Archive for category SGK

“YETİM” HASTALIKLARA “SGK” SAHİP ÇIKIYOR

İlaç firmaları ve hastanelerce nadir olduğu için ihmal edilen yetim hastalıklara ilgi gösterilmesi için SGK bünyesinde kurulan Kronik ve Yetim Hastalıklar Şube Müdürlüğü, 6 bin ila 8 bin arasında nadir hastalık grubu olduğunu ve bunların kaçının Türkiye’de bulunduğunu da araştıracak.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesinde Kronik ve Yetim Hastalıklar Şube Müdürlüğü kuruldu. Yeni kurulan birim 2 binde 1’den az kişide görülen hastalıklarla ilgilenecek. Fenilketonüri, çölyak, herkül sendromu gibi nadir görülen hastalığı olanların böylece sorunlarına daha kolay çözüm yolu bulabilecek. İlaç firmaları ve hastanelerce nadir olduğu için ihmal edilen yetim hastalıklara ilgi gösterilmesi sağlanacak. Ayrıca teşvik yöntemiyle tanı merkezlerinin açılması sağlanacak.
“Tespit Edene Teşvik, Atlayana Ceza”
Politika Geliştirme Daire Başkanı Dr. Halil Akçe, ilk hedeflerinin nadir hastalıklara sahip kişi sayısını belirlemek olduğunu söyledi. Hangi ilaçları kullandıkları ve ilaca erişimde problem olup olmadığını da araştıracaklarını anlatan Akçe, “Bu hastalıkların çoğu kalıtımsal olduğu için yeri gelecek hekimlerde her gebelikte gebeliğin başladığı andan doğuma kadar giden sürecin sisteme girilmesini isteyebiliriz. Belirli dönemlerde yapılan tarama testlerini görebiliriz. Hastane zamanında bunları tespit ediyorsa oraya bir teşvik verebiliriz. Ya da bunu atlayan birimlere tam tersi bir uygulama yapabiliriz. Hastalıklı geni laboratuvar ortamında ayırarak çocuğun sağlıklı doğmasını sağlayabiliyorsunuz” dedi.
“Hastaların Yüzde 40’ına Yanlış Tanı Konuyor, Yüzde 16’sına Yanlış Ameliyat Yapılıyor”
Nadir hastalıklarının tanısıyla da ilgili problemler olabildiğini anlatan Akçe, “Literatürlerde bu hastaların yüzde 40’ına yanlış tanı konuluyor. Tanı yanlışsa tedavisi de yanlış olur. Tedavi yanlış olduğunda da çocuğun hem fizik hem beyin fonksiyonlarını kötü etkilersiniz. Özellikle beyin fonksiyonlarındaki etki geri dönüşü olmayabilir. Düzeltebileceğiniz bir tabloyu çok daha kötü bir yere götürebilirsiniz. Yine yüzde 16’sına yanlış ameliyat yapılıyor” diye konuştu.
“Belki de Dünyanın En İyi Sağlık Bilgi Bankası SGK’da “
