Archive for category Prof. Dr. Cem Terzi

"ARAŞTIRMA SONUÇLARININ ÇOĞU YANLIŞ"

Tıp araştırmalarının kalitesini değerlendirme konusunda dünyadaki en ünlü uzmanlardan biri olarak anılan Prof. Dr. İoannidis’in makalesini Sağlık Dergisi’ne yorumlayan Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi, “İoannidis bize en çok atıf alan klinik çalışmaların en az 1/3’ünün gösterdiği sonuçların, aynı kalitede hatta daha kaliteli sonraki çalışmalarla teyit edilmediğini gösterdi!” dedi.

“Prof. Dr. İoannidis, kariyerini tıbbi literatürü yanlı, çarpık, uygunsuz ve yetersiz araştırmalardan arındırmaya adamış önemli bir bilim adamıdır. Ioannidis “meta-researcher” olarak tanımlanmakta ve tıp araştırmalarının kalitesini değerlendirme konusunda dünyadaki en ünlü uzmanlardan biri olarak anılmaktadır” diyen Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi, yapılan bilimsel araştırmalarla ilgili olarak Ioannidis’in 2005 yılında PLoS Medicine’de yayımlandıktan sonra en çok indirilen makale ünvanını taşıyan “Why Most Published Research Findings Are False” yani “Yayımlanmış araştırma sonuçlarının çoğu yanlıştır.” Makalesinin vardığı sonucu Sağlık Dergisi’ne yorumladı.

“Hekimlerin Günlük Tıbbi Uygulamaları İçin Dayanak Oluşturan Güncel Araştırma Sonuçlarının Büyük Bir Kısmı Aslında Hatalı Sonuçlar”
Prof. Dr. Terzi, makale ile ilgili şunları söyledi: “Çalışmaları ile hekimlerin günlük tıbbi uygulamaları için dayanak oluşturan güncel araştırma sonuçlarının büyük bir kısmının aslında hatalı sonuçlar olduğunu göstermiştir. İoannidis’in fikirleri bilim dünyasında büyük bir ilgi ve saygı uyandırmıştır. Yaşayan en etkileyici bilim insanlarından biri olduğu öne sürülmüştür.

“Yayınlardaki Yanlılık Bazen Çok Açıktır, Bazense Keşfedilmesi Çok Güçtür”
İoannidis, mevcut araştırma ve yayın sisteminin kronik biçimde yanlış bilgi ürettiğine ve bu bilginin kamuoyuna kabul ettirildiğine inanmaktadır. İoannidis’e göre bilimsel araştırma çok karmaşık bir süreçtir ve araştırmacılar çoğu kez verileri yanlış yorumlamakta ya da yanlılığa yol açmaktadırlar. Bu sorun bazen bilinçsizce ya da kaçınılmaz olarak, bazen de kişisel çıkarlar yüzünden oluşmaktadır. Yayınlardaki yanlılık bazen çok açıktır, bazense keşfedilmesi çok güçtür. Araştırmacılar çalışmaları istedikleri sonuçları almak üzere gerçekleştirmektedir. Bilimsel sürecin nesnel olduğu öngörüsü pek çok örnek için doğru değildir. Bu sürecin her bir aşamasında sonuçları çarpıtmak mümkündür ve araştırmacılar bu yollara sıklıkla başvurmaktadır.

“Bilimdeki Çarpıtma İzole Örneklerden İbaret Değil”
İoannidis, çalışmaları ile bilimdeki çarpıtmanın izole örneklerden ibaret olmadığını göstermiştir. Bir ilacın ya da tıbbi müdahalenin etkin olduğunu gösteren bazı araştırmalardan sonra yapılan benzer çalışmalar tam tersi sonuçlanabilmekte ya da en azından orijinal çalışmanın iddia ettiği kadar güçlü sonuçlara ulaşamayabilmektedirler. Bu tür birbiri ile çelişen çalışma sonuçları klinik pratikte karmaşıklığa yol açmaktadır. Bu durumu açıklamaya çalışan pek çok çalışma yapılmıştır. Örnek sayısı küçük olan çalışmaların daha sonra büyük çalışmalarla farklı sonuçlara ulaşıldığı iyi bilinen bir konudur Bunun gibi, bazı epidemiyolojik çalışmalar ve randomize çalışmalar arasında da çelişkiler olduğu gösterilmiştir.

