Archive for category Emeklilik

EMEKLİ HEKİMLER KALİTELİ SAĞLIK HİZMETİ İSTİYOR

Emekli hekimlerin yaşadıkları sorunları ileten Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Sühan Ayhan, “Emekli hocalarımız emekli maaşları dışında ek gelirleri olmasa, aldıkları maaşların, bırakın dört dörtlük yaşamak, basit bir yaşam sürmek için bile yeterli olmadığını söylüyorlar” dedi.

Hekimlerin emeklilik sürecinde yaşadığı sorunları gündeme getirmeye devam ediyoruz. Bu süreçte ne gibi sorunlar yaşandığı ve nasıl düzenlemeler yapılması gerektiği üzerine bilgi veren Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Sühan Ayhan şunları söyledi: “Görüşebildiğimiz emekli hocalarımızın emekli maaşları konusunda genel fikirleri, maaşların yeterli olmadığı şeklinde… Başka ek gelirleri olmasa, aldıkları maaşların, bırakın dört dörtlük yaşamak,basit bir yaşam sürmek için bile yeterli olmadığını söylüyorlar. 

Emekli Bir Hekimden Yüzde 15 Maaş Kesinti Uygulaması Var
Devletten emekli olup tekrar muayenehane açarak çalışan emekli bir hekimden yüzde 15 gibi bir maaş kesintisi yapılması yanlış bir uygulama… Çalışmak, üretmek isteyen ve üzerine vergisini veren bir emeklinin maaşından kesinti yapılması aslında bir ceza, hâlbukibunun teşvik edilmesi gerekiyor. 

“Emekli Hekimler Özele Gitmek Zorunda Kalıyorlar ve Yüksek Sağlık Giderleri Ödüyorlar”
Emekli hekimlerin genel görüşü; sağlık hizmetlerinden yararlanmada yaşanan sıkıntılar… Bazı emekli üyelerimiz, devlet ve üniversite hastanelerindeki yoğunluktan dolayı, emekli bir hekim olarak gerekli ilgi ve özeni görmedikleriniifade ediyorlar. Sıra beklemek veya bir tetkik için gün almak zorunda olduklarını ve yaşlı olmaları nedeniyle bunun mümkün olmadığını ve özel hastanelere giderek, daha fazla ücretlerle tetkik yaptırmak zorunda kaldıklarını belirtiyorlar.

Yine başka bir hocamız, devlet ve üniversite hastanelerine gidip muayene olamama nedeni olarak; üniversite ve devlet hastanelerindeki hizmetin hekimlik, araç ve gereç bakımından seviyesinin düşmesi olarak iletti. Üniversitelerden yetişmiş hocaların ayrılmak zorunda kalmaları ile hekimlik kalitesinin düştüğünü ve hekim olarak konuyu bilen kişilerin tatmin olmadıklarından, tedavileri için artık özele gitmek zorunda kaldıklarını ve buralarda da mecburen yüksek sağlık giderleri ödediklerini söylüyorlar. 

Hekimler için Kalabilecekleri Yaşlılar Evi Kurulmalı
Emekli üyelerimizin, emekli maaşının yanında yaşam biçimleri ile de ilgili sıkıntıları var. Çocuğu olmayan, eşi olmayan yada vefat etmiş, bakacak kimsesi olmayan hekimlerin ileride kalabilecekleri yaşlılar evi olması iyi bir fikir olabilir. Bu sıkıntıyı yaşayan veya yaşayacakpek çok hekim olduğuna eminim; bakıcı tutanlarmaaşlarının büyük bir bölümünü bakıcıya ödüyorlar. Emekli Sandığı’nın yaşlılar evine girebilmek için bazı şartlarıvar, sıragelse bile maaşlarının büyük bölümünü yine vermek zorunda kalıyorlar. Somut öneri olarak sağlık mensuplarının kendilerine özel bir yerinin olması çok iyi olur. TTB, hekimler için Darüşşafaka modeli gibi bir yaşlılar evi yaptırma konusunda öncülük yapabilir. 
Diğer çok önemli bir sorun da, halkımız üzerinde oluşan hekim düşmanlığı… Bunun giderilmesi ve bu anlayışın değişmesi, eğitim ve kültür seviyesinin artırılmasının gerekiyor.”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Reklamlar

