Archive for category Prof. Dr. Okan Akhan

TRD Başkanı Akhan: "ÇIĞLIĞIMIZI DUYUN"

Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr Okan Akhan, ihale yöntemi ile verilen radyoloji laboratuarlarında hizmetin kalitesinin düşük olduğunu, bunun halk sağlığını ciddi tehdit ettiğini söyledi. Akhan, dernek olarak, radyoloji ile ilgili standartların belirlenmesi ve tüm hastanelerde uygulanmasını sağlaman amacıyla Sağlık Bakanlığı ile çalışma başlattıklarını ve bir komisyon kurduklarını, yapılacak tetkiklerinde bu komisyonun protokollerine uygun yapılmasının planlandığını kaydetti.

Türk Radyoloji Derneği’nin düzenlediği 32. Ulusal Radyoloji Kongresi, 28 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında Antalya Lara’daki WOW Otel’de gerçekleştirildi. Kongrede bu yıl ilk kez “Türk Radyoloji Derneği Komşularıyla Buluşuyor” oturumları yer alırken; “acil radyoloji” ve “Radyolojide tanı koydurucu tipik bulgular ve işaretler” konularında eğitim kursları verildi. Kongre ile ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Okan Akhan, ihale ile dışarıdan hizmet alımı ile yapan radyoloji hizmetlerinin kalitesinin düşük olduğunu savunarak “Bu yöntemle hizmet alımı yoluyla faaliyet gösteren 150’den fazla birim olduğu söylenebilir. Bazı birimlerde daha fazla sayıda tetkik yapmak için uluslararası kabul görmüş protokoller göz ardı edilmektedir” dedi.

“Çok Tetkik, Hiç Tetkik Demek”

Bir birimde Bilgisayarlı Tomografi (BT) cihazı ile 400 BT tetkiki, bir başka birimde 70 MR yapılması gerekirken 180’e varan MR yapıldığına dikkat çeken Akhan “Bunlar devletin hastanelerinde, ihale ile çalışan ünitelerdi. Çok tetkik hiç tetkik demektir. Bu hastalar, zaman ve devletimize para kaybettirmektedir. Dernek olarak bu standartları belirlemek ve tüm hastanelerde uygulanmasını sağlamak konusunda Sağlık Bakanlığı’na yardımcı olmaya hazır olduğumuzu defalarca belirttik. Geçtiğimiz aylarda Bakanlık, önerilerimiz üzerine bir temsilcimizin de içinde olduğu bir komisyon kurdu. Bu komisyon tetkik protokollerini ‘Standartlar Komitemizin’ kurullarına uygun olarak hazırlanıyor. Umuyorum ki Sağlık Bakanlığı söylediğinden vazgeçmeyecek bu işin uluslar arası standartlara göre yapılmasında gerekli adımları atar” diye konuştu.

“Nicelik Bazlı, Sayıya Dayanan, Hizmet Karşılığı Ücret Prensibi “

Tam Gün Yasası ve performans sistemine de değinen Akhan, “Derneğimiz, Tam Gün Yasası’nın sağlık hizmeti sunumuna olumsuz etkileri olacağı görüşündedir. Özellikle halen uygulanmakta olan nicelik bazlı, sayıya dayanan, hizmet karşılığı ücret prensibini benimsemiş, parça başı ücretlendirme yapan performans sistemi, endişelerimizi daha da artırmaktadır. Sayıya dayalı anlayış sadece eğitimi ve araştırmayı sorunlu hale getirmiyor, ayrıca hasta güvenliğini tehdit eden, sağlık hizmeti kalitesini düşüren, hekim-hasta ilişkilerini zora sokan, malpraktis kaygılarıyla gereksiz tetkik ve ilaç kullanımına yol açarak sağlık harcamalarını arttıran sonuçlar doğurmaktadır” dedi.

