Archive for category Sosyal Medya

"SAĞLIK SEKTÖRÜ ÇAĞI YAKALAMA ÇABASINDA"

Tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de mobil teknolojileri daha etkin kullanıp daha sağlıklı yaşamlar oluşturulabileceğini belirten IPPA İletişim Direktörü Fatmanur Erdoğan, “Sektörün çalışmalara bütünsel bir yaklaşım göstermesi sürdürülebilir bir gelişim için gereklidir” dedi.

Günümüzde mobil teknolojiler kullanılarak toplumların nasıl daha sağlıklı yaşamlar yaratabileceği hakkında örnek uygulamalar hakkında bilgi veren Fatmanur Erdoğan, Afrika ziyareti sırasında öğrendiği uygulamaları anlattı. “Kenya halkı ekonomik sıkıntı ve zor şartlar altında yaşamasına rağmen mobil internet teknolojilerindeki gelişmelere çok hızlı adapte olabildiler. Bireylerin kendi sağlıkları ile ilgili bireysel sorumluluk alabilmelerini sağlayan, kamu-özel sektör işbirlikleri ile uygulamaya konan mobil applikasyonlar, halkın yaşam kalitesini artırmayı sağlıyor. Bu bağlamda, bölgedeki sağlık sorunlarının çözümünde mobil teknolojiler kritik rol oynuyor. Sürdürülebilir bir gelişim için mobil sağlık çalışmalarına yaklaşımımız stratejik ve uzun soluklu olmalıdır.”

Türkiye’de özellikle özel sektörün gelişmelere ayak uydurabilmesi için, yenilikçi düşünce ve hareket anlayışının kurumlara getirilmesi gerektiğini savunan Erdoğan, kurum içi girişimciliğin teşvik edilmesinin önemli olduğunu belirtti. Digital Health Summit Turkey 2013′te yaptığı konuşması ile doğru strateji oluşturulması, stratejik iletişim yapılması ve kurumları çevik hale getirme yöntemleri hakkında bilgi verdi. 

Daha mutlu ve umutlu yaşamlar nasıl yaratılır?
Daha mutlu ve umutlu yaşamlar, hayatta yaptığımız işlerde bir anlam bulduğumuzda, hayata meraklı gözlerle bakabildiğimizde, yaşam sevincimiz olduğunda, hayatta mücadele etmeye değecek bir çabamız olduğunda ve zorluklara karşı dayanıklılığımızı artırdığımızda mümkün olur.

Sağlık sektöründe pazarlama ve dijitalin kullanımı konusunda olmaması gerekenler nelerdir? Sağlık sektörü yoğun regulasyonlar dolayısıyla daha kapalı sistemlerle çalışan bir sektör. Dijital medya kullanımında sağlık sektörünün imkanlarının fazla olmasına rağmen, Türkiye’de neredeyse işin çok başında olduklarını görüyoruz. Günümüzde mobil teknolojilerin değerinden ve daha sağlıklı yaşamlar nasıl yaratabileceğinden konuştuğumuz halde, henüz sektörün web site çalışmalarının dahi çağın oldukça gerisinde olduğuna dikkatinizi çekmek isterim. Sektör dijital pazarlama ve iletişim stratejilerine bütünsel bir yaklaşımdan ziyade, tekil taktiklerle ilerliyor. Bu yüzden de birbirinden kopuk, arada kaybolup giden işlerin sayısı yükseliyor, topluma ve bireye faydası da etkin olamıyor.

Sağlık sektöründe olması gerekenler nelerdir? 
İletişime bütünsel yaklaşmak için, işe konumlandırma çalışmalarıyla başlamak önemlidir. Konumlandırma sadece piyasayı analiz etmek değil, oturmak istediğiniz noktaya hangi vizyonla ve nasıl gideceğinizi de belirleyebilmenizi gerektirir. Çoğu zaman bu tür bir çalışma kurumun paydaşlarının da sürece katılımını içerir.

Sağlık sektörünün gelişmesi sektörün bileşenlerinin etkin işbirlikleri kurabilmesi ve toplum sağlığını,yani bireyi ön plana koyabilmesiyle mümkündür.Sürdürülebilir gelişim insanın yaşam kalitesini artırmayı odağına aldığında iyi yaşam yönetimine doğru geçiş çalışmaları artacak, bu çalışmaların bir çoğu da dijital ortamlarda mümkün olacaktır.

Gelişen mobil teknolojiler sayesinde, bireyler kendi sağlıkları konusunda hem daha iyi bilgi alabilecek hem de kendi sağlıklarının sorumluluğunu daha fazla önemseyecek.Doktorlar ve hastalar arasındaki bilgi kaybı minimuma inecek.

Yurt dışında sağlık sektöründe bu alanda uygulamalar nelerdir? Ülkemizle karşılaştırmasını yapabilir misiniz? 
Açıkçası ben Afrika gibi gelişmekte olan ülkelerin mobil teknolojileri sağlıklı gelişim adına kullanma şekillerine dikkatinizi çekmeyi tercih ederim. Teknolojik gelişmelere bireyler ve kurumlar uyum sağladığı ve onları hızlıca benimsediği sürece sağlık alanında gelişmeler etkin olabilir. Afrika, bunca ekonomik sıkıntısına ve zor şartlarına rağmen, mobil internet teknolojilerindeki gelişmelere çok hızlı adapte olabildiğinden, bu bölgedeki sağlık sorunlarının çözümünde mobil teknolojiler kritik bir rol oynuyor. Türkiye’de özellikle özel sektörün gelişmelere ayak uydurmasındaki hantallığın atılması, yenilikçi düşünce ve hareket anlayışının kurumlara getirilmesi için kurum içi girişimciliğin teşvik edilmesinin önemli olduğuna inanıyorum. Başlangıç noktası burasıdır. Kurum kültürlerini yataylaştırmadığınızda, yetenek bazlı çalışmaya geçemediğinizde, hiyerarşiye takıldığınızda, bu yüzyılda yaratıcı olmanız ve değişime hızlı adapte olmanız zor.
Teknolojilerin gelişmiş olması ve var olması yetmiyor. Bireylerin ve kurumların da bu gelişmelere ayak uydurabilmesi gerekiyor. 

Sağlık sektörünün pazarlama açısından sosyal medyaya bakışı nasıl olmalı? 
Örnek olarak Hastaneleri ele alalım. Türkiye’de dijital stratejisi olan bir hastane yok.Sosyal mecraları kullanan hastaneler var; onlar da belli bir vizyon ya da stratejiyle değil, taktiksel hareketle yol alıyorlar.Bu yüzden de iletişimde bir bütünselliğe rastlamak zor. 

Sosyal mecralar birer araçtır.Siz bu araçları nasıl kullanmanız gerektiğini bulamazsanız, yaptığınız şey doktorlarınıza bir iki tane video çektirip, yayınlamaktan öteye gitmez.Üstelik doktorların bir hastaneden diğerine hızlica zıpladığı bir sistemde, videolarınız da kısa bir süre sonra anlamsız hale gelir. Bu değişimi nasıl yönetmeniz gerektiği ise sosyal medya stratejisi ile değil, itibar yönetim stratejinizin bir parçası olmak durumundadır.Bu gözle bakacak olursanız, bir davranış değişikliği ve anlayış tarzından bahsettiğimi göreceksiniz.Bu işin özüdür.Bu konulara derin kafa yoracak bireylere ihtiyacımız var. Diğer yandan, eğer başarılı bir iletişim yapmak istiyorsanız, dijital mecraları kullanan kişileri ekibinize alın.Dijital mecraları anladığını söyleyenleri değil, aktif olarak bu mecraların içinde olanları yanınıza alın.Bu mecraları iyi kullanamayanların dijital medya stratejisi çikarması mümkün değildir.İletişim stratejinizi belirlemeden taktiksel işlere girmeyin.Katılımcı liderlik anlayışıyla iletişim politikalarınıza yön verin.