Yorum bırakın

"HEKİMLER ÖMÜR BOYU HEKİMLİK YAPMAK İSTEMİYOR"

Hekimlerin, emekli de olsa kronik bir rahatsızlığı da olsa iş hayatından ayrılamadığını belirten İstanbul KBB-BBC Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan, “Ülkemizde hekimler emekli olup hayatlarına özel zevkleri ve aileleri ile vakit geçirme şeklinde devam edemez. Bunun sebebi hekimlerin ömür boyu hekimlik yapmak istemeleri değil” dedi.

Hekimlerin emeklilik sürecinde yaşadığı sorunları gündeme getirmeye devam ediyoruz. Bu süreçte ne gibi sorunlar yaşandığı ve nasıl düzenlemeler yapılması gerektiği üzerine bilgi veren İstanbul KBB-BBC Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan şunları söyledi: “Ülkemizde çalışan ve emekli hekim ücretlendirmesinde ciddi problemler vardır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.
1. Çalışan hekim maaşları diğer meslek gruplarıyla( ÖSS başarısı, akademik başarı, eğitim süresi ve zorluğu, iş hayatının zorluğu göz önüne alınarak) karşılaştırıldığında çok düşüktür.
2. Performans sisteminde adaletsizlikler ve yanlışlıklar var.
3. Döner sermaye güvencesiz ve belirsiz ücretlendirmeye neden oluyor.
4. Döner sermaye ve muayenehane gelirleri emekliliğimize yansıtılmıyor.
5. Emekli maaşları fakirlik sınırındadır. Bu maaşla hekimlerin emeklilik sürelerini geçirmeleri mümkün değil.
6. Kamu üniversitesinden emekli olan öğretim görevlisi hekim ile devlet hastanesinden emekli olan eğitim görevlilerinin aynı unvanı alsalar da maaşlarında büyük fark ve haksızlık var.
Ülkemizde hekimler emekli olup hayatlarına özel zevkleri ve aileleri ile vakit geçirme şeklinde devam edemez. Bunun sebebi hekimlerin ömür boyu hekimlik yapmak istemeleri değil.

“Yüzde 1 Oranında Hekimin Kazancı Hepsine Mal Ediliyor”
Maalesef ki Hekimlerin kazancı kamuoyunda çok konuşulduğu gibi çok kazançlı değil. Nerdeyse 100 bin doktorun yüzde 1’i çok özellikli bir tedavi şekli ile kendi kurduğu bir sistemde yüksek düzeyde gelir elde ediyor. Aslında bu hekimlerde kendilerine yatırım yapmışlar, kendilerini geliştirmişler veya çok riskli, az yapılan işlemler yapıyorlar. Ama genelde bu hekimlerin kazancı sanki tüm hekimlerin kazancı gibi konuşuluyor ve öyle biliniyor. Halkımız giyimine, kuşamına dışarıda yemeğine, güzellik masrafına hatta sigarasına verdiği parayı önemsemez fakat sağlık hizmetine ve doktoruna ödediği parayı çok görür. Böyle bir gerçeklik var. Canımız, sağlığımız en kıymetli varlığımızdır aslında.

“Hekim, Emekli de Olsa Kronik Bir Rahatsızlığı da Olsa İş Hayatından Ayrılamıyor”
Daha önceki dönemde hekim çalışırken de emekli olduğunda da asgari ücretin yaklaşık 2 misli bir maaş alıyordu. Bugünlerde çalışan hekim maaş olarak 2 bin -2 bin 500 TL arasında, emekli hekimde bin 500 TL kadar bir maaş alıyor. Bu rakamlar gerçekten fakirlik sınırında rakamlardır. O nedenle hekim, emekli de olsa kronik bir rahatsızlığı da olsa iş hayatından ayrılamıyor. Tekrar özel sektörde çalışmaya devam ediyor. Özellikle bu yeni sistemle birlikte özel hastanelerde kontenjan sınırlaması gelince, hastaneler hekimlerin haftada 6 gün 8-18 saatleri arasında çalışmalarını istiyor. Bu şartlarda sözleşme yapıyor. Takdir edersiniz ki 55-60 yaşını geçmiş, bazı kronik hastalıkları başlamış bir insanın bu iş temposunu kaldırması mümkün değil. Eski dönemde emekli hekimler part-time statüde çalışıp hem sağlık hizmetine hem bütçelerine katkıda bulunabiliyorlardı. Şu an bu mümkün olmuyor. Ayrıca muayenehane çalıştırmak da artık mümkün gibi görünmüyor. Hele dev sağlık kampusları devreye girdiğinde kişilerin bu kurumlarla mücadele etmesi çok zor.

