Archive for category Genel Cerrahi

CERRAHİNİN “DÜNÜ BUGÜNÜ YARINI”

6.Cerrahi Araştırma Kongresi’nde “Bilimin Gelişimde Cerrahi Araştırmaların Rolü” isimli sunumu sadece Sağlık Dergisi izledi. Kongre Başkanı Prof. Dr. Ayhan Kuzu, “Cerrahların araştırmacı ruhu sayesinde bilim ileri gidiyor” dedi.
Türk Cerrahi Derneği tarafından düzenlenen 6. Cerrahi Araştırma Kongresi 8-10 Aralık tarihinde Ankara Sheraton Otel’de gerçekleştirildi. Kongre Başkanı Prof. Dr. Ayhan Kuzu “Bilimin Gelişimde Cerrahi Araştırmaların Rolü” isimli sunumunda şunları anlattı: “Bilimin gelişmesinde cerrahi araştırmalar her zaman öncülük etmiştir. Cerrahlar araştırmacıdır, her zaman bir sorunlu vaka ile karşılaşırlar. Sorunu çözmek için ellerinden gelen her türlü araştırmayı yapmaya gayret ederler. Geçmişte sorunlu vakalar ile karşılaşan cerrahlar bu hastaları daha iyi tedavi edebilmek için bir çok yöntemi denemek ve en iyi yolu bulmak için gayret etmişlerdir. başarılı bir cerrahi girişim için anatomik diseksiyonların yapılması, enfeksiyonların önlenmesinde ellerin yıkanması ve antiseptik cerrahinin uygulanmaya başlanması, doku iyileşmesini hızlandırmak için yara bakımının iyileştirilmesi, damar cerrahisinin gelişmesi ve ardından doku ve organ nakillerinin başlaması, organ nakilleri ile beraber doku uyum problemlerinin yaşanması ve immunoloji bilim dalının ortaya çıkması hep birbirini takip eden bilimsel gelişmelerdir.
“Ameliyatlar İmmünolojinin Doğumuna Neden Oldu”
Eskiden araştırmalarının insanlar üzerinde yapılmasına kimse izin vermiyordu. Hastaneler ve kilise buna şiddetle karşı çıkıyordu. Bu nedenle bilimsel çalışmalar önce denekler üzerinde yapılıyordu. Deneklerde başarı elde ettikten sonra ailelerin iznini alınarak, ilk kalp ameliyatı, ilk beyin ameliyatı ve ilk karın ameliyatları yapılmaya başlandı. Cerrahların araştırmacı ruhu sayesinde bilimde ileri gidiliyor.
Organ nakillerindeki gelişmede benzerdir. 19yy deneklerde organ nakilleri yapılmaya başlanmıştı. Cerrahlar deneklerden böbreği alıyorlar, başka bir hayvana takılıyorlardı. O deneklere taktıkları böbreğin bir süre sonra işlemediğini fark edince yaptıkları incelemelerde cerrahi teknik olarak her şeyin normal olduğunu fakat böbreğin çalışmadığını gözlemlediler. Bunun nedeni araştırılarak bilimi forse ettiler. Araştırmaların sonunda doku ve organ nakilleri kan ve doku uyuşmazlığın bunun nedeni. olduğunu ortaya çıkarttılar ve immünoloji böyle ortaya çıktı. Günümüzde organ ve doku nakillerinin başarı bir şeklide devam etmesinin altında geçmişte yapılan bu tip araştırmaların çok önemi vardır. Günümüzde nakil sonrası gelişen immünolojik olayları baskılamak için ilaç tedavisi kullanılmaktadır.
“Son 150 Yılda İnsan Ömrü 30 Yıl Uzadı
Dünya üzerindeki ilk atalarımızın ortalama yaşam süresi 25 yıldı. 1900’lü yılların başında ise ortalama insan ömrü 50 yıl kadardı. İlk insandan 19 . yüzyıla kadar 125 bin yıl geçmesine karşın insanoğlunun hayatı 25 yıl uzatılabilmiş. Bunu olmasının tek nedeni biraz hijyene dikkat edilmesi, içme suları ile kanalizasyonların ayrılması gibi basit önlemler. 19. yüzyılın başında insan ömrü 50 yıl iken bugün insan ömrü 80 yıl. 125.000 yılda ise insan ömrü 25 yıl uzamışken son 150 yılda insan ömrü 30 yıl uzadı. Yaşam süresinin uzamanın ana nedeni araştırmadır. Özellikle cerrahi araştırmanın önemi çok büyüktür. Karın cerrahisi, göğüs cerrahisi, kalp cerrahisi, kafa cerrahisi bunların hepsini yapan cerrahi motor güçtür. Dolayısıyla cerrahi araştırma son derece önemli.

Yorum bırakın

OKUMAYA DEĞER MAKALE NASIL SEÇİLİR?

