsuz istekleri yerine gelmediğinde hekimden intikam almak için kullanıyor. Ayrıca SABİM hastanın hekime saygısını azalttı. Bilen bilmeyen hekimi değerlendirir, sorgular, hesap sorar oldu. Hekim ve hastayı karşı karşıya getiren kamu spotları, yönetici söylemleri ve birtakım uygulamalara son verilmelidir.
“Hekimin Hekime Şiddeti de Bizim Camianın Büyük Sorunu”
Hekimin hekime şiddeti de bizim camianın büyük sorunu. Yakın zamanda kaybettiğimiz Dr. Melike Erdem in intiharı da asistan hekimlerimizin zor çalışma koşulları ve uzmanları ile şefinin de meslektaşları olduğunu unutup amir egosuyla arkadaşımızı yalnız bırakmaları sonucu SABİM’le birlikte ateşlenen bir isyandır aslında. Biz hekimler de duyarsızlaştık. Önce kendi içimizde birlik duygusunu geliştirmemiz, mesleğimize meslektaşımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Etik olan doğru olan da budur. Bunun için hekimler şahsi, siyasi kaygı ve kaprislerini, egolarını bir kenara bırakmalı, meslek etiği, meslektaş hassasiyeti ve deontoloji gerçeği ile hareket etmelidirler. Biz hekimlerin her zamankinden daha çok birbirimize ihtiyacımız var.”


Yorum bırakın