Çok Sayıda Atıf Alan, Etki Gücü Yüksek Çalışmalar İçin de Benzer Bir Durum Olabilir mi?
İoannidis ise çok kritik bir sorunun yanıtını arayarak tam bu noktada devreye girmiştir: Çok sayıda atıf alan, etki gücü yüksek çalışmalar için de benzer bir durum olabilir mi?
İoannidis, geçmiş on beş yılda yayımlanmış kırk dokuz en saygın (en iyi dergilerde basılmış ve en çok atıf almış) araştırmayı inceledi. Bu araştırmalar tıp dünyasında köşe taşı makaleler olmuştu. Sonuçları tüm dünyada uygulanan popüler tedavilere yol açmıştı. Örneğin, menopozdaki kadınlara hormon replasman tedavisinin verilmesi, E vitamini ile kalp krizi riskinin azaltılması, düşük doz aspirin ile kalp krizlerinin ve inmelerin önlenmesi.

“Kabul Görmüş Çalışmaların En Az 1/3’ünün Güvenilir Olmadığını Gösterdi”
İoannidis kırk dokuz makaleden kırk beşinin etkin tedaviler öneren çalışmalar olduğunu saptadı. Bu çalışmalardan otuz dördünün öne sürdüğü iddialar daha sonradan başka çalışmalar ile yeniden test edilmişti. Yeni çalışmaların sonuçlarına göre, 14 (A) indeks çalışmanın iddiaları ya yanlış ya da ciddi biçimde abartılı bulundu. Ioannidis, bize sonuçları kabul görmüş çalışmaların en az 1/3’ünün güvenilir olmadığını gösterdi.

“1990-2003 Yılları Arasında Yayımlanan Binden Fazla Atıf Alan Toplam Yüz On Beş Makale Saptandı”
İoannidis’in bu çalışmasında 1990-2003 yılları arasında üç saygın dergide NEJM, JAMA, Lancet ya da impakt faktör değeri yediden yüksek diğer saygın dergilerde National Cancer Institute, Gastroenterolgy, Annals of International Medicine, Circulation gibi yayımlanan ve binden fazla atıf alan tüm klinik araştırmaları incelendi. Bu kriterlere uyan her bir çalışma (indeks çalışmalar) saptandıktan sonra o çalışma ile aynı soruyu konu alan başka klinik çalışmalar olup olmadığı tarandı. Bulunan çalışmalardan örneklem büyüklüğü aynı ya da daha fazla olan çalışmalar ve çalışma tasarımı/yöntemi daha iyi olan çalışmalar değerlendirmeye alındı. Adı geçen dergilerde 1990-2003 yılları arasında yayımlanan binden fazla atıf alan toplam yüz on beş makale saptandı (91’i NEJM, JAMA ve Lancet’te basılmıştı). Bunlardan kırk dokuzu bu çalışmanın amacında tanımlanan klinik çalışmalardı.

“En Çok Okunan ve Tıp Camiasını En Çok Etkileyen İndeks Klinik Araştırma Sonuçlarının Çelişkili ya da Abartılı Olması Ender Bir Durum Değildir”
Kırk dokuz çalışmanın kırk yedisi NEJM, JAMA ve Lancet’te yayımlanmıştı. Kırk üçü randomize çalışma, dördü prospektif kohort ve ikisi olgu serisiydi.
Kırk dokuz çok atıf almış indeks klinik çalışmadan kırk beşi bir tedavinin etkili olduğunu öne süren çalışmalardı. Bunlardan yedisinin sonuçları ile daha sonra aynı konuda yapılmış çalışmaların sonuçları tezat idi. Yedisindeki sonuçlar sonraki çalışmalardan daha güçlü etkinlik bildirmişti. Yirmisi sonraki çalışmalarla teyit edilmişti. On birinin ise sonradan benzeri bir çalışma yapılmamıştı. Sonuç: “en çok okunan ve tıp camiasını en çok etkileyen indeks klinik araştırma sonuçlarının çelişkili ya da abartılı olması ender bir durum değildir”.