“Hekimler Bir Hastalık Durumunda Çalışamazsa, Ancak Çıplak Maaşını Alabiliyor”
Kamuda çalışan hekimlerin ücretleri ile kamuoyunun bildiğinin tersine sıkıntılar var. Döner sermaye adı altında alınan ücretin bir garantisi yok ve performans sistemi adaletsizlikler, haksızlıklar içeriyor. Örneğin; ne kadar çok çalışıp yüksek performans puanı elde etseniz bile, o ay içinde birkaç gün izin veya rapor kullanmanız durumunda performans ödeminizde ciddi kesintiler yapılıyor. Hekimler bir hastalık durumunda çalışamazsa, ancak çıplak maaşını alabiliyor. Ayrıca performans gelirleri emeklilik için geçerli sayılmıyor vergilendirilmiş olan bu kazanç emeklilik maaşına yansıtılmıyor. Bu ödeme hastane yönetimine bağlı. Hastane bütçesindeki başka ödeme kalemlerine kaydırılabiliyor. Örneğin, yatırım yapan hastanelerde ne kadar yüksek performans puanı elde etseniz dahi bu maaşınıza yansımıyor.

“İlaç ve Diğer Veriler Paylaşılıyor Fakat, Personel Ücretleri Bildirilmiyor”
Yıllık sağlık harcama istatistik verilerinde hekimlerin ve sağlık çalışanlarının emeklerinin bedelini göremiyoruz. İlaç ve diğer veriler paylaşılıyor fakat personel ücretleri bildirilmiyor. 2012 yılında 45 milyar dolar sağlık harcamalarının 2014’de 63 milyar dolar olması bekleniyor. Ancak, bunun ne kadarı hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının ücreti, bilemiyoruz. Ülkemizde yaklaşık olarak 100 bin doktor ve 100 bin hemşire çalışıyor. Kabaca sağlık çalışanlarının ücretlerini, bu kadar büyük harcama kaleminin içinde yılda 1 milyar doları ancak bulduğunu hesaplıyoruz.
OECD ülkelerinde toplam sağlık harcamaları içinde sağlık çalışanları ve doktorların ücretlerinin ne kadarını oluşturduğu ve ülkemizdeki durumu karşılaştırmak gerekir. 

“Hekimin Emeği Günübirlik Tartışmalara Kurban Edilemez”
Toplumsal özellik taşıyan, talebin tesadüfi olduğu, hastanın almış olduğu sağlık hizmetinin kalitesini ve karakterini ölçme yeteneğine sahip olmadığı, sağlık hizmetinde kişinin talebini ve dolayısıyla maliyeti hekimin belirlediği bir ekonomik sistem söz konusudur. Böyle bir ekonomik sistemde kritik öneme sahip olan hekimin ücretini, emeğinin karşılığını ve güvenli bir çalışma ortamını sağlamak toplumsal öneme sahiptir. Günübirlik siyasi tartışmalara kurban edilemez.

“Toplum Sağlık Hizmeti Aldığı Hekimine Sahip Çıkmazsa Kaliteli ve Özellikli Sağlık Hizmeti Alamaz”
Toplum siyasi yönlendirmeler etkisinde kalarak, sağlık hizmeti aldığı hekimine sahip çıkmazsa kaliteli ve özellikli sağlık hizmeti alamayacak. Emeğinin karşılığını alamayan hekim akılcı sağlık uygulamalarını kullanmayarak, daha yüksek sağlık harcamalarına neden olabilir.”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!