Çığlığımızı Duyun

Prof. Dr. Okan Akhan, performans sisteminin üniversite, eğitim ve araştırma hastanelerinde eğitimin niteliğini de olumsuz yönde etkilediğini anımsatarak, şöyle devam etti: “Sağlık Bakanlığı hastanelerinde uygulanan ve bu yılın başından itibaren üniversite hastanelerinde de yaygınlaşan performans sistemi eğitimleri önemli ölçüde etkiliyor. Hekimler uzun saatler çalışıyor, hastalara yeterli vakit ayrılmıyor. Bir hastaya en az 20 dakika ayrılması gerekirken performans sistemi nedeniyle ayrılan süreler çok kısalıyor. Kliniklerde günde 150 ye varan hasta bakılıyor. Her gelen hastaya da radyoloji tetkikleri yazıldığından o hastalarda bize geliyor, iş yükümüz artıyor. Bu tetkikler ne yazık ki standartlara uygun yapılmıyor. Hastaya verilen hizmetin kalitesi de ve eğitim niteliği düşüyor. Böyle devam ederse 5-10 yıl sonraki radyologlardan halkımız çok zarar görecek. Çığlığımızı duyun. Sağlık Bakanlığı üniversitelerin işine soyunursa halk bunun olumsuzluğunu öder. Sağlıkta dönüşüm politikası yurttaşın daha kolay hastaneye ulaşmasını sağlamıştır ama hizmet kalitesi düşmüş hem de gereksiz tahlil ve tetkikler yapılmasına neden olmuştur” dedi.
“Radyoloji Eğitiminin Takipçisi Olacağız”
Türkiye’de yaklaşık 80 civarında radyoloji eğitimi veren kurum olduğunu belirten Dr. Akhan, radyoloji alanındaki uzmanlık eğitimi ve çalışma şartları hakkında şunları söyledi:“Derneğimiz nitelikli radyoloji uzmanı yetiştirilmesi, radyoloji alanında sunulan sağlık hizmetinin iyileştirilmesi, radyoloji hizmet ortamının standartlarının yükseltilmesi çabaları yanında alanımızın hak ve menfaatlerinin korunması için elinden gelen her çabayı sarf etmektedir. Radyoloji alanındaki uzmanlık eğitiminde de önemli sorunlarımız devam etmektedir. Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde de uygulanan; derneğimizin girişimleri sonucunda 2002 yılı yönetmeliğinde 3 yıldan 5 yıla çıkarılan uzmanlık eğitim süresi maalesef ülke gerçekleri, radyolog ihtiyacının aşırı olması gibi tartışmalı gerekçelerle, TTB ile birlikte yaptığımız girişimlere karşın 4 yıla indirildi. Merkez Yönetim Kurulu bu durumun düzeltilmesi ve ihtisas süresinin yeniden 5 yıla çıkarılması için Sağlık Bakanlığı’na resmi başvuruda bulunmuş ve sonrasında da dava açmıştı. Ancak 4 yıllık süreyi yasa maddesi yaptılar. Ayrıca yeni yasa ile 7 saat günlük mesai yapmamız zorunlu hale geldi. Bunun sonucu olarak icapçılık, gece nöbeti veya vardiyalı çalışma gibi birçok tartışma gündemimize girmiştir.”
“Üniversiteler Sağlık Bakanlığı’na bağlanmalı mıdır?”
Akhan, “Üniversiteler Sağlık Bakanlığı’na bağlanmalı mıdır?” sorusuna şöyle cevap verdi: “Bu suyu tersine akıtma demektir. Dünyanın hiçbir yerinde üniversiteler Bakanlığa bağlı değildir. Üniversiteyi silah zoruyla bağlayabilirsiniz ama üniversite yıllar sonra yeniden doğar. Üniversite herhangi bir doğmanın tekelinde olamaz. Sağlık Bakanlığı tıp eğitiminden çıkmalıdır. Sağlık Bakanlığı üniversitenin işine soyunursa bunun acısını bu toplum öder.”

