Archive for category Beyin Kitapları

DAMAR HASTALIKLARINDA İNMENİN TEDAVİSİ

Damar Hastalıkları ile ilgili uluslararası alanda yayınlanan “Vascular Medicine: A Companion to Braunwald’s Heart Disease: Expert Consult” kitabında inme bölümünü hazırlayan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, kitap hakkında bilgi verdi.

18 bölümden oluşan, klasikleşmiş olan “Braunwald’s Heart Disease” kitabına yardımcı olacak, refererans kitap olarak, Mark A. Creager, Joshua A. Beckman ve Joseph Loscalzo editörlüğünde 2013 yılında basıldı. Kitabın ikinci baskısı uluslarası yayın evi olan ELSEVIER (Saunders) tarafından bu yıl basıldı. Nöroloji alanında inme konusunda uzmanlaşan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, yurt dışında yayınlanan “Vascular Medicine: A Companion to Braunwald’s Heart Disease: Expert Consult” kitabındaki bölüm hakkında Med-Index’in sorularını yanıtladı. 

Kitapta hangi bölümü yazdınız? 
Kitabın içinde yazmış olduğum bölümü, halen STROKE dergisinin editörü olan Marc Fisher’in teklifi ile birlikte yazdık. Benzer şekilde daha önce de birlikte yazmış olduğumuz kitap bölümleri olması nedeni ile tanıştığım değerli bilim adamı olan Marc Fisher halen ABD’de aktif olarak bilimsel çalışmalarını sürdürüyor. Akut inme tedavisi bölümünü Stroke Dergisi’nin editörü olan Prof. Dr. Marc Fisher ile birlikte yazdım. İnme konusu benim özel ilgilendiğim alan. 

Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
İnme tedavisi zor olmakla birlikte önlenebilir bir durumdur. Erken dönemde yüksek tedavi şansı olması nedeniyle üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir hastalıktır. 

Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Yakın çevremdeki olumlu tepkiler dışında henüz herhangi bir değerlendirmeden haberim olmadı. 


Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliğini profesyonel bir branş olarak görüyorum. Medyada çıkan mucizevi tedavi haberlerinin kontrolsüzlüğü beni en çok üzen konuların başında geliyor. Tıpta sansasyonel haberlerin yapılmamasını daha doğru buluyorum. En son yüz nakli ile ilgili medyanın tutarsızlığı bu konudaki en önemli örneklerden biri. Bir başka facia sayılabilecek haber ise televizyon kanallarının birinde işin ehli olmayan bir doktorun mucizevi Alzheimer tedavisi ise hem sağlık alanında hem de habercilik adına skandal olarak sayılabilir. Bu nedenle etik değerlere saygı gösteren olmazsa olmaz gerekli bir medya branşı olan sağlık haberciliğinin, desteklenmesinden yanayım. 

Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal Kimdir?
Diyarbakır’da 1965 yılında doğan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, Üniversite eğitimini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra ihtisasını Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Nöroloji Anabilim Dalında yaptı. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 2000 yılında doçent unvanını, 2007 yılında da Ankara Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde profesörlük unvanını aldı. Askerlik Hizmetini Ankara GATA Nöroloji Kliniğinde yapmış olan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal uzman olduktan sonra, bir süre ABD’de University of Massachusetts’de bir çok deneysel çalışma yapmıştır. Halen Özel TOBB ETÜ hastanesinde tam zamanlı olarak çalışmaktadır. 

Ulusal ve uluslararası dergilerde bilimsel makalaleri, bilimsel toplantılarda sunulan pek çok sayıda bildirisi olan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal’ın bilimsel toplantı, konferans ve panelde konuşmacı olarak görev aldı. Ayrıca popüler tıp konusunda dergi ve gazetelerde yayınlanmış yazıları bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası çeviri ve orijinal kitap ve kitap bölümleri de yazmış olan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal halen Türk Nöroloji Derneği Yeterlilik Yürütme Kurulu Üyesi olarak çalışmalarına devam etmektedir. Aynı zamanda Türk Nöroloji Dergisi ve Türk Beyin Damar Hastalıkları Dergilerinde Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi’dir. 