Akçe, organ nakillerine getirdikleri teşvikle nakil ve merkez sayılarında önemli bir artış olduğunu belirterek, “Aynı sistemi burada da kurmak istiyoruz. Yetim hastalıklar çok sık görülmediği için sigorta şirketleri, hastaneler ve ilaç sektörü tarafından ihmal ediliyor. Çok nadir bir gruba ilaç satmak sektör için karlı değildir. Bizde elimizdeki gücü rasyonel kullanarak, bu gruptaki hastalarımızın sağlıklarını nasıl daha iyi geliştirebiliriz diye düşünmeye başladık. Bizim elimizde Türkiye’deki tüm insanlara ait sağlık verileri var. Belki de dünyanın en iyi sağlık bilgi bankası SGK’da. Bu ülkede nadir hastalık kapsamında kaç kişinin olduğuna dair bilgi yok. Şimdi biz sistemden bu verileri çekmeye başladık. Böylece ülkenin profilini göreceğiz. Mevcut durum analizinizi yapamazsanız mekanizmalarınızı kuramazsınız. 6 bin ila 8 bin arasında nadir hastalık grubu var. Bunların kaçı Türkiye’de var buna bakacağız. Bu hastalarımızın tedavilerinde kullanılan ilaçları göreceğiz. İlaç şirketlerinin nasıl zorlayabiliriz konusunda çalışmalar eksik kalmış. SGK olarak nasıl katkı sağlayabiliriz düşüncesiyle başladık. Bununla ilgili de bizim başkanlığımızda bir şube kurduk.”
“Sağlık Hizmeti Bedelleri Diğer Bedellerden Biraz Daha Farklılaşacak”
Nadir hastalıkların yüzde 80’inin genetik olduğunu söyleyen Akçe bu nedenle de en çok etkilenen grubun çocuklar olduğunu kaydetti. Akçe şunları söyledi:”Hastalık, çocuğun sosyal hayatını ve okul yaşantısını her alanda etkiliyor. Çok basit bir yöntemle tanısını koyabiliyorsunuz. Ama bu yapılmazsa feniketonüriye bağlı o çocukta gelişim geriliği başlar. Hastanelerde tarama hizmeti veren birimlerin sağlık hizmeti bedellerini diğer bedellerden biraz daha farklılaştırırız. Siz onu artırınca özel sektör ilgi gösteriyor, kamuda başhekimlikler ilgili gösteriyor. Genetik tanı merkezlerimiz var ama yeterli değil. O merkezleri daha aktif hale getirebiliriz” diye konuştu.
“Doğrudan Nadir Hastalıklarla İlgili Birebir Çalışan Merkez Yok”
Bu çalışmaların yaklaşık 6 ayda vatandaşa yansımasının olabileceğini belirten Akçe, “Yoksa şu anda zaten ilaçlarının bedelini ödüyoruz. Yurtdışından o anlamda farklıyız. Amacımız Kars’taki vatandaşı yol parasını verip buraya getirmek problem değil. Tedavi süreci boyunca ailenin düzeni bozulacak. Hasta çalışıyorsa sıkıntıya girer. Bölgesel olarak merkezlerin açılmasını sağlayabiliriz. Böylelikle her hastalığa aynı gözle bakarak sağlığa yerinde erişmesini sağlayabiliriz. Doğrudan nadir hastalıklarla ilgili birebir çalışan merkez yok. Nadir hastalıklarla ilgili üniversitelerin, Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerinin birimlerinin olması bizim için çok önemli” dedi.
Reklamlar