“Performans Denen Şey Gerçek Performans Değil”

TRD Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Kaya ise, üniversitelerdeki son yugulamalar hocalarımızın motivasyonunu ciddi etkilediğini belirterek “Bir işlem yapıyorsunuz o ay onun karşılığı olmayan bir ücret alıyorsunuz. Anabilim dalının toplam geliri, kurumun geliri etkili olabiliyor. Performans denen şey gerçek performans değil. Ben yıllarca savundum bunu ama şuan ki bu değil. Hiç çalışmayla alakalı olmayan gelir dağılımı ile karşılaşıyorsunuz” dedi.

“Performans Sistemi Bir Puanlama Sistemi”

Kongre Bilimsel Komite Başkanı Cem Çallı ise son yıllarda komşu ülkelerle radyoloji eğitimi verebilecek hale geldiklerini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Umarım bu performans sistemi ile bu özelliğimizi kaybetmeyiz. Performans sistemi bir puanlama sistemi. Yaptığınız işin puanının ne kadara denk geldiğini bilmiyorsunuz. Bu sadece radyoloji için değil tüm branşlar için geçerli.”

“Türk Radyoloji Derneği Komşularıyla Buluşuyor”

Bu yıl yapılacak olan kongrenin belki de en önemli özelliği ve farkının “Türk Radyoloji Derneği Komşularıyla Buluşuyor” oturumları olacağını kaydeden Çallı, şöyle konuştu: “İlk yılın davetlileri İran Radyoloji Derneği ve Bulgaristan Radyoloji Derneği olacaktır. Bu proje ile gelecek yıllarda komşu derneklerimizden ikisinin özel oturum yapması planlandı. Gelecek senelerde Güney Kore, Brezilya, Meksika gibi radyolojinin yükseldiği ülkelerin yanı sıra, Batı Dünyası ülkeleriyle de “TRD Uzak Komşularıyla Buluşuyor” oturumlarının başlatılması ve ülkemiz radyolojisinin dünyaya açılma sürecinin devam etmesi planlanmakta ve hedeflenmektedir. Bu sene TÜRKRAD 2011’de 199 sözlü bildiri, 1101 e-poster ve 856 olgu sunumu ile yüksek bir bilimsel seviye tutturulmuştur.”
TÜRKRAD Genel Sekreteri Doç. Dr. Şükrü Mehmet Ertürk’de sık çektirilen radyoloji ile işin kalitesinin değil tekrarların sayısının arttığına dikkati çekti.

Yorum bırakın

RADYOLOJİ DERNEĞİ İLE BAKANLIK İŞBİRLİĞİ YAPACAK

Sağlık Bakanlığı ile radyoloji tetkiklerinin yeniden düzenlemesi amacıyla işbirliği yapacaklarını belirten Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Okan Akhan, tıpta radyasyon kullanımının ”ölümcül risk” içerdiği bilgisinin yanlış, gereklilik halinde mutlaka uygulanmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

Türk Radyoloji Derneği tarafından, tıpta radyasyon konusuyla ilgili son günlerde başlıca tomografi’nin kullanımına yönelik olmak üzere bazı basın ve yayın organlarında, ”tomografi tetkiki yüksek radyasyon dozu alınması nedeniyle yasaklamıştır” ve ”tomografide ölümcül risk” başlıklı haberlerle ilgili olarak basın toplantısı yaptı. Dernekte düzenlenen basın toplantısında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Okan Akhan, bu tür haberlerin toplumda korkuya neden olduğunu söyledi.

