Archive for category Prof. Dr. Peyami Cinaz

“ENDOKRİN BOZUCULAR GELECEK NESİLLERİ TEHDİT EDİYOR”

Doğal yollarla üretilmediği için endokrin bozucular içeren birçok sebze-meyve, hormonla büyütülen hayvanların etleri ve yumurtaları, erken ergenliğe neden olabildiğini belirten Gazi Üniversitesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı ve Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, “Genetik ve çevresel faktörler dışında özellikle erkek çocuklarda çok daha önemli patolojiler erken ergenlik nedeni olabilir” dedi.
Erken ergenliğin “endokrin bozucular” olarak isimlendirilen ve hormonal dengeleri bozarak insan sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Bu durumun dışarıdan alınan maddelerle ilişkili olabileceğini gösteren yayınların giderek arttığını belirten Gazi Üniversitesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı ve Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, “Örneğin doğal yollarla üretilmediği için endokrin bozucular içeren domates, çilek, fındık, salatalık, elma, portakal ve benzeri birçok sebze-meyve, hormonla büyütülen hayvanların etleri ve yumurtaları, endüstride kullanılan kimyasallarla temas etmek erken ergenliğe neden olabilecek bazı nedenler arasında sıralanabilir. . Endokrin çevre bozucular çocuklarımızı ve gelecek nesilleri etkilemektedir. Bu konuda ciddi önlemler almak durumundayız” dedi.
“Kemiklerdeki Büyüme Plaklarının Olgunlaşması Hızlanır”
Erken ergenliğin çocukta yaşıtlarından farklı bir vücut yapısı oluşturduğunu ve bunun da psikolojik olarak sorun yarattığını dile getiren Cinaz şu bilgileri verdi: “Erken ergenlik ile birlikte çocuğun boyu yaşıtlarından daha ileri olur büyümesi artar. Ancak ergenlik hormonlarının kemiklerdeki büyüme plaklarının olgunlaşmasını hızlandırması sonucu büyüme hatları erken kapanacağından bu çocukların erişkin boyları genetik potansiyellerinden kısa kalır. Bu iki olumsuz sonuç erken ergenliğin zamanında tanınmasını ve tedavi edilmesini gerektirir. Bazen de genetik ve çevresel faktörler dışında özellikle erkek çocuklarda çok daha önemli patolojiler erken ergenlik nedeni olabilirler.
“Önceki Yıllara göre Ergenlik Yaşında Belirgin Farklılık Yok”
Yapılan araştırmalarda, 19. ve erken 20. yüzyıldan itibaren ergenlik yaşının daha düşük yaşlara indiği, ancak son otuz yıldır önemli bir değişiklik olmadığı bildiriliyor. Ülkemizde yapılan çalışmalarda da önceki yıllara göre ergenlik yaşında belirgin farklılık olmadığı gösterilmiştir. Ailelerin doktorlara başvuru nedenlerinden biri de ergenliği erteleyerek çocuğun boy kazanımını artırmak istemeleridir. Zamanında başlayan ergenliği durdurmanın boy uzamasına katkısının olmadığı bilimsel çalışmalarla gösterildi. Gerçekten erken başlangıçlı ergenlik ya da hızlı ilerleyen ergenlik varsa tedavi edilmekte ve tedaviye olumlu cevap alınıyor. Sonuç olarak ergenliğin erkene kaydığı konusunda farklı görüşler mevcuttur. Erkene kayma söz konusu olsa da erişkin boy olumsuz etkilenmemiştir.”

Yorum bırakın

PROF. DR. CİNAZ, GAZİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖR ADAYI

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, Gazi Üniversitesi rektörlüğüne aday olduğunu açıkladı. Adaylığını, projelerini de sunduğu toplantı ile duyuran Prof. Dr. Peyami Cinaz, neden rektör adayı olduğunu, rektör seçildiği taktirde neler planladığını anlattı.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlık görevinden bir süre önce ayrılan Prof. Dr. Peyami Cinaz, rektörlük için aday olduğunu açıkladı. Atlı Spor Klubü’nde yapılan basın toplantısında konuya ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Cinaz, Haziran ayında yapılacak Rektörlük seçimleri için adaylığını açıklayarak, projeleri hakkında bilgi verdi.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı olarak da görev yapan Prof. Dr. Cinaz, Türkiye’nin yüzünü geleceğe dönmüş, köklü değişikliklerin yapıldığı bir ülke olduğunu, bu süreçte üniversitelerin de üzerine düşeni yapması, eğitim ve bilim platformunda öncü rol oynaması gerektiğini söyledi.
”Devletten İsteyen Değil, Kendi Kendine Yetebilen” Yapılar Haline Gelinmeli
Prof. Dr. Cinaz, bunun yanında iktisadi yönden de her şeyin ”devletten isteyen değil, kendi kendine yetebilen” yapılar haline gelinmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi: “Temel hedefimiz, ‘eğitim ve bilimde lider, kaynaklarını verimli ve doğru kullanabilen, yeni kaynaklar yaratan, öğretim elemanlarının huzur ve güven içerisinde görevlerini sürdürdükleri ettikleri bir üniversital yapı inşa etmektir. Gazi Üniversitesi’ni kendi tarihine yakışır bir ‘kurumsal marka’ haline getirmek istiyoruz. Gazi çatısı altında üstlendiğim Dekanlık, Başhekimlik, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü gibi idari görevlerimin yanında, Üniversite Hastaneler Birliği Derneği yönetim kurulu üyeliği, Çocuk Endokrinoloji Derneği başkanlığı, tarafımca yürütülen Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak çalışmalar gibi pek çok alanda kazandığım bilgi, tecrübe ve birikimlerimin projelerimizin hayata geçirilmesinde katkı sağlayacağı inancındayım.

“Hastanemiz Gelirleri, Başhekimliğim Döneminde 1.5 Katına Ulaştı”

İSO belgesini almada, eğitimde akreditasyonda, ‘performans’ sisteminde öncü roller oynadık. Hastanemizde 24 saat kesintisiz tetkik imkanları sağlamakla sadece eğitim ve bilim üretmek değil, halka hizmeti de ön planda düşündük. Hastanemiz gelirleri, başhekimliğim döneminde 1.5 katına ulaştı. Gazi Üniversitesi, kendi alanında ciddi bir bilgi birikimi olan öğretim elemanı kadrosuna sahip bir bilim yuvasıdır. Bu birikim doğru değerlendirildiğinde hem kendi elemanlarına, hem de tüm ülkeye artı değer katabilecek potansiyeldedir. Standartlara ve kaliteye önem veren atılımcı zihniyetimizle bu potansiyel fiiliyata dönüştürülecektir.”
”Öğretim Elemanlarının Atama Ve Yükseltmelerinde Liyakat, Adalet Esas Alınacak”
Üniversiteye bağlı birimlerin tümünün eğitim alanında uluslararası standartlara uygun akredite olmasının sağlanacağını belirten Prof. Dr. Cinaz, yürüteceği diğer projeler hakkında şunları kaydetti: ”Öğretim elemanlarımızın atama ve yükseltmelerinde liyakat, adalet ve standartlar esas alınacaktır. Kuracağımız ‘Bilimsel Rehberlik ve Destek Birimi’ ile, öğretim elemanlarımızın bu yöndeki çabaları kurumsal olarak desteklenecek, kendilerine yol gösterici olunacak.
Paylaşımcı ve Katılımcı’ Yönetim Anlayışı
‘İletişim Portalı’ sayesinde üniversitemizin tüm insan kaynakları sorun, görüş ve önerilerini elektronik posta ile direk iletebilecek, ‘Paylaşımcı ve Katılımcı’ yönetim anlayışı gerçek anlamda inşa edilecek. ‘Yaşam Koçluğu Danışmanlık ve Hizmet Birimi’ ile üniversitemiz mensupları sosyal yaşamlarında karşılaşacakları her türlü sorunda, yine üniversitemiz öğretim elemanlarının ve diğer profesyonel birimlerin bilgi ve deneyimlerinden faydalanma şansını elde edecekler.

‘Öğrenci Dekanlığı’ Kurulacak

‘Öğrenci Dekanlığı’ müessesesi kurularak öğrencilerimizin üniversite yaşamına uyum, psikolojik danışma ve rehberlik, kültürel, sosyal ve kişisel gelişim, akademik kariyer, mezuniyet sonrası iş imkanları gibi çeşitli başlıklardaki faaliyetlerinin koordinasyonu sağlanacak. ‘Üniversite-Sanayi işbirliği’ alanının genişletilmesinde eğitimde saha uygulamaları, teknopark, bilimsel araştırma projeleri gibi enstrümanlar daha etkin biçimde kullanılacak.
‘Sertifika Eğitim Programlarının Geliştirilmesi’
Uzaktan Eğitim sürecinin zenginleştirilmesi ve gerekli altyapının inşası da projeler arasında. ‘Sertifika Eğitim Programlarının Geliştirilmesi’ projemiz ile ülkemizin sertifikalı çalışanlar ihtiyacının karşılanmasında üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz. Bu konuların belirlenmesinde görevli bir ekip kurulacak, bu ekip gelecek yıllarda ülkemizin hangi mesleki alanlarda ihtiyacı olacağını belirleyecek ve bu alanlarda eğitimin başlatılması için gerekli girişimlerde bulunulacaktır.
Üniversitemizin fiziki alanları, ilgili kanun ve Birleşmiş Milletlerce kabul edilen ve Türkiye’de de yürürlüğe giren sözleşme gereğince ‘Engelsiz Üniversite’ olabilecek şekilde ivedilikle düzenlenecek. ‘Çocuk Üniversitesi’ projemiz kapsamında, öğretim elemanlarımızın bilgi birikimleri tüm ülke çocuklarının yararına kullanılacak biçimde yaygınlaştırılacak. ‘Bilgi-İşlem Merkezlerinin Rehabilitasyonu’ ile birimlerimiz arası entegrasyon ve doküman yönetim sistemi oluşturulması sağlanacak.”


2 Yorum

“AYNALI ODA” GAZİ TIP’TA

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ”çocuk istismarı” konusunda hazırlanan Stratejik Plan’ı tamamlamak üzere olduklarını belirterek, “Aynalı oda sistemi ile kayıtla ve bir defa bütün karar verici mekanizmadaki herkesin onu dinlediği, kaydettiği ve onu kullandığı bir sistemi pilot çalışma olarak başlattık” dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Anabilim Dalı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Koruma Merkezi tarafından düzenlenen ”Çocuk İhmal ve İstismarında Neredeyiz, Ne yapabiliriz?” başlıklı panel, üniversitenin Konferans Salonu’nda düzenlendi. Fatma Şahin’in de katıldığı panelin açılışını, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Yıldırım Ramazanoğlu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz ile Gazi Üniversitesi Çocuk Koruma Merkezi Müdürü ve Çocuk Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Beyazova yaptı.
“Çocukları İstismar Edenler Genellikle Erişkin”
Beyazova, açılışta yaptığı konuşmada, panelde istismar ve ihmal konusunda çözüm yollarının arandığını, sorunların ele alındığını söyledi. Çocuk istismarı denildiğinde çocuğun dövülmesi, yaralanması, cinsel olarak istismar edilmesi, dışlanması, gözden uzak tutulması ve haklarının verilmemesinin anlaşıldığını ifade eden Beyazova, çocukları istismar edenlerin genellikle erişkinler olduğunu vurguladı. Beyazova, “Çocukları, onun en yakınında olan anne ve babası, abisi, akrabası, komşusu, çevresindeki meslek adamları, polis, hukukçu ve bunların dışında toplum da istismar edebiliyor. Çocukların lehine olan yasaların uygulanmasında geç kalınabiliyor. Ortaya çıkmış güzel yasaların yanlış yorumlanması yoluyla da çocukları haklarından edebiliyoruz” dedi.
“Aynalı Odada Bizim Oluşturduğumuz Merkezi Örnek Alındı”
Prof. Dr. Peyami Cinaz, çocuk suiistimallerinin yeni bir konu olmadığını belirterek, yıllardan bu yana çocuk istismarının görüldüğünü, ancak akademik düzeyde yeterli ilgi gösterilmediğini ifade etti. Basında “aynalı oda” olarak yer alan uygulamanın da Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesindeki Çocuk Koruma Merkezinden örnek alındığını ve pilot olarak uygulanmaya başlandığı dile getiren Cinaz, şunları söyledi: “Bizim oluşturduğumuz merkezi örnek alarak, bu modeli oluşturdular. Biz, yıllar önce başladık. Bu merkezde, istismara uğrayan çocuğa muayene yapılıyor. Daha sonra aile dinleniyor ve istismarı yapan kişinin belirlenmesine çalışılıyor. Bu belirlendikten sonra da bu savcılığa rapor halinde bildiriliyor” diye konuştu.
“Uluslararası Birçok Anlaşma Kadına Yönelik Şiddet ve Çocuk İstismarında İmzalandı”
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, kadına yönelik şiddetin ve çocuk istismarı konularının beraber ele alınması gerektiğine dikkat çekerek, “Bu kadar büyük gayrete rağmen eskisinden çok daha çözüm odaklı gitmemize rağmen hala neden bu olayları çözemiyoruz, nedir bu eksiğimiz diye bakacak olursak aslında kadına yönelik şiddette de, çocuk istismarında da özellikle son 10-15 yıllık süreçte uluslararası birçok anlaşmayı iki alanda da imzalamışız. Kendi iç hukukumuzda yapmamız gereken birçok yasal düzenlemeyi başarmışız” dedi.
Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı konularında hukuki olarak Türkiye’nin çok önemli hukuksal gelişme kaydettiğini belirten Şahin şunları kaydetti: “Birleşmiş Milletler’in insan hakları, çocuk hakları, kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlendiği sözleşmesini ilk imzalayan ülkelerden biriyiz. Son on yılda da özellikle Türk Ceza Kanunu 35 yıl sonra değiştirildi. Çocuk istismarıyla ilgili kısımlar şuanda Avrupa Birliği’ndeki ülkelerdeki bakış açısıyla yeniden yapılandırıldı. Aynı şekilde kadınlarla ilgili kısımda da, kadının iş hayatını düzenleyecek İş Kanunu’nda eşit işe eşit ücret düzenlemesi yapıldı. TCK’daki en büyük kazanım kadının ve çocuğun insan haklarının üzerinde cezai uygulamaların arttırıldığı bir yapıya dönüştürüldü. Daha önceki töre ve namus cinayetlerindekilerin hepsi kaldırıldı. Ve nitelikli adam öldürme suçundan cezalar verilmeye başlandı. Aile mahkemeleri, çocuk mahkemeleri kuruldu beraberinde. Kadına yönelik şiddetle ilgili 4320 dediğimiz ve 98 yılında aslında yasalaşan Aile Mahkemesi’yle uygulamaya giren süreç yani şiddet uygulayan erkeğin uzaklaştırılması 2003`ten beri çalışıyor. Çocuklarla haklarıyla ilgili kısım da en son Çocuk Koruma Kanunu’yla yapılan düzenlemelerde hukuki birçok konuyu oluşturduğumuzu görüyoruz.”
“Bir Stratejik Planlama Yapalım Dedik”
Çocuk istismarıyla ilgili olarak Bakan Şahin, “Bir stratejik planlama yapalım dedik. Nelere ihtiyacımız var, kiminle işbirliği yapmamız gerekiyor. Bir yıl önce çocuk kurultayında çıkan bir stratejik plan var. Milli Eğitim Bakanlığı ile ne yapmak lazım, Sağlık Bakanlığı ile ne yapmak lazım, Adalet Bakanlığı ile ne yapmak lazım, üniversiteler ve yerel yönetimlerle ne yapmak gerekiyor. Stratejik planın çalışmalarını tamamlamak üzereyiz. Genel müdürlerimiz bir araya geldiler, bu işin stratejik planlamasını yaptılar. Ama kadındaki çerçeve gibi çocuktaki genel çerçeveyi, bütün mevzuatı birleştirerek tek çatı altında birleştirecek mekanizmayı düzenlememiz lazım” diye konuştu.
Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde faaliyet gösteren çocuk izleme merkezlerini anlatan Şahin, “Orada cinsel istismara uğrayan çocuklarımızın, aynalı odada, yaşadığı olayı insani olmayacak şekilde her kuruma defalarca anlatmasının o çocuğun o kadının nasıl psikolojisini bozacağını hepimizin empati yaparak anlaması gerekiyor. Aynalı oda sistemi ile kayıtla ve bir defa bütün karar verici mekanizmadaki herkesin onu
dinlediği, kaydettiği ve onu kullandığı bir sistemi pilot çalışma olarak başlattık” açıklamalarında bulundu.
“Uygulama Sağlık Bakanlığı’yla Beraber Bütün Türkiye’ye Yaygınlaşacak”
Şahin, sistemin Sağlık Bakanlığı’yla beraber bütün Türkiye`ye yaygınlaşmasını ve hukuki alt yapısını önemsediklerini anlatarak, “Çocuk istismarı ile ilgili yasal alt yapıyı yaparken de çocuk izleme merkezlerinin hukuki alt yapısını güçlendirmemiz gerekiyor” dedi.

Yorum bırakın

GAZİ TIP AKREDİTASYONLA TAÇLANDI

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, kuruluşunun 32. yılında Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu tarafından, “Mezuniyet Öncesi Eğitimi” ile akredite oldu.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, kuruluşunun 32. yılında Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu (UTEAK) tarafından, mezuniyet öncesi eğitimi ile akredite oldu. Düzenlenen törene, UTEAK Başkanı Prof. Dr. İskender Sayek, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz ile dekan yardımcıları, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Tıp fakültesi öğrencisi tarafından verilen kısa bir müzik dinletisi ile başlayan tören, açılış konuşmaları ile devam etti.
“Eğitim Sisteminin Akredite Olması, Hedeflere Ulaşmak İçin Işık Tutacak”
“Mezuniyet öncesi tıp eğitimi” ile akredite olduklarından dolayı gurur duyduklarını belirten Prof. Dr. Cinaz, fakültenin eğitim sistemine emeği geçen herkese teşekkür etti. Prof. Dr. Cinaz, hedeflerinin Atatürk ilkeleri doğrultusunda, evrensel nitelikte, bilgiye ulaşabilen ve bilgi üretebilen, bunu toplumun öncelikli gereksinimleri doğrultusunda kullanarak, kişilerin sağlığını koruyacak ve hastalıklarını iyileştirecek, hastası ile iyi iletişim kurabilen, deontolojiye uyan, etik kurallar dışına çıkmayan, toplumda örnek teşkil edebilecek hekimler mezun etmek olduğunu anlattı. Prof. Dr. Cinaz, eğitim sisteminin akredite olmasının hedeflerine ulaşmak için ışık tutacağını söyledi.

“Gazi Tıp Olarak Kendimizi Kanıtladığımızın Haklı Gururunu Yaşarıyoruz”
Akreditasyonun amacı konusunda da ” Eğitim kurumunun belli standartları koruduğunu tanımlamak, mezunlarının belli bir nitelikte olduğunu onaylamaktır” diyen Prof. Dr. Cinaz, sözlerine şöyle devam etti: “Bu kadar çok sayıda tıp fakültesinin olmasına her geçen gün öğrenci kontenjanlarının artırılmasına belirlenmiş standartların önlem olarak gösterilmesi gerektiğine inanıyorum. Akredite olurken ülkedeki diğer tıp fakülteleri arasında hem kendinizi kanıtlamış oluyorsunuz hem de büyük bir sorumluluk almaktasınız. Çünkü, akredite olarak artık kalitede taviz verme hakkına sahip değiliz. Bundan sonraki görevimiz, eğitimimizi geliştirirken standartları da korumaktır. Bu bilinçle, sürekli yenilenme ve gelişim çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Gazi Tıp olarak kendimizi kanıtladığımızın haklı gururunu yaşarken daha önce olduğu gibi bundan sonra da ülkemiz hekim ordusuna, aydın, ülkesini seven, toplumun sağlık sorunları ile baş edebilecek, araştırmacı, mesleği için gerekli bilgi, beceri ve tutumu kazanmış iyi hekimler yetiştirmenin bilincinde olacağız.”

“Gazi Tıp Akreditasyonla Taçlandırıldı”
Akreditasyon Özdeğerlendirme Başkanı Prof. Dr. İlhan Yetkin ise akreditasyon sürecinde yaptıkları çalışmalar hakkında şunları söyledi: “Akreditasyon çalışmaları sırasında istenen eğitim amaç ve hedeflerin tanımlamasını yaptık. Bu kapsamda eğitim programlarını, öğretim üyeleri, öğrenciler ve eğitsel kaynaklar değerlendirildi. Program yapılandırmaları, geliştirme çalışmaları, öğretim elemanlarının çalışmaları, yönetim ve yürütmenin niteliği, deneyimi ve koordinatörlerin çalışmaları da irdelendi. Sonunda da Gazi Tıp akreditasyonla taçlandırıldı”

“17 Tıp Fakültesi Akreditasyon için Başvuruda Bulundu”
UTEAK Başkanı Prof. Dr. Sayek de Türkiye’de tıp eğitiminin akreditasyon sürecinin 2002 yılında başladığını ve akreditasyon ile tıp eğitiminin güvence altına alındığını dile getirdi. Akredite olan fakültenin de düzenli olarak uygunluklarının izleneceğini söyleyen Prof. Dr. Sayek, 17 tıp fakültesinin akreditasyon için başvuruda bulunduğunu, 14 tıp fakültesinin de eğitim ve bilgilendirme için toplantı talebinde olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Sayek, 19 Şubat 2011’de Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 6 yıl süre ile akredite edilmesine oy birliği ile karar verildiğini açıkladı.
Konuşmaların ardından Sayek, akreditasyon belgesini Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cinaz’a takdim etti.

Yorum bırakın

GAZİ TIP’TA BEKLENMEYEN İSTİFA

Yaptığı çalışmalarla birçok alanda üniversite hastanelerine öncü olmayı başaran Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, geçtiğimiz günlerde başhekimlik görevinden istifa ederek herkesi şaşırttı. Yaptığı çalışmaları ve istifasını Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e anlatan Prof. Dr. Cinaz, yeniliklerin süreceğini söyledi.

Başhekimlik yaptığı süre boyunca birçok alanda öncü olacak yeniliklere imza atan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, başhekimlik görevinden istifa etti. Prof. Dr. Cinaz ile birlikte Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim yardımcıları Prof. Dr. Akif Öztürk, Doç. Dr. Mustafa İlhan ve Doç. Dr. Orhun Çamurdan “Hiyerarşik yapıda akademik değerler göz ardı edildiği” gerekçesiyle Gazi Hastanesindeki yöneticilik görevlerinden ayrıldı. Cinaz, görevine dekan olarak, başhekim yardımcıları ise Tıp Fakültesi öğretim üyesi olarak devam ediyor.

Gazi Tıp, Türkiye’nin İlk 5 Tıp Fakültesi Arasında Yer Alıyor
6 Ağustos 2008 tarihinden bu yana Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Dekanlık görevini sürdüren Prof. Dr. Cinaz, üniversite sınavına girenlerden ilk 3 bin içerisinden öğrenci aldıklarını, Türkiye’nin ilk 5 tıp fakültesi arasına girmenin gururunu yaşadıklarını söyledi. Birincil hedeflerinin iyi hekim yetiştirmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Cinaz, ayrıca 2010 Eylül dönemi TUS birincisinin de Gazi Tıp 2010 mezunu olduğunu açıkladı. 2009-2010 öğretim yılında Hacettepe, İstanbul, Marmara Üniversitesinden sonra İngilizce eğitim veren 4. Tıp fakültesi olduklarını kaydetti. Yaklaşık 400 öğrencinin 75’inin İngilizce eğitime başladığını belirten Prof. Dr. Cinaz, eğitim kalitesini artırmak için derslikleri ve laboratuvarları modernize ettiklerini dile getirdi. Prof. Dr. Cinaz, eğitim sistemlerinin entegre sistem olduğunu, sistemin fakültede yerleştiğini, ulusal çekirdek eğitim programına uygun eğitim verdiklerini belirtti.

“Üniversite Hastaneleri İçinde Acil Hasta Kabulünde Birinciyiz”
Hasta kapasitesinin çok yüksek düzeyde olduğunu, Acil Servise ayda 96 bin hastanın başvurduğunu, bunların 56 bininin yetişkin, 40 bininin ise çocuk hasta olduğunu belirten Prof. Dr. Cinaz, “Sağlık Bakanlığı verilerine göre üniversite hastaneleri içinde birinci sıradayız. Ankara’daki tüm hastaneler arasında ise 4. sıradayız” diye konuştu.

Türkiye’nin ve Avrupa’nın En Büyük Çocuk ve Erişkin Endoskopik Merkezi
Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük çocuk ve erişkin endoskopi merkezini çok yakın zamanda hizmete sunduklarını kaydeden Prof. Dr. Cinaz, “Bu merkezin 2 bin 500 metre kare alanda, 13 oda da aynı anda işlem yapabilecek niteliğe sahip. Böylece Endoskopik girişimlerde oluşabilecek yığılmaların yok edilecek. Son teknolojiye sahip aletlerle de diğer merkezlerde yapılmayanlar yapılabilecek” dedi.
Merkezde ERCP yöntemi ile safra yolları tıkanıklıklarının açılabildiğini, taş ve polip alınabildiğini kaydeden Prof. Dr. Cinaz, ayrıca yemek borusuna stend takma ve küçük müdahalelerin yapılabildiğini ifade etti. Prof. Dr. Cinaz, Endoskopik ultrasonografi, endoskopikgastrostomi (mideye beslenme tüpü yerleştirilmesi) ve hemoroidlere band ligasyonunun merkezde uygulandığını bildirdi.

“Robotik Cerrahiyi Uygulayan İlk Üniversite Hastanesi Olduk”
Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından uluslararası laparoskopi kursu yapıldığının bilgisini veren Prof. Dr. Cinaz şöyle devam etti: “Üroloji ve diğer cerrahi branşlarda aldığımız Da Vinci Robotik Cerrahi aleti ile Robotik Cerrahi uygulamasının yapıldığı ilk üniversite hastanesi olduk. Rutin robotik cerrahinin bundan sonra hastanelerinde tüm cerrahi branşlarda uygulanabilecek. Bu yöntem sayesinde cerrahi müdahaleler kesisiz, kanama ve enfeksiyon riski olmaksızın yapılabilecek ve hastalar kısa sürede taburcu edilebilecek.”

7 gün 24 saat Manyetik Rezonans Hizmeti
Radyoloji Biriminde 7 gün 24 saat Manyetik Rezonans görüntüleme incelemeleri yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Cinaz, “Acil serviste de 7 gün 24 saat hizmet veren bilgisayarlı tomografi ve ultrasonografi cihazlarımızın bulunan Acil radyoloji ünitemiz mevcut. Radyoloji bölümümüz çocuklara Genel Anestezi altında MR tetkiki yapabilen tek merkezdir. Ayrıca bu bölümümüz karaciğer hastalıklarında ultrasonografi eşliğinde Radyofrekans ile tedavi yönteminde referans merkez haline geldi. Son teknoloji düşük radyasyon dozlu bilgisayarlı tomografide hastanemiz öncüdür” diye konuştu.
Prof. Dr. Cinaz, son teknoloji iki anjiografi cihazı alarak yeni bir angiiografi ve girişimsel radyoloji ünitesini hizmete soktuklarını, bu ünitede kalp koroner damarları dışındaki tüm damarların görüntülenmesi ve tedavisinin yapıldığını bildirdi.

Anneye Odasında Doğum Yaptıran Hastane
Prof. Dr. Cinaz, Kadın hastalıkları ve Doğum Anabilim dalında Perinatal korion villus biyopsisi, rahim içi tedavi, intrauterin girişim ve perinatolojik müdahalenin yanında her türlü laparoskopik cerrahi girişimin yapıldığı önemli bir merkez olduğunu belirtildi.
Kadın Doğum Kliniği ve ameliyathanesinin yenilendiğini belirten Prof. Dr. Cinaz, anneye yattığı hasta odasında doğum yaptırma imkanı sunulduğunu belirtti.

Pediatrik Odyoloji Merkezi
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalında kulak tümörleri, İmplant cerrahisi ve beyin sapı implantı yapıldığını bildiren Prof. Dr. Cinaz, pediatrik odyoloji merkezinin ayrı olarak kurulduğu önder fakülte olduklarını, çocuklardaki işitme bozuklukları, işitme kayıpları ve konuşma bozuklukları tedavisinin yapıldığını dile getirdi.

“Gazi Tekniği” ile Kornea Transplantasyonu
Göz Hastalıkları Anabilim Dalının Türkiye’de “Vitroretinal Cerrahi Merkezi ve Referans Hastane” olarak önemli yer tuttuğunu kaydeden Prof. Dr. Cinaz, kornea transplantasyonun da Gazi tekniğinin kullanıldığını ve bu tekniğin Prof. Dr. Kamil Bilgehan tarafından geliştirildiğini belirtti.

Radyasyon Onkoloji
Radyasyon Onkoloji Anabilim Dalında son teknoloji İMRT (Yoğunluk ayarlı radyo terapi) cihazı olan ve uygulanan üniversite hastanesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Cinaz şunları aktardı: “Tüm vücut ışınlaması, tüm vücut sadece cilt ışınlaması yapan önder üniversite hastanesiyiz. Ciltte oluşan hastalıklarda sadece cilt ışınlanıyor. Ayrıca genel anestezi altında çocuklara radyoterapi uygulayan tek merkez biziz.”

“Uluslararası Akreditasyon”
Prof. Dr. Cinaz, Beyin Cerrahi Anabilim Dalının “Uluslararası Akreditasyon” belgesi aldığını bunun Anabilim dalı ve fakülte açısından çok önemli olduğunu ifade etti. Nöroşirürji Anabilim Dalında Gamma-Knife cihazı bulunduğunu böylece noktasal radyoterapi ile beyin tümörlerinin ve diğer bazı hastalıkların tedavisinin başarıyla yapıldığını kaydenden Prof. Dr. Cinaz, Parkinson’da aktif olarak cerrahi tedavi uygulanan merkezlerden olduklarını, parkinson hastalarında, beyindeki lob alınarak tedavinin mümkün olduğunu söyledi.

“İntraoperatif EMG”
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı tarafından intraoperatif EMG’nin yani ameliyat sırasında cerrahların sinir zedelenmesini önlemek için uygulanan yöntem olduğu bilgisini veren Prof. Dr. Cinaz, cerrahın ameliyat sırasında sinir zedelenmesini önlemesi amacıyla bu işlemin sinire uyarı vermeyi sağladığını, böylece sinir kesisinin olmadığını, cerrahın daha rahat çalışabildiğini belirtti.

“Çay Yolu Ek Hizmet Binası”
Prof. Dr. Cinaz, Gazi Hastanesi Çay Yolu Ek Hizmet Binasını kısa süre önce hizmete açtıklarını, Yenimahalle Belediyesi tarafından tahsis edilen yerde hayırsever vatandaşın katkıları ile bir buçuk yılda ek hizmet binasını tamamladıklarını belirtti. Prof. Dr. Cinaz, ek hizmet binasında tüm branşlarda ayaktan başvuran hastalara tanı ve tedavi hizmeti verildiğini söyledi.

Yorum bırakın

GAZİ MERKEZ LABORATUARI AÇILDI

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çeşitli kliniklerdeki laboratuarlar, ‘Merkez Laboratuar’ adı altında toplandı.

4 bin metre kare alanda tüm laboratuar daha verimli hizmet verilmesi için bir araya toplandığı Merkez Laboratuarın açılışını, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz ve çok sayıda öğretim üyesi katıldı. Cihazlardan en verimli şekilde yararlanmak amacıyla çeşitli kliniklerdeki laboratuarları bir araya topladıklarını belirten Prof. Dr. Ayhan, laboratuarların aynı zamanda yenilendiğini söyledi. “Ayrı ayrı yerlerdeki laboratuarlar birbirlerinden istifade edemiyordu. Şimdi en yüksek verimi elde etmeyi planlıyoruz” diye konuşan Prof. Dr. Ayhan, Merkez Laboratuarda, immünoloji, çocuk hematoloji, çocuk endokrin, çocuk nefroloji, yetişkin hematoloji, metabolizma ve biyokimya laboratuarlarının hizmet vereceğini belirtti.

Dünya Standartlarında Laboratuar
Metabolizma ve genetik laboratuarlarının referans olma ünvanı taşıdığını dile getiren Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz, “Hematoloji alanında yapılacak tüm tetkiklerin yapılma imkanına sahibiz. Dünya standartlarında laboratuar olarak hizmet veriyoruz. Özellikle Kronik Lenfositik Lösemi ve Myelom için FİSH incelemeleri az sayıda yapılan inceleme yapan merkezlerden biriyiz” dedi.


Hücre Ayrıma Teknolojisi
Hücre ayırabilecek teknolojiye sahip olduklarını kaydeden Prof. Dr. Cinaz, “Her hangi bir hücreyi istediğimiz saflıkta ayırabiliyoruz. Bu da bize patolojik hücreleri bulup çoğaltma ve onlar üzerinde araştırma yapma imkanı sağlayacak” diye konuştu. Prof. Dr. Cinaz ayrıca rutin kan tetkiklerinin, ilk 2 saat içerisinde hastalara sonuçlarının verildiğini söyledi.

Yorum bırakın