Cerrahi araştırmaların ve cerrahi dergilerinde yayın kalitesini yükseltmeleri için 6. Cerrahi Araştırma Kongresi’nde ilk defa “Editörler Kursu” düzenlendi. Tüm Türkiye’den cerrahi alanda çıkan dergilerin editörlerinin katıldığı kursta Prof. Dr. Anna Marusic, “Okumaya Değer Makale Seçimi” hakkında bilgi verdi.
6. Cerrahi Araştırma Kongresi’nde ilk defa, Türkiye’de çıkan cerrahi dergilerin yayın kalitesini arttırmak için “Editörler Kursu” düzenlendi. Cerrahi araştırmaların ve cerrahi dergilerinde yayın kalitesini yükseltmeleri gerektiğini belirten Kongre Başkanı Prof. Dr. Ayhan Kuzu, “Kaliteli dergiler kaliteli araştırmaları basarlar. Araştırma kalitemizi arttırmak istiyoruz. Onun içinde dergi editörlerini topladık. Tüm Türkiye’deki cerrahi alanda çıkan dergilerin editörlerini çağırdık. Prof. Dr. Anna Marusic, dergi editörlerine kurs vererek, standart kuralları anlattı. Buna ek olarak dergilerin yayın kalitelerini nasıl yükseltebilecekleri konusunda bilgi verdi. Yayın kalitesi için konulan çıtanın yükseltilmesinin önemli olduğunu ve çıta yükselirse araştırmacıların daha fazla çalışarak iyi araştırma yapmaları sağlanabileceğini vurguladı” dedi.  
“Standartlara Uyulduğunda İyi Bir Dergi Çıkartılabilir”
Kursta Hırvatistan Split Üniversitesi Anatomi Bölümünden Prof. Dr. Anna Marusic “Okumaya Değer Makale Seçimi” isimli sunumu hakkında, Sağlık Dergisi’ne şunları söyledi: “ Aslında ben küçük bir ülkeden geliyorum. Türk dergilerinin ölçeği kadar bir ölçeğe sahiptik. Ancak biz kendi ülkemizde “ Crotian Medical Journal” dergimizi geliştirmeyi başardık. Bilim toplumunun önünde gözle görünür hale getirdik. Uluslararası editörlük standartlarını ve yayın kalitesini artırmak en büyük amacımız. Meslektaşlarıma özelikle şunu söylemek istiyorum, standartlara uyulduğunda iyi bir dergi çıkartılabilir.”
“EQUATOR Network Ağında Araştırma Raporları İçin Gerekli Bilgiler Var”
EQUATOR Network ağında editörler ve yöntem geliştirme uzmanlarının bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Marusic , “Ağ içerisinde amaç araştırmaların yazılmasını ve raporlama tekniklerini iyileştirebilmek. Bu ağı herkes bir şekilde paylaşıyor. Bu ağdaki kişiler araştırmaların raporlanmasında kullanabilecekleri yayınlıyorlar. Ayrıca kılavuzlar içerisinde kurallar var. Özellikle sağlık alanında bir araştırma raporunda yer alması gereken veriler bilgiler neler ise onları kılavuzlara koyuyorlar. Bu kılavuzları kullanarak insanlar yaptıkları araştırmaları yazarken bunun kalitesini artırmış oluyorlar hem de yaptıkları bilimsel araştırmaların daha görünür olmasını sağlamış oluyorlar” dedi.
Genel Olarak Türkiye’de Dergi Çıkartmak İçin Nelere Dikkat Edilmeli?
Kursta farklı dergiler çıkartan editörlerin katıldığını söyleyen Prof. Dr. Marusic şunları söyledi: “Bu yayınlarda sağlık alanında dergi editörlerinin ayrıca bir sorumluluğu var. Dergilerde yayınlanan konular yayınlanan yazılar ya da makaleler insan sağlığını etkiliyor. O yüzden de bu dergilerin sıkı kurallara uyması gerekiyor. Yanlış bilgiler içeren bir makalenin yayınlanması sağlığı etkileyecek sonuçlar doğuracağı için ayrıca sorumlulukları da var. Bilimsel makalelerin en iyi şekilde sunulması ve sağlık hizmetleri üzerinde olumlu etkileri olabilsin diye bu kurallar uygulanıyor.
“Materyal ve Metod (Yöntem) Bölümü Makalenin Kalitesini Gösterir”
Tıp alanında çok fazla bilgi var. Bütün doktorlar klinik olarak çalışma hayatlarında bu bilgilerin hangisi işlerine yarayacak hangisi gerçekten işlerini kolaylaştıracak o kadar karışık bilgilerin içinde seçip çıkartmaları ayırt etmeleri çok zor. O yüzden de klinisyenlere yardımcı olmak için “kanıta dayalı tıp” diye bir kavram gelişmiş. Kanıta dayalı tıp ile klinikte doktorların hastaları için en doğru kararları verebilmesine yardımcı olmak mümkündür.
Doktorlar okudukları yayının kaliteli olduğunu anlayabilmesi için “o çalışmanın içinde yeterli detay var mı” bakmalı. Okuyucu nereye bakması gerektiğini bilmeli. Araştırmanın en önemli kısmı yöntem bölümüdür. Araştırma nerede yapılmış, doğru yöntem kullanılmış mı, yeterli analiz yapılmış mı, kurdukları hipotez doğru bir şeklide test edilmiş mi, bunların açıkça yazılması ve okuyucuya sunulması çok önemli. Bu nedenle okuyucuların yayın kalitesinin en iyi değerlendirebilecekleri yer makalenin yöntemlerin yazıldığı bölümü olduğunu hatırlatmak isterim” dedi.
Cerrahi Uygulamalar için Gözlem ve Vaka Serileri
Girişimsel uygulamalar için randomize kontrollü çalışmalar uygundur. Onun için kullanılan kılavuz ilkeler farklıdır. Ama cerrahi uygulamalar için ise gözlem ve vaka serileri söz konusu olabilir. O çalışmaların takip etmesi gereken ilkeler, her bir bilimsel çalışmanın türüne uygun olarak değişiklik gösteriyor. Klinisyenlerde araştırma sonuçlarını kendi klinik pratiklerinde uygulayabilecektir.
“Çıkar Çatışmasının Önüne Geçmek için Editörler İçin Önemli Kurallar Var”
Yanlı ve yanlış yayınların önüne geçebilmek için editörlere önemli görevler düşmektedir. Editörler olarak bunları bilmezsek bu makaleleri dergimizde yer verirken yanlış kararlar alabiliriz. Bütün bu kurallara kılavuz ilkelere uyarsa sonuçta ortaya çıkan şey kaliteli olacaktır. Editörlere yayınlanması için baskılar gelebiliyor, bu nedenle objektiflik için zorluk yaşanabilir. Çıkar çatışmasının önüne geçmek için editörler için önemli kurallar var.”

Yorum bırakın

“DEPREMDE BİNALARIN YIKILDIĞI GİBİ CERRAHLARIN YIKILMAMASI İÇİN”

8-10 Aralık 2011 tarihlerinde Ankara Sheraton Otel’de gerçekleştirilen 6.Cerrahi Araştırma Kongresi’nde bu sene tüm cerrahi branşların katılabileceği şekilde hazırlandı. “Depremde binaların yıkıldığı gibi cerrahların bilimsel alanda yıkılmaması için cerrahi araştırma metodolojilerini bilmeleri gerekiyor” diyen Prof. Dr. Ayhan Kuzu, bilimsel alt yapısı olmayan doktorların tıp literatüründeki yenilikleri, bilimsel gelişmeleri takipte sorun yaşayacaklarını ve ufak bir sarsıntıdan her an yıkılabileceklerini söyledi.

Türk Cerrahi Derneği (TCD) tarafından 2 yılda bir düzenlenmekte olan,6. Cerrahi Araştırma Kongresi 8-10 Aralık tarihinde Ankara Sheraton Otel’de gerçekleştirildi. Kongre Başkanı Prof. Dr. M. Ayhan Kuzu, 560 hekimin katıldığını ve çoğunluğunu asistan hekim ve uzmanların oluşturduğunu belirtti. Bilimsel araştırma dilinin evrensel olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kuzu, “Cerrahi araştırma metotlarının her yerde evrensel dili kullanması nedeni ile bu kongrede farklı cerrahi branşlarda görev yapan genç meslektaşlarımız araştırma metotlarını öğretmeyi amaçladık. Doğru araştırma metodu kullanmadan planlanan çalışmalarda elde edilen sonuçlar bizleri yanlış sonuçlara yönlendirecektir. Dolayısıyla iyi bir bilim adamı olmak için iyi bir gözlemci olmamız ve doğru metotları kullanarak bilimsel çalışmaları yapmamız gerekiyor. Yaptığınız araştırmayı da dürüstçe rapor etmeniz bunun en önemli parçasıdır. Doğru metotları kullanmadan yapılan çalışmaların yanış sonuçları daha sonra yapılan diğer çalışmalar ile ortaya çıkar. Bilim camiası tarafından yaptığınız yanlış araştırma sonuçları yüzünüze vurulur. Bu nedenle araştırmalar titizlikle planlanmalıdır. Bu kongrede de ana amaç asistanlara ve uzmanlara bilimsel bir makalenin nasıl analiz edilmesi gerektiği üzerinde de duruldu. Mezun olan uzman hekimlerin tıbbı literatürü takip etmesi çok önemlidir. Böylece yeniliklerden haberdar olarak meslek yaşamlarını devam ettirebilirler ve güncel gelişmelerden geri kalmazlar. Bunun için bilimsel makalelerin kendi konularında yayınlanan tıp dergilerinden takip edilmesi çok önemlidir. Fakat bu dergilerde yayınlanan çok sayıda makaleden hangisi iyi bir makale hangisi yararlı bunu anlamak için makalenin okuyucu tarafından iyi bir şeklide analiz edilmesi gerekir. Dergilerde yayınlanan ve kongrelerde sunulan bilimsel çalışmaların doğru bir şekilde analiz edilmesi için bu kongrede genç meslektaşlarımız bilgi aktarımında bulunduk. Bilimsel dergide yazan araştırmalar iyi araştırma mı kötü araştırma mı? Bu yeniliklerden “yararlanabilir miyim, yaralanamaz mıyım?” Hekimlerin tıp dergilerini takip edebilmesi için araştırmayı bilmesi gerekiyor. Bilimsel çalışmaların anlatımını anlayabilmemiz için araştırmanın metodunu bilinmesi gerekir” dedi.

“Depremde Binaların Yıkıldığı gibi Cerrahların Yıkılmaması İçin …”

“Depremde binaların yıkıldığı gibi cerrahların bilimsel anlamda yıkılmaması için araştırmaları bilmeleri gerekiyor” diyen Prof. Dr. Kuzu, alt yapısı olmayan doktorların ufak bir sarsıntıdan her an yıkılabileceklerini söyledi. Bu yıl ki Cerrahi Araştırma Kongresi’ne genel cerrahi asistanlarının yanı sıra 100’den fazla farklı branştan hekimlerin katıldığını dile getiren Prof. Dr. Kuzu, bu branşlar arasında anestezyoloji, kadın doğum, göz, çocuk cerrahisi, üroloji, kalp damar cerrahisi, kulak burun boğaz bilim dallarından da asistan ve uzmanların yer aldığını kaydetti.