Yaptığı çalışmalarla Birleşmiş Milletler kriterleri doğrultusunda Türkiye’deki danışman hekimler listesinde yer almaktadır. Prof. Dr. Önal, Birleşmiş Milletler bünyesinde WHO, UNDP, UNOPS, UNFPA ve UNICEF dahil olmak üzere tüm kuruluşların personellerine ihtiyaç halinde sağlık bilgisi ve sağlık hizmeti sunmaktadır.

Kitap hakkında bilgi için: 


Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

ÖĞRENME BEYİNDE NASIL OLUŞUR?



Beynin nörofizyolojik yapısı ile ilgili temel bilgilerin anlaşılır bir dille anlatıldığı Nöroloji Uzmanı Dr. Bülent Madi tarafından yazılan “Öğrenme Beyinde Nasıl Oluşur?” kitabı, beynimizi kullanmamızda rehber olacak bilgiler içeriyor.


Öğrenme doğumdan önce başlar ve hayat boyu sürer. Acaba öğrenme beynimizde nasıl gerçekleşiyor? Kalıcı öğrenmek için beynimizin hangi sistemlerini, nasıl kullanmalıyız? İnsanın çevresini görmesi, gördüklerini algılaması nasıl gerçekleşir? Bu aşamalar diğer duyular için de geçerli midir? Duyuların birbirine aktarımı mümkün müdür? Sanat ve felsefenin sinirbilimi ile ilişkisi nasıl açıklanabilir? Bilişsel ve biyolojik gelişim birbirine paralel midir? Eğitimci olarak ne kadar nörofizyoloji bilmek zorundayım?  Nöroloji Uzmanı Dr. Bülent Madi tarafından yazılan “Öğrenme Beyinde Nasıl Oluşur?” kitabında yabancı terimlere fazla boğulmadan bu sorulara yanıtlıyor.
Dr. Bülent Madi, DSA’nın sorularını yanıtladı.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Nöroloji Uzmanıyım. 1980’de İstanbul Üniversitesi’nde nöroloji uzmanlığını aldım. Ayrıca Türkiye’de ilk gelişim nörolojisi-çocuk nörolojisi sertifikasını alan kişiyim. Tıp fakültesinde öğrenciliğinden itibaren Spastik Çocuklar Derneği uygulama merkezinde beyin engelli çocuklarda tanı, tedavi ve eğitim ile ilgili çalıştım. 1982 yılından itibaren muayenehane çalışmalarıma başladım. Eş zamanlı olarak Amerikan ve Vatan Hastaneleri’nde de nörolog olarak çalıştım. Psikoloji bilim dalına ilgim ve nöroloji ve psikoloji dallarını bir arada yürütebilmek için 1988 yılında Altis İletişim ve Genel Danışmanlık Merkezi’ni kurdum. Burada doğum öncesi dönemden ölüme kadar tüm gelişim süreci için danışmanlık veriyoruz. 1989 yılından 2011 yılına kadar bazı devlet ve özel üniversitelerinin psikoloji, psikolojik danışmanlık, okul öncesi eğitim, özel eğitim bölümlerinde lisans ve yüksek lisans öğretim görevliliği yaptım. Halen bazı huzur evlerinde danışman olarak çalışıyorum. Birçok ulusal ve uluslararası kongre ve konferansta konuşmacı olarak yer aldım.

Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Beyin tüm davranışlarımızı, duygularımızı, düşüncelerimizi yöneten yerdir. Dolayısı ile beyni bilmeden eğitim planlamak ve insanı yönlendirmek eksikliklere ve aksaklıklara neden oluyor. Özel çalışmalarımda birçok üstün yetenekli çocuğa hasta gözü ile bakıldığını, yanlış ön tanılar ile çocuklara eğitim verildiğini sık sık görüyorum. Deneyimlerim ile biriktirdiğim bilgilerimi öğrencilere, uzmanlara ve beyin ile ilgilenen herkes ile paylaşmak istedim. 

Devam kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?
İlk kitapta eğitimcilerin anlayacağı dille beyin ile ilgili bilgi vermeye çalıştım. Deneyimlerimden yola çıkarak, uzmanların dikkat etmesi gereken püf noktalarının yer aldığı kitapları da tasarlamaya başladım.


Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
Kitapta aslında çalışma alanı insan yönlendirme ve eğitim alan her kişinin temel beyin yapı ve işleyişi bilgisine sahip olmasının önemini vurgulamak istedim. Bu bilgiler bizlerin yurt dışında üretilen kültürümüze uygun olmayan kuramları uygulamak yerine kendi metotlarımızı üretebilmemize ışık tutabilir. Gerek var olan kuramların temelini anlamak gerek kendi kuramlarımızı üretmek için beyni az da olsa bilmek gerek.

Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Öğrenme Beyinde Nasıl Oluşur? kitabımı okurken eğitim sürecinde öğrendiklerinin beyin işleyişini-nörofizyolojik açılımlarını düşünmeye çalışsınlar. O zaman bilgileri daha kalıcı olacak ve öğrendiği bilgilerin temelini kavramış olacaklar. Öğrenme güçlüklerinin, dikkat eksikliğinin, davranış problemlerinin nedenlerini ve bu sorunlara nasıl yaklaşılması gerektiğinin ipuçlarına bu kitaptan ulaşabilirler.

Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Olumlu tepkiler aldım. Bu kitabı okuduktan sonra  çocuklarının sorunlarına farklı bakış açısı ile yaklaşan ve farklı çözümler arayan anne-babalar oldu. Yine eğitim sektöründe çalışan birçok öğrencim eğitim programlarını oluştururken nörofizyoloji bilgilerini kullandığını söylediler. Okullarda öğretmen ve ailelerin bu alanda bilgilendirmesine yönelik talepler artarak devam ediyor. Gün geçtikçe beyin gelişiminin önemi fark edilmeye başladı.

Kitabınız yazar olarak size neler kazandırdı?
Bu kitap birçok eğitimcinin, psikoloğun beyin bilgilerini Latinceye boğulmadan öğrenebildikleri bir kitap oldu. Böylece ortak dil oluşturabildik. Amacı beyin üzerinde değişiklik yapmak olan psikolog, psikolojik danışman ve eğitimciler ile iletişimim daha da güçlendi.

 Yazdığınız kitaplar arasında en çok etkilendiğiniz kitabınız hangisi?
Yayınladığım iki kitabım ve editörlü olan bölüm yazdığım birçok kitabım var. İlki Öğrenme ve Beyin, ikincisi “Aşk ve Beyin” kitabımın beni daha çok etkilediğini söyleyebilirim. Bu kitabı yazarken uzun yıllar ne kadar eksik bilgimin olduğunu, bayanların ne kadar zeki olduğunu fark ettim. Gerçek öyküleri okurken ve dinlerken edindiğim birikim ve gözlemlerim sonucunda dünyaya farklı görme biçimleri ile bakmayı öğrendim.

Mutlaka herkesin okuması gereken kitap, müzik ve film sizce hangisi?
Jean-Jacques Rousseau’nun Yalnız Gezenin Hayalleri, Knut Humsen’in Dünya Nimeti, Hemingway’in İhtiyar Balıkçı ve Deniz kitapları dünyayı anlamak için bence mutlaka okunmalıdır. Yaban Çilekleri, Yurttaş Kane, Shine, Kelebek ve Dalgıç, Cennetin Müziği, Akdeniz filmleri ilk anda aklıma gelen filmler… Müzik ise o kadar çok ki… İlk olarak Dean Martin, Eric Clapton, Black, ABBA, Jetrho Tull, Cliff Richard, Pattie Page gibi birçok isim geliyor aklıma ve tabii ki Grace Kelly’nin de oynadığı High Society fiilmindeki True Love isimli şarkı…

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliği günümüzde oldukça önem kazandı. Önem kazanması ile birlikte zaman zaman suiistimaller oluşmaya başladı. Ben sağlık haberlerinde ilk olarak kaynağa dikkat ederim. Akademik temeli oldukça önemli…

Türkiye’deki çalıştığınız alandaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çocuk, erişkin ve yaşlı nörolojisinde interdisipliner çalışma oldukça az. Benim amacım diğer hekimler, nöropsikolog, çift ve aile terapisti, çocuk ve ergen psikoloğu, psikolojik danışman, fizyoterapist, çocuk gelişimcisi, okul öncesi öğretmeni, özel eğitim öğretmeni ve diğer eğitimciler ile interdisipliner çalışmaları yaygınlaştırmak.  

Kendinizi bulunduğunuz alanın neresinde görüyorsunuz? Bütün istediklerini gerçekleştirmiş, hayatından memnun bir yazar mısınız?
Uzun yıllardır beyin gelişimi normal olan veya beyin gelişiminde farklılıklar olan bireylerle çalışıyorum. En önemlisi bu çalışmaları geniş bir ekip ile yapıyorum. Bu açıdan diğer hekimlerden farklı bir yerde durduğumu söyleyebilirim.