Sağlık Bakanlığı, TRD Iş Birliği Yeni Düzenlemeler Getirecek
Sağlık Bakanlığı özellikle sektördeki açığı ve suiistimali önlemek için Türk Radyoloji Derneği (TRD) ile ortak bir dizi çalışma grubu kuruyor. Bu gruplar, radyolojik cihazların denetlenmesinden, tetkiklerin kalitesine kadar birçok konuyla ilgili çalışmalar yapılacağını belirten Prof. Dr. Akhan şu bilgileri verdi: “Türkiye çapında bu cihazların planlamasıyla ilgili bir çalışma kuruldu. Hizmet alımlarını, kalitesini denetleyecek bir grup kuruldu. Bakanlığın, bizim ve hizmet alımını yapanların temsilcileri gidip denetleyecek. Bu, bilgisiyarlı tomografi protokolüne göre yapılmış mı yapılmamış mı diye.”

“Cep Telefonları Başta Olmak Üzere Yaygın Olarak Kullanılan Radyo Dalgalarının Zararı Isınmayla Ortaya Çıkıyor
İyonizan radyasyon olarak değerlendirilen x ışınları ve gama ışınlarının geçtikleri atomların elektronlarını ayırarak iyonizasyona neden olduğunu ve biyolojik zararlarının da buradan ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Akhan, elektromanyetik radyasyonlar içerisinde yer alan mor ötesi (ultraviyole) ve kızıl ötesi (infrared) ışınların da tıpta yaygın olarak kullanıldığını belirtti. Prof. Dr. Akhan, başlıca manyetik rezonans görüntülemede kullanılan ve günlük hayatta da cep telefonları başta olmak üzere yaygın olarak kullanılan radyo dalgalarının ise zararlarının daha çok ısınmaya yol açarak ortaya çıktığını söyledi. Prof. Dr. Akhan, şunları kaydetti:”Bu enerjilerin biyolojik zararları hala tartışmalıdır. Ultrason yüksek frekanslı ses enerjisini (ultrases) kullanır. Ultrases radyasyon grubuna girmez ve bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır.”

“MR ve Ultrasonografide İyonizan Radyasyon Bulunmuyor”
Modern tıbbi görüntüleme yöntemlerinin uygulama alanına yaygın olarak girmesiyle tıbbi uygulamalardan alınan radyasyonun dozunun kontrolünün önem kazandığını dile getiren Prof. Dr. Akhan, ”Tıbbi radyasyon başlıca radyoloji, nükleer tıp ve radyoterapi birimlerinde tanı ve tedavi amaçlı işlemlerde kullanılmakta ve bu işlemler yapılan bireylerde radyasyon maruziyetinin nedeni olmaktadır. Radyoloji başlığı altında Bilgisayarlı Tomografi (BT), Röntgen, Anjiografi ve Mamografi gibi yöntemlerde X ışınlarıyla radyasyon söz konusudur. Manyetik Rezonans (MR) ve Ultrasonografide iyonizan radyasyon bulunmamaktadır. Nükleer tıp uygulamalarında gama ışını kullanılmaktadır. Sintigrafi olarak da adlandırılan taramayla başlıca kemik, kalp ve tiroid sintigrafisi yanı sıra son yıllarda PET yöntemiyle de radyasyona maruz kalınabilmektedir. Radyoterapide ise başlıca kanser tedavisinde olmak üzere yüksek dozlu radyasyon kaynakları kullanılmaktadır” dedi.

”Tıpta Radyasyon Kullanımında Nelere Dikkat Edilmeli?”
Prof. Dr. Akhan, aşırı radyasyon korkusunun radyasyon kaynağının çok gerekli bir aşamada kullanılmamasına ve hastada bir yarar kaybına neden olabilirken, radyasyon riskinin göz ardı edilerek radyasyon kaynaklarının gereğin ötesinde kullanılmasının da gereksiz doz alınmasına neden olabildiği uyarısında bulundu.