Editörler Kursu

Prof. Dr. Kuzu şunları söyledi: “Bu kongrede ilk defa, Türkiye’de çıkan cerrahi dergilerin yayın kalitesini arttırmak için “Editörler Kursu” düzenlendi. Gerek Türk Cerrahi Derneği’nin çıkardığı Ulusal Cerrahi Dergisi gerekse diğer cerrahi branşlarda çıkan cerrahi dergilerin yayın kalitesini arttırmak büyük önem taşıyor. Böylelikle ülkemizde çıkan tüm cerrahi dergilerin bilimsel çıtasını daha da yükselterek genç araştırmacılarımıza daha iyi bir gelecek hazırlamayı hedefliyoruz.”

4 Ayrı Dalda Ödül Töreni Düzenlendi

Cerrahi alanında yapılan özgün klinik ve deneysel çalışmaların sayısını ve kalitesini arttırmak için bildiri sunumlarını özendirmek amacıyla Türk Cerrahi Derneği, klinik ve deneysel çalışmaları ödüllendirildi. . Bu ödüller şöyle;

1- Klinik Araştırma Sözlü Bildiri Ödülleri :

2- Deneysel Araştırma Sözlü Bildiri Ödülleri :

3- En İyi Poster Sunum Ödülü :

4- Yayımlanmış En İyi Makale Ödülü :



Yorum bırakın

CERRAHLAR “İNSAN GENOM PROJESİNİ” ELE ALACAK

8-10 Aralık 2011 tarihlerinde Ankara Sheraton Otel’de gerçekleştirilecek olan 6.Cerrahi Araştırma Kongresi’nde insan genom projesi ve sağlık çalışanlarını yakından ilgilendiren performans sistemi ve Tam Gün yasasının bilimsel çalışmalara etkisi ele alınacak.

Türk Cerrahi Derneği (TCD) tarafından 2 yılda bir düzenlenmekte olan, 6.Cerrahi Araştırma Kongresi 8-10 Aralık 2011 tarihlerinde Ankara Sheraton Otel’de gerçekleştirilecek. Tüm cerrahi branşları kapsayacak olan kurslar asistan ve uzmanlar katılabilecek. Kongre sırasında tüm bilim adamlarını ilgilendiren iki konu ele alınacak. Kongre Başkanı Prof. Dr. Ayhan Kuzu şunları söyledi: “İnsan genom projesi” ve bu projenin insan sağlığı üzerine etkileri detaylı bir şeklide konuşulacak. Bilimsel araştırmalarda insan genom projesinin yeri, koruyucu hekimlikteki önemi ve cerrahi araştırmalardaki boyutu konuşmacılar tarafından cerrahi bilim dünyasına aktarılacak.

Cerrahlar ile Bakanlık Yetkilileri Görüşecek
Kongrede ek olarak son günlerde sağlık çalışanlarını yakından ilgilendiren performans uygulamaları, Tam Gün yasası ve bilimsel çalışmalar üzerindeki etkileri detaylı olarak Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile bir forumda konuşulacak.
Ülkemizde genel cerrahi çatısı altında çalışan meslektaşlarımızı bilim dünyasındaki gelişmelerden haberdar etmek, bu yeniliklerin uygulama alanındaki yerlerini tartışmak ve bilimsel çalışmaların metodolojilerini öğretiliyor. Ayrıca araştırma metodolojileri, makale yazım teknikleri, etkili sunum yöntemleri, tez hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken aşamalar, etik kurallar ve iyi klinik uygulamaları öğretilecek.

“Editörler Kursu”
Bu kongrede ilk defa, Türkiye’de çıkan cerrahi dergilerin yayın kalitesini arttırmak için “Editörler Kursu” düzenlenecek. Gerek TCD’nin çıkardığı Ulusal Cerrahi Dergisi gerekse sizlerin çıkardığı cerrahi dergilerin yayın kalitesini arttırmak büyük önem taşıyor. Böylelikle ülkemizde çıkan tüm cerrahi dergilerin bilimsel çıtasını daha da yükselterek genç araştırmacılarımıza daha iyi bir gelecek hazırlamayı hedefliyoruz.

Tüm cerrahi bilimler çatısı altında çalışan asistan, uzman ve genç araştırmacıların kongreden yararlanacaklarına inanmaktayız.”

Kongrenin web sitesi:

Yorum bırakın

TÜM CERRAHLAR BU KONGREDE

8-10 Aralık 2011 tarihlerinde Ankara Sheraton Otel’de gerçekleştirilecek olan 6.Cerrahi Araştırma Kongresi’nde bu sene tüm cerrahi branşların katılabileceği şekilde hazırlandı. Ayrıca Kongrede ilk defa, Türkiye’de çıkan cerrahi dergilerin yayın kalitesini arttırmak için “Editörler Kursu” düzenlenecek.

Türk Cerrahi Derneği (TCD) tarafından 2 yılda bir düzenlenmekte olan, 6.Cerrahi Araştırma Kongresi 8-10 Aralık 2011 tarihlerinde Ankara Sheraton Otel’de gerçekleştirilecek. Tüm cerrahi branşları kapsayacak olan kurslar asistan ve uzmanlar katılabilecek.
Toplantının amacını açıklayan 6.Cerrahi Araştırma Kongresi Başkanı Prof. Dr. Ayhan Kuzu şunları söyledi: “Bu toplantıda cerrahi alanındaki bilimsel gelişmelerin gerek araştırmacılar, gerekse konunun uzmanları tarafından sunuluyor. Ülkemizde genel cerrahi çatısı altında çalışan meslektaşlarımızı bilim dünyasındaki gelişmelerden haberdar etmek, bu yeniliklerin uygulama alanındaki yerlerini tartışmak ve bilimsel çalışmaların metodolojilerini öğretiliyor. Ayrıca araştırma metodolojileri, makale yazım teknikleri, etkili sunum yöntemleri, tez hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken aşamalar, etik kurallar ve iyi klinik uygulamaları öğretilecek.

“Editörler Kursu”
Bu kongrede ilk defa, Türkiye’de çıkan cerrahi dergilerin yayın kalitesini arttırmak için “Editörler Kursu” düzenlenecek. Gerek TCD’nin çıkardığı Ulusal Cerrahi Dergisi gerekse sizlerin çıkardığı cerrahi dergilerin yayın kalitesini arttırmak büyük önem taşıyor. Böylelikle ülkemizde çıkan tüm cerrahi dergilerin bilimsel çıtasını daha da yükselterek genç araştırmacılarımıza daha iyi bir gelecek hazırlamayı hedefliyoruz.

Cerrahi Branşların Araştırma Kalitesi Yükselecek
Tüm cerrahi branşlara eğitim verilecek araştırma kalitesi yükseltilecek kongre düzenlenecek. Diğer kongrelerden farklı olarak bu sene genel cerrahi tüm cerrahi branşları içine alarak farklı bir kongre düzenliyor. Cerrahi branş asistanlarına verilecek olan eğitim sayesinde hekimler, teorik bilginin yanı sıra el becerilerini geliştirecekler. Kongre kapsamında ilk defa kliniklerde yapılan işlemler yerinde anlatılacak.

Sizde Çalışmanızla Katılın Ödül Alın
Cerrahi alanında yapılan özgün klinik ve deneysel çalışmaların sayısını ve kalitesini arttırmak için bildiri sunumlarını özendirmek amacıyla Türk Cerrahi Derneği, klinik ve deneysel çalışmaları ödüllendiriliyor. Bu ödüller şöyle;
1- Klinik Araştırma Sözlü Bildiri Ödülleri
2- Deneysel Araştırma Sözlü Bildiri Ödülleri
3- En İyi Poster Sunum Ödülü
4- Yayımlanmış En İyi Makale Ödülü ,2010-2011 yıllarında uluslararası dergilerde yayımlanmış makaleler değerlendirmeye alınacak.
Ödüller ile ilgili bilgi www.cerrahiarastirma2011.org adresinde yer alıyor.”.