Eğer isteklerimi gerçekleştirmiş, hayatından memnun bir kişi olsaydım  hayata yenilikler getirmem, diğer insanlara yararlı olmam söz konusu olamayabilirdi. Babamın tarlaları, evleri olsaydı onları satar, gece gündüz gezer tozardım.

Hâlâ planlayıp gerçekleştiremediğiniz projeniz var mı?
Her zaman yeni projelerim vardır. Çünkü her gün yeni bilgiler öğrenmeye devam ediyorum. 

1 Yorum

BAĞIMLILIK BİR BEYİN HASTALIĞI MI?

Neredeyse herkesin hayatının bir parçası haline gelen bilgisayar oyunları ve sanal paylaşım sitelerinin yanı sıra, kumar bağımlılığı ve cinsel bağımlılık da kitabın esaslı uyarılarda bulunduğu konuların ele alındığı “Bağımlılık sanal veya gerçek” Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Uzman Dr. Serdar Nurmedovdan tarafından hazırlandı.
Bağımlılığı sebepleri, koruyucu faktörleri ve her geçen gün gelişen tedavi yöntemleriyle etraflı bir biçimde inceleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Uzman Dr. Serdar Nurmedovdan, sadece alkol ve madde bağımlılığının değil, gerçek veya sanal her türden bağımlılığın gelişim seyri ve tedavi aşamasının detaylı olarak ele alındığı kitap hazırladı. “Niçin bağımlı oluyoruz” diye düşünen herkes için fikir verici bir çalışma olan “Bağımlılık” kitabının sonuna eklenen anket ve ölçeklerle okuyucunun bağımlılıkla kendisi arasındaki mesafe konusunda içgörü kazanmasını sağlıyor. Çağımızın en mühim problemlerinden biri olan bağımlılık konusunda en yeni bilimsel gelişmeleri içeriyor.
Bugün neredeyse herkesin hayatının bir parçası haline gelen bilgisayar oyunları ve sanal paylaşım sitelerinin yanı sıra, kumar bağımlılığı ve cinsel bağımlılık da kitabın esaslı uyarılarda bulunduğu konular arasında yer alıyor.
“Değişen Bağımlılık Kavramını Topluma Aktarmak İçin Kitabı Yazdım”
“Bağımlılık Sanal veya Gerçek” kitabının yazarlarından Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlık Dergisi’ne kitabı hakkında şunları söyledi: “Bağımlılıkta ciddi bir paradigma yaşandı. Klasik alkol ve madde bağımlılığı ile ilgili hiçbir kitap şu an ki bağımlılık türlerini kapsamıyordu. Özellikle davranışsal bağımlılık olarak bilinen sanal veya gerçek denilen bir bağımlılık alanı var. Bu bağımlılık son 10-15 yılda beyin çalışmalarıyla madde bağımlılığı gibi ön plana çıktı. Aynı beyni ödül-ceza sistemi gibi aynı şekilde etkiliyor ve bozuyor. Bu nedenle teknoloji ve internet bağımlılığı, seks bağımlılığı, toplama biriktirme bağımlılığı gibi çok farklı bağımlılık türlerinin “neden, niçin” gibi bilimsel ve topluma yönelik verileri aktarmakta fayda var diye düşündüm. Değişen bağımlılık kavramını topluma aktarmak için kitabı yazdım.
Örnek Vaka Kitabı Yazmayı Düşünüyorum
Bundan sonra örnek vakaları ele alıp yazmayı düşünüyoruz. Örnek vakada “ne oldu?” “bağımlılıktan kurtulması için ne yapıldı?” tedavi sonuçları gibi analiz kitabı şeklinde uygulamaya yönelik vaka kitabı düşünüyoruz. Beyin haritası çekiliyor. Tedavi sırasında hastaya beyin görüntülemeleri ile muhtemel nasıl olacağını gösteriyoruz.
Bağımlılıkta 12 Adım Tedavisi
Bağımlılık alanında ülkemizde devlet tarafından Ankara ve Adana’da özel merkezler açıldı. Çünkü hasta çok ve talep var. Böyle bir durumda bir şeyler yapılması gerekiyor. Aslında ilk başta detoks denilen vücuttan toksinleri atmakla ilgili tedavi bir şekilde oluyor. Ancak bağımlılıkta asıl 12 adım tedavileri uygulayabilmek. Kişinin tekrar bağımlı olmaması için neler yapmalı? Yaşam biçimini nasıl şekillendirmeli? Bununla ilgili grup terapileri tarzında tedaviler var.