Yorum bırakın

“KOMPLİKE VAKALAR ARTIK DAHA ÇOK KAZANDIRACAK”

Performans sisteminde fazla komplikasyonu olan hastalarda ücretlendirme sorununa çözüm getirileceği müjdesini veren SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Karaşen konu ile ilgili açıklamada bulundu: “Artık daha çok komplikasyonu olan hasta tedavisi daha fazla ücretlendirilecek.”
Global bütçe ile ilgili ekonomik koordinasyon grubunda kararlar alınırken, “global projeler”, geri ödeme kurumu olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından gelişmiş ülkelerde olan düzenlemelerin önemli bir kısmını ülkemizde de uygulamak için kolları sıvadı.
Hekimlerin son dönemlerde en çok şikayet ettiği konulardan biri olan riskli hastalara daha fazla zaman harcayıp daha az kazanmaları üzerine SGK yeni tedbirler almaya hazırlanıyor. Durumu kritik olan hasta artık hekimlere daha çok kazandıracak. Bunun için Sağlık Bakanlığı ile performans sistemi üzerinde çalışmaların yapılacağını açıklayan SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Karaşen, hekimlerin riskli ve komplikasyonu olan hastaya harcadıkları zamanın karşılığını daha fazla alacağını belirtti.
“Daha Riskli Hastalara Bakan Hekimler Daha Çok Kazanacak”
Sağlık Dergisi’ne açıklamalarda bulunan Karaşen, hekimlerin ne kadar para kazanacağını sağlık hizmeti sunan kurumların belirlediği sistemle olduğunu kaydederek şunları söyledi: “Hiçbir sorunu olmayan 20 yaşındaki birine yapılan apendektomi ameliyatı ile kalp, diyabet ve enfeksiyonu olan bir hastada aynı ameliyatı yapmanın arasındaki farkı belirleyeceğiz. Daha riskli hastalara bakan hekimler daha çok kazanacak. “Tanı ilişkili gruplamalar” denilen ve yurt dışında “DRC” denilen sisteme göre verilen hizmetin karşılığını verilecek. Daha kritik hastaya verilen emeğin daha fazla ücretlendirmek daha kolay hastalara ve işlemlere daha az ücretlendirmek yapılacak.“
Sağlık Harcamalarında İlaç Yüzde 40
İlaçta global bütçenin en çok üzerinde çalıştıkları konulardan biri olduğunu kaydeden Karaşen, “İlaca harcanan miktar bütün sağlık harcamaları içerisinde çok önemli bir yer edinmeye başladı. Buna ayırdığımız pay yüzde 40 ve bu çok büyük bir oran. Dolayısıyla asıl ilaca harcanan payı düşürerek diğer sağlık hizmetlerine daha fazla pay ayırmamız gerekiyor. Bunlarla ilgili “Akılcı İlaç Kullanımını” önemsiyoruz. Sağlık Bakanlığının yaptığı çalışmanın irrasyonel denilen gereksiz ilaç kullanımında çok sıkıntımız var. Bunun önüne geçecek tedbirler almaya çalışıyoruz. Hem maliyetleri azaltıp hem de kaynakları etkili kullanacağız.”
Avuç İçi Damar Haritası ile Muayene Olunacak
Avuç içi damar haritası testi sonrası provizyon verilecek. Sağlık karneleri kalktı şimdi TC kimlik numarası ile muayene olunması suiistimallere yol açtığını belirten Karaşen, “Kimlik numarası ile hasta gitmese de muayene, tetkik veya tedavi yapılmış gibi faturalar çıkıyor. Yeni sistem ile dünyada da belki ilk olacak,vatandaş sağlık hizmeti alacağı kuruma mutlaka gidip avuç içindeki haritasını okutturacak ve kimlik bilgileri ile kontrol yapılacak ve ondan sonra provizyon olacak. Avuç içindeki damar haritası rakamsal kodlara dönüşerek veri tabanına aktarılacak ve bunun karşılığındaki kimlik bilgileri daha sonra ki müracaatlarda kimlik doğrulamsı yapılarak muayene için provizyon verilecek” dedi.
Kimlik Numarası Suistimali Bitecek
Farklı kişilerin kimlik numarası ile muayene olanlar hatta doğum yapanlara rastlandığını doğan çocuğun hukuki olarak kime ait olduğu gibi sorunlarla bile karşılaşıldığına dikkat çeken Karaşen, avuç içi damar haritası okutma sisteminin 2012 yılının ilk yarısında ilk olarak özel hastanelerde uygulamaya başlanacağını söyledi.
SGK olarak ellerinde çok değerli verilerin olduğu çok kapsamlı data ambarı bulunduğunu ve data Madenciliği, risk odaklı denetleneme sistemi sayesinde , risk tespit edilen ve suistimale açık olduğu tespit edilen verilerden yola çıkarak bu riskli verilerle ilişkili hekimleri sağlık hizmeti sunan kurumları ve eczaneleri öncelikli denetleyeceklerini dile getiren Karaşen, “Örneğin suistimal olabileceği düşünülen bir ilacı o ilde en çok yazan 10 doktor, en çok veren 10 eczane ortaya konacak ve denetlemeler buralarda yoğunlaşacak. Bu şekilde suistimallerin önüne geçileceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
Karaşen, tıbbi cihaz sektöründe yerli üretimi desteklemek için önümüzdeki günlerde yeni projeler hazırlamayı planladıklarını kaydetti.