Sağlık sektörü pazarlama anlamında sosyal medyadan nasıl etkileniyor?
Dijital mecralar toplumun doğru bilgiye ulaşmasını kolaylaştırdı.Bireyler kendi sağlıkları konusunda daha fazla sorumluluk almaları için teşvik edilir oldu.Sosyal Mecralar adı üzerinde sosyalliği de getiriyor.Henüz sağlık sektörü dijital mecraları çift yönlü kullanabilmekte çok yetkin değil ama yakın bir gelecekte değişimin olacağına inanıyorum. Hem hasta ve hastalık yönetiminde hem de sağlıklı bireylerin daha sağlıklı yaşamlar idame ettirmelerinde hem de yaşam kalitemizin artmasında dijital mecralar ve mobil internet teknolojilerinin büyük bir yeri olacaktır.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? 
Stratejik liderlik iletişimi danışmanlığı yapıyorum.IPPA şirketinin kurucusuyum.Şirket bünyemizde gerçek anlamda sürdürülebilir projelerin ortaya çıkması için sürdürülebilirlik iletişiminde davranış değişikliği getiren çalışmaların planlamasını da yapmaktayız.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Doğru bilgilerin veriliyor olmasına dikkat ediyorum.Sağlık haberi yapan kişilerin bir kaynaktan aldıkları bilgiyi sorgulayarak, araştırarak topluma objektif bilgi vermesini bekliyorum.Özellikle alternatif tıp ve sağlıklı yaşam alanındaki çalışmaları duyururlarken, sorumlu davranıyor olmalarının önemli olduğunu düşünüyorum.

Sağlıklı iletişiminin olmazsa olmazı size göre nedir?
Doğru mesajı, doğru kaynaktan, doğru hedef kitleye verebilmek.

Med-Index

Yorum bırakın

YALNIZ DEĞİLSİNİZ, BİZ VARIZ: MOTİVOLOG

Yaşadığı zorlu günlerini blogunda yazarak sosyal medyadaki ilk girişimine başlayan Gökhan Sezginer, hastaların birbirleri ile irtibat kurduğu ve yalnız olmadıklarını hissettikleri alan olan “Motivolog”un kuruş hikayesini anlattı.

Bir hastalığı yazmakla başlayan ve sonrasında kendisiyle benzer durumda olanlarla yaşadıklarını paylaşan Gökhan Sezginer, blogu (http://ostomili.wordpress.com) sayesinde hem hastalığını nasıl yendiğini hem de tedavi sürecini paylaşıyor. Gökhan Sezginer, Digital Health Summit Turkey 2013′te yaptığı içten konuşması ile dinleyicilerin büyük ilgisini çekerek, yaşadığı zorlukları nasıl hayatın bir hediyesi gibi algıladığını ve projeye dönüştürmesini anlattı. 

“Doktorlar sizin hastalığınızı tedavi edebilir ama yalnızlığını tedavi edemez” diyen Sezginer, Motivolog’u nasıl kurduğunu ve çalışmalarını Med-Index’e anlattı. 

Motivolog nedir?
Motivolog hastalara yönelik bir sosyal ağ. Her hastalığın bir grubu var ve kullanıcılar kendilerine bir profil oluşturarak o hastalık hakkında ki deneyimlerini birbirleriyle paylaşıyorlar.

Bu alanın kurulma amacı nedir?
Amacı, insanlara o hastalığa sahip tek kişi olmadıklarını göstererek motive etmek ve grup üyelerinin birbirlerine yardımcı olarak hastalıkları konusunda bilinçlenmelerini sağlamak. Bunun yanında her hasta kendi hastalığı hakkında bir bilgi birikimine sahip  fakat genellikle bu bilgiler kendisinde saklı kalıyor, bunu diğer hastalarla paylaşmasını istiyoruz. Ayrıca paylaşımlardan da sağlık araştırmalarına katkı sağlayacak bilgiler çıkabilir.

Hedefleriniz neler? 
İnternette sağlık araştırması yaptığımda uzmanlar tarafından yazılmış kopyala yapıştır bilgiler bulur canım sıkılırdı. Keşke bir de bu hastalıktan müzdarip birileri yazsa derdim. Hedefimiz özgün ve doğru içeriğe sahip, içeriği kullanıcılar tarafından oluşturulan bir sağlık kütüphanesi olmak.

Yurt dışında sağlık sektöründe bu alanda uygulamalar nelerdir? Ülkemizle karşılaştırmasını yapabilir misiniz?
Yurtdışında patientslikeme.com gibi genel, rareconnect.com gibi bir gruba hitap eden ya da crohnology.com gibi spesifik hastalıklara yönelik hasta ağları bulunmakta. Hasta ağlarının iyileştirici etkisini gördüklerinden çok önem veriyorlar bu konuya. Hasta ağları sayesinde hastalığına hakim olan ve ilaçlarını dozunda kullandığında hayat kalitesinin nasıl arttığını başkalarından gören hastanın hem kendi sağlığına hem de ülke ekonomisine katkısı çok fazla. 

Yurtdışında e-hasta akımı yaratılarak, hastaların da tedavi takımının bir üyesi olmaları sağlanıyor. Böylelikle hasta internette bulduğu bir makaleyi doktoruyla paylaşıyor ve tedavisine etki edebiliyor. Bunu “doktorculuk oynamak” gibi algılamayın. Bir doktor kendi alanında günde 2 makale okusa 1 senede -alanına göre- 300 yıl geri kalabileceği söyleniyor. Bir hasta kendi belirtilerinden bahseden bir makaleye araştırması sırasında ulaşabilir, bunu da doktoruyla paylaştığında tedavisine katkı sağlayabilir. Son sözün doktorda olduğu ise kesinlikle unutulmamalı.

Ülkemizde de hastaların kurduğu forumlar mevcut. Bazı forumlar oldukça aktif olsa da pasif olan da oldukça fazla. Bunun yanında çok güzel paylaşımların yapıldığı Facebook grupları da var, yalnız facebook’un dezavantajı kimliğinizi ifşa ediyor olmanız. Hasta mahremiyeti için sakıncalı bir mecra.

Sağlık sektörü sosyal medyayı sizce nasıl kullanmalı?
Sosyal medya sayesinde artık duvarlar yıkıldı. Bir kurumsal firmaya sorunuzu direk bildirip, 10dakika sonra cevap alabiliyorsunuz. Sosyal medya tüketiciler ile sıcak bir iletişim kurmanın en kolay yolu oldu. Artık bütün sağlık kuruluşları bir Twitter ve Facebook hesabı açmalı ve tüketicinin, “x testini yapıyor musunuz?” sorusuna dakikasında cevap verebilmeli.