Merkezler ihtiyaçlara yeterli değil, ekip çalışmasına ve saha çalışmasına ihtiyaç var. Hastaneden çok, bu kişiler ayakta yapılabilecek tedaviler, takipler ve takip grupları çıktıktan sonra sosyal ağlarının yeniden yapılandırmaları gerekiyor. Bunu tek başlarına yapamıyorlar. Yenik düştükleri zaman yardım edecek bir ekip lazım. O anda kişi anne ve babayı arasa yine azarlıyor, “gene mi aldın gene mi içtin” diye. Kişi o anda yenik düşüyor.
Bağımlılık Beyin Hastalığı
Bağımlığın beyin hastalığı olduğu, kişinin durduramadığı anlaşılınca biyolojik kanıt çalışması yapıyoruz. Beyinde ne gibi değişiklikler oluyor. Kişide zarar algısı oluşuyor. Zarar göreceği ile ilgili arabayı nasıl kullandığında kaza yapacağını görüyorsa bu durumu da somut olarak görebiliyor. Biyolojik kanıt, beyin görüntüleme tekniğini kullandığımız için fikri oluyor. Tedavi uyumu daha yüksek oluyor.
Yan Frontal Bölge Depresyon, Alt Frontal Bölge Bağımlılık
Beyin ön bölümü olan frontal lob, kaptan köşküdür. Beynin ön-alt bölgesi, polis merkezi gibidir, dürtüleri kontrol eder. Orta beyin kısmında vites koludur, ödül ve zevki düzenlemeden sorumludur. Bağımlılık hastalarının beynin ön bölgeleri olan frontal, fronta-orbital loblarında ya da anterio singulat bölümünde bozulma oluyor. Yan frontal bölge depresyonda, alt frontal bölge bağımlılıkta bozuluyor. Alt frontal bölge ile beynin orta kısmı ödül-ceza arasındaki bağlantı bozuluyor. Bu kişilere beyinlerindeki sorunları, tedavi sırasında da yüzde kaç düzeldiğini gösteriyoruz. Takipte beyin görüntülemesi ile hastanın ikna olması ve tedaviye uymasını artırıyor.
Psikiyatride beyin haritalama yöntemini, depresyon, şizofreni, manide biyolojik gösterge olarak uyguluyoruz. Psikiyatrik hastalıklar gözle görülmediği ve “yarası içinde” saklı kaldığından hasta kendisi anlayamıyor, yakınları da inanmıyor. Görsel olarak hastaya fiziksel kanıt olarak gösterdiğimizde hasta derdinin anlaşıldığı için mutlu oluyor.
Yeni Tedavi Yeni  Yaklaşımlar Aktarılmalı
Sağlık habercileri, Türkiye’de genel olarak çok organize değiller. Sağlık haberciliğinde daha çok genel ilkeleri olan toplumsal fayda sağlayacak ve yeni bilgiler gibi ilkeleri olmalı. Yeni bilgilere karşı daha açık ve aktif olmaları gerekir. Çünkü sağlık dünyada en hızlı gelişen alanlardan birisi ve yeni tedavi ve yaklaşım Türkiye’de uygulanıp uygulanmadığı ile ilgili sağlık habercilerinin daha yakından takip etmesine ihtiyaç var. Sağlık haberciliği şu anda Türkiye’de yapılan sağlıkla ilgili, tıbbi hataları haber yapma şeklinde bir yol izliyor. Toplumu bilgilendirme olarak bunun yeri ayrı, ancak asıl önemli olan toplumu doğru bilgilendirmek. Doğru toplum bilinci oluşturmak, şifacıların riskinden insanları korumak gerekiyor. Sağlık haberciliğinin topluma karşı bir sorumluluğu var.”

ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

– Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
29 Mart Perşembe günü saat 23:00’a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 30 Mart Cuma sabahı buradan duyurulacaktır.

Çekilişi İsa Erdoğan oldu. Adresini ilettiğinde kitap gönderilecek.
 

