Archive for category Prof. Dr. Timur Gürgan

TÜP BEBEK İLE 5 MİLYON ÜZERİNDE ÇİFT ÇOCUK SAHİBİ OLDU

Nobel Ödüllü bilim insanı Dr. Edwards’ın kurucusu olduğu ESHRE derneğinin yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Gürgan: “Tüp bebek yönteminin mucidi olan Dr. Edwards olmasaydı, beş milyonun üzerinde çift tüp bebek ve benzeri yöntemlerle çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşayamayacaktı” dedi.

Avrupa İnsan Üremesi ve Embiryoloji Derneği (ESHRE) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Timur Gürgan, ”Tüp bebek yönteminin mucidi olan ve 2010 Nobel Tıp Ödülü’nü alan Dr. Robert Edwards olmasaydı, beş milyonun üzerinde çift, tüp bebek ve benzeri yöntemlerle çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşayamayacaktı” dedi.

2012 ESHRE İstanbul Kongresi Başkanlığı görevini de yürüten Prof. Dr. Gürgan, ”tüp bebek (IVF)” teknolojisinin mucidi olan İngiliz bilim insanı 85 yaşındaki Robert Edwards’ın 2010 Nobel Tıp Ödülü’ne layık görülmesi ile ilgili olarak değerlendirmede bulundu. Derneğin üreme biyologu Edwards’ın Nobel Ödülü almasından büyük onur ve memnuniyet duyduklarını belirterek, ”Robert Edwards’ı bu ödül için ESHRE aday göstermişti” dedi.

Edwards’ın, ESHRE’nin kurucusu ve üyesi olduğunu anımsatan Prof. Dr. Gürgan, şunları söyledi: “Değerli bilim insanı Edwards, derneğinin 1985 tarihinde ilk başkanı olarak görev yaptı. 1986’da dernek, onun organizasyonunda ve editörlüğünde günümüzde insan üremesi, kısırlık, tüp bebek teknikleri, hormon bozuklukları, menopoz gibi konularla ilgili olarak lider konuda yayın yapan ‘Human Reproduction ‘adlı dergiyi yayınlamaya başladı. Edwards, bu görevini aralıksız 15 yıl sürdürdü. Edwards hayatını, insan üremesi ile ilgili bilinmeyen konuların aydınlatılmasına adadı. Araştırmacılara ve bilim adamlarına yol gösterdi. Bilimin özgürlüğü, tarafsızlığı ve milliyetsizliğine inandı. Bilimin sadece insanlığın faydasına olması gerektiğini vurguladı. Son yıllarda kök hücrelerin geliştirilmesi, çeşitli hastalıklarda kullanılmasının sağlanması üzerinde çalışmalarını sürdürüyordu. Önemli sağlık sorunlarından dolayı maalesef bu değerli bilim insanı, şu anda yaşam savaşını kazanmaya çalışıyor.”

“O Olmasaydı, Beş Milyonun Üzerinde Çift Çocuk Sahibi Olamayacaktı”
Bilim insanı Edwards sayesinde üreme bilimde 30 yıl içinde önemli gelişmeler elde edildiğini belirten Prof. Dr. Gürgan, ”O olmasaydı, beş milyonun üzerinde çift tüp bebek ve benzeri yöntemlerle çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşayamayacak ve bilime önemli katkı sağlayan ESHRE belki de olmayacaktı” diye konuştu.
Dünyada şu anda çocuk sahibi olunması konusunda insanlara yardım eden bilim insanları, tüp bebek merkezleri ve çalışanlarının, Dr. Edwards’ın büyük katkıda bulunduğu ESHRE ve onun bilimsel aktivitelerinden, yayınlarından faydalandığını vurgulayan Prof. Dr. Gürgan, ”Bugün, ESHRE’nin büyük mutluluk duyduğu ve onurlandığı bir gündür. Dr. Edwards’ın kişiliğinde insan üremesi konusunda çalışan, hizmet veren sayısız bilim adamı, doktor ve sağlık çalışanı insanlık için yaptıkları hizmetin karşılığını almışlardır. Milyonlarca aileye getirdikleri mutluluğu bugün çabalarına karşılık aldıkları ödülle yaşamaktadırlar” dedi.

“Türkiye’de de 35 Binin Üzerinde Uygulama Yapıldı”
Türk bilim insanları olarak kendilerinin de bu mutluluğu paylaştıklarını dile getireren Prof. Dr. Gürgan, Türkiye’de binin üzerinde meslektaşlarının 112 tüp bebek merkezinde kısırlık sorunu ile karşı karşıya olan aileye 35 binin üzerinde uygulama yaptığını ve binlerce aileyi hayallerine kavuşturduğunu söyledi. Sağlık Bakanlığının desteği ve organizasyonunda, ESHRE gibi bilimsel derneklerin destek ve katkılarıyla, Türkiye’nin de gerek uygulamalardaki başarılarla gerekse de dünya tıbbına katkıda bulunan araştırmalarla bilim dünyasında hak ettiği yeri aldığını söyleyen Prof. Dr. Gürgan, 2012 ESHRE Kongresi’nin İstanbul’a yapılması kararının da bunun bir göstergesi olduğunu bildirdi.

Gürgan, ” Biz, organizasyonda yer alacak meslektaşlarımla birlikte biz de Avrupa cemiyeti olan ESHRE’yi Orta Doğu ve Uzakdoğu’daki meslektaşlarımıza da açacağız. Kıtalararası köprü konumunda olan ülkemizde Dr. Edwards’ın ‘bilimin milliyeti yoktur/Bilim, sadece insanlığın faydası içindir’ ilkesine uygun olarak dünyanın her tarafında 10 binin üzerinde bilim adamını, bilimin ilerlemesine katkıda bulunmak üzere İstanbul’da toplayacağız” açıklamasında bulundu.

Derneğin Yönetim Kurulunda İlk Kez Bir Türk Hekim Yer Alıyor
ESHRE’nin üreme biliminde ve tıbbında dünyada lider profesyonel dernekleri arasında yer aldığını kaydeden Prof. Dr. Gürgan, derneğin dünya genelinde yaklaşık 6 bin üyesi bulunduğunu söyledi. Derneğin, her yıl ortalama 8 bin dolayında katılımcı ile Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yüksek prestije sahip yıllık toplantılar yaptığını anlatan Prof. Dr. Gürgan, şöyle devam etti: ”Bir Avrupa kuruluşu olan derneğin yüzü aşkın Türk üyesi bulunmaktadır. Derneğin 25 yıllık tarihinde ilk kez bir Türk, yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır. Ben, 2007 yılında yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş ve bu görevi halen sürdürmekteyim. Bu yıl Türkiye adına önemli bir gelişme yaşanmış ve 7 şehrin aday olduğu ESHRE’nin 27. Kongresinin İstanbul’da yapılmasına karar verildi. Kongreye, yaklaşık 10 binin üzerinde katılımcı bekleniyor. Kongrede, ülkemizdeki birçok kongre ve toplantıya katılan, dersler veren ve bilim adamlarımıza büyük destek olan Robert Edwards’ın adına özel toplantı yapılacak ve kendisi onurlandırılacak.”

Yorum bırakın

ERKEKLERDE KISIRLIĞA KÖK HÜCRE NAKLİ İLE ÇÖZÜM

Bazı hayvan testislerine nakledilen kök hücrelerin, buralarda sperm yapabilme özelliğini kazanmalarıyla ilgili çalışmaların ilk bulguları olumlu çıktı. Avrupa insan üremesi ve embriyolojisi derneği yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Gürgan: ”Dünyada ilk kez kez Prof. Dr. Herman Tournaye tarafından yapılan çalışma ile kök hücrelerin, sperm ve yumurta hücrelerine dönüştürülebilmesi sağlandı” dedi.

Erkeklerde kısırlığının ortadan kalkmasında kök hücre ile yapılan uygulamaların umut verici olduğu belirtildi. Yurt dışında yapılan araştırmalarda, bazı hayvan testislerine nakledilen kök hücrelerin, buralarda sperm yapabilme özelliğini kazanmalarıyla ilgili çalışmaların ilk bulgularının olumlu çıktığı açıklandı. Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyolojisi Derneği (ESHRE) Yönetim Kurulu Üyesi ve Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timur Gürgan, yaptığı açıklamada erkeklerde kısırlık sorununun çiftlerin çocuk sahibi olmasında çok önemli bir engel olduğunu kaydetti.

Kök Hücrelerin, Sperm Ve Yumurta Hücrelerine Dönüştürülebilmesi Sağlandı
Erkeklerde kısırlık tedavisine yönelik yöntemlerin her geçen gün geliştiğini ve umut verici sonuçlar alınmaya başlandığını dile getiren Prof. Dr. Gürgan, erkek kısırlığına son verebilecek bir araştırma olan sperm kök hücrelerinin kullanılması çalışmasının sonuç vermeye başladığını bildirdi. Prof. Dr. Gürgan, dünyada ilk kez Prof. Dr. Herman Tournaye tarafından yapılan çalışma ile kök hücrelerin, sperm ve yumurta hücrelerine dönüştürülebilmesinin sağlandığını belirterek, “Daha önceden saklanmış kök hücrelerin bazı hayvan testislerine nakli ile olgun sperme dönüşme özelliğini kazanması amaçlanan ilk çalışmalar olumlu sonuçlar verdi. Henüz çok az hastada denenen ve bir kısmında olumlu neticeler alınan uygulamalar hala araştırma aşamasında ve gelişmeler umut verici” dedi.

Prof. Dr. Gürgan, Dr. Herman Tournaye’nin sunduğu araştırma ile ergenliğe girmeden önce kanser tedavisi geçiren erkek çocukları için ileride çocuk sahibi olabilmeleri amacıyla, “Kök hücreden sperm hücrelerinin üretilmesi yolu açıldı. Bu yöntemle, kanser tedavisi öncesi testis dokusu dondurularak, tedavi sonrasında sperm hücresi üretebilen kök hücreleri geri nakletmek mümkün oldu” diye konuştu.

Kalitesiz Sperm, Kısırlık Nedeni
Erkeklerde sperm sayısı normal olsa bile spermlerdeki kalite sorununun çiftin çocuk sahibi olmasını engellediğini anlatan Prof. Dr. Gürgan şu bilgileri verdi: “Sperm sayısı özellikle 5 milyonun altına düştüğü veya azospermi olarak adlandırılan ve tetkiklerde hiç sperm bulunamayan erkeklerde sorun olarak ortaya çıkıyor. Bunun için çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerde, erkeklerin daha detaylı incelenmesi gerekiyor. Normal sperm parametreleri olan veya orta derecede sperm bozukluğu saptanan erkekler, 3 yıl üzeri bir sürede çocuk sahibi olamadılarsa, bir tedavi işlemi başlamadan önce sperm kalite ve fonksiyonunu belirleyecek testleri yaptırması gerekiyor.”

Aile Öyküsü Önem Taşıyor
Kısırlıkta erkek faktörünün incelenmesinde aile hikayesinin çok büyük önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Gürgan, “Erkeğin ailesindeki erkeklerde ortaya çıkan genetik sperm yapabilme sorunu, erkeğin Y kromozomundaki sperm yapabilme programını bozabiliyor ve hatalı sperm yapımına yol açabiliyor. Bu nedenle hatalı sperm yapımının tespit edilebilmesi için genetik incelemelerin yapılması gerekiyor. Ayrıca yaş ilerledikçe bazı erkeklerde sperm kalitesi azalabiliyor. Özellikle 38 yaş sonrasında erkeklerde sperm sayı ve kalitesinde ortaya çıkabilecek bozukluğun, gebeliğin oluşmasını zorlaştırdığı, oluşan gebeliklerde ise düşük yapma şansını arttırdığı gösteriliyor. Aşırı stres, yorgunluk, kötü çalışma şartları, çevre kirliliği, erkeklerde sperm kalite ve sayısını düşürebiliyor. Bunun dışında sigara tüketimi, erkeklerde sperm kalitesini bozabiliyor ve yumurtayı dölleme oranını düşürebiliyor” dedi.

IMSI Yöntemiyle Sperm, Binlerce Kat Büyütülerek İnceleniyor
Prof. Dr. Gürgan şunları söyledi: “Sperm DNA kopma ve kırılmalarının tespit edilmesi yöntemiyle, erkeklerde hayat tarzı değişiklikleri, vitamin ve eser elementlerin takviyesi, stres azaltma teknikleri uygulaması ve sigaranın kesilmesi ile yapılacak düzenlemeyle 1.5-3 ayda gebelik oranlarında artış sağlanabiliyor. Bu çiftlerde, bazen aşılama ve tüp bebek tedavilerine gerek duyulmaksızın gebelik elde edilebiliyor. Yeni bir uygulama olan orta ve şiddetli erkek faktörü infertil çiftlerde uygulanan IMSI (High magnification ICSI = Büyük büyütmeli mikroenjeksiyon) yöntemi ise dünyanın seçkin birkaç merkezinde uygulanıyor. Etkinliği kanıtlanmış yöntemle, mikroenjeksiyon işleminde kullanılacak sperm, ileri teknolojik imkanlar ile binlerce kat büyütülerek inceleniyor ve en iyi sperm tedavi için yumurtanın içine konulmak için seçiliyor. Yeni bir yöntem olan mikroenjeksiyon esnasında sperm, mikroskop altında incelenerek sperm baş kısmındaki parlaklığa göre değerlendirilebiliyor (Çift yansıtma tekniği). Bu incelemede daha kaliteli yumurta döllemesi yapabilecek spermler hayati faaliyetlerine zarar vermeden seçiliyor ve yumurtalar bu spermlerle dölleniyor. Sonuçta daha kaliteli embriyo geliyor ve gebelik oranları artıyor. Diğer bir teknik olarak da ko-kültür tekniği uygulanıyor. Bu teknikte, yumurtaları besleyen ve yumurtaların gelişmesi sırasında onun çevresinde bulunan hücreler yumurta toplanması esnasında alınıyor ve laboratuvarda özel sıvılar içerisinde geliştiriliyor. Bu sıvılar yumurta ve spermin döllenmesinden sonra embriyonun gelişimine destek olarak kullanılıyor ve anne rahmine yerleştirilmesine kadar bir besi yeri görevi yapıyor.”

“Yumurta Dondurma Tekniği ile Anne-Baba Olunabiliyor”
Çeşitli kanser türleri, yumurtalıkları ilgilendiren bazı hastalıklar ve bunlara bağlı operasyonlar sonucu yumurtalık fonksiyonlarının azalması, erken menopoz tehdidi gibi nedenler, artık çocuk sahibi olmak için engel olmadığını dile getiren Prof. Dr. Gürgan, “Yumurta dondurma tekniği ile anne-baba olunabiliyor. Özellikle, erken yaşlarda dondurulan yumurtalar, yıllar sonra yüzde 90’a varan olasılıkla canlılığını koruyabiliyor ve döllenerek kadına kendi yumurtası ile çocuk sahibi olma şansı verebiliyor” dedi.
Prof. Dr. Gürgan, kısırlık tanı ve tedavisi, yardımcı üreme teknikleri, insan genetiği ve menopoz tedavi yöntemlerinin her geçen gün geliştiğini, kanser tedavisinde kullanılan radyoterapi ve kemoterapinin kanser hücrelerini yok ederken, aynı zamanda üreme organlarına zarar verdiğini belirtti. Prof. Dr. Gürgan, “Gençlik dönemlerinde üreme organları kanserleri, lösemi gibi kan kanserleri ve lenf kanserleri başta olmak üzere ilaç ve radyasyon tedavisi gerektiren çeşitli kanserler, yumurtalıkları ve testisleri etkileyerek, bu hastaların kanser tedavilerinden sonra çocuk sahibi olabilme ümitlerini yok etmektedir” diye konuştu.

Türkiye’de Yumurta Bankası Kurulmalı mı?
Kanada, İsrail, Almanya, ABD, İspanya, İngiltere, Polonya ve Belçika’da gibi pek çok ülkede yasal yumurta bankalarının bulunduğunu anlatan Gürgan, bankaların tıbbi etik kurallara bağlı hizmet verebilmesi için sıkı denetimlerden geçmesi gerektiğini söyledi.
Yumurta dondurma işleminin, mutlaka belli kriterler dikkate alınarak hekim tarafından verilmesi gerektiğini vurgulayan Gürgan, çok ileri bir yaşta anne-baba olmanın, doğacak çocuğun üzerinde psikolojik etkileri olacağının da göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti.

“Kadınların Yumurtalarını Dondurup Sonra Kullanabilme Şansı Yakalamaları İçin İstiyoruz”
Yumurta bankalarının, tıbbı gereklilik gibi durumlarda hastaların yumurtalarını saklamayı kabul etmesi gerektiği görüşünü dile getiren Gürgan, şöyle devam etti: “’Yumurta bankalarının oluşturulmasında en çok tartışılan şey, bir kadının başkasına ait yumurtayı, yumurta bankasından alıp anne olup olamayacağı ile ilgilidir. Bizim söz ettiğimiz yumurta ve sperm bankaları, kişilerin kendi yumurta ve spermlerini saklaması ve gerektiğinde yine kendi sperm ve yumurtalarını kendileri için kullanabilmesi ile ilgilidir. Kamuoyunda sperm ve yumurta bankacılığı, kişilerin bankaya dondurularak emanet ettiği sperm veya yumurtalarının başkaları tarafından kullanabilmesi olarak algılamaktadır. Ülkemizin kanun ve yönetmelikleri böyle bir kullanıma izni vermemektedir. Biz hekimler, yumurta bankalarının kurulmasını, kadınların öncelikle kendileri için yumurtalarını dondurup sonra kullanabilme şansı yakalamaları için istiyoruz.”

3 Yorum