Yorum bırakın

"HAKİMLER 5 BİN TL, HEKİMLER BİN 700 TL EMEKLİ MAAŞI ALIYOR"

Hekimlerin eğitim ile mecburi hizmetleri sonrasında 35 yaşına kadar hayatlarının belli olmadığını söyleyen Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mecit Süerdem, “Hakim ve savcılara 4 bin – 5 bin TL, subaylara 3 bin- 6 bin TL emekli aylığı aldıklarını dikkate alırsak çok büyük bir haksızlık içinde olduğumuz net olarak ortaya çıkıyor” dedi.

Uzun yıllar hizmet eden hekimlerin emeklilik sürecinde yaşadığı sorunları gündeme getirmeye devam ediyoruz. Bu süreçte ne gibi sorunlar yaşandığı ve nasıl düzenlemeler yapılması gerektiği üzerine bilgi veren Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mecit Süerdem şunları söyledi: “Altı yıllık zorlu bir eğitimin ardından mecburi hizmet, ikinci bir üniversite sınavı gibi zorlu TUS sonrasında en az 4 yıllık bir uzmanlık eğitimi ve sonrasında tekrar mecburi hizmet. Eğer hekim yan dal ihtisası yapmak ister ise bunun da sınavına girerek en az 2 yıllık bir yan dal ihtisası ve sonrasında üçüncü kez olmak üzere tekrar mecburi hizmet. Mecburi hizmet sürelerinin bitiminden sonra istediği yere tayin yaptırması ise mümkün değil. Bu nedenle mecburi hizmet bölgelerinde uzun süreli zorunlu ikamet. Kabaca bir hesap yapılırsa eğitim artı mecburi hizmetler sonrasında gelinen yaş en iyi olasılıkla 35. Bu süre içinde eşlerin tayinleri, çocukların okulları ve ev taşımalar içinde geçen telaşlı, yorgun bir göçebe hayatı. Eğer şansı varsa mecburi hizmet yaptığı yerden ayrılarak yaşamak istediği bir bölgeye yerleşme çabası. 

“30 Yıl Hizmet Eden Hekimlerin Bin 500 İle Bin 700 TL Arasında Emekli Aylığı Alması Hangi Değerlerle Açıklanabilir?”
Eğitim ve uzmanlaşma hikayesi buna benzeyen başka bir meslek yok. Çalışma hayatının zorlukları da tüm bu hikayeye eklendiği zaman, kamu sektöründe en yüksek seviyede 30 yıl hizmet eden hekimlerin bin 500 ile bin 700 TL arasında emekli aylığı almalarının hangi değerlerle açıklanabileceğini merak ediyorum. 

“Hakim ve Savcılar 4 bin – 5 bin TL, Subaylar 3 bin- 6 bin TL Emekli Aylığı Alıyor”
Tıp fakültelerine giriş için alınması gereken yüksek başarı puanları, zorlu ve uzun bir üniversite eğitimi ve mezuniyet sonrası uzmanlaşma eğitimlerinin zorlukları. Tüm bu güçlüklere ek olarak çalışma hayatında lojman, servis, orduevleri, kaliteli misafirhaneler vb gibi olanaklardan yoksunluk açılarından değerlendirildiğinde; hakim ve savcılara 4 bin – 5 bin TL, subaylara 3 bin- 6 bin TL, başçavuşlara 2 bin – 2 bin 500 TL emekli aylığı aldıklarını dikkate alırsak hekimler olarak çok büyük bir haksızlık içinde olduğumuz net olarak ortaya çıkmaktadır. 

“Hekimlerin Özel Sektörde Çalışması Özendirilmemeli”
Hekimlerin özel sektörde çalışmasını özendirmemek, nitelikli hekimlik hizmeti verebilmek adına yan dal ihtisasının önünü açmak ve hekimlik mesleğine olması gereken değeri verebilmeli. Hekimlerin emekliliklerinde hak ettikleri maaşları almaları ve mecburi hizmet konusunda yeniden düzenlemelerin acilen yapılması gerekiyor. Hekimlerin mutsuzluğu üzerine nitelikli bir sağlık hizmeti verecek sistemin kurulması mümkün değildir.”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