Yorum bırakın

SGK BAŞKANI’NDAN KAREKOD AÇIKLAMASI

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Emin Zararsız, depo ve eczane kayıtlarında görünen ama aslında olmayan 146 milyon kutu ilaç olduğunu belirterek, “Devletin her bir kutuyu ortalama 10 liradan aldığını hatırlarsak gerisini siz düşünün” dedi.

SGK Başkanı Zararsız, 2010 yılı uygulamaları ve 2011 yılı hedeflerine ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Zararsız, 1 Ocak 2011 tarihi itibariyle ‘karekodlu’ olmayan ilaçların ödenmeyeceği uygulamasına ilişkin eleştirilere de yanıt verdi.

“Sistem Kayıtlı 166 Milyon 314 Bin Geçici Karekodlu İlaç Var”
Türk Eczacıları Birliği’nin iddia ettiği gibi vatandaşın hiçbir ilacı alma sorunu bulunmadığını dile getiren Zararsız, kamuoyunun yanıltıldığını söyledi. Haziran ayında piyasada bulunanın kat be kat üzerinde ‘geçici’ karekodlu ilaç tespit ettiklerini belirten Zararsız şunları kaydetti: “230 milyon geçici karekod bulunmaktaydı. Sektöre bunu rasyonelleştirin, çağrısı yaptık. Böylece yaklaşık 40 milyon numara pasif hale geldi. Sistem kayıtlarına göre şu anda 166 milyon 314 bin geçici karekodlu ilaç bulunuyor. Eczane ve depolardan bize gelen bildirimler 16 milyon kutu ilaç olduğunu gösteriyor ama hadi 20 milyon kutu olsun. Oysa 166 milyon 314 bin stiker bulunuyor. Sağlık Bakanlığı bütün eczanelerde kendi raflarında ne kadar karekodlu olmayan ilaç olduğu bilgisini istedi. Maalesef İstanbul Eczacı Odası kendisine bağlı eczanelere bu bilgileri vermeme talimatı verdi. Bu nedenle Türkiye çapında bilgiler toplanamadı.”

Hayali Reçete Hayali Satış
Hayali olarak üretilmiş bazı reçeteler ile hayali olarak yapılmış ilaç satışlarının tespit edildiğini belirten Zararsız, 1 Ocak 2011 uygulamasıyla bu tür hayali satışların önlendiğini vurguladı. Ancak Türk Eczacıları Birliği’nin itirazı üzerine Danıştay’ın 12 Ocak’ta, SGK’nın savunmasını bile almadan yürütmeyi durdurma kararı aldığını söyledi. Zararsız, “Kasım ayında geçici karekodlu sistemini zorunlu hale getirdik, çünkü tespitlerimiz oldu. Bütün sektörü töhmet altında bırakmak istemiyorum bunları bireysel olarak değerlendirmek gerekir. Maalesef hayali olarak üretilmiş bazı reçeteler ve bu reçetelere dayalı olarak ilaç takip sistemine kayıtlı hayali ilaç satışlarına dair tespitler oldu, dolayısıyla bunun önüne geçmek için bir kanıt belgesi olsun diye reçete arkalarına hem de etiket bölümünün kutunun üzerindeki barkod bölümünün kesilerek uygulamasını getirdik” dedi.

1.5 Milyarlık Yolsuzluk
Bir gazeteci, ‘yani siz olmayan 146 milyon ilacın ortalama 10 liradan devlete satılmak istenerek 1.5 milyar liralık yolsuzluk yapılmaya çalışıldığını mı söylüyorsunuz? Potansiyel 1,5 milyar liralık yolsuzluğu mu önlemiş oldunuz’ sorusuna, Zararsız, “1.5 milyar liralık yolsuzluğu biz 1 Ocak’ta durdurmuştuk ama Danıştay’ın kararının ardından bu orada duruyor” yanıtını verdi.