“Çok Sayıda Atıf Alan Klinik Çalışmaların Sonuçları Daha Sonra Yayımlanan Çalışmaların Sonuçları İle Tezattık Göstermiştir”
Son on beş yılda basılmış olan en çok atıf alan ve bir tedavinin etkili olduğunu gösteren klinik çalışmaların sonuçları daha sonra yayımlanan çalışmaların sonuçları ile tezattık göstermiştir. Ancak sonraki çalışmalarda benzer güçte etki bulmamıştır. Bu durum randomize çalışmalar için de geçerlidir.
Bu saptamalar, sonraki çalışmaların ilk indeks çalışmadan daha doğru olduğu anlamına gelmemelidir. Sonraki çalışmaların daha büyük ya da kontrol grubunun daha iyi olması bunların tamamen doğru, öncekinin tamamen yanlış olduğunu göstermez. Farklı sonuçlar için hastalık spektrumunun farklı olması gibi alternatif açıklamalar olabilir. Buna rağmen bu farklılıkların klinik uygulamalarda ciddi bir belirsizliğe yol açtığı yadsınamaz.

“Sonradan Tersi Gösterilmiş Pek Çok Çalışmanın Atıf Almaya Devam Ettiği Görülmektedir”
Aynı soruya yanıt arayan farklı çalışmalar tipik olarak birbirinin sonuçlarını tekrarlamaz. Bu farklılığın kendisi başlı başına ilginçtir, zira verilerin dikkatlice incelenmesi ve inandıklarımızın gözden geçirilmesi için eşsiz bir fırsat yaratırlar. Zaten sonradan tersi gösterilmiş pek çok çalışmanın atıf almaya devam ettiği görülmektedir.

“Özellikle Erken Dönem Sonuçların Yayımlandığı Klinik Çalışmalar Hakkında Hemen Karar Verilmemelidir”
Tıbbi literatürde pek çok klinik sorunun yanıtı küçük ya da randomize olmayan çalışmalar ile verilmiş durumdadır. Küçük çalışmaların ve meta-analizlerin sonuçları daha sonra yapılan büyük çalışmalar ile tersine çevrilebilir. Burada ayrıntılarına giremediğim, ancak Ioannidis’in altını çizdiği ve gösterdiği diğer bir durum da güçlü pozitif sonuçların zaman içinde etkinliğini yitirebildiğidir. Bazı çalışmalar bir tedaviyi etkin olarak bulmuş olabilir, ancak daha uzun izlemlerde tedavinin etkin olmadığı ya da ilk çalışmada gösterildiği kadar etkili olmadığı saptanabilmektedir. Bu nedenle özellikle erken dönem sonuçların yayımlandığı klinik çalışmalar hakkında hemen karar verilmemelidir. Etkin olduğu gösterilmiş bir ilaç ya da uygulamanın bu etkisinin zaman içinde devam edip etmediği, genelleştirilip genelleştirilemeyeceği, uygulanabilirliği konularında ihtiyatlı olunmalıdır.”

Reklamlar

Yorum bırakın

GENEL CERRAHİ KONGRESİNDE İLKLER YAŞANDI

17. Ulusal Cerrahi Kongresi’nin bilimsel program zenginliği, katılımcılara yurt içi ve yurt dışından meslektaşları ile bilgilerini paylaşma, gelişmelerden haberdar olma ve sorunlarını tartışma imkanı sağlandı. İki yılda bir yapılan kongre hakkında TCD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi, Sağlık Dergisi’ne açıklamalarda bulundu.

