Archive for category Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

GAZİ TIP AKREDİTASYONLA TAÇLANDI

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, kuruluşunun 32. yılında Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu tarafından, “Mezuniyet Öncesi Eğitimi” ile akredite oldu.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, kuruluşunun 32. yılında Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu (UTEAK) tarafından, mezuniyet öncesi eğitimi ile akredite oldu. Düzenlenen törene, UTEAK Başkanı Prof. Dr. İskender Sayek, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz ile dekan yardımcıları, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Tıp fakültesi öğrencisi tarafından verilen kısa bir müzik dinletisi ile başlayan tören, açılış konuşmaları ile devam etti.
“Eğitim Sisteminin Akredite Olması, Hedeflere Ulaşmak İçin Işık Tutacak”
“Mezuniyet öncesi tıp eğitimi” ile akredite olduklarından dolayı gurur duyduklarını belirten Prof. Dr. Cinaz, fakültenin eğitim sistemine emeği geçen herkese teşekkür etti. Prof. Dr. Cinaz, hedeflerinin Atatürk ilkeleri doğrultusunda, evrensel nitelikte, bilgiye ulaşabilen ve bilgi üretebilen, bunu toplumun öncelikli gereksinimleri doğrultusunda kullanarak, kişilerin sağlığını koruyacak ve hastalıklarını iyileştirecek, hastası ile iyi iletişim kurabilen, deontolojiye uyan, etik kurallar dışına çıkmayan, toplumda örnek teşkil edebilecek hekimler mezun etmek olduğunu anlattı. Prof. Dr. Cinaz, eğitim sisteminin akredite olmasının hedeflerine ulaşmak için ışık tutacağını söyledi.

“Gazi Tıp Olarak Kendimizi Kanıtladığımızın Haklı Gururunu Yaşarıyoruz”
Akreditasyonun amacı konusunda da ” Eğitim kurumunun belli standartları koruduğunu tanımlamak, mezunlarının belli bir nitelikte olduğunu onaylamaktır” diyen Prof. Dr. Cinaz, sözlerine şöyle devam etti: “Bu kadar çok sayıda tıp fakültesinin olmasına her geçen gün öğrenci kontenjanlarının artırılmasına belirlenmiş standartların önlem olarak gösterilmesi gerektiğine inanıyorum. Akredite olurken ülkedeki diğer tıp fakülteleri arasında hem kendinizi kanıtlamış oluyorsunuz hem de büyük bir sorumluluk almaktasınız. Çünkü, akredite olarak artık kalitede taviz verme hakkına sahip değiliz. Bundan sonraki görevimiz, eğitimimizi geliştirirken standartları da korumaktır. Bu bilinçle, sürekli yenilenme ve gelişim çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Gazi Tıp olarak kendimizi kanıtladığımızın haklı gururunu yaşarken daha önce olduğu gibi bundan sonra da ülkemiz hekim ordusuna, aydın, ülkesini seven, toplumun sağlık sorunları ile baş edebilecek, araştırmacı, mesleği için gerekli bilgi, beceri ve tutumu kazanmış iyi hekimler yetiştirmenin bilincinde olacağız.”

“Gazi Tıp Akreditasyonla Taçlandırıldı”
Akreditasyon Özdeğerlendirme Başkanı Prof. Dr. İlhan Yetkin ise akreditasyon sürecinde yaptıkları çalışmalar hakkında şunları söyledi: “Akreditasyon çalışmaları sırasında istenen eğitim amaç ve hedeflerin tanımlamasını yaptık. Bu kapsamda eğitim programlarını, öğretim üyeleri, öğrenciler ve eğitsel kaynaklar değerlendirildi. Program yapılandırmaları, geliştirme çalışmaları, öğretim elemanlarının çalışmaları, yönetim ve yürütmenin niteliği, deneyimi ve koordinatörlerin çalışmaları da irdelendi. Sonunda da Gazi Tıp akreditasyonla taçlandırıldı”

“17 Tıp Fakültesi Akreditasyon için Başvuruda Bulundu”
UTEAK Başkanı Prof. Dr. Sayek de Türkiye’de tıp eğitiminin akreditasyon sürecinin 2002 yılında başladığını ve akreditasyon ile tıp eğitiminin güvence altına alındığını dile getirdi. Akredite olan fakültenin de düzenli olarak uygunluklarının izleneceğini söyleyen Prof. Dr. Sayek, 17 tıp fakültesinin akreditasyon için başvuruda bulunduğunu, 14 tıp fakültesinin de eğitim ve bilgilendirme için toplantı talebinde olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Sayek, 19 Şubat 2011’de Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 6 yıl süre ile akredite edilmesine oy birliği ile karar verildiğini açıkladı.
Konuşmaların ardından Sayek, akreditasyon belgesini Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cinaz’a takdim etti.

