Archive for category Dr. Murat Aşık

HEKİMLERE “İLAÇ KEŞİF” DERSİ GELİYOR

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitim kalitesi gün geçtikçe ilerliyor. Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde uygulanan “İlaç Keşfi ve Geliştirilmesi” dersi MSD desteğiyle ülkemizde de uygulanmaya başlanacak. Böylece hekimler teorik bilginin dışında bilimsel çalışmalarını da hayat geçirebilecek.

Türkiye’de ilaç keşfi için önemli bir adım atıldı. Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi ile “İlaç Keşfi ve Geliştirilmesi” konusunda işbirliği yapan MSD projeyi, Türkiye’de de uygulamak için çalışmalara başladı. Söz konusu projeyle ilaç keşfi hakkında tüm detayların anlatıldığı özel eğitim programı, Yale Üniversitesi’nden sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi müfredatına girecek. MSD tarafından tıp öğrencilerinin gelecekte potansiyel birer araştırmacı olması amaçlanarak hayata geçirilen proje için ilaçların nasıl keşfedildiği ve geliştirilip kullanıma sunulacak ürünler haline geldiğinin anlatılacağı özel bir eğitim programı hazırlandı.

Eğitim içeriğinin Yale Üniversitesi tarafından belirlendiğini belirten MSD Bilimsel Eğitimler ve Araştırmacı Çalışmaları Programları Başkanı Dr. Marcelo Bigal, bu projenin bir Yale projesi değil bir Hacettepe projesi olduğunu söyledi. Bigal, bu eğitimi yalnızca bazı ülkeler ve üniversitelerin alabileceğinin de vurgulayarak “Proje Türkiye’nin global açıdan rekabetçi bir noktada olabilmek için fırsat yakalamasına yardımcı olacak. ‘İlaç Keşfi ve Geliştirilmesi’ konulu toplam 5 modül ve 19 farklı dersten oluşan eğitim programı MSD tarafından hazırlanarak üniversitenin tıp eğitimi müfredatına girdi” dedi. Bigal, Amerika’daki başarısından sonra projeyi Türkiye’de Yale Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi işbirliği ile uygulamaya sokmak için hazırlıklara başladıklarını dile getirdi.

“Üniversitemizde Türkiye’de Bir İlk Gerçekleşiyor”
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sarp Saraç, ise projeyi Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde uygulayacak olmaktan gurur duyduklarını belirterek “Hacettepe – Yale işbirliği ile hayata geçecek olan bu eğitim programı her geçen yıl daha da zenginleşerek Türk biliminin hizmetine büyük katkı sunacağına inanıyorum. Üniversitemizde Türkiye’de bir ilk gerçekleştiriyor olmanın ve bu vizyon ve kararlılığı gösterebilmenin mutluluğunu taşıyoruz. Asistan ve Akademisyen düzeyindeki tüm katılımcılarımızın bu önemli eğitimden faydalanacağına ve onlara belki de yeni bir bakış açısı getireceğimize inanıyorum” diye konuştu.

“Türkiye AR-GE için çok elverişli”
Her yıl AR-GE için yaklaşık 100 milyar dolar yatırım yapan yenilikçi ilaç endüstrisinden ilk hedef olarak 1 milyar dolar yatırım çekebileceğini söyleyen MSD Türkiye Genel Müdürü Muhittin Bilgütay, bilimsel alandaki insan altyapısı ve demografik özellikleriyle Türkiye’nin AR-GE için mükemmel bir ülke olduğunu belirtti. Türkiye’de gelişmiş bir sağlık sisteminin ve kaliteli üniversitelerin olduğunu dile getiren Bilgütay, “Uygulamaya soktuğumuz özel eğitim projesinin önümüzdeki yıllarda Türkiye’de AR-GE çalışmalarının artmasına katkı sağlayacağına inancımız tam. Türkiye’de alanında bir ilk olacak eğitim programı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışmalarını yürüten asistan ya da akademisyen düzeyindeki hekimlere yönelik olacak. En son teknolojik, bilimsel gelişmeleri ve tıbbi bilgileri tüm dünyadaki hekimlerle paylaşmak her zaman önceliğimiz oldu. Bu eğitim projesi de yeni ilaçlar geliştirilmesi ve hastaların sağlığına değer katılabilmesi açısından bizim için çok önemli” dedi.