11 Yorum

BEYİN MERAK OKLARI HEDEFİNE ULAŞIYOR

Beyinle ilgili bilmek istediğiniz birçok bilginin yer aldığı kitap “Fraktal Düşünceler” Doç. Dr. Sinan Canan, tarafından herkesin okuyabileceği bir dille hazırlandı. Kitapta, “Lisan nedir?”, “Yeni paranoyamız: zihin kontrolü”, “Tıbbın dil yarası”, “Evlilik aşk’ı öldürür mü?”, Ne istiyorsunuz? gibi başlıklar yer alıyor.
Ülkemizde nörobilim alanında çalışan ve bu alanda “Fraktal Düşünceler” kitabıyla beyin araştırmalarına farklı bir boyut kazandıran Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sinan Canan, kitabında beyin ile ilgili merak edilen birçok konuyu ele alarak açıklıyor. Kitap, anlaşılır bir dille hazırlandığı için herkesin okuyabileceği şekilde yazdığını kaydeden Canan, “bir bilim adamının ilginç bulduğu meseleler hakkındaki düşünceleri”ni ele aldığını söylüyor. Kitapta, “Lisan nedir?”, “Yeni paranoyamız: zihin kontrolü”, “Tıbbın dil yarası”, “Evlilik aşk’ı öldürür mü?”, Ne istiyorsunuz? gibi başlıklar yer alıyor.
‘Sesin Rengi’ ve ‘Ağrının Sesi’
Kitapta Doç. Dr. Sinan Canan şunları söylüyor: “Şimdi, ilk okuyuşta garip gelebilecek bir düşünce deneyi yapalım: Gerçekte mümkün olmamasına rağmen, örneğin görme sinyallerini beyne taşıyan görme sinirlerini, normalde gittikleri yer olan beynin arka lobundan çıkartıp, tat almayla ilgili beyin bölgesine bağladığımızı düşünelim. Bu durumda ne olur? Gözünüzden ışık uyarıları ile oluşturulan elektriksel sinyaller, tat bölgesine giderek sizde ‘değişik tad’ hisleri uyandıracaktır! Bütün duyular için aynı düşünce deneyini yapabilirsiniz. Yani gerçekte bu deneyi yapmak mümkün olsaydı, ‘sesin rengini’, ‘ağrının sesini’, ‘kelimelerin tadını’ vb.. hissedebilecektik…”
“İki başlı bebekler doğduğu zaman hayret ediyoruz; bir insanın dünyaya gelmesi çok sıradanmış gibi…
Bungee-jumping gibi uç sporları yapanlara hayret ediyoruz; tavanda yürüyen sinek basit bir iş yapıyormuş gibi…
Bilgisayar dünyasındaki gelişmelere hayret ediyoruz; hepsinin çıktığı yer olan beynimiz çok basitmiş gibi.”
Doç. Dr. Sinan Canan, “Fraktal Düşünceler” kitabı hakkında Sağlık Dergisi’nin sorularını yanıtladı.
Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1972 Ankara doğumluyum. Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nü bitirdikten sonra yüksek lisans ve doktoramı sırasıyla Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji-Embriyoloji ve Fizyoloji bölümlerinde tamamladım ve ardından Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Bölümü’nde 5 yıl, Turgut Özal Üniversitesi’nde 1 yıl çalıştım. Şu anda Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’nda doçent olarak çalışıyorum. Buraya kadar olan bölüm akademik özgeçmiş; onun dışında evli, üç çocuk babası ve çocukluk meraklarını unutmamaya çalışan birisiyim. Bilimsel faaliyetler dışında amatör fotoğrafçılık, rock müzik ve internet yayıncılığı ile uğraşırım.
Kitabınızın adından başlayalım; neden böylesine zor anlaşılır bir isim koydunuz?
Kitaba isim koyarken bu kadar anlaşılmaz olmak niyetinde değildim ama yayınlandıktan sonra sanırım bana en çok sorulan soru bu oldu. Aslında bu ismi seçerken, kitabın ilk taslağında olan ama daha sonra çıkarttığım bir bölüm vardı. Bu bölüm, kitapta var olan fraktal geometri ile ilgili bölümden sonra “düşüncenin fraktal yapısı” üzerine bir denemeydi. O yazıda, düşünce zincirimizin bilgisayardaki kayıtlar gibi olmadığını; adeta fraktal geometrideki biçimler gibi, detaylara inildikçe karmaşıklığın ve bilginin arttığı bir yapıda olmasından hareketle, bunun beyindeki olası mekanizmalarını tartışıyordum. Genel okuyucuya bu haliyle oldukça ağır gelebilecek bu bölümü çıkartmış olmama rağmen, “Fraktal Düşünce” kavramı kitaba isim olarak kaldı. Açıkçası ben memnunum ama sebebini anlatırken biraz zorlanıyorum.
Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
“Fraktal Düşünceler” adlı kitabımdaki yazıları yıllar boyunca sinancanan.net internet adresimde ve Haber Ajanda adlı aylık haber dergisinde yazdığım yazılardan ortaya çıktı. Yıllar içinde bilim ve düşünce üzerine yazdığım yazıları belli bir konsept içinde toplama fikri ortaya çıkınca oturup üç ana başlık belirledim ve yazılarımı bir araya toplayarak hepsini gözden geçirdim. Özellikle bilim ve kaos teorisine ilişkin kısımların üzerinde bir hayli çalıştım fakat bunların çoğunu, kitabın içeriğini muhtemelen ağırlaştıracağı için kitaptan çıkartmak zorunda kaldım. Neticede, amacım özellikle gençler için “bir bilim adamının ilginç bulduğu meseleler hakkındaki düşünceleri”ni içeren bir kitap ortaya koymaktı, sanırım bir nebze olsun başarabildim. Özellikle gençlerden gelen geri bildirimler benim için oldukça cesaretlendirici oldu.
Devam kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?
Aslında tam olarak bu kitabın devamı olmasa da, Fraktal Düşünceler’de kısa bahsettiğim bazı düşünce ve fikirlerin geliştirilmiş halleri üzerine iki kitap çalışmam daha var. Uzun süredir vakit bulamadığımdan tamamlayamadım ama iki yıl içinde tamamlama niyetim var. Bu arada sürekli olarak özellikle üniversite gençleriyle yaptığımız seminer ve konferans toplantılarında bu gelecek çalışmalar için zihin jimnastiklerine de devam ediyoruz.

Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
Kitapta aslında “bilmek” dediğimiz eylemin hepimizin işi olduğu ve bütün bilginin aslında aynı gerçekliğin parçaları olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Benim gibi sinirbilimleri ile uğraşan bir fizyolog da olsanız hem hayatın her yönüne dair söyleyebilecek sözleriniz vardır; hem de kendi konunuzda bile kesin konuşmaya yetmeyecek kadar bilgi sahibi olduğunuzun da farkında olmalısınızdır. İşte özellikle bilimin son yirmi-otuz yılda fark etmeye başladığı yeni bilimsel gerçeklerden de hareketle, insani erdemlerimiz ve düşünce namusu üzerine bir takım mesajlar vermek istedim. Fraktal Düşünceler’in esas motivasyonu sanırım budur.
Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Aslında iletmek istediğim çok mesaj var ama bunları sanırım kitaplar halinde derli toplu sunmak en iyisi olacak. Ama elbette, çok yönlü okumalarını salık vermek buradan hemen yapmam gereken bir şey. Günümüzde gerçekliği anlamayı en çok zorlaştıran şeylerden bir tanesi, bilgilerin ve ifade fırsatlarının sınırsız çeşitliliği. Bu yüzden gerçeğin peşindeki zihinlerin iş gücü çok artıyor. Eskiye oranla okunacak, düşünülecek ve anlaşılacak çok fazla şey var. Ben de bu süreçte özellikle gençlere yardımcı olmak için elimden geleni yapmaya çalışacağım.
Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Türkiye’de kitap okurunun çok fazla geri bildirim vermediğini biliyorum. Fakat genç arkadaşlardan aldığım tepkiler beni oldukça şaşırttı. Kitabı okuduktan sonra benim hiç tahmin etmediğim çok ilginç fikirlerle bana dönenler oldu. Ayrıca bana ulaşan tepkilerin hemen tamamı son derece olumluydu. Bir kaç arkadaşım kitapta kendilerine göre gördükleri eksik ve yanlışlıkları da bildirdiler. Ama genelde, oldukça samimi olarak yazmaya çalıştığım bu metinler yine çok samimi olarak karşılık gördü diyebilirim.
Kitabınız yazar olarak size neler kazandırdı?
Bu benim ilk kitabım; dolayısıyla insanın arada bir kendisini “yazar”mış gibi hissetmesi güzel bir şey. Ama onun dışında yazmanın büyük bir sorumluluk olduğunu da fark ediyorsunuz. Önceden hiç kitap yazma telaşım yokken, şu anda geçen zamanla ilgili suçluluk duyma psikolojisi başladı; zira yazacağım her kitapta olduğu gibi Fraktal Düşünceler de eksik ve o eksikleri bir an önce elimden geldiğince tamamlamam gerekiyor.
Mutlaka herkesin okuması gereken kitap/ müzik/film sizce hangisi?
Subjektif bir listem var aslında: Türkiye’de yaşayan herkesin Alev Alatlı’yı hatmetmesini öneririm mesela. Özellikle Yaşasın Ölüm ile Kabus ve Rüya başlıklı kitapları gerçekten bende çok etkili olmuş kitaplardır. Müzik deyince aklıma Dream Theater’dan başkası gelmez pek; zira yıllardır her daim en fazla dinlediğim grup o oldu. Filmlerde ise çok zengin bir listem var fakat elbette henüz seyretmemiş olan varsa Matrix ve Crash adlı filmleri tavsiye ederim.
Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Benim de hasbelkader içinde bulunduğum bir sektör olarak dergicilik özellikle ülkemizde kötü durumda. Sağlık haberciliği ise sizin gibi bu işe gönül vermiş bir kaç ismi hariç tutarsak halen oldukça yetersiz düzeyde. Zira sağlık alanında yapılan haberler, diğer tüm alanlarda olduğu gibi sadece insanları haberdar etmekle kalmıyor, sağlık alanındaki insanlar arasında da bir iletişim aracı olarak çok önemli bir görev ifa ediyor. Ülkemizde dergi ve dergiciliğin neredeyse can çekiştiği günümüzde maalesef tüm sektörler de bundan nasibini alıyor. Umuyorum, özellikle dijital yayıncılık çağına girdiğimiz şu zamanlarda, kaçırmak üzere olduğumuz haber tabanlı iletişim fırsatını tekrar yakalayabilelim.
Türkiye’deki çalıştığınız alandaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sinirbilimleri ile uğraşıyorum; Türkiye’de müstakil kongresi ve derneği olan büyük bir çalışma alanıdır sinirbilimleri. Her yıl Nisan ayı Türk sinirbilimcileri Ulusal Sinirbilimleri Kongresi başlığı altında bir araya gelerek çalışmalarını paylaşırlar. Türkiye’de son yirmi yıldır gerçekten hızlı ilerleyen ve gittikçe daha gözde hale gelen bir alan sinirbilimleri. Fakat yine de hayal ettiğimiz global ivmeyi yakalamakta başarılı değiliz. Bunun önemli sebeplerinden birisi insanların münferit gruplar olarak çalışmaları ve gruplar arasındaki iletişim ve alışverişin oldukça sınırlı kalması. Eğer iletişim ve paylaşım kanallarını açacak faaliyetlere daha fazla ağırlık verebilirsek, çok önemli ilerlemeler kaydetmememiz için bir sebep göremiyorum. Elbette sinirbilimleri ile ilgili dernek ve kuruluşlarımız bu konuda gerçekten güzel çalışma ve faaliyetler yapıyorlar; fakat biraz da bu alandaki bilim insanlarımızın bireysel olarak bu paylaşım ve iletişim kültürünü benimsemeliler diye düşünüyorum.
Hâlâ planlayıp gerçekleştiremediğiniz projeniz var mı?
Olmaz mı? Mesela halen bir müzik albümü çıkartamadım. Üniversitede Knighmare grubu olarak çıkarttığımız demo albümü saymazsak. Bilimsel alanda ise elden geldiğince farklı proje ve sorunlar üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Umarım yakında hayalim olan araştırma merkezimizi kurma çalışmalarında ciddi bir mesafe alacağız. Ayrıca dünyanın en güzel fotoğrafını çekmek, çocuklarımı dünyanın en iyi insanları olarak yetiştirmek gibi hedef ve arzularım da var ama bakalım gelecek neler gösterecek?

ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

– Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
8 Mart Perşembe günü saat 23:00’a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 9 Mart Cuma sabahı buradan duyurulacaktır.

ÇEKİLİŞİ Müjgan Gedik KAZANDI. ADRESİNİ İLETTİĞİNDE KİTABI GÖNDERECEĞİM

22 Yorum