"HEKİMLİKTE ÇALIŞIRKEN YAPILAN EK ÖDEMELERİN ÇOĞU BİR ÇEŞİT SUS PAYIDIR"

Hekim olarak yüksek riskli bir meslek icra ettiklerini ve erken yıprandıklarını söyleyen Ankara Cerrahi Dernek Başkanı Prof. Dr. Ziya Anadol, “Hekim olarak yüksek riskli bir meslek icra edersiniz, erken yıpranır, sağlığınızdan olursunuz, düzensiz yaşarsınız. Fakat bütün bu olumsuzlukların karşılığı olarak varlıklı bir emeklilik dönemi beklemez sizi. Çalışırken yapılan ek ödemelerin çoğu bir çeşit sus payıdır” dedi.

Emeklilik sürecinde maddi sorunlar yaşadıklarını söyleyen hekimler, gelecek kaygısı taşımak istemediklerini dile getiriyorlar. Bu süreçte ne gibi sorunlar yaşandığı ve nasıl düzenlemeler yapılması gerektiği üzerine bilgi veren Ankara Cerrahi Dernek Başkanı Prof. Dr. Ziya Anadol şunları söyledi: “Hekimlerin son yıllarda giderek artan şikayetleri maddi konularda yoğunlaşmakta. Ülkemizde yaşanan ekonomik darboğazın, her iş kolunu etkilediğini biliyor olmakla birlikte, özellikle hekimlerin çalışma şartları ve üstlendikleri risk yoğunluğu ile tamamen ters orantılı bir ücret politikası var. 

“Donanımı Tam Olmayan Sağlık Ocakları, Poliklinikler, Hastaneler Hatta Tıp Fakülteleri Açılıyor”
Bir tıp fakültesi öğrencisine yapılan yatırımın, diğer öğrencilerle kıyaslandığında açık ara yüksek olduğunu hepimiz biliriz. Fakat ne hikmetse devlet, bu kadar değerli bir yatırımdan yüksek çıktılar almak için gereken adımları bir türlü atmıyor. Donanımı tam olmayan sağlık ocakları, poliklinikler, hastaneler hatta tıp fakülteleri açıyor. Donanım ve ekip eksikliği nedeniyle ortaya çıkan sorunların tümü doktorun suçu oluyor. Sonuçta hem açılan merkez ölü bir yatırım haline geliyor, hem de yatırım yapılan hekim etkin kullanılamıyor. Sorulduğunda da “doktor açığının sayısal olarak kapatılması gerektiği” belirtiliyor. 

“Hekim Olarak Yüksek Riskli Bir Meslek İcra Edersiniz, Erken Yıpranır, Sağlığınızdan Olursunuz, Düzensiz Yaşarsınız”
Hekim maaşları, ortalama bir dört yıllık fakülte mezununun hemen daima gerisinde. Çeşitli adlar altında karabatak gibi zaman zaman ortaya çıkan, kimi zaman da yok olan ek ödemelerle bu eşitsizlik giderilmeye çalışılıyor. Ancak asıl vurucu olan, bu ek ödemelerin hiç birisinin emekliliğe yansımaması oluyor. Yani; hekim olarak yüksek riskli bir meslek icra edersiniz, erken yıpranır, sağlığınızdan olursunuz, düzensiz yaşarsınız. Fakat bütün bu olumsuzlukların karşılığı olarak varlıklı bir emeklilik dönemi beklemez sizi. Çalışırken yapılan ek ödemelerin çoğu bir çeşit sus payıdır. Tabip odalarımız ve diğer mesleki kuruluşlarımız sadece bu konuyla ilgilenmek üzere kurullar oluşturdu ancak bugüne kadar hiçbir sonuç ne yazık ki elde edilemedi.