”Alınan Radyasyon Dozu Arttıkça Risk De Artmaktadır”
Tıbbi uygulamalarda radyasyon dozunun azaltılması için, iyonizan radyasyon içeren tanı ve tedavi yöntemlerinin bilinmesi, gerekliliklerinin tekrar sorgulanması, tıbbi işlemin mümkünse önce iyonizan radyasyon içermeyen yöntemlerle yapılmasının sağlanması gibi tedbirler alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Akhan, şunları söyledi: “Radyasyon işlemi bittikten sonra bu radyasyonun vücutta birikimi söz konusu değildir. Nükleer tıp uygulamalarında ise durum farklıdır. Vücuda verilen radyoaktif maddeler radyasyon yaymaya devam etmektedir. Verilen radyasyonun miktarı ve yarılanma ömürlerine göre hastada belirli bir dozda ve sürede radyasyon bulunmaktadır. Bu hastalar aldıkları maddenin dozuna göre bazı durumlarda belli bir süre dışarıya çıkarılmamaktadırlar. Yine bu kişilerin idrarları ve dışkıları bir süre korunup, zararsız düzeylere geldiklerinde atılmaktadır. İngiltere Sağlık Bakanlığı, herhangi bir hastalığı olmayan sağlıklı bireylerde tarama amacıyla yapılan Tomografi uygulamalarını yasaklamıştır. Haklı gerekçelerle alınan ve tarafımızca da onaylanan bu karar, sadece sağlıklı bireylerdeki tarama amaçlı tetkiklere yöneliktir. Burada yıllık araç muayenesi yapar gibi belli aralıklarla tüm vücut Bilgisayarlı Tomografi yapılmasına yönelik bir yasaklama olup, hastalık durumu için kesinlikle söz konusu değildir. Tıpta alınan radyasyonun zararsız olabileceğini söyleyebileceğimiz bir alt sınırı bulunmamaktadır. Alınan radyasyon dozu arttıkça risk te artmaktadır. Radyasyon kazalarında ölümcül radyasyon dozu 10.000 mSv iken, aralıklı olarak kanser tedavisinde toplam 50.000 mSv (Günde yaklaşık 1.000 mSv) dozunda radyasyon verilebilmektedir. Günümüzde aldığımız radyasyonun yüzde 48′i doğal kaynaklardan yani topraktan, güneşten ve uzaydan gelen kozmik ışınlardan kaynaklanıyor, yüzde 46′sı tıbbi uygulamalar ve yüzde 6′sı ise nükleer santral ve nükleer silah denemeleri nedeniyle atmosfere salınmış radyoaktivite gibi insan yapımı sebeplerden kaynaklanmaktadır.Normal sağlıklı bireylerde 5 bin kişiden bin adedi kansere yakalanma riskiyle karşı karşıya iken yaklaşık 10 mSv doz alınan bir tetkik yapılan bireyde riskler birleştirildiğinde 5 bin bireyden bin 5 adedi bu riskle karşı karşıya kalmaktadır. Yani riske sahip bin bireye ek risk taşıyan 5 birey daha ilave olmaktadır.”

Prof. Dr. Akhan, X ışınlarının tıpta gerektiğinde kullanılması gerektiğinin altını çizerek, ”Endikasyon çerçevesinde tanı konulmuş kişilere uygulanmalıdır. Kesinlikle sağlıklı kişilere uygulanmamalıdır. Hastadaki endikasyon kararına da hekim karar vermelidir. Gereksiz uygulamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır” diye konuştu.

Yorum bırakın

RADYOLOGLAR BU FIRSATI KAÇIRMAYIN!

Eğitim almak isteyen radyologlar ile ilgili yeni düzenlemeler yaptıklarını açıklayan Türk Radyoloji Derneği (TRD) Başkanı Prof. Dr. Okan Akhan, 10 yıl sonra üst ihtisas eğitimi alan radyolog sayı ve oranının tıbbın tüm dalları içinde en yüksek oranda radyolojide olmasını hedeflediklerini söyledi.