Türk Cerrahi Derneği (TCD) tarafından düzenlenen 17. Ulusal Cerrahi Kongresi, Ankara’da gerçekleştirildi. Bir yıla yakın bir sürede hazırlık döneminin ardından kongre, 26-29 Mayıs 2010 tarihleri arasında yaklaşık 3 bin kişilik katılımla yapıldı. Bu kongrede ilk defa kongre Başkanı Türk cerrahi derneği başkanı olmadı. Düzenleme kurulu Dernek yönetiminden oluşmayan 17. Ulusal Cerrahi Kongresi’nin Başkanlığını ise İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Dursun Buğra üstlendi. Kongre konuları belirlenirken yapılan anket sonucunda oluşturulan program sonucunda yenilikler yapıldı. Özellikle ön plana çıkan konulara daha fazla yer verildi. 20’den fazla bilimsel kurul toplantısı yapılarak hazırlanan program. Bu zamana kadar yapılan kongreler içerisinde rekor sayılara ulaştıklarını kaydeden TCD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi, toplantının 3 bin katılım, 86 stand ve 48 firma tarafından desteklediğini kaydetti. İki yılda bir gerçekleştirilen kongrede tüm genle cerrahi konularını kapsadığını dile getiren Prof. Dr. Terzi, cerrahların günlük hayatlarında en sık karşılaştıkları sorunlar, probleme dayalı çözüm yöntemi ile yani günümüzün çağdaş öğrenme yöntemlerini kullanarak olguların çeşitli bilim insanları tarafından tartışılması üzerine vurgulandı. Prof. Dr. Terzi, konferans yerine olgu üzerine tartışmalı paneller düzenlediklerini ifade etti.

“Sanal Akademi”den Azerbaycanlı Cerrahları Faydalanacak
17. Ulusal Cerrahi Kongresi’nde TCD’nin Türkiye’de ilk defa kullanıma açtığı elektronik öğrenme platformu “Sanal Akademi”den Azerbaycanlı cerrahların da faydalanabilmesi için TCD ile Azerbaycan Sağlık Bakanlığı arasında bir protokol imzalandı.


“Cerrahlar İşsizlik Tehlikesi ile Karşı Karşıya”
Türkiye’de genel cerrahi alanında hazırlanan Türk Cerrahi Derneği (TCD) “İnsan Gücü ve İş Yükü Raporu” kongrede, katılımcılara sunuldu. Çalışma ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Terzi, ilerleyen yıllarda Türkiye’de işsiz cerrah sayısının artacağı görüşünde. Yürütülen çalışma sonrasında oluşturulan raporun hızla artan cerrah oranını gözler önüne serdiğini söyleyen Prof. Dr. Terzi, “Artış bu hızla devam eder ve Sağlık Bakanlığı’nın istihdam politikaları değişmezse yakın bir gelecekte işsiz kalma sorunu ile karşı karşıya kalabiliriz” dedi.
İlgili tespit konusunda gerekli mercileri uyardıklarını anlatan Terzi, “Sorunu Sağlık Bakanlığı ve ilgili genel müdürlükler ve müsteşara ilettik. Çalışmamız değerli bulundular ve önemle karşıladılar” bilgisini verdi. Türkiye’deki hekim dağılımı konusunda da önemli veriler içeren raporla ilgili Prof. Dr. Terzi, “Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde nüfusa bağlı değerler göz önünde bulundurulduğunda aşırı bir yığılma olduğunu tespit ettik. Bu yığılma mecburi hizmete rağmen var. Sorunun çözümü için ciddi önlemler alınması gerekiyor. Yetkilileri bu konuda da uyardık” diye konuştu. Prof. Dr. Terzi, raporun yüz sayfalık bir kitapta derlenerek yayınlandığını ve bu paylaşım sayesinde mesleğin geleceği ile ilgili kaygılarını meslektaşlarıyla paylaştıklarını sözlerine ekledi.