Yorum bırakın

“TÜRKİYE’NİN MEME KANSERİ İLE İLGİLİ VERİ HARİTASINI RETROSPEKTİF ÇALIŞMALAR BELİRLEYECEK”

Meme ve endokrin hastalıkları alanında yapılan retrospektif (geriye doğru yapılmış) çalışmalar hakkında Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e bilgi veren Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Meme ve Endokrin Cerrahisi Ünitesi direktörü Prof. Dr. M. Bahadır Güllüoğlu, “Türkiye’nin meme kanseri ile ilgili veri haritasını retrospektif çalışmalar belirleyecek” dedi.

Meme ve endokrin cerrahisi üzerine bilgi veren Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Meme ve Endokrin Cerrahisi Ünitesi direktörü Prof. Dr. M. Bahadır Güllüoğlu, klinik olarak uğraşı gösterdiği iki branşta da eğitim, araştırma ve hizmet olmak üzere üç ayrı amaca yönelik çalıştıklarını kaydetti. Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu’nun, ‘Meme Kanseri için Ulusal Harita’ oluşturmaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Güllüoğlu, 17 bin hastanın verilerinin hali hazırda Federasyonun veri tabanı içerisinde kayıtlı olduğunu ve 2-3 yıla kadar bu sayının 30 bine ulaşabileceğini söyledi. “Bu şekilde Türkiye’nin meme kanseri ile ilgili veri haritasını retrospektif çalışmalar belirleyecek” diyen Prof. Dr. Güllüoğlu, bu alanda yapılan çok sayıda çalışma olduğunu kaydetti.

70 yaş ve üzeri hastalarda standart dışı bölgesel tedavinin sağ kalıma etkisi
Prof. Dr. Güllüoğlu, meme ve endokrin cerrahisi alanında çok sayıda çalışmanın halen ülkemizde birçok merkezde yürütüldüğünü dile getirerek, “9 üniversite ve eğitim araştırma hastanesinin bir araya gelerek kendi kliniklerinde gerçekleştirmiş oldukları meme kanseri cerrahisi sonuçlarının analizi yapıldı. Bu retrospektif (geriye doğru yapılmış) bir çalışma olup, 350 hastanın verileri üzerinden gerçekleştirildi. Çalışmaya göre 70 yaş ve üstü erken evre meme kanserli hastalarda standart dışı bölgesel tedavinin sağ kalıma etkisi araştırıldı. YAMEKA 09SDLT kodlu Yaşlı Meme Kanseri Hastalarında Standart Dışı Lokal Tedavi başlıklı çalışmada 70 yaş üzerindeki yaşlı hastaların bir kısmında standart dışı agresif olmayan tedavi şekillerinin uygulanmasının hastalarda bir dezavantaj yaratmadığı sonucuna vardık. Eksik tedavi yapmak bu hasta grubunda genel olarak daha kötü sonuçlara yol açmıyor. Çünkü genellikle standart dışı tedavi verilen hastalar, ek hastalıkları olanlar ve standart tedavi uygulandığında bu ağır tedavilerin yan etkilerden dolayı hastada ciddi komplikasyon oluşabiliyor. Bu hastalarda mümkün olduğunca daha küçük ameliyatlar yaparak ya da bazı ekstra tedavileri vermeyerek olabildiğince zarar vermemeye dikkat ediliyor. Ancak bu çalışma çok dikkatli yorumlanmalı çünkü, retrospektif (geriye doğru yapılmış) bir çalışma. Yüksek kanıt seviyesine sahip bir çalışma değil. Bu elde ettiğimiz sonuçların prospektif (ileriye dönük) ve hastaların randomize (rastlantısal) olarak iki gruba ayırıldığı çalışmalar ile onaylanması gerekir” dedi.


“Nöbetçi Lenf Nodu Biyopsisi Yapılan Hastalarda Başka Lenf Nodlarına Sıçrama Yüzde 50 Oranında”
Koltuk altında bulunan Nöbetçi Lenf Nodu biyopsisi yapılan hastalarda eğer bir sıçrama saptandıysa bu hastalarda geride kalan koltuk altındaki çıkarılmayan lenf nodlarında sıçrama olup olmadığını tahmin ettirebilecek bir model üzerinde çalışma yürütüldüğünün bilgisini veren Prof. Dr. Güllüoğlu şunları kaydetti: “15 klinikte hastalar üzerinden retrospektif bir çalışma yürütüldü. Burada da net bir veri elde edemedik. Diğer lenf noduna sıçrama var mı diye bir ideal hesaplama yöntemi şu ana kadar ortaya konmadı. Çünkü ilk lenf nodu olan bekçi düğüme sıçraması olan kadınların yüzde 50’sinde diğer lenf nodlarında sıçrama saptanmıyor. Bu durumda acaba bu yüzde 50 oranındaki hasta gereksiz koltukaltı ameliyatından kurtarılabilir mi diye bu çalışma Türkiye’de ilk kez yürütüldü. Çalışmanın sonucunda bu durumu kullandığımız Türkiye’ye has modelle yüzde 50 isabetle tahmin edebildiğimizi gördük.”

Nodüler Guatrın Cerrahi Tedavisinde Tiroidin Sadece Tek Tarafını Çıkartmakla Bir Dezavantaj Yaratıyor muyuz?
300 hastada tiroid cerrahisi üzerinde yapılan bir araştırma hakkında Sağlık Dergisi’ne bilgi veren Prof. Dr. Güllüoğlu şunları söyledi: “Çalışma ‘Nodüler Guatrın Cerrahi Tedavisinde Tiroidin Sadece Tek Tarafını Çıkartmakla Bir Dezavantaj Yaratıyor muyuz?’ üzerinde duruldu. 9 merkezde yapılan çalışma sonucunda yaklaşık olarak hastaların 3’te birinde bırakılan tiroid tarafında ya tekrar nodül ya da geride bırakılanlarda büyüme olduğunu saptandı. Ancak yüzde 33 oranında nükse rağmen bu hastaların sadece yüzde 2’sinde ikinci bir ameliyat ihtiyacı ortaya çıktığı görüldü. 2.5 yıllık sonuçlarını açıkladığımız bu çalışmanın takip süreci henüz devam ediyor. Uzun vadeli sonuçları bize daha fazla ışık tutacaktır.”

“Paratiroid Cerrahisi Konusundaki Çalışma Türkiye’de Bir İlk Olma Özelliği Taşıyor”
Uludağ Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültelerinin ortak bir projesi ile 25 merkezin hiperparatiroidi hastalıkları verilerinin toplandığını bildiren Prof. Dr. Güllüoğlu, “Çalışmada Türkiye’de hiperparatiroidinin tedavisi için yapılan cerrahinin tipi, yeterliliği, hastalığın klinik olarak görülme şekli ile ilgili bir anket çalışması gerçekleştirildi. Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan çalışmada tamamen tanımlayıcı bir sonuç elde etmek hedeflendi. Amaç 25 merkezden elde edilen sonuçları alıp Türkiye’de bu konuda bir veri tabanı oluşturabilmeyi başarmak. Bu hastalıkla ilgili mücadelede ya da tanı girişimlerinde yapılan cerrahide bir eksiklik var mı, dünyadaki görünümü ve şekli ile bizdeki arasında fark varsa biz farklı bir strateji izlemeli miyiz?, bunu görmek için bu çalışma yürütüldü. Çalışmada görüldü ki bizdeki hastalığın özellikleri gelişmiş Batı ülkelerine göre çok da farklı değil” şeklinde konuştu.

Yorum bırakın

“HEKİMLER YOĞUN BAKIM YAN DAL UZMANLIK EĞİTİMİ ALAMIYOR”

Yoğun bakımlarda hizmet kalitesinin artırılabilmesi için en kısa süre içinde uzmanlık eğitiminin önünün açılması gerektiğini belirten Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaya Yorgancı: “Tebliğde, yoğun bakım yan dal olarak yeni bir bilim dalı olarak belirlendi. Ancak içeriğinin hekimler ve ilgili uzmanlık dernekleri tarafından uygun görülmemesi üzerine başvurular sonucu yürütmeyi durdurma kararı alındı” dedi.

Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz yıl içinde çıkarılan “Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Yönetmeliği” sonrasında, bazı itirazlar üzerine yürütmenin durdurulması sonrasında, Türkiye’de yoğun bakım yan dal uzmanlık eğitimi verilemiyor. Uzmanlar, yoğun bakımlarda hizmet kalitesinin artırılabilmesi için en kısa süre içinde uzmanlık eğitiminin önünün açılması gerektiğini belirtiyor.
“Ülkemizde Yoğun Bakımcının Tanımı ve Eğitim Programı Oluşturulmadı”
Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği üyesi ve Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaya Yorgancı, yoğun bakımın, Türkiye’de ve dünyada her geçen gün öneminin ve ihtiyaç alanının artan bir bilim dalı olduğunu söyledi. Eskiye oranla daha fazla yoğun bakım hastası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yorgancı, bu oranın gelecekte de daha da artacağından, hem uzman, hem yatak, hem de teknik imkanların artırılması gerektiğini belirtti. Türkiye’de yoğun bakım bilim dalının henüz gelişme aşamasında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yorgancı, “Sağlık Bakanlığı tarafından ülkemizde yoğun bakımcının tanımı ve eğitim programı oluşturulmadı. Bu nedenle Türkiye’de ciddi bir yoğun bakımcı açığı bulunmaktadır” dedi.


“Türkiye’de Bu Alandaki En Büyük Sorun, Yoğun Bakım Uzmanı Sayısının Yetersizliğidir”
Fiziksel olanaklar açısından da Sağlık Bakanlığı’nın önemli çabaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yorgancı, yoğun bakımın Bakanlığın da gündeminde yer aldığını söyledi. Bu konuda henüz yoğun bakımcının da, Türkiye’deki yoğun bakım imkanlarının da ve yoğun bakım ünitelerinde verilen hizmet kalitesinin de çok iyi olduğunun söylenemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Yorgancı, “Türkiye’de bu alandaki en büyük sorun, yoğun bakım uzmanı sayısının yetersizliğidir” şeklinde konuştu.

“Yoğun Bakım Uzmanı 3 Yıl Sürecek Bir Eğitimle Üst İhtisas Alacaktık”
Yoğun bakım uzmanlığının şu an mevcut olan yasa ile birlikte bir üst ihtisas olarak çıktığını belirten Prof. Dr. Yorgancı, ancak mahkemeye intikal ettiği için eğitimlerin verilemediğine dikkati çekerek, şunları söyledi: “Mahkeme süreci çözümlendiğinde yoğun bakım uzmanı yetiştirilecek ve Türkiye’nin her yerine yoğun bakım uzmanları gidecek, oradaki standartları sağlamış olacak. 18 Temmuz’da 2009’da Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Yönetmeliği yayımlandı. Orada, yoğun bakım, yan dal olarak yeni bir bilim dalı olarak belirlendi. Buna göre, iç hastalıkları, genel cerrahi, göğüs hastalıkları, anesteziyoloji, nöroloji, nöroşirurji ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlığını bitiren uzmanlar, yan dal olarak da bunun eğitimi alarak yoğun bakım uzmanı olabileceklerdi. Bunu içeren tebliğ, Sağlık Bakanlığınca yayımlandı. Ancak tebliğde bazı uyumsuzlar bulunuyordu. Örneğin, Daha sonra, enfeksiyon hastalıkları uzmanlığının üzerine yoğun bakım eğitimi alınması dünyanın hiçbir yerinde yapılmadığından, biz dernek olarak buna itiraz ettik. Benzer şekilde nöroloji ve nöroşirurji uzmanlarının da genel yoğun bakım uzmanı olamayacağını belirttik ve bu konuda yürütmeyi durdurma kararı aldırdık. Türk Yoğun Bakım Derneği de farklı itirazlarda bulunarak yönetmeliğin yoğun bakımla ilgili yürütmesini tümden durdurma kararı aldırdı. Yasanın uygulanması halinde, şu anda yoğun bakım sorum uzmanı olarak görev yapan hekimler, bir kurula girecek ve buradan yoğun bakım uzmanı olacak, bu aşamadan sonra da 3 yıl sürecek bir eğitimle üst ihtisasla doktora alacaktık. Üç yıl sonra da yoğun bakım uzmanı yetiştirmeye başlayacaktık. Bu sayede, yoğun bakım uzman sayısı hızla artacak, bu ünitelerde görev yapan nitelikli insan gücü eksiği giderilecekti.”
Hukuk sürecinin şu anda devam ettiğini, ancak her geçen sürenin Türkiye’nin aleyhine çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Yorgancı, “Bakanlığın, bu konudaki savunması alındı. Şu anda sonuç bekleniyor” dedi.


“Yoğun Bakım Uzmanı Sayısı, 150’den 2 Bin Üzerine Çıkmalı”
Türkiye genelinde şu anda yaklaşık 150 yoğun bakım sorumlu uzmanı bulunduğunu, ancak bu sayının kesinlikle ihtiyacın çok çok altında olduğunu belirten Prof. Dr. Yorgancı, “Kaliteli bir sağlık hizmeti sunabilmek için yoğun bakım uzman sayısı 2 binin üzerine çıkmalı” diye konuştu.


“Türkiye’de Aktif Çalışan Yoğun Bakım Yatağının 4 Bin 183 Adet”
Türkiye’de aktif çalışan yoğun bakım yatağının 4 bin 183 adet olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yorgancı, “Tüm yoğun bakım yatak sayısı 7 bin 300. Olması gereken yatak sayısı ise 30 bin. Bu sayı, yoğun bakım gerektiren hasta sayısı göz önüne alınarak belirlenmiş. 3. basamak yoğun bakımların hemen tamamı üniversite ve eğitim hastanelerinde bulunuyor” şeklinde konuştu.

‘Bir Yoğun Bakım Ünitesi Nasıl Olmalıdır?’
Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Akın Kaya da yoğun bakım konusundaki sıkıntıların ortadan kaldırılabilmesi için hem Bakanlığın hem de derneklerin ciddi hazırlıklar yaptığını, yoğun bakım ünitelerin standartlarının belirlenmesinde çalışmalar yürütüldüğünü dile getirdi. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’nda yürütülen toplantılara dernek temcilerinin de katıldığını, fikir ve önerilerini sunduklarını belirten Doç. Dr. Kaya, “Bu toplantıda, ‘bir yoğun bakım ünitesi nasıl olmalıdır, burada hangi cihazlar bulunmalıdır ve hangi personel bulunmalıdır?’ gibi standartlar oluşturuluyor. Biz de katkıda bulunuyoruz” dedi.


“Yoğun Bakım 1., 2. ve 3. Olarak Derecelendiriliyor”
Yoğun bakım ünitelerinin hastanenin yatak kapasitesine göre belli bir oranda yoğun bakım yatağının bulunmasının zorunlu olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya, yoğun bakımın 1., 2. ve 3. olarak derecelendirildiğini dile getirdi. Doç. Dr. Kaya, şunları kaydetti: “En üst yoğun bakımın, her türlü teknik donanıma sahip olması gerekiyor. Örneğin, her yatakta mekanik ventilatör ve monitör bulunması isteniyor. Her türlü müdahaleye uygun teknik donanın mevcut olması gerekiyor. Oradaki yoğun bakım uzmanı ve sorumlu doktorun 24 saat bulunması zorunlu tutuluyor. Yatak ve hasta sayısına göre hemşire oranları bulunuyor. Hastanın sağlık durumuna göre iki ya da her yatak başına bir hemşire bulundurulması gibi standartlar aranıyor. Bu standartlar, şu ada da uygulanıyor, ancak yürütülen çalışma ile daha detayları planlanıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu da Sağlık Bakanlığınca şu anda mevcut tanımlara göre ödeme yapıyor. Şimdi, hem yoğun bakım standartları düzenlenerek standartların iyileştirilmesi için detaylar ele alınıyor, hem de SGK’nın ödeme planlamaları yapılıyor. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı, çok ağır bir hastanın üst düzey bir yoğun bakımı olan merkeze sevk edilebilmesine olanak verecek bir ağ üzerinde de çalışıyor. Böylece, hiçbir şekilde yoğun bakım hastası mağdur olmayacak.”
Doç. Dr. Kaya, her 100 yatak kapasitesine sahip olan bir hastanenin, yüzde 10 oranında yoğun bakım yatağına sahip olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Yorum bırakın

"SAĞLIK TURİZMİ AÇISINDAN ÜLKEMİZİN GELECEĞİ PARLAK"

Uzmanlar zaman ve mesafe parametreleri dışında bir hastanın kendi ülkesindeki tedavi maliyetinin 15 bin ila 20 binden daha yüksek olduğu durumlarda hastaların seyahat kararı almaya değer bulduğunu kaydediyorlar. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Semih Baskan konu ile ilgili şunları söyledi: “Türkiye’de sadece 1 milyon 750 bin yabancı hastaya sağlık hizmeti sunarak 2007 yılında 23.3 milyon geleneksel turistten elde ettiği gelirin aynısını sağlık turizminden elde edilmesi mümkün.