Sağlık sektörünün sosyal medyaya bakışı nasıl olmalı? 
Çoğu firma sosyal medyayı hala bir öcü gibi görüyor. Onu bir şikayet etme aracı olarak görüyorlar. Halbuki sosyal medya sayesinde hastanenize aldığınız yeni bir cihazdan, yeni çıkardığınız bir tedaviden hastalar anında haberdar olabilirler. Ayrıca hasta ağları gibi ortamlarda bilinçlenen hastalar, doktorlara çok fazla zaman kazandırır. Yurtdışında hasta ağlarının 1 numaralı destekçileri sağlık sektörü. Ve bunu hiçbir karşılık almadan yapıyorlar. Biliyorlar ki bu ağlarda kullanıcılar yeni tedaviler ve medikal cihazlar hakkında bilgileniyorlar.

Hastalar sağlık alanında sosyal medyadan nasıl etkileniyor? Bloglar bunda nasıl rol oynuyor?
Hastalar sosyal medyadan değil de, dahil olduğu sosyal medya grubunun ruh halinden etkilenebiliyor. Facebook’ta bazı hasta gruplarına ben de üyeyim ve bazılarında çok fazla kötümser paylaşım yapılıyor. Bunun yanında aynı hastalığa ait başka bir grupta üyeler çok iyimser. Burada grupları yöneten kişilere büyük iş düşüyor. 

Ben hastaların, hasta bloglarından pozitif etkilendiklerini düşünüyorum. Blog yazarları, genellikle renkli insanlar ve hastalıklarının hayatlarını etkilemesine izin vermiyorlar. Bu onların takipçilerini de etkiliyor. Yazmak, ruh sağlığınıza iyi gelir ve iyi bir ruh sağlığı sağlıklı bir vücut demektir. Keşke herkes yazsa.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Ortaokul ve liseyi TED Ankara Koleji’nde okudum. Üniversite eğitimimi Başkent Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği’nde tamamladım ve yüksek lisansımı ODTÜ Tıp Bilişimi Bölümü’nde yaptım. Sağlık sektöründe radyoloji cihazları ve görüntü arşivleme sistemleri alanlarında satış ve mühendislik yaptım. Geçen yıl ise istifamı vererek Motivolog üzerinde çalışmaya başladım.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
İşim gereği sağlığın dijital yönü çok ilgimi çekiyor. Tele-tıp, mobil sağlık uygulamaları, sağlık ve sosyal medya gibi haberleri sürekli takip ederim. 

Sağlıklı iletişiminin olmazsa olmazı size göre nedir?
Bence sağlıklı iletişimde içten olmak çok önemli. Hitap ettiğiniz kitle ile vakit geçirin. Biz Motivolog ekibi olarak bunu sürekli yapıyoruz. 

Med-Index

Yorum bırakın

"DİYABET HASTASININ YILLIK MALİYETİ 10 BİN EURO AZALTILABİLİR"

Avrupa ve Amerika’da kontrolsüz bir diyabet hastasının yıllık maliyetinin 13-16 bin Euro civarında olduğunu belirten Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay, “Mobil yöntemlerle kontrol altında tutulan bir hastanın maliyeti ise 3-5 bin Euro arasında oluyor. Yani, düzenli takip edilen bir diyabet hastasının yıllık maliyeti, ortalama 10 bin Euro azaltılmış oluyor” dedi.

Günün her saati, istenilen her yerde sağlık hizmeti alabilmenin en kolay yollarından biri haline gelen mobil sağlık uygulamaları, zaman kayıplarının önüne geçilmesi ve düzenli takiple hastalıkların kontrol altına alınması gibi kolaylıklar sunuyor. Digital Health Summit Turkey 2013′te Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay, “Sağlık Hizmetlerinde İnovatif Bir Dönüşüm: Mobil Sağlık” konusunda bilgi verdi. 

Türkiye’de Acıbadem Mobil Sağlık uygulamasının en çok indirilen ve aktif kullanıcısı olan aplikasyonlardan biri olduğunu belirten Turgay, bu uygulama ile tek tuşla, bulunulan yere ambulans, doktor ve hemşire çağırılabildiğini kaydetti. 

Dr. Özgür Turgay, Med-Index Yayın Yönetmeni Esra Öz’ün sorularını yanıtladı. 

Mobil Sağlık Nedir?
Mobil sağlık, teknoloji entegrasyonuyla birlikte, sağlık hizmetlerinin taşınabilir, her yerde kolaylıkla ve hızla erişilebilir olmasıdır. Mobil sağlık, bireylerin günün her saati, istedikleri her yerde sağlık hizmeti alabilmesi, zaman kayıplarının önüne geçilmesi, düzenli kontrollerle hastalıkların kontrol altına alınması gibi etkili sonuçları olan gelişmiş bir sağlık hizmeti anlayışıdır. 

Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Değişen yaşam koşulları ile ortalama insan ömrünün uzadığı görülüyor. Nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak artan kronik hastalıkların kontrol altına alınabilmesi de uzaktan takip sistemiyle mümkün. Bireyselliğin ön plana çıktığı, teknolojinin her alanda konfor sağladığı bu çağda, sağlık hizmetlerine de konforlu ve kolay erişim sağlanması bekleniyor. Mobil sağlık artık bir lüks değil, ihtiyaç.

Sağlık sektöründe mobili kullanırken olmaması gerekenler nelerdir? Olması gerekenler nelerdir? 
Teknolojiyi yakından takip etmeyen bir mobil sağlık anlayışı mümkün değildir. Biz Acıbadem Mobil Sağlık olarak dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek, hizmetlerimizi yeni teknolojiye entegre etme konusunda öncü çalışmalar yürütüyoruz. Hizmet verdiğimiz alanın kalbi inovasyon. Statik olursanız, dinamik bir çalışma prensibi izlemezseniz, teknolojik çağın gerisine düşer ve mobil sağlığın gerekliliklerini yerine getiremezsiniz. Bu nedenle teknolojiyi yakından izleme ve yeniliklere adapte olma anlamında adımlar atmak gerekir.

Yurtdışında sağlık sektöründe bu alanda uygulamalar nelerdir? Ülkemizle karşılaştırmasını yapabilir misiniz?
Ülkemizde mobil sağlık henüz çok yeni. Mobil sağlığın kazandırdıklarını daha net gördüğümüzde sektördeki gelişimin daha da hız kazanacağını düşünüyorum. Mobil sağlığın en büyük artılarından biri, hükümetlerin üzerinde büyük baskı oluşturan sağlık maliyetlerini düşürebilmesidir. Avrupa ve ABD’de bu konuyla ilgili çalışmalar yapılıyor ve görülüyor ki; kontrolsüz bir diyabet hastasının yıllık maliyeti 13-16 bin Euro civarında iken, mobil yöntemlere kontrol altında tutulan bir hastanın maliyeti 3-5 bin Euro arasında oluyor. Yani, düzenli takip edilen bir diyabet hastasının yıllık maliyeti ortalama 10 bin Euro azaltılmış oluyor. Türkiye’de yaklaşık 3 milyon diyabet hastası, 20 milyon hipertansiyon hastası bulunuyor. Dolayısıyla mobil sağlık, ülke ekonomimiz açısından da hassas ve önemli bir konu başlığı.

Sağlıkta sosyal medyayı mobil konusunda sizce nasıl kullanılmalı?
Mobil sağlık çalışmalarının temelinde teknoloji yattığı için sosyal medyayı da etkin bir şekilde kullanmakta fayda var. Sağlık sektörü kendini doğru bir şekilde bu yeni dünyaya entegre etmeli. Ülkemizde henüz yeni olan bu sağlık hizmeti anlayışını doğru şekilde ilettiğinde sosyal medyanın doğru bir iletişim aracı olduğuna inanıyorum. Teknoloji çağında yenilikleri takip edebilmek için, online olmak gerek.