Türk Radyoloji Derneği tarafından düzenlenen 31. Ulusal Radyoloji Kongresi’nde açıklamalarda bulunan Türk Radyoloji Derneği (TRD) Başkanı Prof. Dr. Okan Akhan, “Radyoloji ‘Tıbbın Gören Gözü’ olduğunu söyledi. Prof. Dr. Akhan, görüntüleme yöntemi ile vücuttaki kanserlerin saptanması ve yayılımının tanısında mevcut görüntüleme yöntemlerinin son derece etki olduğunu kaydetti. Kanser tedavisinin bir ekip çalışması gerektirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Akhan şunları söyledi: “Radyologlar bu ekibin önemli ve vazgeçilmez unsurlarıdır. Röntgenden, Bilgisayarlı tomografiye, manyetik rezonans görüntülemeye ve PET BT’ye kadar bugün kullandığımız yöntemle bütün hastalıkları tanıma şansına sahibiz. Tanıyı görüntülemekteyiz. Tanıyı elde edemediğimiz zamanda küçük iğnelerle istediğimiz noktadan istediğimiz biyopsiyi yapabiliyoruz. Bize gelen hastaya tanı koyabiliyoruz ya da patoloji raporu gönderiyoruz. Bunların mümkün olduğu tıp ortamında, niye çok daha iyi yapılmadığı tartışılmalı.”

“Bilimsel Çalışmalarda Türkiye İlk 5 Ülke Arasında”
Radyoloji alanında yayınlanan birçok bilimsel dergide yer alan çalışmaların ülke bazında değerlendirildiğinde ülkemiz kaynaklı bilimsel çalışmalar olduğunu belirten Prof. Dr. Akhan, “Türkiye ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Kongremizde “nasıl daha az doz X ışını verebiliriz” oturumdan “istatistik çalıştayına” kadar geniş bir yelpazede düzenlenen oturumlarda çok önemli konuları tartıştık, paylaştık” dedi.

Türk Radyoloji Derneği’nden Eğitim Atağı
Hekimlerin eğitimi olmadan halka yeterli sağlık hizmeti vermenin mümkün olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akhan, “Dernek olarak bu sene iki önemli proje başlattık. Derneğimiz nitelikli ve yetkin radyoloji uzmanı yetiştirmeyi hedefliyor. Bu projelerden ilki olan, ‘Kış Okulları’ ile her sene en az bir kez Radyoloji alanında eğitim gören tüm asistanlarımızın textbook (temel kitaplar) düzeyinde eğitim almaları amacıyla düzenlenecek” diye konuştu.

Aralık Ayında İlk ‘Kış Okulu’ Başlıyor
Prof. Dr. Akhan, ‘Kış Okulları’ ile ilgili şu bilgileri verdi: “Radyoloji asistanları Kış Okulları’na herhangi bir ücret ödemeden katılacaklar. Asistanların konaklama ücretleri TRD tarafından karşılanırken, yol masrafları kendilerine ait olacak. Aralık 2010 da iki haftalık ve her haftasına 200 asistanın katılacağı ilk kursumuz Antalya da düzenlenecek. Uzun vadeli olarak Kış Okulları eğitimini asistanlarımızın karnelerine eklemek istiyoruz. Ayrıca yan dal derneklerinin düzenlediği eğitim toplantılarına asistanlarımızın katılımını teşvik eden programları da önümüzdeki yıl uygulamaya sokmayı amaçlıyoruz. Tüm asistanlarımız ihtisas sınavı öncesi “Yeterlilik Sınavına” girecekler. Bu eğitimden geçen asistanların tanı ve tedavi sürecinde etkin olacağını umuyoruz.”