Reklamlar

Yorum bırakın

Prof. Dr. Ayhan: "HEKİMLER ‘BİZ NE OLACAĞIZ’ ENDİŞESİ İÇİNDE"

Tam Gün Yasası tüm Türkiye’deki üniversite hastanesi öğretim elemanlarının ‘biz ne olacağız’ sorusunu sormasına sebep olduğunu söyleyen Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, “Mesaisini bitirdikten sonra öğretim elemanları gelen hastaya bakmak için, teşvik edici bir unsura ihtiyaç var” dedi.

Tam Gün Kanununun kamuoyunda çok tartışıldığını dile getiren Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, bu değişikliklerin üniversite ve devlet hastaneleri açısından ne getirip ne götürdüğünü ileri tarihlerde istatistikî sonuçların göstereceğini belirtti. Prof. Dr. Ayhan, tam gün yasasının bir hekimin sadece tercihte bulunmasını, ya devlette görev yapmayı ya da özel kuruluşu tercih etmesini istediğini; buna göre hekimlerin çalışacağı kurumu seçmesi gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Ayhan şunları söyledi: “Kanuna göre eğer üniversite öğretim üyesi olarak haricen bir iş yapmak istiyorsa, onu da doğrudan doğruya döner sermaye üzerinden yapılması gerekiyor. Bunun sağlık sektörüne çok büyük katkılar sağlayacağı Bakanlık tarafından ısrarla ifade ediliyor. Ancak, biz üniversiteler olarak o kadar emin değiliz. 2547 sayılı kanunun 36. maddesi değişmeden öğretim üyeleri iki ayrı statüde çalışabiliyorlardı ve tam gün statüsüyle o zaman tam günün tüm imkânlarından istifade ediyorlardı. Döner sermayeden de ona göre bir katkı payı alıyorlardı. Yarım gün çalışanlar ise üniversitelerdeki asli vazifelerini aksatmamak kaydıyla her hangi bir şekilde muayenehane açabiliyorlar, özel hastanelerde çalışabiliyordu. Kanunun bu düzenlenmesine göre üniversite de çalışan öğretim üyeleri artık sadece tam gün statüsüne geldi. Yarı zamanlı çalışma yasaklandı. Bu çalışma ne getirecek. Kanun çalışmalarında özellikle 58. maddenin düzenlenmesinde bu hocaların özlük hakları kaybolmasına engellemek maksadıyla birçok tedbirler alındığını görüyoruz. Bu tedbirler yeterli değil. Ama tedbirlerden daha ziyade kanunla ilgili açıklamaların yetersiz olduğunu düşünüyorum. Kanunla ilgili olarak gerek basın yayın organlarında gerekse Bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda öğretim üyelerinin moralini ve motivasyonunu olumsuz etkileyecek değerlendirmeler vardı. Son derece istisna bazı hadiseler genele yansıtıldı ve tüm öğretim üyelerini kapsıyor gibi anlatıldı. Bu da öğretim üyelerimizden mesleğini hakkıyla yapmak isteyenleri ziyadesiyle üzdü. Üniversite hastaneleri 36. madde yani yarı zamanlı çalışılan dönemde de üniversite hastaneleri kendilerine gelen hastalara bakıyorlardı. Gerek yarı zamanlı gerek tam zamanlı öğretim üyeleri kendilerine gelen hastaları hastanede tedavi etmek için ellerinden gelen gayreti sarf ediyorlardı. Şu anda da öğretim üyelerimiz aynı performansı aynı gayreti gösteriyor. Öncekiyle farkı özlük haklarından daha ziyade Sağlık Bakanlığıyla olan ihtilaf nedeniyle moraller bozuldu. Öğretim elemanlarımız sadece Gazi Üniversitesi öğretim elemanlarının değil, tüm Türkiye’deki üniversite hastanesi öğretim elemanlarının biz ‘ne olacağız’ sorusunu sormasına sebep oldu. Sağlık Bakanlığının ve Yüksek Öğretim Kurumunun bu hususta gerekli açıklamaları bir an evvel yapmaları gerekir. Kanun çıktı, hala Yüksek Öğretim Kurumunda bekleyen yönetmeliklerimiz var. TBMM’de 36. maddenin düzenlenmesiyle ilgili bir kanun tasarısı var. Muayenehanesi olanlara mütesep hak olacak mı olmayacak mı? Kişinin verimliliğini etkileyen en önemli unsurların başında, bu belirsizlik geliyor. Ancak öğretim elemanlarımıza çok açık bir şekilde ifade edeyim çalıştıkları eski verimliliklerini sağladıkları müddetçe öğretim elemanlarının özlük hakları bilhassa parasal gelirleri açısında her hangi bir kayıp söz konusu olmayacak.”