Sağlık sektörünün mobil açısından sosyal medyaya bakışı nasıl olmalı? 
Bilinçlendirme çalışmalarında yararlı olduğunu düşünüyorum. Sosyal medya içerisinde hızlı bir haber ağı ve anlık bir akış var. Dolayısıyla bilgi bu şekilde daha kolay yayılıyor. 

Sağlık sektörü mobil uygulamalarla sosyal medyadan nasıl etkileniyor?
Sağlık hizmetlerinin mobilleşmesi, tüm mobil teknolojilere de adaptasyon gerektiriyor. Acıbadem Mobil Sağlık’ın akıllı telefon uygulaması, hayatı kolaylaştıran yenilikler ve pratik sağlık bilgileri içeriyor. Cep telefonunuzdan Acıbadem Mobil Sağlık uygulamasına girerek, ilk yardım bilgilerine, sağlıkla ilgili sorularınızın cevaplarına kolaylıkla erişebiliyorsunuz. Ayrıca tek tuşla, bulunduğunuz yere ambulans, doktor ve hemşire çağırmak mümkün. Bu uygulamamız, Türkiye’de en çok indirilen ve aktif kullanıcısı olan sağlık uygulamalarından biri oldu. Bu uygulamaların sosyal medyada ile etkileşimi, sağlıktaki yenilikleri izleyebilme açısından da önemli. 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde işletme alanında yüksek lisansımı tamamladım. 2008 yılında kurulduğundan bu yana, Genel Müdürlüğünü üstlendiğim Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri’nde görevime devam ediyorum.

Sağlık haberciliği hakkında düşünceleriniz nelerdir? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliği toplumun bilinçlenmesinde, sektör çalışanlarının ise yenilikleri takip etmesinde önemli rol oynuyor. Sektör hakkında bilgi almak ve dünyadaki gelişmeleri izlemek için çok yararlı. Bunun yanı sıra hastalıkların tedavisi konusundaki gelişmeler de güncel olarak takip edilebildiğinden, sağlık haberlerinin özenli bir yaklaşımla sunulmasının hayati önem taşıdığı kanısındayım.

Sağlıklı iletişimin olmazsa olmazı size göre nedir?
Özel hayatta da, iş hayatında da dikkatli bir dinleyici olmak, tüm iletişim sorunlarını tedavi eder. 

Yorum bırakın

"MOBİLLEŞEN SAĞLIK HİZMETLERİ KALİTEYİ ARTIRACAK"

Digital Health Summit Turkey 2013′te mobil sağlıkta son gelişmeler hakkında konuşma yapan Bozlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şükrü Bozluolçay, mobil sağlık hizmetlerinin gelişmesine paralel olarak hem hizmet kalitesinin artacağını hem de kişiye özel tedavinin gelişeceğini söyledi. 

Digital Health Summit Turkey 2013′te “Mobilleşen dünyada sağlık hizmetleri nereye gidiyor?” başlıklı sunum yapan Bozlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şükrü Bozluolçay, şunları söyledi: “Mobil sağlık hizmetleri ile hastane dışı medikal uygulama ve hizmetleri kolaylaşarak yaygınlaşacak. Evde bakım ve evde takip ile sağlık giderlerinde tasarruf ve hizmet kalitesinde önemli artış sağlanacak. Kişiye özel tedavi ve takip yöntemleri gelişecek.” 
Bozlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şükrü Bozluolçay, Med-Index Yayın Yönetmeni Esra Öz’ün sorularını yanıtladı.

Mobilleşen dünyada sağlık hizmetleri nereye gidiyor?
Dijitalleşen dünyada hayatımızın her alanında birçok mobil hizmet almaya başladık. Eskiden fatura ödemek için bile kuyruklarda beklenirdi, şimdi koltuğumuzdan kalkmıyoruz. Kamu kurumlarından bile bir çok hizmeti online olarak alabiliyoruz. Eskiden bize bilim kurgu gibi gelen birçok uygulama artık hayatımızın bir parçası oldu.
Bugüne kadar teknolojideki gelişimlerden en çok faydalanan ve kendini yenileyen sektörlerden biri olan sağlık sektörünün de bu gelişmelerin dışında kalması düşünülemez. Yakında hepimizin aşina hale geleceği mobil sağlık hizmetleri ile hastane dışı medikal uygulama ve hizmetleri kolaylaşarak yaygınlaşacak, evde bakım ve evde takip ile sağlık giderlerinde tasarruf ve hizmet kalitesinde önemli artış sağlanacak. Kişiye özel tedavi ve takip yöntemleri gelişecek.

“Kişilerin Yaşam Tarzları ve Alışkanlıklarını Değiştirecek Uygulamalar Yaygınlaşacak”
Ameliyat sonrası veya kronik hastalıklar için uzaktan hasta takip sistemleri, uzaktan ikinci görüş alma olasılığı, sağlık personeli için uzaktan asistans sistemleri, sensörler aracılığı ile hastanın evinde yaptığı fizik tedavi hareketlerinin izlenmesi gibi hastane dışı sağlık hizmeti sunumu gibi hizmetler hayatımıza çoktan girdi. Bunların daha da yaygınlaşmasını bekliyoruz. Ayrıca kişilerin yaşam tarzları konusunda alışkanlıklarını değiştirecek uygulamaların yaygınlaşması ve benimsenmesi ile hastalıkların önlenmesi de mobil sağlık uygulamalarının bize getirilerinden biri olacak.

Mobil Sağlık, Verimliliğin Artması ve Maliyetlerin Düşmesini Sağlıyor
Hizmetlerin mobilleşmesi ise hastane ya da tıp merkezleri sınırları içinde verilen hizmetlerin, bu merkezlerin dışında da verilebilmesinin sağlanması ve önleyici tıp faaliyetleri ile sektör çapında verimliliğin artması ve maliyetlerin düşmesine kadar birçok avantaj sağlıyor. Kimi zaman Mobil Sağlık, kimi zaman da Tele Medicine, Teletıp, eHealth veya mHealth olarak adlandırdığımız bu olgu, teknolojinin ve modern yaşam tarzımızın kaçınılmaz kılmakta olduğu ve tüm aktörlerin uyum sağlamak zorunda kalacağı yeni bir paradigma.

Dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
Mobil sağlık söz konusu olduğunda en çok dikkat edilmesi gereken konunun hasta verilerinin mobil dünyadaki gizliliğini ve güvenliğini sağlamak olmalı. Bu konunun göz ardı edilmesi tüm taraflar için maddi ve manevi telafisi imkansız sonuçlar doğuracaktır.

Veri Güvenliği En Hayati Önceliklerimiz Arasına Giriyor
Elektronik hasta kayıtları ve hasta geçmişi verilerine, verinin nerede olduğuna bakılmaksızın istenildiği anda ihtiyaç sahibi tarafından merkezi veritabana toplanan ve her yerden ulaşabilme imkanı sağlanıyor. Elde ettiğimiz birçok avantajın yanı sıra veri güvenliği en hayati önceliklerimiz arasına giriyor. Bu konuya hem kanun koyucular, hem yazılım ve teknoloji şirketleri hem de bu sistemleri kullanacak insanlar olarak çok dikkat edilmesi gerekiyor.

