Archive for category Prof. Dr. Nevzat Tarhan

BAĞIMLILIK BİR BEYİN HASTALIĞI MI?

Neredeyse herkesin hayatının bir parçası haline gelen bilgisayar oyunları ve sanal paylaşım sitelerinin yanı sıra, kumar bağımlılığı ve cinsel bağımlılık da kitabın esaslı uyarılarda bulunduğu konuların ele alındığı “Bağımlılık sanal veya gerçek” Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Uzman Dr. Serdar Nurmedovdan tarafından hazırlandı.
Bağımlılığı sebepleri, koruyucu faktörleri ve her geçen gün gelişen tedavi yöntemleriyle etraflı bir biçimde inceleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Uzman Dr. Serdar Nurmedovdan, sadece alkol ve madde bağımlılığının değil, gerçek veya sanal her türden bağımlılığın gelişim seyri ve tedavi aşamasının detaylı olarak ele alındığı kitap hazırladı. “Niçin bağımlı oluyoruz” diye düşünen herkes için fikir verici bir çalışma olan “Bağımlılık” kitabının sonuna eklenen anket ve ölçeklerle okuyucunun bağımlılıkla kendisi arasındaki mesafe konusunda içgörü kazanmasını sağlıyor. Çağımızın en mühim problemlerinden biri olan bağımlılık konusunda en yeni bilimsel gelişmeleri içeriyor.
Bugün neredeyse herkesin hayatının bir parçası haline gelen bilgisayar oyunları ve sanal paylaşım sitelerinin yanı sıra, kumar bağımlılığı ve cinsel bağımlılık da kitabın esaslı uyarılarda bulunduğu konular arasında yer alıyor.
“Değişen Bağımlılık Kavramını Topluma Aktarmak İçin Kitabı Yazdım”
“Bağımlılık Sanal veya Gerçek” kitabının yazarlarından Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlık Dergisi’ne kitabı hakkında şunları söyledi: “Bağımlılıkta ciddi bir paradigma yaşandı. Klasik alkol ve madde bağımlılığı ile ilgili hiçbir kitap şu an ki bağımlılık türlerini kapsamıyordu. Özellikle davranışsal bağımlılık olarak bilinen sanal veya gerçek denilen bir bağımlılık alanı var. Bu bağımlılık son 10-15 yılda beyin çalışmalarıyla madde bağımlılığı gibi ön plana çıktı. Aynı beyni ödül-ceza sistemi gibi aynı şekilde etkiliyor ve bozuyor. Bu nedenle teknoloji ve internet bağımlılığı, seks bağımlılığı, toplama biriktirme bağımlılığı gibi çok farklı bağımlılık türlerinin “neden, niçin” gibi bilimsel ve topluma yönelik verileri aktarmakta fayda var diye düşündüm. Değişen bağımlılık kavramını topluma aktarmak için kitabı yazdım.
Örnek Vaka Kitabı Yazmayı Düşünüyorum
Bundan sonra örnek vakaları ele alıp yazmayı düşünüyoruz. Örnek vakada “ne oldu?” “bağımlılıktan kurtulması için ne yapıldı?” tedavi sonuçları gibi analiz kitabı şeklinde uygulamaya yönelik vaka kitabı düşünüyoruz. Beyin haritası çekiliyor. Tedavi sırasında hastaya beyin görüntülemeleri ile muhtemel nasıl olacağını gösteriyoruz.
Bağımlılıkta 12 Adım Tedavisi
Bağımlılık alanında ülkemizde devlet tarafından Ankara ve Adana’da özel merkezler açıldı. Çünkü hasta çok ve talep var. Böyle bir durumda bir şeyler yapılması gerekiyor. Aslında ilk başta detoks denilen vücuttan toksinleri atmakla ilgili tedavi bir şekilde oluyor. Ancak bağımlılıkta asıl 12 adım tedavileri uygulayabilmek. Kişinin tekrar bağımlı olmaması için neler yapmalı? Yaşam biçimini nasıl şekillendirmeli? Bununla ilgili grup terapileri tarzında tedaviler var.