“İlaç Takip Sisteminde 166 Milyon 314 Bin 847 Adet Numara Kayıtlı”
Zararsız, “SGK eskiye dönüyor diye eleştiri aldık. Bunlar durup dururken yapılan şeyler değil. 1 Ocak tarihinden itibaren sorun çözülmüştü. Eczane raflarında bulunan 10 milyon ilaç eczaneden toplanıyor. Bu ilaçların tamamı orijinal karekodlu üretildi. Yaklaşık olarak 15 bin eczanede 3 milyon 420 bin civarında karekodlu olmayan ürün tespit edildi. 8 bin civarında bilgisini vermeyen eczaneleri eklersek ciddi miktarda bir rakam ortaya çıktı. Bütün eczanelerin raflarında 9 milyon karekodu üretilmemiş kutu ilacı bulunuyor. Maalesef 166 milyon 314 bin adet geçici karekod numarası bulunuyor. Eczane raflarında 10 milyon, depolarda 7 milyon karekodsuz kutu bulunuyor. 3 milyon daha verelim, 20 milyon civarında karekodsuz kutu bulunuyor. Ancak ilaç takip sisteminde 166 milyon 314 bin 847 adet numara kayıtlı. Aradaki farkın takdirini kamuoyuna bırakıyorum” diye konuştu.

“Tek Bir Vatandaşımız, En Basit İlacı Da En Ciddi İlacı da Almakta Zorlanmıyor”
Eczane raflarında bulunan 10 milyon ilacın da 3-5 ilaçtan oluştuğunu ve az sayıda eczanede toplandığına dikkat çeken Zararsız, “Kaldı ki bu ilaçların tamamının orijinal karekodlusu da eşdeğeri de mevcut. Vatandaş orijinal karekodlusunu bulabilme imkanına sahip. Tek bir vatandaşımız, en basit ilacı da en ciddi ilacı da almakta zorlanmıyor. Küçük bir kesimin elindeki ilacın satışını yaptırmak için gürültü koparılıyor” şeklinde konuştu.

Hastalardan Usulsüz Olarak ‘Fark Ücreti’ Alan Hastanelere Uyarı
Başkan Zararsız, hastalardan usulsüz olarak ‘fark ücreti’ alan hastanelerini de uyardı. Bu konuda kendi müfettiş grubuyla yaygın denetime başladıklarını belirten Zararsız, “ Hastanelere sesleniyorum. Fark ücreti alınmaması gereken alanlarda fark ücreti alınmasının tespiti halinde sözleşmenin feshine kadar giden cezalar var. Oranların yetiyor olup olmaması başka tartışmadır ve buna Bakanlar Kurulu yetkilidir. Sınıflandırmada hangi oran alınması gerekiyorsa onun üzerinde tek bir kuruş alınmasına müsamaha olamaz” dedi.

Yorum bırakın

TIBBİ CİHAZ SEKTÖR TOPLANTISINDA SORUNLAR MASAYA YATIRILDI

SGK Tıbbi Cihaz Sektör Toplantısında taraflar bir araya gelerek sorunların çözümleri üzerine karar aldılar.

SGK Tıbbi Cihaz Sektör Toplantısına, Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Genel
Müdürlüğü Hasan Çağıl, Tıbbi Malzeme Daire Başkanı Hüseyin Özbay, Şube Müdürleri Reyhan Bozkurt, Sabahattin Yılmaz ve SGK Kocatepe SGM Müdürü İsmail Kobal ile Sağlık Bakanlığı İEGM Tıbbi Cihaz Bilgi ve Değerlendirme Şube Müdürlüğünü Meral Yılmaz, Maliye Bakanlığı BÜMKO Ali Günkut, Kamu İhale Kurumundan Avşar Kemal Keyik ile Tıbbi Cihaz Sektör Temsilcilerinden SEİS, TÜMDEF, SADER, ORDER, TıpGörDer ARTED ile TÜDER’den temsilciler katıldılar.