“Bu Kadar Hekim Sokağa Dökülüyor Her Hangi Bir Sıkıntı Yokta Mı Dökülüyor?”
Sağlık Bakanlığının tıp fakültelerini sadece hasta bakan, hasta tedavi eden parça başı iş yapan kişiler olarak görmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ayhan, “Yönetmelik çalışmaları içinde akademik çalışmalara da oldukça önem verildi. Ücretlendirmeyen, parasal olmayan akademik çalışmalara ilave bir katkı verildiği görülüyor. Hekimlerimizin endişesi devam ediyor. Bu kadar hekim sokağa dökülüyorsa bir sıkıntı vardır. Sıkıntı var ise endişeler giderilmelidir. Mesela hoca farkının kaldırılmasını anlamış değilim, hoca farkı katiyen bıçak parası değildir. Hastanın hekim seçme hakkıdır. Hasta bir hekimden bir hizmet almak istiyorsa özellikle kendi seçtiği hekimden hizmet almak istiyorsa ve bu hizmeti almak münasebetiyle kendisi gönüllü olarak devlete her hangi bir yük olmadan o hekime muayene olmak ve karşılığını ödemek istiyorsa, bunun sağlık bakanlığı tarafından engellenmesi, engelleme için bu hususta ‘hayır alamazlar’ denilmesini anlamış değilim” dedi.

“Hekim Mesaisini Bitirdikten Sonra, Gelen Hastaya Bakması İçin Onu Teşvik Edici Bir Unsura İhtiyaç Var”
Üniversite hocalarını mesai dışı çalışmaya teşvik etmek için, bu duruma ilave bazı tedbir almaya mecbur olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ayhan, “Mesai saatleri dışında çabuk hizmet almak isteyen hastalar, mesai saatleri dışındaki imkânlardan da istifade etmek istiyor ise o zaman hastaneye muayene için katkı payı yatırmalıdır. Bu suretle hem hekim, hem üniversite hastanesi hem de devletin kazanmasına ve hasta memnuniyetine imkân verilmesi gerekir” diye konuştu.


“Üniversitelere, Performansa Pek Dayalı Olmayan Lütuf Ödemesi Yapıldı”
“Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile anlaşarak ‘performans sistemine pek dayalı olmayan önceden hekimlerin fark aldığı miktar kadar bir farkı, “lütuf ödemesi’’ olarak bize gönderdi diyen Prof. Dr. Ayhan, “Peki biz onları nasıl dağıtacağız. Biz geçen sene nasıl dağıtmışsak bu seneki performansa bakmadan dağıtacağız. Mesai saati dışında bir katkı sağladı mı, onu öngörmüyor. Sadece siz bunları hekimlere dağıtın diyor. Neden? 2011 yılı içinde hekimler Tam Gün Kanununa uyum sağlayıncaya kadar parasal olarak her hangi bir eksiklikleri her hangi bir kayıpları olmasın düşüncesinde. Benim şahsi kanaatim performansa dayalı bilhassa mesai saatleri dışındaki imkânların değerlendirilmesini temin etmek maksadıyla hekim farkının konulması gerekir” dedi.


“24 Saat Çalışabilmesi İçin Hekime Bu Çalışmasının Karşılığının Verilmesi Gerekir”
Prof. Dr. Ayhan, hastanelerinde, Türkiye’de ve dünyada çok az olan cihazların bulunduğunu dile getirerek, bu cihazların sistemi geliştirmedikçe çalıştırılmayacağını kaydetti. Cihazların sabah sekiz, akşam beş arası çalışacağını, geriye kalan 16 saatte bu cihazların atıl vaziyette duracağına dikkat çeken Prof. Dr. Ayhan şunları kaydetti: “Hâlbuki bizim bu cihazların bir kısmını 24 saate çalıştırabilme imkânımız var. Ancak 24 saat çalışabilmesi için hekime bu çalışmasının karşılığının verilmesi gerekir. Türkiye’nin kıt olan kaynaklarından daha fazla istifade edilebilsin diye. Biz öğretim üyelerinin bu şikâyetlerinin bilhassa belirli şikâyetlerinin çok isabetli olduğunu ve Sağlık Bakanlığının nezdinde Yüksek Öğretim Kurumunun nezdinde çözüm arayışları için ciddi bir çaba içerisindeyiz.


“Akademik Çalışma Yapmayı, Eğitim Öğretim Faaliyetlerinde Bulunmayı Teşvik Ediyor”
Yeni döner sermaye yönetmeliğine göre hocaların döner sermaye alabileceği azami rakam, 8 katına kadar ve B 2 puanlarına göre 12 katına kadar alabilirler. 8 katının hepsi hasta bakarak alınamaz, yüzde 600’ü en fazla hasta bakarak. Geri kalanı akademik çalışmalardan alacaksınız. Belirli bir sınırdan sonra fazla hasta bakması öğretim üyesi için fazla bir gelir anlamına gelmiyor. Tam gün kanunun, kamu kaynaklarını verimli bir şekilde kullanılabilmesini, mesai saati dışında çalışmaları artırmak ve öğretim üyelerinin performansını artırmak için tekrar gözden geçirilmesi gerekir.