“Kazandığı Her Kuruşa Hasetle Bakılan Bir Meslek Haline Geldik”
Tıp doktorlarının üzerine anlaşılmaz bir şekilde daha fazla gelinmeye başlandı. Mecburi hizmet karmaşası, doktorları askeri personelle kıyaslama ya da üstün görme gibi anlamsız çekişmelere, hakkımız arayacak dirayetli yöneticilerin eksikliği de eklenince, iyice unutulan, önemsizleştirilen ve kazandığı her kuruşa hasetle bakılan bir meslek haline geldik. Son yıllarda her türlü nezaket kuralı, meslek etiği ve ahlaki değer çiğnenerek telaffuz edilen “hastaların cebindeki doktor eli” ve “tıbbi ticarethaneler” kavramları da zaten durumu anlamaya pek de niyetli ya da kapasiteli olmayanlar tarafında iyice sömürüldü.

“Aramızda “Adam Öldürmeye Teşebbüs” Suçuyla Yargılanan ve “Mesleki Hata” Nedeniyle Tazminat Ödemeye Mahkum Edilen Meslektaşlarımız Var”
Geldiğimiz noktada, çok çalıştırılıp az ücret verilen, zenginleştirilip rahat çalışma şartları sağlanmak yerine fakirliği paylaşmasına çalışılan, üstelik üstlendiği mesleki riskler nedeniyle artık hukuki yollarla da tehdit edilen bir meslek grubuyuz. Aramızda “adam öldürmeye teşebbüs” suçuyla yargılanan ve “mesleki hata” nedeniyle tazminat ödemeye mahkum edilen meslektaşlarımız var. Bu yüzden hepimiz bir çeşit “kasko” sayılan “Mesleki Sorumluluk Sigortası” adı altında bir acayip uygulamaya prim ödüyoruz. İnsanın aklına geliyor: başka hangi meslek grubu, hatalı uygulama nedeniyle yargılanabiliyor? Yanlış karar verdiği için yargılanan hakim, yanlış ihale yüzünden yargılanan bakan, yanlış yere inşaat yapan ve sel alıp giden devlet kurumu yok. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından yanlış olduğuna karar verilen ve Türkiye Cumhuriyeti’nin mahkum olduğu kararlarda bile tazminatı bizler, vergi mükellefleri ödüyoruz. 

“Devlet Hekimlik Onuruna ve Yaşam Standardına Uygun Bir Ücret Ödeme Yoluna Gitse, Hekimlerin Zaten Sağduyulu ve Gözü Tok Bir Camia Olduğunun Farkına Varacaktır”
Bazı meslek gruplarının özellikleri nedeniyle geçim sıkıntısı gibi dertlerinin olmaması, devletin de bireyin de çıkarınadır. Hekimlik, hakimlik, öğretmenlik gibi… Bu yazılı olmayan kural, çeşitli hesaplarla göz ardı edilirse, toplum yeterli hizmetten mahrum kalır. Tam Gün Yasası krizinin altında, sadece hekimlerin geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısı yatıyor. Devlet, hekimi etkin kullanarak elde edeceği kazançtan, hekimlik onuruna ve yaşam standardına uygun bir ücret ödeme yoluna gitse, hekimlerin zaten sağduyulu ve gözü tok bir camia olduğunun farkına varacaktır. 

“İki Yıl Çalışıp Emekliliği Hak Eden Bir Milletvekili Kadar Rahat Bir Emeklilik Geçirebilmek”
Gerek toplum gerekse idareciler tarafından bilinmesi gereken şudur: Hiçbirimiz sadece sevap kazanmak için hekim olmadık. Bu bizim, evimizi geçindirmek, çocuk yetiştirmek ve en az “iki yıl çalışıp emekliliği hak eden bir milletvekili” kadar rahat bir emeklilik geçirebilmek için bildiğimiz, yaptığımız tek işimizdir. Aldığımız eğitimin ağırlığı, uzunluğu, yetenek ve zeka gerektirmesi gibi faktörler ise henüz bu tartışmaya eklenmemiştir bile. Sözün özü; hekimlerin maaşlarında ciddi iyileştirmelere “yetmez ama evet” deriz. Yetmediği kısım, bütün ek ödemelerin emeklilik katsayısına da yansıtılmama inadıdır.”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

"HEKİM EMEKLİ İKRAMİYESİ VE MAAŞI ÇOK DÜŞÜK"

Emekliliği yaklaşan veya emekli olmayı düşünen hekimlerin ciddi kaygı duyduklarını belirten Türk Toraks Derneği Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Metin Akgün, hekimlerin ağır çalışma koşullarının olmasına karşın emeklilik sürecinde de maddi sıkıntı yaşadıklarını dile getirdi.