“Yılda 30 Radyolog En İyi Merkezlerde Eğitim Alacak”
40 yaş altında asistanların Türkiye’nin ve dünyanın en iyi merkezlerinde üst uzmanlık yapmak isteyen radyologları destekleyeceklerini söyleyen Prof. Dr. Akhan, “Sene de 30 meslektaşımızın eğitim görmesini istiyoruz. Bu programın amacı; her sene TRD tarafından belirlenecek sayıda radyoloji asistanlığının son yılında olan veya Radyoloji uzmanı, yurtdışı veya yurtiçi önemli merkezlerde en az 6 ay boyunca ileri eğitim almasını (Fellowship veya Clerkship veya observer programları için) sağlayacak. Bu proje çerçevesinde 3 meslektaşımız burs almaya hak kazanıyor. Yurtdışı için yıllık 15 bin USD yurtiçi için ayda bin TL TRD tarafından ödenecektir. Yılda 30 kişiye burs vermeyi amaçlıyoruz. Hedefimiz 10 yıl sonra üst ihtisas eğitimi alan radyolog sayı ve oranının tıbbın tüm dalları içinde en yüksek oranda radyolojide olmasıdır. Bu eğitimli kadrolarla başta hasta hizmeti olmak üzere eğitim ve araştırmada yüksek kaliteyi yakalayacağız” diye konuştu.

Yorum bırakın

“GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ ÜST İHTİSAS OLMALI”

Türk Girişimsel Radyoloji Dernek Başkanı Prof. Dr. Okan Akhan, bu yıl 5’incisi düzenlenen Girişimsel Radyoloji Toplantısı’nda radyologların sorunları ile ilgili Sağlık Dergisi’ne açıklamalarda bulundu.

300’e yakın katılımcının takip ettiği Girişimsel Radyoloji Yıllık Toplantısı’nın, bu yıl 5’incisi Kapadokya Perissia Hotel’de gerçekleştirildi. Yurt dışında da konuşmacıların yer aldığı paneller, uydu sempozyumları, “ben nasıl yapıyorum” oturumları yapıldı.
Girişimsel Radyolojik işlemlerin, dünyanın en önemli merkezlerinde rutin uygulanan tedaviler haline geldiğini belirten Türk Girişimsel Radyoloji Dernek Başkanı Prof. Dr. Okan Akhan, “Girişimsel Radyologlar olarak, eskiden cerrahi yöntemlerle tedavi edilen büyük bir grup hastayı, cerrahi yöntem kullanılmadan tedavi eden işlemleri yapıyoruz. Bu işlemler, görüntüleme cihazları kılavuzluğunda hastaları tedavi eden işlemlerdir. Tıkanan damarları balon kateter veya stent ile açıyoruz. Eğer taze trombus ile bir damar tıkalı ise, kateter ile ilaç infüzyonu yöntemiyle damarın açılmasını sağlıyoruz. Eski bir tıkanıklık sözkonusu ise o bölgeye stent konularak damar açılıyor. Tümörü besleyen bir damarı tıkayarak tümörün küçülmesi sağlanıyor” dedi.


“Girişimsel Radyoloji Üst İhtisas Olmalı”
Dünyada yapılan Girişimsel Radyoloji işlemlerinin tamamının, ülkemizde de yapıldığı kaydeden Prof. Dr. Akhan, “Ülkemizdeki bu seçkin 10 merkezden birisi de Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı’dır. Radyoloji uzmanlığından sonra Girişimsel Radyoloji üst ihtisas olarak tanımlanmalı. Sağlık Bakanlığı bu güne kadar Girişimsel Radyoloji’yi üst ihtisas haline getirmedi. Girişimsel Radyoloji Avrupa da Radyoloji altında bir özel alan olarak tanımlanmıştır. Ülkemizde de bu düzenleme hızla yapılmalıdır. Çünkü bu işlemleri yapabilecek eğitimli radyologlara ihtiyaç var. Üstelik Balkan ülkeleri başta olmak üzere bir çok ülkeden bu alanda eğitim almak isteyen radyologlar başta Hacettepe olmak üzere eğitim almak için ülkemize gelmektedir” şeklinde konuştu.