Sağlık Bakanlığı’nın Stratejiyi Belirlemesi Ve Yasal Altyapıyı Oluşturmasını Bekliyoruz 
Mobil sağlıkta olasılıklar sonsuz gözükürken bu alanı düzenleyecek yeni yasalara ihtiyaç olacağı aşikar. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın ülke genelindeki stratejiyi belirlemesi ve yasal altyapıyı oluşturmasını bekliyoruz. Ayrıca bu konuda teşvik sistemlerinin de oluşturulması tüm aktörlerin yararına olacaktır.

Yurt dışında sağlık sektöründe bu alanda uygulamalar ne durumdadır? 
Dünya ile karşılaştırdığımızda ülkemiz gerek hastaneleri ve doktorları ile sağlık konusundaki yetkinliği, gerek mobil iletişim altyapısı, gerek sosyal medya ve internet yatkınlığı ile gelişmiş ülkeler ile yarışır konumda. Ancak ülkemizdeki uzaktan takip ve tedavi sistemleri henüz dünyadaki örneklerinin gelişmişliğini yakalamış durumda değil. Burada sağlık kuruluşlarının, sigorta şirketlerinin, Telekom ve teknoloji şirketlerinin hastalara direkt etki edecek sistemlere yatırım yaparak hayata geçirmesi gerekiyor, ancak bu sistemlerin finansmanı konusunda da teşviklerin sağlanması gerekiyor. Yine de kısa süre içerisinde bu konudaki en iyi uygulamaları yakalayacağımıza inanıyorum. 

Sizce sağlık sektörü sosyal medyayı nasıl kullanmalı?
Sağlık sektöründe sosyal medya çok dikkatli kullanılmalı. Sağlığın ve sağlık hizmetlerinin kar ve sansasyon uğruna suistimal edilmesi düşünülemez. Bu yüzden sağlık sektörü paylaşımlarında azami dikkat göstermeli. Takipçilere anlayabilecekleri dilde ve uygun seviyede, bilimsel dayanağı olan bilgiler verilebilir ancak hastaları korkutan, onların endişelerini en üst düzeye çıkaran. Yine de kronik hastalıkların önlenmesi veya aile sağlığı gibi konularda bilinçlendirme çalışmaları için sosyal medyanın son derece uygun olduğunu düşünüyorum.

Sağlık sektörünün sosyal medyaya bakışı nasıl olmalı?
Sektör olarak sosyal medyadan uzak kalamayacağımız oldukça net ancak burada oto-kontrol mekanizmaların mümkün olduğunca kullanılmasını tavsiye edebilirim. Sosyal medya yönetimlerinin sağlık konusunda bilgi birikimi olmayan sosyal medya ajansları tarafından yapılmasının birçok iletişim kazasına neden olabileceği unutulmamalı. Sağlık kuruluşlarının sıkı denetimi altında yapılmalı. Tüm içerikler uzman doktorlar tarafından kontrol edilerek ilerlenmeli. İnternette bilgi arayan hasta ve hasta yakınlarını yanlış yönlendiren ve tedirgin edici içeriklerden uzak durulmalı.

Hastalar sağlık alanında sosyal medyadan nasıl etkileniyor?
Hastalar ve hasta yakınları sosyal medyadan ve internetten olumsuz vakalar ile karşılaştıklarında oldukça fazla etkileniyor. Bu da kanser gibi moral gerektiren birçok hastalıkta oldukça moral bozucu bir durum. Ayrıca internetteki kirli bilgi dediğimiz yanlış sağlık bilgisi nedeni ile hasta ve hasta yakınlarının bilim dışı uygulamalara kayması veya yanlış ilaç kullanmaları bizi oldukça üzüyor.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? 
Sağlık haberciliğinde sansasyondan uzak durulması gerektiğine inanıyorum ve şanslıyım ki ekiplerimizdeki tüm hekimlerimiz de benimle aynı fikirde. Hastaları korkutan ve yanlış yönlendiren haberlerden kaçınıyoruz.

Sağlıklı iletişiminin olmazsa olmazı size göre nedir?
Sağlık iletişiminde bilimsellikten kesinlikle uzaklaşılmaması ve uygun bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğine inanıyorum.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1975-1989 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimi ve Nükleer Tıp ihtisasımı yaptım. 1989 yılında nükleer tıp hizmeti veren MNT’yi kurdum. Ağırlıklı olarak sağlık sektöründe cihaz ve hizmet sağlayıcılığı ve ilaç üretimi konularında faaliyet gösteren şirketleri bünyesinde barındıran Bozlu Holding’in Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyorum. Halen TÜSİAD’ın “Sağlık Çalışma Grubu”nun başkanlığını yapıyorum. Evli ve 2 çocuk babasıyım.

Med-Index

Yorum bırakın

KRONİK HASTALARA MOBİL DESTEK VERİLMELİ

Mobil sağlık hizmetlerinin kronik hastalıklarla mücadeledeki kullanımasının gerektiğini belirten İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Dr.Şuayip Birinci, “Türkiye’de diyabet hastalığının her yıl yüzde 100 artıyor. Hastaların nasıl yaşaması gerektiğini anlatmak gerekir. Bu ancak mobil sağlıkla olabilir” dedi.

Digital Health Summit Turkey 2013′te konuşan İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Dr.Şuayip Birinci, kurumların iş modellerinin nasıl geliştirileceği, sağlık iletişiminde yeni davranış biçimlerinin nasıl üretileceği ile ilgili soruların cevaplandığı oturumda konuşma yaptı. 

Hasta Olmanın Önüne Nasıl Geçilecek?
İstanbul Sağlık Müdürlüğü’nde üç yıl çalışan Birinci konuşmasında, söz konusu sistemle hasta olmanın önüne nasıl geçileceği ve nasıl daha az harcayarak tedavi uygulanacağına yer verdi. Sistemin çok ciddi bir şekilde iletişime doğru gitmeye başladığını belirten Birinci “Ciddi anlamda başvuru sayısı çok arttı ve bu durumda sağlıklı insanları da muayene etmeye zorunda kalıyorsunuz. O zaman bu insanların sağlıklı olduklarına dair bilgiye erişmelerini sağlamak gerekiyor” dedi. 

İnsanların Sağlık Okuryazarlığını Arttırmak Gerekiyor
Birinci, bir süre önce eski Sağlık Bakanlığı Recep Akdağ’a, “Bugünkü bilgilerinizle Sağlık Bakanı olsaydınız öncelikle neyi sağlamaya çalışırdınız?”diye sorduğunda, “İnsanların sağlık okuryazarlığını arttırmaya çalışırdım” şeklinde cevap verdiğini belirtti. 

Hastalar Mobil Cihazlarla Yönlendirmeli
İnsanların kendi sağlığı ile ilgili bilgilerin hekim ya da sağlıkçı tarafından iletilmesi gerektiğini belirten Birinci, “Hastaların nasıl yaşaması gerektiğini anlatmak gerekir. Bu ancak mobil sağlıkla olabilir. Hastaya, günlük nelere dikkat etmesi gerektiği ile ilgili mobil cihazlardan yönlendirme yapılması gerekiyor” diye konuştu. 

Mobil Cihazlar Kronik Hastalıklarla Mücadelede Kullanılmalı
Konuşmasında mobil sağlık hizmetlerinin kronik hastalıklarla mücadeledeki kullanımı konusuna da yer veren Birinci, Türkiye’de diyabet hastalığının her yıl yüzde 100 arttığını, mobil sağlık çalışmalarından ilk olarak kronik hastalıkların ve obezite hatalıklarının datalarına ulaşmak için faydalanılması gerektiğini belirtti. Yurt dışında diyabetten dolayı ayak kesisinin sona erdiğini kaydeden Birinci, ancak ülkemizde inanılmaz sayıda komplikasyonlardan organ kayıpları yaşandığına dikkat çekti. 

Bilişim Olmadan Sağlığın Yönetilmesi İmkansız
Gelecekte hiç kimsenin ilaç kullanmak istemeyeceğini belirten Birinci, “Elinizdeki verileri bilmiyorsanız, tespit edip gerekli tedbirleri alamıyorsanız sistemi yönetemezsiniz. Bu süreci iyi yönetmenin en güzel yolunun sağlıkta bilişimden faydalanmak olduğunu düşünüyorum. Bilişim olmadan sağlığın yönetilmesi imkansız. Bir şeyi izlemiyorsanız onu yönetemezsiniz. ” dedi. 

“Avrupa’daki Dijital Okur Yazarlığa Yakın Seviyelerdeyiz”
Konuşmasında toplumdaki dijital yetkinliğin artışının sağlık sektörüne etkisine de yer veren Birinci, şunları söyledi: “Yüksek dijital okuryazarlık seviyesine sahip olan ve aileleriyle sağlık konusunda ilgilenen gençler sayesinde Avrupa’daki okur yazarlığa yakın seviyelerdeyiz. Bizim misyonumuz hastayı izleyip, doğru tedavi uygulayıp daha az harcayarak hastamızı sağlığına kavuşturmak. 10 yıllık bir süreçte sağlığa ulaşım çok kolaylaştı. İnsanlar artık süreçleri ellerindeki mobil cihazlardan takip etmeye başladı. Artık istemesek de mobil pencereden dünyaya bakmaya ve insanları görebilmeye başladık. İnsanların bu pencereden kurtulması imkansız. Sektörün de bu konuda önümüzü açmasını istiyoruz. Dünya’da 20 bin buluştan sadece bir tanesi kendi bütçesini ortaya koyabiliyor. Bu konuda kendimizi şanslı görüyoruz.” 

Med-Index

Yorum bırakın

EN FAZLA KULLANILAN MOBİL SAĞLIK APLİKASYONLARI NELER?

“Türkiye’de Mobil Sağlık Aplikasyonu Kullanım Araştırması” İlk Kez Digital Health Summit Turkey 2013′te açıklandı. Bilgi Üniversitesi Araştırma Görevlisi Seray Öney Doğanyiğit tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de akıllı telefonda mobil sağlık aplikasyonu kullanımı yüzde 15, tablette ise yüzde 9 çıktı.

Tüm dünyada insan sağlığının geliştirilmesi ve teşvik edilmesi için sağlık hizmetlerinde yardımcı öğeler olarak kullanılan mobil sağlık aplikasyonları, ülkemizde de akıllı telefon pazarının gelişmesiyle kullanıcılara kendi sağlıklarını daha yakından izleyebilmeleri için avantajlar sunuyor. 
Bilgi Üniversitesi Araştırma Görevlisi Seray Öney Doğanyiğit tarafından Türkiye’de yapılan en geniş kapsamlı araştırma olma özelliğini taşıyan ’ Mobil Sağlık Aplikasyonu Kullanım Araştırması’’nın ilk sonuçları DHS Turkey 2013’te açıklandı.

Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırma olma özelliğini taşıyan ‘’Mobil Sağlık Aplikasyonu Kullanım Araştırması’’, kullanıcıların hem teknolojiye eğilimlerini hem de kendi sağlıkları ile ilgili eğilimlerini anlamak üzere yapıldı. Bu araştırma, Mobil Sağlık Aplikasyonu kullanıcıları kimlerdir? Hangi demografik özelliklere sahip kullanıcılar ne tür kategoride aplikasyonlar kullanmaktadır? Kullandıkları sağlık aplikasyonlarının özellikleri nelerdir? Sağlık aplikasyonu kullanma sebepleri nelerdir? gibi sorulara cevap arıyor.

6 Bin Kişinin On-line Ortamda Katıldığı Araştırmadan Çarpıcı Sonuçlar Çıktı
Yaklaşık 6 bin kişinin on-line ortamda katılım gösterdiği araştırmada, kalitatif ve kantitatif araştırma yöntemleri kullanıldığını belirten Seray Öney Doğanyiğit, şu bilgileri verdi: “Türkiye’de de bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırma olma özelliğini taşıyan ‘’Mobil Sağlık Aplikasyonu Kullanım Araştırması’’, kullanıcıların hem teknolojiye eğilimlerini hem de kendi sağlıkları ile ilgili eğilimlerini anlamak üzere yapıldı. Ülkemizde de akıllı telefon pazarının gelişmesiyle sağlık aplikasyonu kullanımının gün geçtikçe artıyor olması, kullanıcılara kendi sağlıklarını daha yakından izleyebilmeleri için avantajlar sunuyor. Bu araştırma, mobil sağlık aplikasyonu pazarına girmek isteyen oyuncular için çok geniş kapsamlı veriler sunuyor.



“İnternette Sağlık Arama Oranları Yüzde 98”
Araştırmaya katılanların yüzde 51’ini 18-35 yaş arasındaki bireyler oluştururken, bunların yüzde 55’i kadınlardan oluşuyor. Mobil telefon kullananların oranı yüzde 71 iken, tablet kullananların oranı yüzde 39. Tablet ya da akıllı telefon kullananların yüzde 71’i aplikasyon yüklerken, bunların yüzde 58’ini sosyal ağlar oluşturuyor. İnternette sağlık arama oranları yüzde 98 gibi bir oran olurken, bunlar arasında en üst sırayı, hastalık belirtileri, ilaç bilgisi ve tedavi önerileri oluşturuyor.

“Mobil Sağlık Aplikasyonu Kullanımında İlginç Veriler “
Mobil sağlık aplikasyonları yüzde 15 akıllı telefonlarda, yüzde 9 ise tablet bilgisayarlarda kullanılıyor. İleride sağlık aplikasyonu kullanmak isteyenlerin ise yüzde 74 ile çok büyük bir potansiyeli işaret ediyor. En fazla kullanılan mobil sağlık aplikasyonları; Hastane randevu arama Sağlık çalışanı arama, eczane, diyet takip ve egzersiz.. Seray Öney Doğanyiğit; Türkiye’deki en büyük açığın Türkçe aplikasyon eksikliği olduğunu ve aplikasyon üreticilerinin doğru ikna stratejileri ve o ülkenin sağlık eğilimlerini doğru anlayarak aplikasyonların ona göre tasarlanması gerektiğini vurguluyor. Araştırmada çeşitli demografik özelliklere göre yapılan çapraz analizler ilgi çekici.
Cep telefonunda herhangi bir aplikasyon kullanan kadınların yüzde 24’ü akıllı telefonda sağlık aplikasyonu kullanıyor.
İnternette sağlık bilgisi arayan erkeklerin yüzde 19’u akıllı telefonda sağlık aplikasyonu kullanıyor.
18-35 yaş arasında lisans mezunu muhasebeci erkekler en çok hastane randevu amaçlı sağlık uygulaması kullanıyor.