“Hocayı Asistan Konumuna Düşürmek”
Hekimlikte usta çırak ilişkisi vardır. Öncelikle asistan hastayı hazırlayacak; tespit ve teşhis asistan tarafından yapılacak, ondan sonra, eldeki verilere göre asistanın teşhisinin ve önerdiği tedavinin doğru olup olmadığını hoca tespit edecektir. Hoca hastayı hazırlamaz, hoca ilk kontrolleri yapmaz. Hoca, hazırlanan hastanın gerçekten o teşhis üzerine hasta olup olmadığını ve tedavinin doğru önerilip önerilmediğine bakar. Bu sebeple “hoca bakacaksa hoca baksın, asistan bakacaksa asistan baksın’’; bu doğru bir yaklaşım değildir. Bu sadece ve sadece tıp fakülteleri için değil diğer fakülteler için de böyledir. Aksi takdirde asistanın yetişmesi mümkün değildir.


“Hedeflerimiz Arasında Yeni İnşaatlar Var”
Hastanemiz yenilenmeye devam ediyor. Hasta odalarını koğuş sisteminden çıkarıp otel odasını aratmayacak hale getirmeye çalışıyoruz. ‘Alet işler, el öğünür’ denir. Teknolojinin gelmiş olduğu sınırlar hasta memnuniyetini sağlayacak şekilde mekân ve imkân, yemeğinden hasta bakıcısına yoğun bir gayret içerisindeyiz. Örneğin kadın doğum ünitelerimizde hasta bebeğini kendi odasında dünyaya getirebiliyor. İnşaatlarımız devam ediyor. Bir yıl daha devam edecek, mekânı rahatlatıp son teknoloji ile donatmak ve en iyi hizmeti vermek gayesindeyiz. 2011-2012 hedeflerimiz içinde, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi örnek üniversite hastanelerinden biri olacaktır.”

Yorum bırakın

GAZİ TIP’TA BEKLENMEYEN İSTİFA

Yaptığı çalışmalarla birçok alanda üniversite hastanelerine öncü olmayı başaran Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, geçtiğimiz günlerde başhekimlik görevinden istifa ederek herkesi şaşırttı. Yaptığı çalışmaları ve istifasını Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlatan Prof. Dr. Cinaz, yeniliklerin süreceğini söyledi.

Başhekimlik yaptığı süre boyunca birçok alanda öncü olacak yeniliklere imza atan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, başhekimlik görevinden istifa etti. Prof. Dr. Cinaz ile birlikte Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim yardımcıları Prof. Dr. Akif Öztürk, Doç. Dr. Mustafa İlhan ve Doç. Dr. Orhun Çamurdan “Hiyerarşik yapıda akademik değerler göz ardı edildiği” gerekçesiyle Gazi Hastanesindeki yöneticilik görevlerinden ayrıldı. Cinaz, görevine dekan olarak, başhekim yardımcıları ise Tıp Fakültesi öğretim üyesi olarak devam ediyor.

Gazi Tıp, Türkiye’nin İlk 5 Tıp Fakültesi Arasında Yer Alıyor
6 Ağustos 2008 tarihinden bu yana Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Dekanlık görevini sürdüren Prof. Dr. Cinaz, üniversite sınavına girenlerden ilk 3 bin içerisinden öğrenci aldıklarını, Türkiye’nin ilk 5 tıp fakültesi arasına girmenin gururunu yaşadıklarını söyledi. Birincil hedeflerinin iyi hekim yetiştirmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Cinaz, ayrıca 2010 Eylül dönemi TUS birincisinin de Gazi Tıp 2010 mezunu olduğunu açıkladı. 2009-2010 öğretim yılında Hacettepe, İstanbul, Marmara Üniversitesinden sonra İngilizce eğitim veren 4. Tıp fakültesi olduklarını kaydetti. Yaklaşık 400 öğrencinin 75’inin İngilizce eğitime başladığını belirten Prof. Dr. Cinaz, eğitim kalitesini artırmak için derslikleri ve laboratuvarları modernize ettiklerini dile getirdi. Prof. Dr. Cinaz, eğitim sistemlerinin entegre sistem olduğunu, sistemin fakültede yerleştiğini, ulusal çekirdek eğitim programına uygun eğitim verdiklerini belirtti.

“Üniversite Hastaneleri İçinde Acil Hasta Kabulünde Birinciyiz”
Hasta kapasitesinin çok yüksek düzeyde olduğunu, Acil Servise ayda 96 bin hastanın başvurduğunu, bunların 56 bininin yetişkin, 40 bininin ise çocuk hasta olduğunu belirten Prof. Dr. Cinaz, “Sağlık Bakanlığı verilerine göre üniversite hastaneleri içinde birinci sıradayız. Ankara’daki tüm hastaneler arasında ise 4. sıradayız” diye konuştu.

Türkiye’nin ve Avrupa’nın En Büyük Çocuk ve Erişkin Endoskopik Merkezi
Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük çocuk ve erişkin endoskopi merkezini çok yakın zamanda hizmete sunduklarını kaydeden Prof. Dr. Cinaz, “Bu merkezin 2 bin 500 metre kare alanda, 13 oda da aynı anda işlem yapabilecek niteliğe sahip. Böylece Endoskopik girişimlerde oluşabilecek yığılmaların yok edilecek. Son teknolojiye sahip aletlerle de diğer merkezlerde yapılmayanlar yapılabilecek” dedi.
Merkezde ERCP yöntemi ile safra yolları tıkanıklıklarının açılabildiğini, taş ve polip alınabildiğini kaydeden Prof. Dr. Cinaz, ayrıca yemek borusuna stend takma ve küçük müdahalelerin yapılabildiğini ifade etti. Prof. Dr. Cinaz, Endoskopik ultrasonografi, endoskopikgastrostomi (mideye beslenme tüpü yerleştirilmesi) ve hemoroidlere band ligasyonunun merkezde uygulandığını bildirdi.

“Robotik Cerrahiyi Uygulayan İlk Üniversite Hastanesi Olduk”
Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından uluslararası laparoskopi kursu yapıldığının bilgisini veren Prof. Dr. Cinaz şöyle devam etti: “Üroloji ve diğer cerrahi branşlarda aldığımız Da Vinci Robotik Cerrahi aleti ile Robotik Cerrahi uygulamasının yapıldığı ilk üniversite hastanesi olduk. Rutin robotik cerrahinin bundan sonra hastanelerinde tüm cerrahi branşlarda uygulanabilecek. Bu yöntem sayesinde cerrahi müdahaleler kesisiz, kanama ve enfeksiyon riski olmaksızın yapılabilecek ve hastalar kısa sürede taburcu edilebilecek.”

7 gün 24 saat Manyetik Rezonans Hizmeti
Radyoloji Biriminde 7 gün 24 saat Manyetik Rezonans görüntüleme incelemeleri yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Cinaz, “Acil serviste de 7 gün 24 saat hizmet veren bilgisayarlı tomografi ve ultrasonografi cihazlarımızın bulunan Acil radyoloji ünitemiz mevcut. Radyoloji bölümümüz çocuklara Genel Anestezi altında MR tetkiki yapabilen tek merkezdir. Ayrıca bu bölümümüz karaciğer hastalıklarında ultrasonografi eşliğinde Radyofrekans ile tedavi yönteminde referans merkez haline geldi. Son teknoloji düşük radyasyon dozlu bilgisayarlı tomografide hastanemiz öncüdür” diye konuştu.
Prof. Dr. Cinaz, son teknoloji iki anjiografi cihazı alarak yeni bir angiiografi ve girişimsel radyoloji ünitesini hizmete soktuklarını, bu ünitede kalp koroner damarları dışındaki tüm damarların görüntülenmesi ve tedavisinin yapıldığını bildirdi.

Anneye Odasında Doğum Yaptıran Hastane
Prof. Dr. Cinaz, Kadın hastalıkları ve Doğum Anabilim dalında Perinatal korion villus biyopsisi, rahim içi tedavi, intrauterin girişim ve perinatolojik müdahalenin yanında her türlü laparoskopik cerrahi girişimin yapıldığı önemli bir merkez olduğunu belirtildi.
Kadın Doğum Kliniği ve ameliyathanesinin yenilendiğini belirten Prof. Dr. Cinaz, anneye yattığı hasta odasında doğum yaptırma imkanı sunulduğunu belirtti.

Pediatrik Odyoloji Merkezi
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalında kulak tümörleri, İmplant cerrahisi ve beyin sapı implantı yapıldığını bildiren Prof. Dr. Cinaz, pediatrik odyoloji merkezinin ayrı olarak kurulduğu önder fakülte olduklarını, çocuklardaki işitme bozuklukları, işitme kayıpları ve konuşma bozuklukları tedavisinin yapıldığını dile getirdi.

“Gazi Tekniği” ile Kornea Transplantasyonu
Göz Hastalıkları Anabilim Dalının Türkiye’de “Vitroretinal Cerrahi Merkezi ve Referans Hastane” olarak önemli yer tuttuğunu kaydeden Prof. Dr. Cinaz, kornea transplantasyonun da Gazi tekniğinin kullanıldığını ve bu tekniğin Prof. Dr. Kamil Bilgehan tarafından geliştirildiğini belirtti.

Radyasyon Onkoloji
Radyasyon Onkoloji Anabilim Dalında son teknoloji İMRT (Yoğunluk ayarlı radyo terapi) cihazı olan ve uygulanan üniversite hastanesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Cinaz şunları aktardı: “Tüm vücut ışınlaması, tüm vücut sadece cilt ışınlaması yapan önder üniversite hastanesiyiz. Ciltte oluşan hastalıklarda sadece cilt ışınlanıyor. Ayrıca genel anestezi altında çocuklara radyoterapi uygulayan tek merkez biziz.”

“Uluslararası Akreditasyon”
Prof. Dr. Cinaz, Beyin Cerrahi Anabilim Dalının “Uluslararası Akreditasyon” belgesi aldığını bunun Anabilim dalı ve fakülte açısından çok önemli olduğunu ifade etti. Nöroşirürji Anabilim Dalında Gamma-Knife cihazı bulunduğunu böylece noktasal radyoterapi ile beyin tümörlerinin ve diğer bazı hastalıkların tedavisinin başarıyla yapıldığını kaydenden Prof. Dr. Cinaz, Parkinson’da aktif olarak cerrahi tedavi uygulanan merkezlerden olduklarını, parkinson hastalarında, beyindeki lob alınarak tedavinin mümkün olduğunu söyledi.

“İntraoperatif EMG”
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı tarafından intraoperatif EMG’nin yani ameliyat sırasında cerrahların sinir zedelenmesini önlemek için uygulanan yöntem olduğu bilgisini veren Prof. Dr. Cinaz, cerrahın ameliyat sırasında sinir zedelenmesini önlemesi amacıyla bu işlemin sinire uyarı vermeyi sağladığını, böylece sinir kesisinin olmadığını, cerrahın daha rahat çalışabildiğini belirtti.

“Çay Yolu Ek Hizmet Binası”
Prof. Dr. Cinaz, Gazi Hastanesi Çay Yolu Ek Hizmet Binasını kısa süre önce hizmete açtıklarını, Yenimahalle Belediyesi tarafından tahsis edilen yerde hayırsever vatandaşın katkıları ile bir buçuk yılda ek hizmet binasını tamamladıklarını belirtti. Prof. Dr. Cinaz, ek hizmet binasında tüm branşlarda ayaktan başvuran hastalara tanı ve tedavi hizmeti verildiğini söyledi.

Yorum bırakın

AVİCENNA İLE PERFORMANS TAKİBİ

Datasel ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ortak çalışması sonucunda, Avicenna Hastane Bilgi Yönetim Sistemi kapsamında geliştirilen Performans Sistemi sayesinde adil performans değerlendirilmesi sağlanıyor.

Datasel Bilgi Sistemleri A.Ş. tarafından Gazi Üniversitesi ile birlikte geliştirilen Performans Sistemi bilgilendirme toplantısı kullanıcılar tarafından büyük ilgi gördü. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları anabilimdalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Orhun Çamurdan ve Datasel Bilgi Sistemleri Yazılım Geliştirme Grup Lideri Özden Güven, Gazi Üniversitesinde uygulanmakta olan performans sistemi hakkında bilgi verdi. Sistem mevzuat bağlamında, 2547 sayılı YÖK Kanunu’nun 58. maddesini ve Maliye Bakanlığının 18 no’lu Tebliğ’ini esas alıyor.

“Dağıtılacak Meblağ ve Katkı Payları Dağılımı Her Ay Dinamik Olmalı”
Bu çalışmaya başladıklarında sistemle ilgili yeterli kaynağın olmadığını kaydeden Doç. Dr. Çamurdan şu bilgileri verdi: “Üniversitede performans sistemine aktarılan meblağ, hastanenin o ayki gelir ve giderine göre belirleniyor. Sabit dağıtım sistemleri, hastane zarardayken bile ödeme yapılmasını gerekli kıldığı için riskli olabiliyor. Sistemin, her ay dağıtılacak katkı paylarının dinamik olarak belirlenmesi ve dağıtmasını sağlayacak nitelikte olması gerekiyor.

“Havuz Sistemi Performans Mevzuatına Uygun Değil”
Gazi Üniversitesi’nde, dağıtılacak meblağdan doktorların alacakları payların belirlenmesinde katsayı sistemi uygulanıyor. Doktorların alacağı paylar saat 14.00 sonrasında bizzat bilfiil yapılan işlemlerin belli prensipler çerçevesinde hesaplamalara tabi tutulmaları yoluyla bulunan doktor bazlı katsayıyla belirleniyor. Hakedişler kişisel performans üzerinden hesaplanıyor. Havuz sistemi mevzuata uygun değil.


Döngü Sistemi
Performans sisteminin genel algoritması; işlem bazında kazanç katsayısı, doktor kazanç katsayısı ve doktor hakediş katsayısının hesaplanması sonucunda dağıtılacak katkı paylarının belirlenmesi şeklinde kurgulanmış. Performans uygulamasında hastaların doktorlara adil ve iş barışını bozmayacak şekilde dağıtılmasını sağlamak üzere otomatik bir döngü sistemi tasarlanmış. Polikliniğe başvuran veya yatışı verilen hastalar genel hastaysa bölümde çalışan tüm öğretim üyeleri, bölümün alt departmanına ait bir hastaysa ilgili departmana ait öğretim üyeleri arasında döngüsel tarzda otomatik olarak dağıtılıyor. Hastanın muayene olmak istediği doktoru beyan etmesi veya herhangi bir öğretim üyesinin bir hastaya kendisinin göreceğini söylemesi halinde, sekreterya ilgili doktoru sisteme kaydediyor ve döngü sistemi devreden çıkıyor. Hasta, sistem tarafından atanan doktor değil, başka bir doktor tarafından görüldüğünde, atanan doktoru değiştirme yetkisi de sekreteryaya ait oluyor. Atanan doktor ve diğer doktorun imzalayacakları bir pusula ile bu değişim gerçekleşiyor, bu müdahale istendiğinde kayıtlar dökümante edilebiliyor.

Hizmeti Gerçekleştirebilir Doktor
Hastanede verilen tüm hizmetler için, “Hizmeti gerçekleştirebilir doktor” listesi sisteme tanıtılmış durumda. Örneğin; “MR, sadece radyoloji doktorları tarafından ve hatta radyoloji bölümü içinde belli radyologlar tarafından yapılabilir” şeklinde. Hastanın konsültanı doktor söz konusu hizmeti yapabiliyorsa, döngü sistemi çalışmıyor ve hastanın sahibi doktor hizmeti gerçekleştirmek/konsülte etmekle görevlendiriliyor. Hastanın sahibi olarak belirlenmiş doktor, bu hizmeti gerçekleştirebilir olarak sisteme tanıtılmamışsa, ilgili bölümde hizmeti verebilecek doktorlardan sırası gelen doktor, döngü sistemi vasıtasıyla hizmete atanıyor.

“Her Doktorun Sistemden Faydalanma Şansı Eşit”
Döngü sisteminin yararları; her doktorun sistemden faydalanma şansı eşit oluyor ve kullanıcıları, doktor bilgisini sisteme kaydetme zahmetinden kurtarıyor. Döngü sistemi; hastaya/hizmete ataması yapılan doktorun bu hizmeti gerçekleştirmek/konsülte etmekle yükümlü olması klişesine dayanıyor. Yine, hastayı karşılayan asistanın görevi de sistemde hastanın konsültanının kim olduğunu saptayarak o konsültana danışmak olarak kurgulanmış.


Neden Gider Hesabı Yapılıyor?
Fakültedeki hakedişler, gelir gider farkından hesaplanıyor. Amaç, gider kalemlerinin karşılanması için kaynak oluşturmak değil. Bu giderlerin karşılığı, performans yönetim sistemine kaynak aktarımı yapılırken zaten hesaba katılıyor. Burada amaç, sistemin içinde yer alan doktorlar arasında performans açısından bir kıyas unsurunun oluşturulması.

Hangi Muayene Daha Değerli?
Performans sistemlerine dahil edilecek parametreler objektif ve ölçülebilir olmalı. İşlemin zorluğu, süresi, riski, sorumluluk yüklenme düzeyi, hasta memnuniyeti; bu tür parametrelerin belirlenmesi ve farklı parametrelerin farklı işlemler içerisindeki payının hesaplanması uzun vadede ve geniş katılımlı bir ekiple çözümlenmesi gereken bir konudur. Mesela bir göz muayenesi mi, yoksa nörolojik muayene mi daha değerli? Hangi girişim daha değerli sayılacak? Apandisit ameliyatı mı, tiroidektomi mi, yoksa kateter ile stent konması mı? Bu tür parametrelerin sisteme tanımlanması ve bu verinin doğruluğunun denetlenmesi süreci oldukça sıkıntılı bir süreçtir. Riskli girişimler yapılan ve sonucun rölatif olarak kötü olduğu bir bölüm ile yüz güldürücü sonuçlar alınan bir bölümün kıyaslaması nasıl yapılacak? Bu verinin bu hasta için veritabanına doğru kaydedildiği nasıl denetlenecek? O nedenle sistem kabul edilebilir parametreler ile performans ölçümü ve değerlendirmesi yapmalıdır.

SUT Fiyatları Kullanılıyor
Gazi Üniversitesinde uygulanan performans sistemi için gelir tanımlamasında Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatları kullanılıyor. Gider hesabına yönelik olarak; hastanenin giderleri, işlem bazına yansıtılabilir giderler ve işlem bazına yansıtılmayacak genel giderler olarak ikiye ayrılıyor. İşlem bazında maliyet hesabında kullanılacak giderler içinde; faturaya yansıyan ve işlemler için kullanılan ilaçlar ve sarf malzemelerinin alış bedelleri, laboratuvar kit-kimyasal bedelleri veya laboratuvar hizmet alımı giderleri, cihaz/demirbaş giderleri (amortisman, bakım-onarım, malzeme) yer alıyor. İşlem bazına yansıtılmayacak gider kalemleri arasında; faturaya yansıtılamayan sarflar ve ilaçlar, akademik ve idari personelin döner sermayeleri, sözleşmeli idari personelin maaşları, elektrik, ısıtma, su, hizmet alımı giderleri (yemek, temizlik, güvenlik, asansör, vb.) bulunuyor.

Performans nasıl pay ediliyor?
Sistemde işlemler: Yatan hastada yatak ücreti; ilaçlar; sarf malzemeleri; anestetik maddeler; radyofarmasötikler; raporlama sırasında yorum gerektirmeyen laboratuvar işlemleri; saat 14:00 öncesi yapılan gelir getirici işlemler ve saat 14:00 sonrası yapılan gelir getirici işlemler olarak gruplandırılıyor.

İşlem bazında gelir; yani tüm hizmetlerin SUT karşılığı bedelleri, gelir hanesine yazılıyor.

Paket Hesabı
Fakülte hastanesinde, tanıya dayalı işlemler için paket hesabı yapılıyor. Paket işlem ile paket dahilinde hastaya verilen hizmetler birbirleriyle mukayese edilerek, paket içi hesap algoritması çalıştırılıyor ve buna göre gelir ve giderler tekrar düzenleniyor. Hastaya uygulanan ameliyatın, iki doktor tarafından yapıldığını varsayalım. O halde işlem kazancı, doktorlar arasında nasıl pay edilecek? Bu tip hizmetler, katkısı olan her doktor için ayrı hesaplamalara dahil ediliyor ve hizmetin gelirinden tüm doktorlar belirli oranlar nispetinde faydalandırılıyor.”

Datasel ile Eğitimler Devam Edecek
Datasel Yönetim Kurulu Murahhas üyesi ve Genel Müdürü Andonis Filippidis toplantı ile ilgili olarak şunları söyledi: “Bu toplantı bizim için çok önemliydi ve performans ile ilgili çalışmaların teorikten uzak, pratik olarak izlenmesi için imkan sunuldu. İlk defa böyle bir çalışma oldu. Oturmuş bir çalışma olduğu için bu toplantıda, sektördeki çalışanların bir araya gelerek paylaşım sağlanmasını hedeflendi. Böyle performans sistemlerinin hastanelerde kurulması yeni gelişmelerle birlikte gereklilik haline gelmiştir. Amacımız mevcut deneyimlerimizin sektör çalışanları ile paylaşılması idi, bunu da başardığımıza inanıyoruz.”

Yorum bırakın

GAZİ MERKEZ LABORATUARI AÇILDI

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çeşitli kliniklerdeki laboratuarlar, ‘Merkez Laboratuar’ adı altında toplandı.

4 bin metre kare alanda tüm laboratuar daha verimli hizmet verilmesi için bir araya toplandığı Merkez Laboratuarın açılışını, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz ve çok sayıda öğretim üyesi katıldı. Cihazlardan en verimli şekilde yararlanmak amacıyla çeşitli kliniklerdeki laboratuarları bir araya topladıklarını belirten Prof. Dr. Ayhan, laboratuarların aynı zamanda yenilendiğini söyledi. “Ayrı ayrı yerlerdeki laboratuarlar birbirlerinden istifade edemiyordu. Şimdi en yüksek verimi elde etmeyi planlıyoruz” diye konuşan Prof. Dr. Ayhan, Merkez Laboratuarda, immünoloji, çocuk hematoloji, çocuk endokrin, çocuk nefroloji, yetişkin hematoloji, metabolizma ve biyokimya laboratuarlarının hizmet vereceğini belirtti.

Dünya Standartlarında Laboratuar
Metabolizma ve genetik laboratuarlarının referans olma ünvanı taşıdığını dile getiren Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, “Hematoloji alanında yapılacak tüm tetkiklerin yapılma imkanına sahibiz. Dünya standartlarında laboratuar olarak hizmet veriyoruz. Özellikle Kronik Lenfositik Lösemi ve Myelom için FİSH incelemeleri az sayıda yapılan inceleme yapan merkezlerden biriyiz” dedi.


Hücre Ayrıma Teknolojisi
Hücre ayırabilecek teknolojiye sahip olduklarını kaydeden Prof. Dr. Cinaz, “Her hangi bir hücreyi istediğimiz saflıkta ayırabiliyoruz. Bu da bize patolojik hücreleri bulup çoğaltma ve onlar üzerinde araştırma yapma imkanı sağlayacak” diye konuştu. Prof. Dr. Cinaz ayrıca rutin kan tetkiklerinin, ilk 2 saat içerisinde hastalara sonuçlarının verildiğini söyledi.

Yorum bırakın