Eğitim Teknokent’te
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışmalarını yürüten asistan ya da akademisyen düzeyindeki hekimlere verileceğini söyleyen MSD Türkiye Genel Müdürü Bilgütay, bu eğitim projesinin yeni ilaçlar geliştirilmesi açısından çok önemli olduğunu belirtti. Programla ilgili tüm detaylar netleştirilerek bu yıl içinde eğitimin başlatılması planlanıyor. MSD’nin Teknokent’teki ofisinde 20’şer kişilik gruplar halinde verilmesi planlanan eğitim, Hacettepe Üniversitesi’nin izniyle web üzerinden Türkiye’deki diğer üniversitelere de ulaştırılacak. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sarp Saraç bu önemli projenin dünyada çok dikkat çekici örnekleri olan üniversite, özel sektör iş birliğinin ülkemizdeki en önemli örneklerinden biri olduğunu ve bu tip çalışmaları Üniversite olarak her zaman destekleyeceklerini belirtti.

“Türkiye Şu Anda Global Ar-Ge Yatırımından Yalnızca 60 Milyon Dolar Pay Alabiliyor”
MSD İlaçları Türkiye Dış İlişkiler Direktörü Dr. Murat Aşık ise şunları kaydetti: “Bu eğitim, Türkiye’nin global açıdan rekabetçi bir noktada olabilmek için hak ettiği fırsatı yakalamasına yardımcı olacak. Bu özel eğitim projesinin önümüzdeki yıllarda Türkiye’de AR-GE çalışmalarının katlanarak büyümesine yardımcı olacağına inancımız tam. Türkiye şu anda global Ar-Ge yatırımından yalnızca 60 milyon dolar pay alabiliyor. Gerekli ekosistemin oluşması çok önemli. Endüstri-akademi işbirliği alanında açılım getiren bu gibi projelerle birlikte ülkemizde Ar-Ge’nin GSMH’ya oranında hedeflenen yüzde 2 oranına ulaşmada da yol kat edilebileceğiz”

MSD Türkiye’de Canlı Aşı Üretimi Yolda
MSD’nin canlı aşılar dahil aşılarının pek çoğunu Türkiye’de üretebilmek için çalışmaların sürdüğünü belirten Dr. Aşık, “Tüm bu çalışmalar ve yatırımlar MSD’nin global alanda lider bir aşı şirketi olmasının ve aşı alanında giderek artan karşılanmamış ihtiyacı karşılamak için gösterilen kararlılığının bir göstergesidir. Sağlık Bakanlığı’nın özellikle Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın özel gayretleriyle aşı üretimi konusunda ciddi adımlar atıldı. MSD açısından çalışmalar son noktaya geldi. Şartların olgunlaşması ile 2011 sonuna kadar Türkiye’de aşı üretimi çalışmalarına başlanması planlanıyor” dedi.

Reklamlar

Yorum bırakın

DİYABET İLAÇLARINA ENDOKRİNOLOG ŞARTI

Yeni SUT’taki diyabet ilaçlarıyla ilgili düzenleme konusunda Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e değerlendirmede bulunan MSD İlaçları Dış İlişkiler Direktörü Dr. Murat Aşık, “Bu uygulama ile bazı diyabet ilaçları endokrinoloji uzman hekimlerince ve sadece 3. basamak hastanelerdeki İç Hastalıkları Uzmanlarınca reçete edilecek. Endokrinolog ya da 3. basamak hastane olmayan illerde yaşayan ve bu tür ilaçları kullanmak zorunda olan hastalar, ilaç raporu için kilometrelerce yol katetmek zorunda kalacaklar” dedi.

SUT’un 1 Nisan 2010’da yürürlüğe giren, “Diyabet Tedavisinde İlaç Kullanım İlkeleri” ile ilgili hükmünde, diyabet tedavisinde kullanılan ilaçların 4 ana başlık altında ele alındı. Bu düzenleme şöyle:
1-Metformin, sülfonilüreler, akarboz ve insan insülinleri tüm hekimler tarafından,
2-Repaglinid ve nateglinid; endokrinoloji, iç hastalıkları, kardiyoloji ve aile hekimliği uzman hekimlerince veya bu hekimlerce düzenlenen uzman hekim raporuna dayanılarak tüm hekimlerce,
3-Analog insülinler, rosiglitazon ve pioglitazon; endokrinoloji, iç hastalıkları ve kardiyoloji uzman hekimlerince veya bu hekimlerce düzenlenen uzman hekim raporuna dayanılarak tüm hekimlerce, rosiglitazon ve pioglitazon insülin ile kombine olarak yalnızca endokrinoloji uzman hekimlerince,
4-DPP-4 antagonistleri (sitagliptin) ve oral antidiyabetiklerin kombine preparatları; endokrinoloji uzman hekimlerince ya da bu uzman hekim raporu ile tüm hekimlerce; üniversite ve eğitim ve araştırma hastanelerinde ise iç hastalıkları uzman hekimlerince ya da bu uzman hekim raporu ile tüm hekimlerce reçete edilebilecek.

“Diyabetli hastaların hedef HbA1c ölçümü6-6,5 olması gerekirken, Türkiye’de 10,5”
Yeni SUT’taki diyabet ilaçlarıyla ilgili düzenleme konusunda değerlendirmede bulunan MSD İlaçları Dış İlişkiler Direktörü Dr. Murat Aşık, Türkiye’de yaklaşık 6 milyon diyabet hastası olduğunu belirtti. Dr. Aşık, bu yeni uygulama öncesinde diyabet ilaçlarının, tüm hekimler tarafından reçete edilebildiğini işaret etti. Diyabet hastalarının tedavisi için 3 milyar TL harcandığını, bu tutarın yalnızca %10-15’inin ilaçlara diğer kısmının ise komplikasyonların tedavisine kaydeden Dr. Aşık, “Diyabetli hastaların hedef HbA1c ölçümünün 6-6,5 olması gerekirken, Türkiye’de diyabet hastalarının ortalaması 10,5’tur. Türkiye’deki diyabet hastalarının yüzde 65’i kontrol altında değil” şeklinde konuştu.

“Türkiye’de 400 Endokrinologtan, 230’u Aktif”
Türkiye’de sadece 400 endokrinolog olduğunu, bunların da sadece 230’nun aktif olarak hizmet verdiğini belirten Dr. Aşık, DPP-4 antagonistlerin (sitagliptin), yan etkisi az ve yenilikçi ilaçlar, oral antidiyabetiklerin kombine preparatlarının ise farklı etkilere sahip birden fazla ilacı içeren ürünler olduğuna dikkat çekti.

“Diyabete Yılda 3 Milyar TL Harcanıyor”
Endokrinolog ve 3. basamak hastane olmayan illerde yaşayan ve bu tür ilaçları kullanmak zorunda olan hastaların ilaç raporu için kilometrelerce yol katetmek zorunda kalacaklarına dikkati çeken Dr. Aşık, “Yol ve refakat giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’ndan alınacağı için aslında hem bütçeye hem de hastalara ekstra bir yük getirilmiş oluyor. Diyabete yılda 3 milyar TL, bunun da en fazla yüzde 15’inin ilaca harcandığı düşünülürse, diyabetli hastaların hedeflerine ulaşmaları için yenilikçi tedavilere erişebilmesinin önemi daha iyi ortaya çıkıyor. ” şeklinde konuştu.


“Akılcı İlaç Kullanım Prensipleri”
SGK’nın, son yıllarda MEDULA sistemiyle sağlıktaki verileri çok daha iyi takip edebilir hale geldiğini dile getiren Dr. Aşık, bu sistemin kullanılmasının desteklenmesi ve bu şekilde rasyonel ilaç kullanımı sağlanması gereğine dikkat çekti. Dr. Aşık, “SGK’nın elindeki muazzam elektronik altyapı kullanılarak, bu tarz kısıtlamalar yerine akılcı ilaç kullanımı prensiplerinin oturtulması daha yerinde olacaktır. Bu bağlamda diyabet hastalarının ihtiyacı olan ilaçlara erişiminin sağlanması, sağlık giderlerinin akılcı dağıtılması bakımından da önemlidir” ifadesini kullandı.

Hangi illerde Endokrinolog Yok
Dr. Aşık, toplam 12 milyona yakın nüfusun yaşadığı söz konusu 37 ilde, 1 milyon diyabetli hastanın yaşadığının tahmin edildiğini vurguladı.
Şu illerde bazı diyabet ilaçları raporu çıkarılması için gerekli olan endokrinoloji uzmanı, eğitim ve araştırma hastanesi ya da üniversite hastanesinden hiçbiri bulunmuyor: “Ağrı, Aksaray, Amasya, Ardahan, Artvin, Bartın, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Burdur, Çankırı, Çorum, Erzincan, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Siirt, Sinop, Şırnak, Tekirdağ, Tunceli, Uşak ve Yozgat.”

Yorum bırakın