Başkan Prof. Dr. Semih Baskan, turistin gittiği yerde hem tatil hem de uygun fiyatla tedavi olma imkanını da yakaladığını kaydetti. Özellikle Sağlık Turizmi son 10 yıl içerisinde çok hızlı bir büyüme ile dünya çapında bir endüstri haline geldiğini dile getiren Prof. Dr. Baskan, “Tüm dünyada insanlar başta göz, diş veya cerrahi tedavi olmak istiyor. Aynı zamanda turistler, gezmek görmek, gittikleri ülkelerin tüm etkinliklerini tanımak için diğer ülkelere seyahat ediyorlar. Bir başka değişte sağlık turizmini geliştiriyorlar. Sağlık turizmi denildiğinde Hindistan, Tayland, Singapur, Tayvan ve Türkiye ilk akla gelen ülkeler oluyor. Burada özellikle çarpıcı rakamlar dikkat çekiyor. Tedavi için 100 dolar ödeyen bir hasta için tedavi maliyeti, bu ülkelerde 7-8 dolara kadar düşebiliyor” diye konuştu. .

“ABD’de 40-60 Bin Dolarlık Kalça Ameliyatı, Türkiye’de 8-18 Bin Dolar”
Bu gelişmenin altında internetin kullanılmasıyla daha uygun ve ucuz merkezlerin aranması gibi bir takım olanakların artmasının da etkin rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Baskan şunları söyledi: ”Burada en başta Amerika sağlık turizmini uyguluyor. ABD’de tedavi çok pahalı, özellikle kozmetik ve diş tedavilerinin sağlık sigortası kapsamında olmaması veya pahalı olması nedeniyle insanlar daha çok güney ülkelerine seyahat ediyorlar. Tercihen ortopedi ve kardiyovasküler cerrahi, ABD’de bütün tedaviler çok pahalı bu nedenle örnek vermek gerekirse bir kalça ameliyatı ABD’de 40 bin ile 60 bin dolar civarında dolaşırken, sayılan bu ülkelerde bu işlemlerin 8 bin ila 18 bin dolar arasında değişiyor”

Sağlık Turizmi Tersine Göçü Arttırıyor
Sağlık turizminin faydaları arasında özellikle Güney Asya’daki bazı ülkelerdeki şehirlerin medikal turizmden elde ettikleri geliri bütün hastaneleri finanse etmek için kullandıklarını belirten Prof. Dr. Baskan, “Bir başka değişle iç alana bu parayı aktararak şehirde oturanlara da daha yüksek kalitede hizmet verme olanaklarını gelişiyor. Bu durumda Sağlık Turizminde evde iyi maaş imkanı, iyi eğitimli ve tıbbi bakım gerektiren profesyonellerin kendi ülkelerine dönmesine neden oluyor. Bu ülkelerden ABD başta olmak üzere pek çok ülkede bulunanlar gerisin geri kendi ülkelerine dönüyorlar. Dolayısıyla bu defa tersine göç başlıyor” dedi.

“Ülkemizde Termal Tesislerin 3’te Biri Kullanıma Açık”
Türkiye’nin sahip olduğu 1800 termal kaynak iyi planlandığı takdirde, 10 milyar dolar gelir elde etme potansiyeline sahip olunduğunu belirten Prof. Dr. Baskan, “Tüm termal kaynakların sadece 600’ü açık durumda bulunuyor. Sadece 3’te biri kullanıma açık bu kaynakların, tam kullanımı halinde 60 bin yatak kapasitesi gerekiyor. Şu anda termal tesislerin 15 bin yatak kapasitesi var. 15 bin yatağın sadece 1500 yatak kapasitesi nitelikli sayısı arttırılmalıdır. ABD’de Kasım 2008 yılında Başkan olan Obama’nın en önemli çabası 47 milyon civarındaki sosyal güvenceden yoksun insanların sigorta kapsamı içerisine alınmasıydı. Amerika’da akıl, vücut ve ruh sağlığı da bu sağlık turizmi içerisinde önemli olarak yer tutuyor. Dolayısıyla tüm dünyada 4 yıl içerisinde boyutlarının 100 milyar dolara ulaşabileceği hesaplanıyor. Bundan iyi bir pay alabilmemiz için, önemli adımlar atılmalı” şeklinde konuştu.

“Türkiye’ye Gelen Bir Tıp Turisti Ortalama 8 Bin Dolar Para Harcıyor”
Avrupa’da yaşlanan nüfus ve küçülen iş gücü sebebiyle emekli aylığı, yaşlıların bakımı gibi konularında, ekonomik güçlükle karşı karşıya kalındığını vurgulayan Prof. Dr. Baskan, özellikle bu konuda da yapılabilecek çok sayıda çalışmanın olduğunu ifade etti. İsveç’in bu konuda ön plana çıkmış çalışmaları olduğuna değinen Prof. Dr. Baskan, “Yaşlılara düşkünleşmeden veya yatalak olmadan, henüz 60-70 yaşlarında iken bakıma ve bilgilendirmeye değer bulunuyor. Bugün dünyada 600 milyondan fazla insan fiziki veya zihinsel engelle yaşamak zorunda kalıyor. Gelişmekte olan toplumlarda kendi ülkemizde bunun bir örneği; engellilerin durumunun gelişmiş toplumlara göre daha zor olduğunu biliyoruz. Toplumun içerisinde bulunan engelli insanların, yürümesi ve toplu taşıma araçlarına binmesinin sorun olduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye, bu konuda hedef ülke olarak kendisine Avrupa, Ortadoğu Afrika ülkeleri, Orta Asya ve komşu ülkelerini seçebilir. Bizim bu 4 bölgeyi hedef almamız gerekiyor, buralardan bize turist gelebilmesi için. Yapılan araştırmalarda yabancı hastalara tedavi sunan hastanelerden elde edilen verilere göre Türkiye’ye gelen bir tıp turisti ortalama 8 bin dolar para harcıyor. Bu bağlamda sağlık turistinin sadece cerrahi müdahalesi ile geleneksel turistten 30 kat daha fazla KDV yaratması mümkün.

“Ülkemiz Dünyada 7. Avrupa’da 1.”
Termal kaynakları açısından ülkemizin Dünyada 7. Avrupa’da 1. sırada yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Baskan, ancak yapılacakların çok olduğunu kaydetti. Sağlık turizminin başkenti olarak İstanbul’u düşündüklerini, bu konuda önemli merkez olduğunu dile getiren Prof. Dr. Baskan, “200’ü aşkın özel hastane 10’u aşkın üniversite bunların en az 50 tanesi çok lüks ve modern, uluslararası akreditasyon kurumlarından onaylanmış hastaneler. Dolayısıyla bu merkezlerde, sağlık turizmi hizmeti verilebilir. Bunun yanı sıra son 10 yıldır sadece İstanbul değil, Ankara ve İzmir’de de hastanelerin hem teknolojik alt yapısı hem de konfor ve kalitesi Avrupa’dakilerle eşit düzeye geldi. Bilgili ve yetenekli doktor ve personelinde sağlık hizmeti verebiliyor. Buna karşın 2007 yılının verilerine göre bir turist ortalama 600 dolar bırakıyor.”

Yorum bırakın

GENEL CERRAHİ KONGRESİNDE İLKLER YAŞANDI

17. Ulusal Cerrahi Kongresi’nin bilimsel program zenginliği, katılımcılara yurt içi ve yurt dışından meslektaşları ile bilgilerini paylaşma, gelişmelerden haberdar olma ve sorunlarını tartışma imkanı sağlandı. İki yılda bir yapılan kongre hakkında TCD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi, Sağlık Dergisi’ne açıklamalarda bulundu.

Türk Cerrahi Derneği (TCD) tarafından düzenlenen 17. Ulusal Cerrahi Kongresi, Ankara’da gerçekleştirildi. Bir yıla yakın bir sürede hazırlık döneminin ardından kongre, 26-29 Mayıs 2010 tarihleri arasında yaklaşık 3 bin kişilik katılımla yapıldı. Bu kongrede ilk defa kongre Başkanı Türk cerrahi derneği başkanı olmadı. Düzenleme kurulu Dernek yönetiminden oluşmayan 17. Ulusal Cerrahi Kongresi’nin Başkanlığını ise İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Dursun Buğra üstlendi. Kongre konuları belirlenirken yapılan anket sonucunda oluşturulan program sonucunda yenilikler yapıldı. Özellikle ön plana çıkan konulara daha fazla yer verildi. 20’den fazla bilimsel kurul toplantısı yapılarak hazırlanan program. Bu zamana kadar yapılan kongreler içerisinde rekor sayılara ulaştıklarını kaydeden TCD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi, toplantının 3 bin katılım, 86 stand ve 48 firma tarafından desteklediğini kaydetti. İki yılda bir gerçekleştirilen kongrede tüm genle cerrahi konularını kapsadığını dile getiren Prof. Dr. Terzi, cerrahların günlük hayatlarında en sık karşılaştıkları sorunlar, probleme dayalı çözüm yöntemi ile yani günümüzün çağdaş öğrenme yöntemlerini kullanarak olguların çeşitli bilim insanları tarafından tartışılması üzerine vurgulandı. Prof. Dr. Terzi, konferans yerine olgu üzerine tartışmalı paneller düzenlediklerini ifade etti.

“Sanal Akademi”den Azerbaycanlı Cerrahları Faydalanacak
17. Ulusal Cerrahi Kongresi’nde TCD’nin Türkiye’de ilk defa kullanıma açtığı elektronik öğrenme platformu “Sanal Akademi”den Azerbaycanlı cerrahların da faydalanabilmesi için TCD ile Azerbaycan Sağlık Bakanlığı arasında bir protokol imzalandı.


“Cerrahlar İşsizlik Tehlikesi ile Karşı Karşıya”
Türkiye’de genel cerrahi alanında hazırlanan Türk Cerrahi Derneği (TCD) “İnsan Gücü ve İş Yükü Raporu” kongrede, katılımcılara sunuldu. Çalışma ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Terzi, ilerleyen yıllarda Türkiye’de işsiz cerrah sayısının artacağı görüşünde. Yürütülen çalışma sonrasında oluşturulan raporun hızla artan cerrah oranını gözler önüne serdiğini söyleyen Prof. Dr. Terzi, “Artış bu hızla devam eder ve Sağlık Bakanlığı’nın istihdam politikaları değişmezse yakın bir gelecekte işsiz kalma sorunu ile karşı karşıya kalabiliriz” dedi.
İlgili tespit konusunda gerekli mercileri uyardıklarını anlatan Terzi, “Sorunu Sağlık Bakanlığı ve ilgili genel müdürlükler ve müsteşara ilettik. Çalışmamız değerli bulundular ve önemle karşıladılar” bilgisini verdi. Türkiye’deki hekim dağılımı konusunda da önemli veriler içeren raporla ilgili Prof. Dr. Terzi, “Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde nüfusa bağlı değerler göz önünde bulundurulduğunda aşırı bir yığılma olduğunu tespit ettik. Bu yığılma mecburi hizmete rağmen var. Sorunun çözümü için ciddi önlemler alınması gerekiyor. Yetkilileri bu konuda da uyardık” diye konuştu. Prof. Dr. Terzi, raporun yüz sayfalık bir kitapta derlenerek yayınlandığını ve bu paylaşım sayesinde mesleğin geleceği ile ilgili kaygılarını meslektaşlarıyla paylaştıklarını sözlerine ekledi.

“İdeallerimize Ulaştık”
İki yıldır Türk Cerrahi Derneği (TCD)Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Terzi, “Ekibimizle birlikte daha önceden başlatılmış çalışmaları ileri noktalara taşımanın yanı sıra yeni alanlarda da çalışmalar yürüttük. Uyum içerisinde yoğun çalışmalar yürüten bir ekip olarak çok verimli iki yılı geride bıraktık diye düşünüyorum” dedi.


“Ankara’da Bilimsel İçerik Ağırlıktaydı”
Prof. Dr. Terzi, “TCD tarafından genellikle tatil yörelerinde düzenlenen Ulusal Cerrahi Kongresinin Ankara’da yapılması Yönetim Kurulunun en büyük hayallerinden biriydi ve bu yıl hayalimize ulaştık. TCD’nin ilk kongresi yıllar önce yine Başkent’te yapılmıştı. Kongreyi yeniden Ankara’ya almak konusunda çok kararlıydık. Bu kararın ne kadar doğru olduğunu gördük” dedi.

“İlk sanal akademiye katılım 4 bin givi rekor sayıya ulaştı”
Yapılan çalışmalar ile ilgili de bilgi veren Terzi, yenilik anlamındaki en önemli çalışmalardan biri olan “Türk Cerrahi Derneği Sanal Akademisi” hakkında, “Bu bir elektronik öğrenme programı ve Türkiye’de bir ilk. Yaklaşık altı aydır web üzerinden sürekli tıp eğitimi ve sürekli mesleki gelişim programı anlamında uzmanlara ve asistanlara yönelik bir eğitim programı başlattık. Katılım 4 bin gibi rekor bir sayıya ulaştı. Bizden sonra diğer uzmanlık dernekleri de bu alanla ilgilenmeye başladı” açıklamasında bulundu.

Cleveland Klinik’te Burs Müjdesi
TCD’ye ilk onursal üye olarak kabul edilen ABD Cleveland Klinik Kolorektal Departman Şefi Dr. Feza Remzi, yurt dışındaki çalışmalarını Türk meslektaşları ile paylaştığı kongrede; TCD yönetiminin koyacağı kriterlerle belirlenecek olan bir hekime, Cleveland Kliniği bursu sağlayacaklarını bildirerek, “Dernek Yönetim Kurulunun koyacağı kriterler ile belirlenecek bir hekim meslektaşım, görev aldığım klinikte kendisine sağlanacak burs ile iki ay boyunca çalışmalar yürütme imkanı bulacak. Böylesi bir imkanı sağlayabilmekten ve ülkemin bana verdiklerine bir parça olsun cevap verebilmekten son derece mutluyum” dedi.
Kongreye, kanser cerrahisinde çığır açmış olan bir otör Balck Cady ve Amerika, İngiltere’den 12 konuşmacı katıldı.


“Etik Kurallar”
Kongrelerde uyulması gereken “Etik Kurallar” denilen ilkeleri yayınladıklarını kaydeden Prof. Dr. Terzi, “Buna göre bütün konuşmacılar konuşmaya başlamadan önce ilaç firmalarıyla ya da biyomedikal endüstri firmalarıyla her hangi bir finansal ilişkisi olup olmadığını konuşmacılara duyurmak zorundalar. Bu bir etik kural olarak uzun yıllardır yurt dışında uygulanıyor, bizde de dinleyiciye şeffaf davranmış oluyoruz” dedi.