Hekimlerin emeklilik sürecinde yaşadığı sorunları gündeme getirmeye devam ediyoruz. Bu süreçte ne gibi sorunlar yaşandığı ve nasıl düzenlemeler yapılması gerektiği üzerine bilgi veren Türk Toraks Dernek Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Metin Akgün şunları söyledi: Hekimlerde genel bir kanı var “Doktorun emeklisi olmaz !” diye. Ancak çevremde tanıdığım ve emekli olduktan sonra çok zor şartlarda yaşamaya çalışan meslektaşlarımızı görmek gerçekten çok üzücü. Emekli ikramiyesi ve maaşı çok düşük.

“Performans Sistemi ile Emekli Maaşında Uçurum Oluşuyor”
Performansa dayalı sisteme göre maaşa ilave olarak ek ücret alınıyor. Ancak performans adı altında yapılan bu ödeme şekli, emekliliğe yansımadığı için zaten düşük olan emekli maaşı ile hekimlerin çalıştığı dönemde aldıkları ücret arasında çok büyük uçurum oluyor. Bu durum emekliliği yaklaşan veya emekli olmayı düşünen hekimlerde ciddi kaygı yaratıyor. 

“Hekimlerde Erken Emeklilik Şansı Yok”
Bir başka konu da ağır iş yükü. Birçok sektörde çalışanların erken emeklilik hakkı var. Bildiğim kadarıyla hekimlerde böyle bir durum yok. Gerçi emekli olunca da ücret açısından büyük bir travma yaşaması söz konusu. Sonuçta iki kötü sonuçtan birisine razı olmak zorunda.”
Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

AİLE HEKİMLERİ ADALETSİZ EMEKLİLİKTEN ŞİKAYETÇİ

Aile Hekimliği uygulaması kapsamında emekliliğe yansıyan maaş adaletsizliği olduğunu belirten Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Yönetim Kurulu adına konuşan Dr. Akif Emre Eker, yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini anlattı.

Sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini ele alarak gündeme taşımaya devam ediyoruz. Bu hafta hekimlerin emeklilikleri sürecinde yaşadıkları sorunları ve çözüm önerilerini gündeme taşıyacağız. Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Yönetim Kurulu Adına Dr. Akif Emre Eker konu hakkında şunları söyledi: “Aile Hekimliği Uygulamasında görev yapan aile hekimlerimizin emeklilik özlük hakları açısından mağduriyet yaşıyorlar. Şu anda yürürlükte bulunan mevcut uygulamada da aile hekimleri diğer tüm meslektaşları gibi belki de onlardan çok daha fazla mağdur oluyor. 

“Hekimler Gelecek Endişesi Taşıyor”
Aile Hekimliği uygulamasına geçilmesi sonrasında, aile hekimlerinden kadrolu hekim eşdeğerine göre emekli keseneği yapılıyor ve halen de devam ediyor. 2011 yılı ikinci yarısından sonra kadrolu eş değer hekime döner sermayeye yatırılan sabit miktardan ek emekli sandığı keseneği yapılmaya başlandı ve bu şekilde emekli maaşına, emekli ikramiyesine katkı sağlandı. Bu sağlanan katkı aile hekimlerine yansıtılmıyor. Bu mağduriyet sahadaki aile hekimleri tarafından federasyonumuza sık sık iletiliyor. Bu konu hekimlerin gelecek endişesi taşıması bakımından önemli. Bu durum, aile hekimliği kadrosuna geçen hekim ile aile hekimliğine geçmemiş hekim arasında fark oluşmasına neden oluyor. 