Tıbbi Malzeme Daire Başkanlığı Kuruldu
Toplantının açılış konuşmasını yapan Genel Müdür Hasan Çağıl, öncelikle SGK’nın yeni yapılanması hakkında bilgi vererek kurumun tıbbi cihazlarla ilgili konuları yürütmek üzere Tıbbi Malzeme Daire Başkanlığının kurulduğunu ve artık tıbbi cihazların ilaç ile eşdeğer
oranda öneme kavuşturulduğunu belirten Çağıl, 25 Mart 2010 tarihinde yayımlanan SUT’ta yaşanan sıkıntılar dolayısı ile yakın bir zamanda yeni bir SUT yayımlayacaklarını belirtti. Tıbbi cihazların SGK geri ödeme kapsamına alınmasına ilişkin esas ve usullerin daha sistematik hale gelmesi ve şeffaf açık net bir yapı kurulması yolunda çalıştıklarını söyleyen Çağıl, ancak bunun zaman alacak bir iş olduğunu, çalışmalara başladıklarını, kriterler netleşmeden de sistemi çalıştıracaklarını bildirdi. Çağıl, belirsizliklerin sektörü zor duruma soktuğunu bildiklerini, yanlışlık ve eksikliklerin revize edileceğini belirterek, bu netliğin sağlanması aşamasında, sektörün önerilerini de beklediklerini iletti.

Beyan Esaslı Bir Sistem…
Tıbbi cihazların yüksek hacmi ve büyüme hızı nedeniyle beyan esaslı bir sistem
oluşturmaya çalışıldığını kaydeden Çağıl, her malzeme için aynı kurallar uygulanabilir değilse de, çeşitli gruplara has yeni kurallar getirilebileceğini belirtti. MR’ların kapasite kullanımına ilişkin makul rakamlar dışındaki sapmanın kontrol edileceği dile getiren Çağıl, yeni uygulamaya giren takip sistemi sayesinde hizmet alımlarında da ilaçtaki gibi anormallikleri görebileceklerini belirtti. Ellerinde bin hasta için bir nörologun kaç MR çekmesinin makul olabileceğine ilişkin istatistiklerin eksik olduğunu ifade eden Çağıl, bu istatistikler toplandığında daha sağlıklı bir geri ödeme sistemi kurulacağını kaydetti.

“Piyasa Gözetim ve Denetimin Etkin Çalışmaması”
SUT’ta 01 Mayıs 2010 olan belgelerin toplanması için tanınan müddeti ile ilgili Çağıl, “15 Haziran 2010 olarak değiştirildi. CE teknik dosyasında bulunan testlerin özet sonuçlarını beyan etmeleri, bunun da üretici ve ithalatçının bu beyanı ile piyasaya arz ettiği malın, sorumluluğunu üstlenmesini hedefliyoruz. Böylece yaşanan bir sorun olursa, sorumluluk beyanı veren kişinin sorumlu olacak. Piyasa Gözetim ve Denetimin etkin çalışmamasının bizi bu duruma itti” dedi.
SGK geri ödeme listelerine alınma esas ve usullerinin açık ve şeffaf olması gerektiğini kaydeden Çağıl, bu nedenle bir kılavuz hazırlanmasının gerekli görüldüğü, elektronik ortamda herkese açık şekilde girilmiş olmasının düşünüldüğünü belirtti. Bu konuda sektörün önerilerini de beklediklerini dile getiren Çağıl, işin zorluğuna dair, kurallar belirlendikten sonra hâlihazırda listeye alınmış cihazlar kapsam dışı kalırsa onlara ilişkin nasıl bir yol izleneceğinin de dikkatlice düşünmek gerektiğini söyledi.