“İdeallerimize Ulaştık”
İki yıldır Türk Cerrahi Derneği (TCD)Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Terzi, “Ekibimizle birlikte daha önceden başlatılmış çalışmaları ileri noktalara taşımanın yanı sıra yeni alanlarda da çalışmalar yürüttük. Uyum içerisinde yoğun çalışmalar yürüten bir ekip olarak çok verimli iki yılı geride bıraktık diye düşünüyorum” dedi.


“Ankara’da Bilimsel İçerik Ağırlıktaydı”
Prof. Dr. Terzi, “TCD tarafından genellikle tatil yörelerinde düzenlenen Ulusal Cerrahi Kongresinin Ankara’da yapılması Yönetim Kurulunun en büyük hayallerinden biriydi ve bu yıl hayalimize ulaştık. TCD’nin ilk kongresi yıllar önce yine Başkent’te yapılmıştı. Kongreyi yeniden Ankara’ya almak konusunda çok kararlıydık. Bu kararın ne kadar doğru olduğunu gördük” dedi.

“İlk sanal akademiye katılım 4 bin givi rekor sayıya ulaştı”
Yapılan çalışmalar ile ilgili de bilgi veren Terzi, yenilik anlamındaki en önemli çalışmalardan biri olan “Türk Cerrahi Derneği Sanal Akademisi” hakkında, “Bu bir elektronik öğrenme programı ve Türkiye’de bir ilk. Yaklaşık altı aydır web üzerinden sürekli tıp eğitimi ve sürekli mesleki gelişim programı anlamında uzmanlara ve asistanlara yönelik bir eğitim programı başlattık. Katılım 4 bin gibi rekor bir sayıya ulaştı. Bizden sonra diğer uzmanlık dernekleri de bu alanla ilgilenmeye başladı” açıklamasında bulundu.

Cleveland Klinik’te Burs Müjdesi
TCD’ye ilk onursal üye olarak kabul edilen ABD Cleveland Klinik Kolorektal Departman Şefi Dr. Feza Remzi, yurt dışındaki çalışmalarını Türk meslektaşları ile paylaştığı kongrede; TCD yönetiminin koyacağı kriterlerle belirlenecek olan bir hekime, Cleveland Kliniği bursu sağlayacaklarını bildirerek, “Dernek Yönetim Kurulunun koyacağı kriterler ile belirlenecek bir hekim meslektaşım, görev aldığım klinikte kendisine sağlanacak burs ile iki ay boyunca çalışmalar yürütme imkanı bulacak. Böylesi bir imkanı sağlayabilmekten ve ülkemin bana verdiklerine bir parça olsun cevap verebilmekten son derece mutluyum” dedi.
Kongreye, kanser cerrahisinde çığır açmış olan bir otör Balck Cady ve Amerika, İngiltere’den 12 konuşmacı katıldı.


“Etik Kurallar”
Kongrelerde uyulması gereken “Etik Kurallar” denilen ilkeleri yayınladıklarını kaydeden Prof. Dr. Terzi, “Buna göre bütün konuşmacılar konuşmaya başlamadan önce ilaç firmalarıyla ya da biyomedikal endüstri firmalarıyla her hangi bir finansal ilişkisi olup olmadığını konuşmacılara duyurmak zorundalar. Bu bir etik kural olarak uzun yıllardır yurt dışında uygulanıyor, bizde de dinleyiciye şeffaf davranmış oluyoruz” dedi.

Asistan Komisyonu
Türk Cerrahi Derneğine bağlı bir asistan komisyonu kurduklarını ve bunun da bir ilk olduğunu kaydeden Prof. Dr. Terzi, “Türkiye’deki bütün cerrahi kliniklerinden asistan temsilcileri seçtik. Onlar kendilerine bir çalışma yönergesi oluşturdular” dedi.

Asistanlar sorunlarını düzenlenen forumda paylaştı
Gerçekleştirilen kongrede TCD tarafından hazırlanan “İnsan Gücü ve İş Yükü Raporu” katılımcılara sunuldu. Oturumda, “Ankara, İstanbul ve İzmir’de mecburi hizmete rağmen aşırı bir cerrah yığılması olduğu; gerekli önlemler alınmadığı takdirde işsiz cerrah sayısında artış yaşanacağı” uyarısında bulunuldu.

Genel Cerrahi Yeterlilik Sınavı
Yeterlilik sınavının 2000 yılında uygulama başlandığını söyleyen Prof. Dr. Terzi, derneğin sınavlarına girip yeterlilik sertifikası alan genel cerrahların, kamuoyunda güncel bilgilerle donatılmış olduğunu belgelerle sunabildiğini belirtti. Prof. Dr. Terzi, iki aşamalı yapılan sınava 112 cerrahın katıldığını ve içlerinde doçent olan cerrahların da yer aldığını kaydetti.

Hemşire Programı
Gerçekleştirilen kongre, hemşirelere de kendi sorunlarını ve çalışmalarını paylaşma imkanı sağladı. Cerrahi hemşireleri dört gün süren kongre boyunca, hazırladıkları bilimsel program kapsamında oturumlar düzenledi.

Yorum bırakın

ASİSTANLAR SORUNLARINA FORUMDA ÇÖZÜM ARADI

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Asistanı Dr. Fatih Mutlu; asistanların sorunlarının dile getirilmesi ve olası çözüm yollarının hep birlikte aranması açısından 17inci Ulusal Cerrahi Kongresi’nde Asistan Forumuna yer verilmesinin çok sevindirici olduğunu söyledi.

Türkiye’de hizmet veren tüm cerrahi kliniklerinden seçilen asistanların katılımıyla Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu tarafından oluşturulan asistan komisyonu 17inci Ulusal Cerrahi Kongresi’nde, oluşturdukları gündem doğrultusunda çalışmalarını bir forumda değerlendirdiler. Komisyon üyeleri, asistanların özlük sorunları ve eğitimlerine ait sıkıntıları kapsayan anket çalışmasından elde ettikleri sonucu, düzenlenen Asistan Forumu’nda katılımcılarla paylaştı. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi veren TCD Asistan Komisyonu Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Fatih Mutlu, asistanların kendilerini ifade etmeleri ve sorunlarının çözümleri konusunda hem diğer asistanlarla hem de böylesi bir ortamda Hocalarıyla tartışma şansı bulmaları açısından Asistan Forumu’nun önemli olduğunu ve çok verimli geçtiğini aktardı. Dr. Mutlu, “Kongre kapsamında asistanlarla yapılan forumun sonucunda, eğitimlerini programlamaları için asistanlara da fırsat verilmesi gerektiği ortaya çıktı. Forumun en güzel sonucu bence bu oldu. Dernek Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi önderliğinde çok güzel bir girişim başlattık. Böyle bir platformda sosyal haklarımız ve eğitim planlamaları için konuşup tartışabiliyoruz, sorunlarımızı paylaşıp aktarabiliyoruz. Bunun devamı da artarak gelecektir. Unutmayalım ki kimse emeklemeden yürümez, yürümeden koşamaz” dedi.


Asistan Komisyonu Yürütme Kurulu Seçimleri
5inci Deneysel Araştırma Kongresi’nde komisyonun yürütme kurulu üyeleri seçimi yapıldı. Yürütme kurulu gerçekleştirdiği ilk toplantıda başkan, yardımcı ve genel sekreterini seçti. Komisyonun taslak yönergesi oylandı ve katılımcıların oy birliği ile kabul edildi.
Asistan Komisyon Yürütme Kurulu başkanlığına seçilen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Asistanı Dr. Fatih Mutlu, “Asistan faaliyetlerinin legal bir sesi yok. Günümüz şartları değişiyor. Bu şartlarda iyi genel cerrah yetiştirilmelidir. Asgari müşterekler belirlenmelidir. Çekirdek eğitim programı ile tüm asistanların aynı eğitimi alması sağlanmalıdır. En basitinden farklı kurumlar arasındaki cerrahi asistanların sadece sahip olduğu eğitim imkânları değil, çalışma saatleri ile aldığı ücretler arasında da çok büyük bir ters orantı vardır. Üniversite ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde çalışan asistanlar aynı özlük haklarına sahip olmalıdır ” dedi.