“Sağlık Personeli Yetersizliği Teknolojinin Daha Etkin ve Verimli Olarak Kullanılmasının Zorunlu Kılıyor”
Bozulan çevre dengesi, kaynakların eşit olarak dağılmaması, küresel ısınma vb. nedeniyle oluşan sorunlar ve insanın kendi eliyle sağlığına verdiği zararların artmasıyla birlikte, bilinçlenmeye başlayan toplumlar bu sorunları çözümlemek için artık daha fazla çaba ve kaynak harcamaya başladı. Bunun üzerine dünyada artan yaşlı nüfusu ve buna bağlı olarak kronik hastalıklardaki artış; hastane ve sağlık sistemi üzerindeki yükü arttırarak, sağlık harcamalarını baş edilemez düzeylere çıkarıyor. Sağlık personeli yetersizliği de tabloya eklenince sağlık sektöründe teknolojinin daha etkin ve verimli olarak kullanılmasının zorunlu olduğu belirgin şekilde ortaya çıkıyor.

“Sağlık Sistemi Hastane ve Doktor Odaklı Bir Sağlık Sistemden, Birey Odaklı Bir Sisteme Dönüşecek”
21. yüzyılda sağlıkta gerçekleşecek bu büyük dönüşüm sağlık sisteminin hastane ve doktor odaklı bir sağlık sistemden, birey odaklı bir sistem haline geleceğini ve “kişiselleşeceğini” de işaret ediyor. Kişiselleşen sağlık kavramı; sadece hasta olduğunda sağlık sistemine başvuran ve takip edilmeyen bireyden farklı olarak, kendi sağlığıyla ilgili sorumluluk alan, sağlıklı yaşamaya, hasta olmamaya özen gösteren, sağlık verilerini yanında taşıyan, gerektiğinde hastalığıyla ilgili verilerin 7/24 kontrol altında tutulduğu proaktif bir yaklaşımı betimliyor.”

Seray Öney Doğanyiğit Kimdir?
Seray Öney Doğanyiğit İstanbul Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler Programında Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktadır. Sağlığın Geliştirilmesi ve Sağlık İletişimi alanlarında çeşitli konularda çalışmakta olan akademisyen, gelişen ve değişen sağlık ihtiyaçları doğrultusunda Sağlığın Geliştirilmesine yönelik uygulamalardan biri olan Mobil Sağlık uygulamalarının, bugün nasıl kullanıldığı ve sağlık davranışı üzerinde ne tür belirleyici etkilere sahip olabildiği üzerine tez çalışması yürütmektedir.

Med-Index

Yorum bırakın

"2017’DE MOBİL SAĞLIK PAZARI 26 MİLYAR DOLAR OLACAK"

Sektörün en yenilikçi zirvesi olma özelliğini taşıyan Digital Health Summit Turkey’in ikincisi gerçekleştiriliyor. Zirvede, dijital kanalların günümüzde hızla öne çıkan doktor-hasta-hastane üçgeninde “mobil” ve sağlık konusu ele alınarak, gelecek yıllarda bu alanda ne gibi gelişmeler olacağı üzerinde duruluyor.

 Dijital dünyanın getirdiği yenilikleri kabul ederek bu alanda ne gibi yeniliklerin olacağı üzerine araştırmaların konuşulduğu Digital Health Summit Turkey 2013 toplantısında, mobil sağlık konusuna ve mobil sağlık ile kronik hastalıkların yönetimi, ilaç firmalarının stratejileri, hasta-hasta yakını deneyimleri gibi konular ele alınıyor. 

Bu yıl ikincisi düzenlenen Digital Health Summit Turkey 2013 toplantısında bu sene geçen yıldan daha da iyi gelişmelerin yaşandığını belirten PTMS Kıvılcım Kayabalı, dünya dijital çalışmalarda ilk sıralarda yer almaya başladığını kaydetti. 

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Elgiz Yılmaz ve Dr. Cenk Tezcan’ın moderatörlüğünde konuşan İstanbul Üniversitesi Hastaneleri Genel Direktör Yrd. Doç. Dr. Haluk Özsarı, mobil sağlık ile ilgili yapılacak değişiklikler hakkında bilgi verdi. 

“2017 Yılında 26 Milyar Dolar Olacak”
97 bin mobil uygulamanın 20 bininin sağlık alanında olduğunu belirten Özsarı, mobil uygulamaların yüzde 20’sinin sağlık alanında olduğunu kaydetti. Özsarı şu bilgileri verdi: “Yüzde 42 mobil uygulama ücretsiz. Akıllı telefonlarda kullanılan mobil sağlık uygulamaları pazar değeri 2017 yılında 26 milyar dolar olacak.

“58 Milyon Kişi Mobil Sağlık Uygulamaları Etki Alanında Yer Alıyor”
Türkiye’de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu verileri 2013 ilk yarısı sonuçlarına göre; 68 milyon cep telefonu üçte ikisi 3G, 12.4 milyon mobil internet kullanıcısı, 58 milyon kişi mobil sağlık uygulamaları etki alanında yer alıyor. 
Teknolojinin sağlığa etkisi, bölgesel gelişmişlik farkı sağlık hizmetine de yansıyor. Bölgesel farklılıkların azalması, hastaların uzaktan takip edilmesini ve sağlık harcamalarının daha etkili ve verimli kullanmasını ve zamandan tasarruf sağlıyor. Bu uygulamalar hasta nerede olursa olsun izleme şansı veriyor. 
“Hasta Odaklılık Yani Talep Edene Odaklı Hizmet Başladı”
Hastaların kendilerini güvende hissetmesini ayrıca hızlı, doğru ve etkili gelişimi sağlıyor. Hasta odaklılık yani talep edene odaklı hizmet başladı. Tıbbi yaklaşımlar, kişiselleşmiş tıbba dönüştü. Dolayısıyla bu kişiselleşme, yeni teknolojileri çok daha aktif kullanmayı gerektiriyor.

2012-2039 Yılları Arasında 65 Yaş Üstü Nüfusa Sahip Olan Oran Yüzde 7’den 14’e Çıkacak
Mobil sağlık kişilerin kendilerini geliştirmede etkileri, sağlık harcamalarının giderek yükselmesiyle de neden oluyor. 2000-2010 yılları arasında kişi başı yıllık ortalama sağlık harcaması artışı, kişi başı yıllık ortalama Gayri Safi Millî Hasıla (GSMH) büyümesinden daha fazla. 
Nüfus yapısında gelecek çok önemli, 2012-2039 yılları arasında 65 yaş üstü nüfusa sahip olan oran yüzde 7’den 14’e yani iki misli oranda artış olacak.”

Kaynak:
Global Mobile Health Market Report 2013-2017

Med-Index

Yorum bırakın

HEMŞİRELER SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

Sağlık sektörü sosyal medyada gün geçtikçe daha etkin rol oynama başladı. Sosyal medyayı etkin kullanan hemşirelerin, bu konudaki görüşlerini aldık.

Sosyal medya gün geçtikçe hayatımızın merkezine oturmaya başladı. Peki sağlık sektörü ve sağlık haberciliği bundan nasıl etkilenecek? İlerleyen günlerde sağlık nasıl bir yöne gidecek? Sosyal medyayı aktif kullanmayanlar unutulup gidecek mi? Merak edilen birçok soruyu sosyal medyayı aktif kullanan hemşirelere yönelttik. Bakış açıları ve çalışmalarını Med-Index’e anlattılar.