Merkezler ihtiyaçlara yeterli değil, ekip çalışmasına ve saha çalışmasına ihtiyaç var. Hastaneden çok, bu kişiler ayakta yapılabilecek tedaviler, takipler ve takip grupları çıktıktan sonra sosyal ağlarının yeniden yapılandırmaları gerekiyor. Bunu tek başlarına yapamıyorlar. Yenik düştükleri zaman yardım edecek bir ekip lazım. O anda kişi anne ve babayı arasa yine azarlıyor, “gene mi aldın gene mi içtin” diye. Kişi o anda yenik düşüyor.
Bağımlılık Beyin Hastalığı
Bağımlığın beyin hastalığı olduğu, kişinin durduramadığı anlaşılınca biyolojik kanıt çalışması yapıyoruz. Beyinde ne gibi değişiklikler oluyor. Kişide zarar algısı oluşuyor. Zarar göreceği ile ilgili arabayı nasıl kullandığında kaza yapacağını görüyorsa bu durumu da somut olarak görebiliyor. Biyolojik kanıt, beyin görüntüleme tekniğini kullandığımız için fikri oluyor. Tedavi uyumu daha yüksek oluyor.
Yan Frontal Bölge Depresyon, Alt Frontal Bölge Bağımlılık
Beyin ön bölümü olan frontal lob, kaptan köşküdür. Beynin ön-alt bölgesi, polis merkezi gibidir, dürtüleri kontrol eder. Orta beyin kısmında vites koludur, ödül ve zevki düzenlemeden sorumludur. Bağımlılık hastalarının beynin ön bölgeleri olan frontal, fronta-orbital loblarında ya da anterio singulat bölümünde bozulma oluyor. Yan frontal bölge depresyonda, alt frontal bölge bağımlılıkta bozuluyor. Alt frontal bölge ile beynin orta kısmı ödül-ceza arasındaki bağlantı bozuluyor. Bu kişilere beyinlerindeki sorunları, tedavi sırasında da yüzde kaç düzeldiğini gösteriyoruz. Takipte beyin görüntülemesi ile hastanın ikna olması ve tedaviye uymasını artırıyor.
Psikiyatride beyin haritalama yöntemini, depresyon, şizofreni, manide biyolojik gösterge olarak uyguluyoruz. Psikiyatrik hastalıklar gözle görülmediği ve “yarası içinde” saklı kaldığından hasta kendisi anlayamıyor, yakınları da inanmıyor. Görsel olarak hastaya fiziksel kanıt olarak gösterdiğimizde hasta derdinin anlaşıldığı için mutlu oluyor.
Yeni Tedavi Yeni  Yaklaşımlar Aktarılmalı
Sağlık habercileri, Türkiye’de genel olarak çok organize değiller. Sağlık haberciliğinde daha çok genel ilkeleri olan toplumsal fayda sağlayacak ve yeni bilgiler gibi ilkeleri olmalı. Yeni bilgilere karşı daha açık ve aktif olmaları gerekir. Çünkü sağlık dünyada en hızlı gelişen alanlardan birisi ve yeni tedavi ve yaklaşım Türkiye’de uygulanıp uygulanmadığı ile ilgili sağlık habercilerinin daha yakından takip etmesine ihtiyaç var. Sağlık haberciliği şu anda Türkiye’de yapılan sağlıkla ilgili, tıbbi hataları haber yapma şeklinde bir yol izliyor. Toplumu bilgilendirme olarak bunun yeri ayrı, ancak asıl önemli olan toplumu doğru bilgilendirmek. Doğru toplum bilinci oluşturmak, şifacıların riskinden insanları korumak gerekiyor. Sağlık haberciliğinin topluma karşı bir sorumluluğu var.”

ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

– Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
29 Mart Perşembe günü saat 23:00’a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 30 Mart Cuma sabahı buradan duyurulacaktır.

Çekilişi İsa Erdoğan oldu. Adresini ilettiğinde kitap gönderilecek.
 

11 Yorum

DNA HARİTA İLE İLAÇ TEDAVİSİ

DNA profili bir kişinin kimliği gibi Bir kere çıkartıyorsunuz bu profili ve değişmiyor DNA bir bakıma kimlik numarası gibi İleride belki kimlik yerine DNA geçecek Dünyadaki her bireyin DNA’sı farklı tıpkı parmak izi gibi

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof Dr Nevzat Tarhan dünyanın psikiyatri alanında en çok tartıştığı konunun psikiyatri ve genetik ilişkisi olduğunu söyledi. Verilen ilaçların takibinde DNA takibi yapılmasının en önemli konu başlığı olarak ele alındığını belirten Prof. Dr. Tarhan şunları söyledi: “Artık DNA’sına bakarak bir kişinin psikiyatrik sorununa hangi ilaç iyi gelir bu biliniyor ve yeni doğmuş birinin DNA’sını çıkardığınızda bu DNA 100 yıl saklanabiliyor Sonuç olarak, bir kişinin DNA’sında hangi enzimlerin iyi çalıştığına bakılarak, ona hangi ilaç zayıf etki yapıyor hangisi iyi etkiliyor bu kesin olarak öğrenilebiliyor Geçmişte DNA kolay çıkartılamıyordu ama şimdi özellikle kronik ve tedaviye dirençli hastaların DNA haritasını çıkartıp ilaçların DNA üzerindeki etkisine bakılıyor Şöyle ki hangi ilacın aktif maddesi hangi enzimle çalışıyorsa bakılıyor ve o enzim o kişide aktif mi görülebiliyor.” Gen temelli tedaviler akıllı ilaç seçiminde iyi bir seçenek oluşturdu.
“Genler Önümüzdeki Yıllarda Psikiyatrinin Önemli Bir Konusu Olacak”
Prof Dr Tarhan dünyada bazı laboratuvarlarla anlaştıklarını ve buradan aldıkları DNA’ları o laboratuvarlara gönderdiklerini dolayısıyla bu incelemenin sonucuna göre o kişilere uygun ilaç tedavisi uyguladıklarını söyledi. Prof. Dr. Tarhan; “DNA profilini çıkartmanın böyle bir kolaylığı var Genetik cevapta önemli olan ilacın kan düzeyinde olan etkisidir Çünkü 100 hasta içinde 30 hasta tedaviye dirençlidir ve DNA sayesinde bu hastalar için ne yapılabilir konusuna bakılıyor Burada fakmakogenetik konusu dikkat çekiyor Kesinlikle genler önümüzdeki yıllarda psikiyatrinin önemli bir konusu olacak”

Psikiyatride Kişiye Özel Tedavi Genetik Profil Ve İlaç Kan Düzeyi Takibi

Farmakogenetik laboratuarın iki bölümden oluştuğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Genetik profil çıkartılan ve ilaç kan düzeyi bakılan. Genetik profilde kişinin farmakogenetik kimliği belirleniyor.Farmakogenetik “Chip” de deniliyor. Kişinin genetik profili çıkartılıyor, hangi gen hangi ilacı kullanıyorsa onunla ilgili çıkan listeye göre kişiye ilaç seçimi kararı veriliyor. Bunun genetik yapısına bu ilaç uygundur ya da değildir diye seçiliyor. İlaç genetiği ile ilgili değerlendirme yapılıyor. Bu ilaç kan düzeyi bakılmasında da burada da ilaç genetiğinin erken tanısında ve ön tanısında kullanılıyor. O kişinin genetik profili ile ilgili sonuç çıkıyor.
İlaç Güvenliği Açısından Yan Etki Yapar mı Yapmaz mı?
İlaç veriliyor, ilacı vücut kullanıyor mu kullanmıyor mu ona bakılıyor. İlaç kan düzeyi veya o kişinin kan düzeyi o ilacı kullanmaya uygun mu değil mi? İlaç genlerinde çalışıyor mu çalışmıyor mu diye bakılıyor. “İlaç güvenliği açısından yan etki yapar mı yapmaz mı” belirlemeyi sağlıyor.
Boşuna Deneme Yanılma İle İlaç İsrafı Önleniyor
Şu anda en yaygın kullanılma alanı onkoloji, ilaçlar çok pahalı olduğu için Amerika’da birçok eyalette genetik profili olmadan ilaç verilmiyor. Boşuna deneme yanılma ile ilaç israf olmasın diye. Psikiyatride de daha çok dirençli vakalarda kullanılıyor. Normal ilaç tedavisi yetişmiyor. İlaç yaşlı, çocuk ve dirençli durumlarda” dedi.
“Yüzde 20 Oranında İlaç Tasarrufu Sağlanıyor”
Psikiyatri alanında bu yöntemi kullanan ilk merkez olduklarını belirten Prof. Dr. Tarhan, “İlaç firmaları soğuk duruyorlar. İlacın verimli kullanılmasıyla ilgili kar-maliyet hesabı yaparken etkili ilacı bulmak ilaç kaynak israfını önlemek gibi ilaç tasarrufu yapan bir sistem, ilaç kullanım maliyetlerini düşürüyor. Bilerek ilaç veriyorsunuz, böylece de ilaç daha az reçete ediliyor. Yüzde 20 oranında ilaç tasarrufu sağlanıyor.
“Amerika’da Doktorların Yüzde 14’ü Bu Cihazı Kullanıyor”
Günlük kullanıma yeni giren cihaz, Amerika’da yapılan istatistiki sonuçlara göre doktorların yüzde 14’ü bu cihazı kullanıyor. Türkiye’de de çok bilinmiyor. Hastaları deneme yanılma yönteminden kurtarıyor. İlaç genetiği, kişiye özel tedavinin en önemli basamağıdır. İlaç-kan düzeyi takibinde, ilacı kullanan genlerimizin ilacın kullanıp kullanmadığının takibini yapıyoruz. Psikiyatrik ilaçlar uzun dönem kullanılan ilaçlar, uzun kullanılınca da bilinmeyen yan etkileri olabiliyor. İlaç güvenliğine bu nedenle katkı sağlıyor. Tedaviye yanıt oranı yükseliyor. Antidepresanların uzun dönemde ne olacağı bilinmiyor. O ilaçlar piyasaya çıkalı 20 sene oldu. Cep telefonunun ne yapacağı bilinmediği gibi. Bilinçli kullananlarda yan etkiye rastlamıyoruz. Ancak rastgele kullananlarda özelliklede çocuklarda maniye sokuyor. Rastgele aşık oluyor, kişilik değişimi yaşıyor” şeklinde konuştu.

Yorum bırakın

ANTİDEPRESAN MANİ HASTALARINI AŞIK EDİYOR

Kontrolsüz alınan antidepresanların mani hastalarında ilgi gösterene aşık olma durumunun gözlendiğini belirten Psikiyatrisi Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Birçok meslektaşım hastası aşık olup boşanma dilekçesini verdikten sonra hastaya iyilik mi yaptım kötülük mü bunu sorguluyor” dedi.

Türkiye’nin 2010 yılında 35 milyon kutu antidepresan ilaç tükettiği ortaya çıktı. Türk Eczacılar Birliği’nin rakamlarına göre 2007’de 27 milyon 573 bin kutu antidepresan tüketilirken son üç yıldaki yüzde 21’lik artış uzmanları da endişelendiriyor.

Kişi Kendine İlgi Gösterenlere Aşık Oluyor

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kontrolsüz kullanılan antidepresanların ‘mani’ye (duygu durum bozukluğu) neden olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tarhan, “Depresyonu tedavi ederken çizginin üzerine çıkınca manik durum ortaya çıkıyor. Manide duygu yoğunluğu yaşandığı için kişi kendisine ilgi gösterenlere aşık oluyor. Bu toplumsal bir sıkıntıdır. Bu durum evli insanların da başına geliyor. Örneğin bir hanım kendisine müzik dersi verene aşık olup, evden kaçmıştı. Sonra birden ‘ben napıyorum’ dedi ve ilacın etkisiyle bu durumu yaşadığı ortaya çıktı’ dedi. Sağlık Dergisi

Boşanmaya Kalkıyorlar

Mani’nin antidepresanın gözardı edilen yan etkilerinden biri olduğunua dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, ‘Antidepresan yüksek dozda alınırsa yahut kişide maniğe yatkınlık varsa manik duruma kayış ortaya çıkıyor. İlaç genetiğini göz önüne alarak kan düzeyi ölçülmezse veya yakın takip edilmezse hasta uçuşa geçebilir, duygularını yükseltir’ uyarısında bulundu.

Kişiye Göre İlaç Önerisi

Takip edilmesi durumunda söz konusu riskin azalacağını anlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi: “Kişiye göre ilaç verilirse bu durum yaşanmaz. Depresyonda her şeyi içine atan biri manide duygusal patlama yaşıyor ve boşanmaya kalkıyor. Manide duygusal karar verme mekanizması bozuluyor. Kişi ‘eşimi sevmiyorum ayrılacağım’ diyor. Bunun gibi duygu durum değişiklikleri antidepresanlarda karşılaşılıyor. Antidepresanı bırakınca normale dönüyor. Birçok meslektaşım hastası boşanma dilekçesini verdikten sonra hastaya iyilik mi yaptım kötülük mü bunu sorguluyor. İlaçlar kimyasal silah. Doğru kullanılmazsa zarar veriyor. ”

Ağrı Kesici ve Antibiyotikten Sonra Türkiye’de En Çok Antidepresan Kullanılıyor

Ağrı kesici ve antibiyotikten sonra Türkiye’de en çok antidepresan kullanıldığını aktaran Prof. Dr. Tarhan, ‘Reçetesiz de alınabildiği için komşudan ve birbirinden duyarak antidepresan ilaç kullanımı artıyor. Ev hanımları günlerde şeker gibi birbirlerine ikram ediyor. Alışkanlık yapmıyor. İshale neden olabiliyor, kalp ritim bozukluğu yapabiliyor ve tansiyonu yükseltebiliyor. Cinselliği bastırdığı için erkekler çok kullanmak istemiyor. Onlara da cinsel yan etkisi olmayan antidepresan veriyoruz. Bazıları tokluk hissi veriyor zayıflatıyor, bazıları şişmanlatır. Yan etkilerine göre tedaviyi düzenlemek gerekiyor’ diye konuştu.

Yorum bırakın