Asistan Forumu
17. Ulusal Cerrahi Kongresi’nde bu yıl ilk kez düzenlenen Asistan forumu gerçekleştirildi. Forumda asistanların kongre öncesinde katıldığı anket sonuçları tartışıldı. Dr. Mutlu, akademik ve cerrahi yaptıkları çalışmalarla ilgili anket sonuçları ile ilgili şöyle konuştu: “Anket sonuçlarına göre yüzde 92 asistan arkadaşımız Genel Cerrahi’ye isteyerek başlıyor. Sonrasındaki ağır çalışma koşulları asistanları hem yoruyor hem de özel hayatı ile ilgili ciddi sorunlar yaşamasına sebep oluyor. Biz bu forumda asistanların çalışma koşullarının ne derece ağır olduğu üzerinde duracağız. 24 saat durmadan çalışmış ve hiç uyumamış bir cerrahi asistanı bundan sonraki çalışma saatlerinde ne kadar verimli olabilir ve ne öğrenebilir? Ayrıca yine aynı anket sonuçlarına göre asistanlık sırasında yapılan vaka sayılarının bir standardı yok. Katılımcıların yüzde86’sı eğiticinin kendisine ayırdığı süreden memnun olmadığını ifade ediyor ve yüzde47’si kliniklerinde eğitim toplantılarının yapılmadığını belirmektedirler. Toplantı yapılan kliniklerde ise bu toplantılar için ayrılan sürenin yeterli olmadığını yüzde77 asistan arkadaşımız belirtmektedir. Eğitim süresinin tamamını memnun olarak geçirdiğini belirten asistan oranı yüzde6’dır. Ve bu çok düşündürücüdür. Bir başka önemli sorun da Eğitim Araştırma Hastanelerinde bir klinikte başlayan asistanın eğitimini aynı klinikte tamamlamasıdır. Buna bağlı olarak ta diğer alanlardaki bilgi beceri deneyimi acil olgulara ve nöbetlere kalmasıdır. Bu da müfredata uygun eğitimi zorlaştırmaktadır. Her cerrahi kliniğinin çekirdek eğitim müfredatını hayata geçirecek biçimde cerrahi klinikler arasında rotasyonu gündemine alması gerekmektedir” dedi.


Asistanların Sorunları
Asistanlara sorunlarını aktarmak ve kendilerini ifade etmek açısından bu forumun çok önemli olduğuna değinen Dr. Mutlu, kongrelere katılım konusunda da asistanların yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. Çoğu zaman asistanların kongre ücretleri, konaklama yerleri gibi konularda çok büyük zorluklar yaşadığını belirten Dr. Mutlu şunları söyledi: “Asistanlar kongrelere daha yoğun bir katılım sağlayabilirler ancak bizim birtakım sıkıntılarımız var. Asistanlar kongrelere maddi sorunları aşamadıkları için aktif olarak katılamıyorlar. Bir şekilde katılımlarını karşılasalar, bu kez de kongre otelinde ya da yakınlarda konaklayamıyorlar. Asistan Komisyonu Temsilcileri için son iki Ulusal Kongrede, Türk Cerrahi Derneğinin bu noktada çok büyük destek olduğunu kaydeden Mutlu çok yakın bir zamanda Türk Cerrahi Derneğinin düzenleyeceği kongrelerde bilimsel katkısı olan asistanlar için maddi destek verebileceğin inde altını çizdi.

Yorum bırakın