“Emekli Sandığına Yapılan Kesintiler, Kadrolu Aile Hekimlerine de Yansıtılmalı”
5258 sayılı Aile Hekimliği Uygulama Kanunu “Personelin statüsü ve malî haklar Madde 3” de; “Sözleşmeli olarak çalışmaya başlayanların, daha önce bağlı oldukları sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilişkileri aynı şekilde devam ettirilir. Ancak, her türlü prim, kesenek ve kurum karşılıkları bu fıkrada belirtilen ücretlerden kesilerek ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna aktarılır. Bunlar önceki durumları çerçevesinde tedavi yardımlarından yararlanmaya devam ederler” hükmü bulunuyor. Bu hükme göre kadrolu personelden her ne şekilde olursa olsun emekli sandığına yapılan kesintilerin aynen bu kadroda bulunan aile hekimlerine de yansıtılması ise sorunun çözümü olarak önümüzde duruyor. 

Çözüm Ne?
Mevcut emekli keseneğine ek olarak, bulunduğu maaş derece katsayısında görev yapan personele yapılan herhangi bir ödemeden emekli sandığına yapılan ek prim kesintileri de aynen yansıtılmalı. 
Eşdeğer kadrolu personelin ek prim kesintisi; Maliye Bakanlığı kaynaklarından sağlanması durumunda aile hekiminin de ek prim kesintisinin Maliye Bakanlığı kaynaklarından sağlanacak, kişiye yapılan ödemeden kesilmesi durumunda da aile hekimine yapılan temel ücret ve kişi başı ödemesinden ek prim kesintisi yapılmalı. Damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz. Hükmü konularak sağlanabileceği düşünüyoruz. 
Yapılacak düzenleme veya alınacak karar ile şu anki uygulamadaki eşitsizliğin giderilmesi sağlanabilir. Ayrıca uygulamaya geçildiğinde oluşan mağduriyetin giderilmesi içinde çalışma yapılmalı ve aile hekimlerine seçeneklerin sunulması gerekiyor.

Aile Hekimlerinin Emeklilikte Temel Sorunları Ne?
Aile Hekimlerinin Özlük Haklarından, Emekli İkramiyesi ve Emekli Maaşları Konusunda talepleri şöyle: 
Sözleşmeli çalışan aile hekimlerine kişi başı yapılan ücretlerden sadece kadrosunda bulunan eşdeğer kadrolu hekimden yapılan emekli sandığına prim kesiliyor. Yani, aile hekimine yapılan kişi başı ödeme miktarı esas alınarak emekli sandığı prim keseneği yapılmıyor. 

1. Sözleşmeli çalışan aile hekimlerinin aldıkları sabit ücretleri ile emekli keseneklerinin uyumunu ortadan kaldırılıyor. 
2. Alınan kişi başı ücretin emekli maaşı ve ikramiyesine yansıtılmamasına neden olmakta ve mağduriyete yol açıyor.
3. Aile hekimlerinin emeklilik sonrası sosyal güvenceleri ile ilgili kaygılara neden olarak teşviki azaltıyor.
5258 sayılı Aile Hekimliği Uygulama Kanunu “Personelin statüsü ve malî haklar Madde 3” hükmüne göre; kadrolu eşdeğer personelden yapılan sosyal güvenlik prim kesintisi kadar kesinti yapılacağı ile ilgili bir hüküm bulunmuyor. 
Bu hüküm nedeni ile aile hekimine yapılan ödemelerden eksik prim kesiliyor ve aile hekimine Devlet adına yatırılan primi de eksik oluyor. Bu durumda aile hekiminin emeklilik özlük hakkı olan emekli ikramiyesi ve emekli maaşı açısından mağduriyetine yol açıyor. 

Ne Yapılmalı?
Yapılacak düzenleme ile; “Temel Ücret + Kişi Başı Yapılan Ücret üzerinden Emekli Sandığı Kanununda belirtilen prim oranlarında prim kesintileri yapılarak sosyal güvenlik kurumuna kişi adına aktarılır.”ibaresi bu eksikliği giderecektir.

Çözüm Önerileri:
Sözleşmeli çalışan aile hekimlerinin aldıkları sözleşme sabit ücretleri ile emekli keseneklerinin uyumlaştırılmalı.
Ücretlerinin en azından bir bölümünün emekli maaşı ve ikramiyesine yansıtılmalı.
Bu şekilde aile hekimlerinin emeklilik sonrası sosyal güvencelerinin iyileştirilmesi ile aile hekimliğine teşvik sağlanabilir. ”

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın