Archive for category Prof. Dr. Şuayib Yalçın

MİDE KANSERİ ARAŞTIRMA SONUCU AÇIKLANDI

Hacettepe Üniversitesi’nde yapılan “Mide Kanseri ile Beslenme” ilişkisinin araştırıldığı çalışma sonuçları çarpıcı gerçekleri gözler önüne serdi. Çalışmaya göre; en sık görülen mide hastalıklarının başında yüzde 50.9 ile gastrit ve yüzde 44.1 ile ülser geldiği açıklandı

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan çalışmada, “Mide Kanseri ile Beslenme” ilişkisi araştırıldı. Çalışmada, tüm katılımcılara beslenme alışkanlıklarını ve besin tüketim sıklığını saptayacak nitelikte bir anket uyguladı. Katılımcılar çalışmadan 3.5 ay önce tanı konulan hastaları kapsıyor. Çalışmada, yiyeceklere fazla tuz eklenmesinin 4.2, gün aşırı tuzlu ayran tüketiminin 1.8, tuzlu tereyağının 1.5, her gün ve her öğün turşu yenilmesinin 7 kat; sucuğun haftada 1-2 kez tüketilmesinin 3, haftada 1-2 kez hamur tatlısı tüketilmesinin 7.5 kat risk taşıdığı belirlendi. Ayrıca mide kanseri açısından yemekleri çok sıcak yemenin 3.3, çok hızlı yemenin ise 5.4 kat risk yarattığı sonucu ortaya çıktı.

“Mide Kanserinde Tedavi Seçenekleri Kısıtlı, Koruyucu Hekimlik Önemli”
Çalışmada, yeşil yapraklı sebzelerin, soğan ve sarımsağın günde bir kez tüketilmesinin ise mide kanseri riskini azalttığı, helikobakter piloriden korunulması ve tanı halinde mutlaka tam tedavinin şart olduğu ifade edildi. Hacettepe Onkoloji Hastanesi Başhekimi ve Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şuayib Yalçın yaptığı açıklamada, beslenme şekli ile mide kanserinin birbiri ile ilişkili olduğunu belirterek, mide kanserinde tedavi seçeneklerinin kısıtlı olduğunu, bu nedenle koruyucu hekimliğin önem kazandığını vurguladı. Prof. Dr. Yalçın, beslenme şekli, yaşam tarzı değişikliği ve tütün kullanımının sonlandırılması ile riskin önemli ölçüde azaltılabileceğini ifade etti.
Prof. Yalçın, mide kanseri tanısı konmuş yetişkinlerin beslenme ve yaşam tarzına ilişkin alışkanlıklarının mide kanseri riski üzerine etkilerini değerlendirmek amacıyla yapılan çalışmada önemli sonuçlar elde edildiğini söyledi.

En Sık Görülen Mide Hastalıkları Yüzde 50.9 Gastrit ve Yüzde 44.1 Ülser
Çalışmada, tanı almadan önce mide kanserli hastaların yüzde 55.7’sinde bir ya da daha fazla tanı konmuş mide hastalığının varlığı dikkat çekiyor. En sık görülen mide hastalıklarının başında yüzde 50.9 gastrit ile yüzde 44.1 ülser geliyor. Mide kanserli hastaların yüzde 12.3’ününe, kontrol grubundakilerin ise yüzde 8.5’inin ailesinde mide kanseri öyküsü bulunuyor.

Sigara ve Alkol Kullanımının Mideye Etkisi
Çalışma grubunda sigarayı bırakan ve hala içen kişilerin yüzde 59,4’ünün, 13-23 yıl boyunca günde 13-22 adet sigara içtikleri belirtiliyor. Kontrol grubundakilerin yüzde 55,7’sinin de 11-23 yıl 8-12 adet sigara içtiği ifade ediliyor. Öte yandan, her iki grupta alkol kullanma oranları çok fazla olmamakla birlikte, mide kanserli hastaların tükettikleri alkol miktarının kontrol grubundakilerden anlamlı derecede fazla olduğu vurgulanıyor.

Yemeklerin Tuzlu Yenilmesi, Tuzsuz Yenilmesine Oranla Mide Kanserini Yükseltiyor
Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre: Çok hızlı yemek yemek, mide kanseri riskini yaklaşık 5.4 kat arttırıyor. Yemekleri çok sıcak yemek, istatistiksel açıdan önemsiz olmakla birlikte 3.3 kat risk yaratıyor. Yemeklerin tuzlu yenilmesi, tuzsuz yenilmesine oranla mide kanseri riskini anlamlı derecede yükseltiyor. Bu nedenle, sofrada tadına bakmadan yiyeceklere tuz eklenmesi riski yaklaşık olarak 4.2 kat artırıyor. Mide kanseri açısından gün aşırı tuzlu ayran tüketimi 1.8, tuzlu tereyağı 1.5 riske yol açıyor. Tuzlu çekirdek her gün tüketilen bir yiyecek olmamasına karşın, gün aşırı tüketilmesi halinde riski yaklaşık 1.3 artırırken, her gün ve her öğün turşu yenilmesi de 7 kat risk yaratıyor.

Haftada 1-2 Kez Hamur Tatlısı Yenilmesi, Mide Kanseri Açısından 7.5 Kat Risk Taşıyor
Günde bir kez kırmızı et tüketilmesi mide kanserine yol açabiliyor. Özellikle, işlenmiş et ürünü olan sucuğun haftada 1-2 kez tüketilmesi ortalama 3 kat risk yaratıyor. Çalışmada, şeker kullanımına da dikkat edilmesi tavsiye ediliyor. Haftada 1-2 kez hamur tatlısı yenilmesi, mide kanseri açısından 7.5 kat risk taşıyor. Sık tüketim açısından kolalı içecekler riski yaklaşık 3.4 ve gazlı içecekler 6 kat artırıyor.

Yeşil Yapraklı Sebzeler, Soğan ve Sarımsak Tüketilmesi Riski Azaltıyor
Yeşil yapraklı sebzeler, soğan ve sarımsağın günde bir kez tüketilmesi, mide kanseri riskini azaltıyor. Mide kanserinden korunmak için, turşu, salamura yiyecekler ve hazır çorba gibi çok miktarda tuz içeren yiyeceklerden uzak durulması, peynir gibi çok tuzlu yiyeceklerin tuzsuzlarının tercih edilmesi öneriliyor. Şeker ve şekerli yiyeceklerin mümkün olduğunca az tüketilmesi, vücut ağırlığının korunması tavsiye ediliyor. Diyette tuz ve tuzlu besinlerin tüketiminin azaltılması, sebze ve meyve tüketiminin arttırılması, sigaranın bırakılması ve helikobakter pilori’den korunulması ve tedavi edilmesi gerekiyor.

Reklamlar

Yorum bırakın

KOLON KANSERİNDE GAYTADA GİZLİ KAN ÖNEMLİ

“Kolon kanseri, Türkiye’de tüm kanserlerin yüzde 8-10 kadarını oluşturuyor” olduğunu söyleyen Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şuayib Yalçın, kolon kanserinde demir eksikliği anemisinin önemli bir bulgu olduğuna dikkat çekti.

ileri yaşta özellikle nedeni bilinmeyen demir eksikliği anemisinde mutlaka kalın bağırsağın detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğine dikkat çeken Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şuayib Yalçın, demir eksikliği anemisi olanlarda gaytada gizli kan bakılarak bunun nedenin belirlenmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Demir eksikliğinin kendisinin riski artırmadığını, ancak kansızlık nedeni olarak altta yatan sorun olarak kanserin ortaya çıkabileceği vurgulayan Prof. Dr. Yalçın, her geçen gün görülme sıklığı artan kanserler arasında kolon kanserlerinin bulunduğunu ve bunun her iki cins için de önemli bir sorun olduğunu söyledi.

“Türkiye’de Tüm Kanserlerin Yüzde 8-10’u”
Kolon kanserinin Türkiye’de özellikle kadınlarda meme kanserinden, erkeklerde ise akciğer ve prostat kanserinden sonra en sık görülen kanser türü olduğunu belirten Prof. Dr. Yalçın, “Kolon kanseri, Türkiye’de tüm kanserlerin yüzde 8-10 kadarını oluşturuyor” dedi.

“Genetik Kökenlilerin Tedavide Başarı Şansı Daha Fazla Olabiliyor”
Kolon kanserlerinin yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığının arttığına dikkati çeken Prof. Dr. Yalçın, hastalığın 70’li yaşlarda çok fazla görüldüğünü ve 20 yıl içinde öneminin daha da artacağını dile getirdi. Prof. Dr. Yalçın, erken yaşlarda görülen kolon kanserlerinin çoğunun genetik kökenli olduğunu anlatarak, “Genetik kökenlilerin daha az kompleks mekanizmalara sahip olabildiği için tedavide başarı şansı daha fazla olabiliyor” diye konuştu.
Kolon kanserinin akciğer kanserinden daha az öldürücü, ancak bir o kadar ciddi bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yalçın, hastalığın akciğer kanserine oranla daha iyi yönlendirilebildiği ve tedavisinin daha mümkün olduğunu dile getirdi.

“İleri Yaşta Özellikle Nedeni Bilinmeyen Demir Eksikliği Anemisinde Mutlaka Kolon Detaylı İncelenmeli”
Kolon kanserinin nedeninin kesin olarak bilinmediğini ancak genetik faktörleri, beslenme ve bazı kimyasal maddelerin nedenleri arasında yer aldığını kaydeden Prof. Dr. Yalçın, “Görüntüleme yöntemleri erken evrede kalın bağırsaktaki herhangi bir anormalliği ortaya koyabiliyor. ülkemizde genelde ilerleri evrede daralma nedeniyle hasta önce kabızlık daha sonra ağrı ataklarıyla başvurur. Kolonoskopi, rektoskopi veya video görüntüleme ile yapılan sigmoidoskopidir ile hastanın bütün kalın barsağı görüntülenir. Ayrıca gaitada gizli kan araştırılır. Özellikle batılı ülkelerde sık karşılaşılan kolon kanseri oldukça büyük bir öneme sahip. Hastalığın en önemli belirtisinin ileri yaşta ortaya çıkan “demir eksikliği anemisi”. İleri yaşta özellikle nedeni bilinmeyen demir eksikliği anemisinde mutlaka kolonun detaylı bir şekilde incelenmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Adet Düzensizliği Olan 20-30’lu Yaşlar İle 30-40’lı Yaşlarda Demir Eksikliği Anemisinin Ciddiye Alınması Gerekir”
Çocukluk çağında demir eksikliği anemisinin beslenme şekline bağlı yetersiz olabildiğini, doğum yapan ya da fazla kanaması olan kadınlarda ve görülebildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Yalçın, “Adet düzensizliği olan 20-30’lu yaşlar ile 30-40’lı yaşlarda demir eksikliği anemisinin ciddiye alınması gerekir. Demir eksikliği anemisi olanlarda gaytada gizli kan bakılması, bunun kan kaybı ile yoksa başka bir nedenden mi olduğunun belirlenmesi gerekiyor” dedi.

Çocukluk döneminde demir eksikliği olmasının hastalık açısından riski artırmadığını vurgulayan Yalçın, “Çünkü demir eksikliğinin kendisi riski artırmaz, ancak kansızlık nedeni olarak altta yatan sorun olarak kanser olabilir. Bunun nedeni esas kan kaybı olduğu için kolan kanserine bağlı bir kansızlık ya da polip olabilir” diye konuştu.

Tanı İçin Gaytada Gizli Kan Testi Önemli
Hastalığın oluşumun çok yavaş olduğunu, genellikle çok büyük oranda iyi huylu bir polip zemininde geliştiğini anlatan Prof. Dr. Yalçın şunları kaydetti: “Yapılan çalışmalar gösterdi ki sağlıklı ve herhangi bir risk faktörü olmayan bir insanın da mutlaka çeşitli taramalı yaptırması gerekiyor. Bunun için yılda bir kez gaytada gizli kan ve 5-10 yılda bir de kolonoskopi yaptırılması tavsiye ediliyor. Kolonoskopu yapılmayan durumlarda da alternatif diğer görüntüleme yöntemlerine başvurulabiliyor. Hastaların genellikle yüzde 75’ine cerrahi olarak çıkarılabilir evrede tanı konuluyor, ama bunların beşte biri çok erken evrede yakalanabiliyor. Önemli bir bölümü bölgesel olarak ilerlemiş durumda oluyor. Bu hastalara, ek tedavi veriliyor. Ölüm riski açısından önde gelen kanserler arasında yer alıyor. Tedavi olarak öncelikle yöntem cerrahi uygulanıyor ve bunun dışında medikal tedavi veriliyor. Adjuvan diye isimlendirilen yardımcı ‘kemotepi’ yapılıyor. Kemoterapi ile hastalığın nüks riski en aza indirilmeye çalışılıyor. Bu tedavilerle hataların yaşam süresi 10 yıl öncesine kadar ciddi oranda artıyor. İleri evre olmasına rağmen etkin tedavilerle tümörün yok edildiği hasta oranı artıyor.”

Kalın bağırsak kanserinde ileri yaş, obezite, yağlı ya da yüksek enerjili beslenmenin risk faktörleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yalçın, fazla kırmızı et tüketiminden kaçınılması gerektiğini söyledi.

Yorum bırakın