Asistan Komisyonu
Türk Cerrahi Derneğine bağlı bir asistan komisyonu kurduklarını ve bunun da bir ilk olduğunu kaydeden Prof. Dr. Terzi, “Türkiye’deki bütün cerrahi kliniklerinden asistan temsilcileri seçtik. Onlar kendilerine bir çalışma yönergesi oluşturdular” dedi.

Asistanlar sorunlarını düzenlenen forumda paylaştı
Gerçekleştirilen kongrede TCD tarafından hazırlanan “İnsan Gücü ve İş Yükü Raporu” katılımcılara sunuldu. Oturumda, “Ankara, İstanbul ve İzmir’de mecburi hizmete rağmen aşırı bir cerrah yığılması olduğu; gerekli önlemler alınmadığı takdirde işsiz cerrah sayısında artış yaşanacağı” uyarısında bulunuldu.

Genel Cerrahi Yeterlilik Sınavı
Yeterlilik sınavının 2000 yılında uygulama başlandığını söyleyen Prof. Dr. Terzi, derneğin sınavlarına girip yeterlilik sertifikası alan genel cerrahların, kamuoyunda güncel bilgilerle donatılmış olduğunu belgelerle sunabildiğini belirtti. Prof. Dr. Terzi, iki aşamalı yapılan sınava 112 cerrahın katıldığını ve içlerinde doçent olan cerrahların da yer aldığını kaydetti.

Hemşire Programı
Gerçekleştirilen kongre, hemşirelere de kendi sorunlarını ve çalışmalarını paylaşma imkanı sağladı. Cerrahi hemşireleri dört gün süren kongre boyunca, hazırladıkları bilimsel program kapsamında oturumlar düzenledi.

Yorum bırakın

ASİSTANLAR SORUNLARINA FORUMDA ÇÖZÜM ARADI

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Asistanı Dr. Fatih Mutlu; asistanların sorunlarının dile getirilmesi ve olası çözüm yollarının hep birlikte aranması açısından 17inci Ulusal Cerrahi Kongresi’nde Asistan Forumuna yer verilmesinin çok sevindirici olduğunu söyledi.

Türkiye’de hizmet veren tüm cerrahi kliniklerinden seçilen asistanların katılımıyla Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu tarafından oluşturulan asistan komisyonu 17inci Ulusal Cerrahi Kongresi’nde, oluşturdukları gündem doğrultusunda çalışmalarını bir forumda değerlendirdiler. Komisyon üyeleri, asistanların özlük sorunları ve eğitimlerine ait sıkıntıları kapsayan anket çalışmasından elde ettikleri sonucu, düzenlenen Asistan Forumu’nda katılımcılarla paylaştı. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi veren TCD Asistan Komisyonu Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Fatih Mutlu, asistanların kendilerini ifade etmeleri ve sorunlarının çözümleri konusunda hem diğer asistanlarla hem de böylesi bir ortamda Hocalarıyla tartışma şansı bulmaları açısından Asistan Forumu’nun önemli olduğunu ve çok verimli geçtiğini aktardı. Dr. Mutlu, “Kongre kapsamında asistanlarla yapılan forumun sonucunda, eğitimlerini programlamaları için asistanlara da fırsat verilmesi gerektiği ortaya çıktı. Forumun en güzel sonucu bence bu oldu. Dernek Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi önderliğinde çok güzel bir girişim başlattık. Böyle bir platformda sosyal haklarımız ve eğitim planlamaları için konuşup tartışabiliyoruz, sorunlarımızı paylaşıp aktarabiliyoruz. Bunun devamı da artarak gelecektir. Unutmayalım ki kimse emeklemeden yürümez, yürümeden koşamaz” dedi.


Asistan Komisyonu Yürütme Kurulu Seçimleri
5inci Deneysel Araştırma Kongresi’nde komisyonun yürütme kurulu üyeleri seçimi yapıldı. Yürütme kurulu gerçekleştirdiği ilk toplantıda başkan, yardımcı ve genel sekreterini seçti. Komisyonun taslak yönergesi oylandı ve katılımcıların oy birliği ile kabul edildi.
Asistan Komisyon Yürütme Kurulu başkanlığına seçilen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Asistanı Dr. Fatih Mutlu, “Asistan faaliyetlerinin legal bir sesi yok. Günümüz şartları değişiyor. Bu şartlarda iyi genel cerrah yetiştirilmelidir. Asgari müşterekler belirlenmelidir. Çekirdek eğitim programı ile tüm asistanların aynı eğitimi alması sağlanmalıdır. En basitinden farklı kurumlar arasındaki cerrahi asistanların sadece sahip olduğu eğitim imkânları değil, çalışma saatleri ile aldığı ücretler arasında da çok büyük bir ters orantı vardır. Üniversite ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde çalışan asistanlar aynı özlük haklarına sahip olmalıdır ” dedi.


Asistan Forumu
17. Ulusal Cerrahi Kongresi’nde bu yıl ilk kez düzenlenen Asistan forumu gerçekleştirildi. Forumda asistanların kongre öncesinde katıldığı anket sonuçları tartışıldı. Dr. Mutlu, akademik ve cerrahi yaptıkları çalışmalarla ilgili anket sonuçları ile ilgili şöyle konuştu: “Anket sonuçlarına göre yüzde 92 asistan arkadaşımız Genel Cerrahi’ye isteyerek başlıyor. Sonrasındaki ağır çalışma koşulları asistanları hem yoruyor hem de özel hayatı ile ilgili ciddi sorunlar yaşamasına sebep oluyor. Biz bu forumda asistanların çalışma koşullarının ne derece ağır olduğu üzerinde duracağız. 24 saat durmadan çalışmış ve hiç uyumamış bir cerrahi asistanı bundan sonraki çalışma saatlerinde ne kadar verimli olabilir ve ne öğrenebilir? Ayrıca yine aynı anket sonuçlarına göre asistanlık sırasında yapılan vaka sayılarının bir standardı yok. Katılımcıların yüzde86’sı eğiticinin kendisine ayırdığı süreden memnun olmadığını ifade ediyor ve yüzde47’si kliniklerinde eğitim toplantılarının yapılmadığını belirmektedirler. Toplantı yapılan kliniklerde ise bu toplantılar için ayrılan sürenin yeterli olmadığını yüzde77 asistan arkadaşımız belirtmektedir. Eğitim süresinin tamamını memnun olarak geçirdiğini belirten asistan oranı yüzde6’dır. Ve bu çok düşündürücüdür. Bir başka önemli sorun da Eğitim Araştırma Hastanelerinde bir klinikte başlayan asistanın eğitimini aynı klinikte tamamlamasıdır. Buna bağlı olarak ta diğer alanlardaki bilgi beceri deneyimi acil olgulara ve nöbetlere kalmasıdır. Bu da müfredata uygun eğitimi zorlaştırmaktadır. Her cerrahi kliniğinin çekirdek eğitim müfredatını hayata geçirecek biçimde cerrahi klinikler arasında rotasyonu gündemine alması gerekmektedir” dedi.


Asistanların Sorunları
Asistanlara sorunlarını aktarmak ve kendilerini ifade etmek açısından bu forumun çok önemli olduğuna değinen Dr. Mutlu, kongrelere katılım konusunda da asistanların yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. Çoğu zaman asistanların kongre ücretleri, konaklama yerleri gibi konularda çok büyük zorluklar yaşadığını belirten Dr. Mutlu şunları söyledi: “Asistanlar kongrelere daha yoğun bir katılım sağlayabilirler ancak bizim birtakım sıkıntılarımız var. Asistanlar kongrelere maddi sorunları aşamadıkları için aktif olarak katılamıyorlar. Bir şekilde katılımlarını karşılasalar, bu kez de kongre otelinde ya da yakınlarda konaklayamıyorlar. Asistan Komisyonu Temsilcileri için son iki Ulusal Kongrede, Türk Cerrahi Derneğinin bu noktada çok büyük destek olduğunu kaydeden Mutlu çok yakın bir zamanda Türk Cerrahi Derneğinin düzenleyeceği kongrelerde bilimsel katkısı olan asistanlar için maddi destek verebileceğin inde altını çizdi.

Yorum bırakın