Belge Tamamlama
Tıbbi Cihaz Sektör Platformunun sekretaryasını yürüten SEİS tarafından hazırlanan sunum üzerinden SUT 2010’da problemli olduğu görülen maddeler tartışıldı.
Buna göre SGK Tıbbi Malzeme Daire Başkanlığı’ndan Şube Müdürü Sabahattin Yılmaz, Sağlık Uygulama Tebliği’nin yeniden yayınlanacağını söyleyerek, yapılacak değişikliklere değindi ve belgelerin temini için verilen son müddet olan 01.05.2010 tarihini, 15.06.2010 tarihine ertelendiğini belirtti.
Belgelerin şimdiye kadar kabul edilmemiş olmasının sektörde ödemelere ilişkin bir sıkıntı yarattığına değinen Sivil Toplum Örgütleri, bu belgelerin gecikmeli bir şekilde tamamlandığında da geçmişe yönelik ödeme alma sıkıntısı içine düşülebileceğini söylediler. SUT 2010 7. 1.22. g) maddesine göre 01.05.2010 tarihine kadar istenen belgeleri ibraz eden firmaların ürünlerine tavan fiyat uygulanacağına dair maddenin, uygulamasının nasıl olacağı soruldu. Belgelerin eksik olması durumunda firmaların tavan fiyatı almayı beklememelerini söyleyen Yılmaz’a Sivil toplum Kuruluşları temsilcileri tarafından, belge tamamlama işinin, SGK’nın belgeleri kabul etmemesi nedeniyle aksadığını, il sağlık müdürlüklerine duyurarak, geçen süre zarfında yaşanacak keyfi ve göreceli uygulamaları engellemesi talebinde bulundular.

“Tıbbi Malzemeleri Satan İthalatçı ya da Üretici Firmalarla Sözleşme Yapmaya İlişkin Düzenlemeyi de İptal Ettik”
Yılmaz, yeni SUT’da 7.1.23 Md. göre Ek-5/E Omurga cerrahisi ile Ek-5/F Ortopedi ve
Travmatoloji branşı Artroplasti alan grubunda kullanılan tıbbi malzeme listelerinde yer alan tıbbi malzemeleri satan ithalatçı ya da üretici firmalarla sözleşme yapmaya ilişkin düzenlemeyi de iptal ettiklerini, sözleşme yapmayacaklarını belirtti.
HTA belgesinin üretim merkezi ülkede kullanılan mı geri ödeme sistemine dahiline mi ilişkin bir belge olduğunun netleştirilmesi isteklerine SGK yetkilileri, ithal edilen ürünün menşei ülkesinde geri ödeme sistemine dahil edildiğinin belgelendirilmesi gerektiğini söylediler.
13485 Tıbbi Cihazlar için Kalite Yönetimi Sistemi belgesinin üretici standardı olduğu
İthalatçılardan bu belgenin istenmemesi gerektiğine dair sektör görüşüne karşın 13485 Tıbbi
Cihazlar için Kalite Yönetimi Sistemi standardını lojistik alanı ile ilgili olarak ithalatçılarında alabileceklerini bu nedenle bu belgeyi istediklerini ancak yeni yayımlanacak SUT da ISO 2001 standardının da kabul edileceğini bildirdiler.

Yılmaz, yeni yayımlanacak olan SUT revizyonunda, (7.2.1.b) Kamu İhale Kanununa tabi
olmayan kamu ve özel hastanelere yapılan ürünlerin fiyatlarının tespitinde kullanılan en düşük 5 fiyatın belirlenmesinde il sağlık müdürlüklerini yetkilendirdiklerini dile getirerek, bu 5 fiyatın belirlenmesi ile ilgili olarak branş kodu yada GMDN kodlarının kullanılabileceğini söyledi. Branş kodu ile ödeme esasının kaliteli malın arzına engel olacağı yolundaki görüşlere, menşei ülkede geri ödeme bildirimini istedikleri ürünlerin kalitesiz olacağını düşünmediklerini ve yeni SUT metninde esas alınan adedin 5’ten aşağıda bir rakam olarak belirlenerek kolaylık sağlandığını ifade etti.

“Kanıta Dayalı Tıbbı Kullanarak Geri Ödemeleri Planlansın”
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Tıbbi Cihaz Satın alma Daire Başkanlığı Şube Müdürü Reyhan Yalçın Bozkurt, SGK’nın kanıta dayalı tıbbı kullanarak geri ödemeleri planlamasını doğru bulduklarını kaydetti. Ancak, verilerin henüz 3 yıllık olduğunu belirten SGK yetkilileri, Ortopedi ve Kardiyoloji gibi alanlarda 15 yıllık bir geçmiş bulunduğunu bildirdi.
SGK geri ödeme sistemine yeni ürünlerin girebilmesi için yılda 4 kez olmak üzere pozitif liste yayınlanmasının planlandığını, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün SUT hazırlıklarına dahil olduğunu, Tıbbi Cihaz Kurumunun kurulmasına olan
ihtiyaç vurgulandı ve yeni SUT’un tekrar yayınlanacağını belirttiler.
Kur farkına ilişkin ithalatçıların sorunlarına değinen Sivil toplum Kuruluşları temsilcileri,
hastanelerin çok farklı oranlarda ıskonto taleplerine ilişkin rahatsızlıklarını dile getirirken, Ek 5 E ve F listelerinin revizyonunu ve belgeleri değerlendirecek alt komisyonlar kurulmasını önerdi.

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü Tıbbi Cihaz Bilgi ve Değerlendirme Şube
Müdürlüğünü temsilen konuşan Meral Yılmaz ise, Piyasa Gözetim ve Denetimin çalışmakta olduğunu, TİTUBB uygulamasının halihazırda beyana dayalı ve mevzuatın gerektirdiği her tür belgeyi içerdiğini, yeniden bu belgeleri istemenin, ikinci bir evrak ve kağıt işi getireceğini, uygunluk beyanlarının TİTUBB içinde mevcut olduğunu belirtti. SGK yetkilileri ise, bu belgeleri geri ödeme kuruluşu olarak istemeye Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel
Müdürlüğü’nden yetkililer ile birlikte karar verdiklerini dile getirdi.
Sektör temsilcileri, Artoplasti ve Spinal alan grubu ürünleri dışındaki SGK Geri Ödemesine tabi Travma Kardiyoloji gibi diğer iyileştirici tıbbi malzeme ürün gruplarına ilişkin kurum politikasını ve yenilikçi ürünlere ilişkin geri ödeme prosedürünün ne olacağını Ar-Ge potansiyeline engel olmayacak şekilde dikkatle düzenlenmesi gerektiğini dile getirdi.

Örnekleme uygulamasının çok problemli olduğuna dikkat çeken sektör temsilcileri, bunun yerine daha adil bir uygulamaya geçilmesini talep etti. Sektör temsilcileri, Artoplasti ve Spinal alan grubu ürünleri dışındaki SGK Geri Ödemesine tabi Travma, Kardiyoloji gibi diğer iyileştirici tıbbi malzeme ürün gruplarına ilişkin kurum politikasını sordu. SGK yetkilileri nihai olarak geri ödeme kapsamında olan tüm branşların fiyatlarının belirlenmesini amaçladıklarını ve tıbbi cihaz geri ödemelerini sağlık hizmet sunucularına fatura tarihinden itibaren 15 gün içinde avans ödemesi yaptıklarını, 60 gün içinde de tamamını ödediklerini söyledi.

Bir sonraki SGK Tıbbi Cihaz Sektör Platformu toplantısının, 23 Ağustos 2010 tarihinde yapılmasına, gerek görüldüğü halde Sağlık Bakanlığı, DPT, KIK ve Maliye Bakanlığı’nın da katılımı ile gerçekleştirilmesine karar verildi.

Yorum bırakın