“BT Belli Prosedürlere Uygun Tercih Edilmeli”
İngiltere’de Bilgisayarlı Tomografi tetkikinin yasaklanmadığını belirten Prof. Dr. Akhan şunları söyledi: “Sağlıklı kişilerde tarama amaçlı ‘yıllık araba muayene yaptırır’ gibi Bilgisayarlı Tomografi (BT)’nin tepeden tırnağa yapılması yasaklandı. Bu görüntüleme yöntemi sağlıklı kişilerde kullanılan bir yöntem değildir. Bt tetkikleri hasta bireylerde doktor endikasyonu olduğunda özel protokollerle yapılır. BT’nin hangi organa spesifik yapılması gerektiği, radyolog tarafından saptanır ve uygulanır. X ışını var diye tetkik yaptırmaktan kaçınamayız. Doğru hastalarda uygun protokollerle yapılması gerekir. Kullanılan cihazların düşük radyasyonlu olanları tercih edilmelidir. Düşük dozlu cihazlar yok ise, mevcut cihazlara düşük doz yazılımları eklenmelidir.”


“24 Saat Maksimum 100 Hastaya BT Yapılabilir”
Düşük doz öncesi Bilgisayarlı Tomografi cihazları ile ortalama 15 mSv birim radyasyon alınırken bir Kalp Anjiosu için yeni kuşak cihazlarla bu oranın 2’nin altına düştüğünü kaydeden Prof. Dr. Akhan, yapılan tetkiklerde uluslar arası standartlara uygun protokollerin kullanılması gerektiğinin belirtti. Prof. Dr. Akhan, “Türkiye’de temel sorun olarak, bir çok tetkikin özellikle hizmet alımı yapılan hastanelerde usulüne uygun yapılmıyor olmasını gösterdi. Bu çok ciddi bir sorun, BT tetkiki, ortalama 1 saat içerisinde 4-5 hastaya uygulanabilir. 24 saat bir merkezi Çalışma Bakanlığı’nın kurallarına uygun çalıştıracaksanız, çok iyi eğitimli en az 3 ekip çalıştırmanız gerekir. 24 saat mükemmel çalışan bir merkezde, iyi çalıştıracak 3 ekip ile 100-120 kişiye BT tetkiki uygulanabilir. Tek ekip ile 200 tetkik yapılan merkezler var. Bu kadar yüksek rakamlar ile aslında hiç tetkik yapılmamış sayılmalı. Çünkü hiçbir tetkik usulüne uygun değil. Usulüne uygun olmaması hastanın ihtiyacına uygun sonuç çıkmadığını gösterir. Hastadan bir başka hastanede o tetkik tekrarı isteniyor” diye konuştu.

“Radyolog, Günde En Fazla 72 MR Çekebilir”
Bir radyologun, 24 saatte 72 tane MR çekebileceğini dile getiren Prof. Dr. Akhan şunları söyledi: “Radyolojide beklenenin üzerinde tetkik varsa kaliteden ödün veriliyor demektir. Ülkemizde günlük, 180-200 MR tetkiki hizmeti veren merkezler var. Bunun nedeni SUT’ta MR için 70 lira gibi bir para öngörülüyor olmasıdır. İlgili hastane, hizmet alımı yaptığı firma ile döner sermaye üzerinden anlaşıyor. Yani her MR için verilen 70 lirayı cihazı sağlayan firma ile ilgili devlet hastanesi paylaşıyor. Firma da tetkik sayısını arttırıp yüksek kazanç sağlamak için, günde 200 tetkik yapıyor. Daha da kötüsü uygun protokollerle yapılmayan bu tetkikleri hastane ve hastalarla ilgisi olmayan bir hekim rapor yazmak zorunda kalıyor. Bu şekilde örgütlenen bir tetkik sürecinin hastalara yardım etmediğini anlamak zorundayız. Çünkü sağlık hizmeti nitelikli olmak zorundadır.”

Yorum bırakın