“Sosyal Medya İletişimde En Büyük Silah”
Sağlık Bilişimi Derneği’nin düzenlemiş olduğu ‘Yılın Bilişimcisi’ yarışmasında Altın Steteskop Yılın Bilişim Dostu Sağlık Çalışanı ödülünü alan İlle de Sağlık sitesinin Editörü Hemşire Sevinç Baran şunları söyledi: “Sosyal medya, günümüzün olmazsa olmazıdır. Hatta iletişimde en büyük silahtır. Küreselleşen dünya, gelişen teknoloji ile beraber birincil ilişkilerin yerini tamamen sanal iletişim araçları aldı. Sosyal gruplar bu yüzden bizler ve tüm meslek grupları için önemlidir ve kullanılması artık kaçınılmaz. Kimse sosyal medyayı ve sosyal medyaya yön veren insanları görmezden gelemez. Bunu bizler de görüyor ve içinde olan kitle olarak takip ediyoruz. 

Hemşireler Türkiye’deki Sağlık Sisteminin Eksikliklerini Sosyal Medyadan Paylaşıyor
Sosyal medyayı kendimi, mesleğimi, beklentilerimi, hayallerimi ve ideallerimi çok çabuk, hızlı ve benim bile tahmin edemeyeceğim ölçüde kitlelere ulaştırabileceğimin farkında olduğum için kullanıyorum. Hemşireler kendini geliştirmeye açık, çok zor şartlarda çalışan, karşısındaki hastayla empati kurabilen, kendi yaşadığı zorlukların farkında olan, aynı zamanda Türkiye’deki sağlık sisteminin eksikliklerinin de farkında olan ve bunu sosyal medyayı da kullanarak paylaşım yapan meslek grubudur. Gözlemlediğimiz kadarıyla hemşireler bilimsel araştırmalardan tutun mobbing ve karşılıklı sosyal paylaşımlar, mizah içeren tüm konularda sosyal medyayı en yakın takip eden meslek gruplarından biri. En çok merak edilen haberler; sosyal hakları, mobbing hikayeleri ve mizah yoluyla hem kendilerinin hem sağlık sisteminin hem de hasta ve hasta yakınlarının içinde yer aldığı paylaşımların bulunduğu sağlık mizah sayfalarıdır. 


Sağlık Çalışanları Mizahtan Anlar
Sosyal medyadan sağlık sektörüne yön veren en önemli unsur sağlık mizah sayfalarıdır. Mizah hem zordur hem de yapılması çok zevklidir. İçinde bilgi, birikim, donanım bulunmayan kişiler mizah yapamazlar. Bizim çizerlerimizin hem bizimle hem sistemle hem de diğer sağlık çalışanlarıyla ilgili konuları mizahi yolla ele alır. Karikatürler ve sloganlar birer replik niteliği taşır. Diğer kurum ve kuruluşlar böyle bir etki için çok fazla düşünce gücü ve para harcamasına rağmen dikkat çekmezken; bizim aynı gün içerisinde yayınladığımız bir içerik 3 bin 500- 4 bin kez paylaşılır. Bu da bizim ve tüm sağlık çalışanlarının küçümsenmeyecek bir başarıdır. 

Sosyal Medyadan Projeye Uzanan Hedefler
Bizim hedefimiz sağlığın içerisinde olan, yıllardır aynı işi büyük bir zevkle yapan, hem sisteme karşı dik duran hem de empati yapabilen, hekiminden hemşiresine bu mesleğe gönül vermiş İlle de Sağlık ekibi olarak bir aradayız. Bizi anlayabilecek ve bize inanan kurum ve kuruluşlarla beraber sanal Facebook gruplarından çıkıp hem hasta ve hasta yakınlarının hem de sağlık çalışanlarının ortak sesi olabilecek bir sağlık gazetesi hayal ediyoruz. Eğer bu bütünlüğü oluşturabilirsek, yalnızca belirli bir kitleye hitap etmekten çıkıp halk ile sağlık çalışanlarını barıştırabilecek aradaki engelleri kaldıracak bir projeyi hayata geçireceğiz. Tüm bu hayallerimiz gerçekleşirse, sanal medyanın ve gücün de verdiği destekle kendiyle barışık, mutlu, sağlıklı, hasta ve hasta yakınlarıyla beraber el ele gülümseyebilen sağlık çalışanları hayal ediyoruz. 

“Sosyal Medya, Sessizce Ağlama Yerine Diğerleriyle Beraber Ağlama Özgürlüğüdür”
Hastane Cafe’nin editörü Hemşire Mesut Uçar , şöyle konuştu: “Sosyal medya bence insanların kendi düşünce ve fikirlerine diğerlerine internet ortamında aktarma biçimidir. Sesini duyurmadır, haykırmadır, bağırmadır. Sessizce ağlama yerine diğerleriyle beraber ağlama özgürlüğüdür. Sosyal medyayı kullanma nedenim ise, fikirlerimin ilginç olduğunu düşünüyorum. Sesimin herkes tarafından duyulmasını ve doğru ses olduğunu düşündüğüm için tercih ediyorum. Hemşireler yoğun iş temposundan ve nöbetlerden dolayı sosyal medyayı sadece eğlence amacıyla boş zamanlarında kullanabiliyor. Açıkçası çok etkin değiller. 

“Medyadan Olumsuz Etkileniyoruz”
Organ nakilleri hariç, olumlu etkilenebilecek gelişmeler genelde çok tepki almadığından sadece olumsuz haberler sosyal medya, yazılı ve görsel basında çok duyuluyor ve paylaşılıyor. Sorunlar, yoğun iş tempomuz ve çalışma saatlerimizin düzensizliğinden dolayı medyayı kullanamadığımızdan kaynaklanıyor. Sesimizi duyurma görevi sadece basınla uğraşan kişilere bırakılıyor. Sizin gibi değerli insanlar sesimizi duyurmaya yardımcı oluyor diğerleri maalesef tiraj ve popüler olma peşinde olduğundan medyadan sadece olumsuz anlamda nasibimizi alıyoruz. Sağlık haberciliği, anlamında da medya kendi iletişim aygıtlarının sesini duyurmak amacıyla sosyal medyayı bir iletişim ve reklam aracı olarak kullanıyor.”


“Mesleki Sorunlara Çözüm Aramak için Kullanıyorum”
Sağlık Çalışanlarının Sesi grubunda yönetici Hemşire Doğanay Işın, konu ile ilgili şunları söyledi: “Sosyal medya internet kullanıcılarına sunulan sosyal ağların, blogların farklı mesajlaşma programlarının olduğu, sınırsız fırsatların sunulduğu büyük bir iletişim ağı. Kullanıcıların ilgi alanlarına yönelik bilgilere kolaylıkla ulaşılabildiği, bilgi paylaşımlarının yapıldığı, birebir iletişime geçildiği bir ortamdır. Sosyal medyayı kullanmamdaki amaç diğer bireylerle iletişime geçmek ve farklı sosyal ağlarda bulunmak amacıyla kullanıyorum. Meslekle ilgili paylaşımlar yapmak ve güncel sağlık haberlerini takip etmek, sağlık çalışanlarının sesini duyurabilmek ve sorunlara çözüm yolları aramak için tercih ediyorum.

“Sağlıkla İlgili Paylaşılan Haberlerin Doğruluk Derecesinin ve Güvenilirliğinin Saptanamaması Sorun Oluyor”
Sağlık alanı sosyal medyadan olumlu ve olumsuz olarak etkileniyor diye düşünüyorum. Olumlu olarak sağlıkla ilgili her türlü bilgiye anında ulaşmak ve bu yolun zahmetsiz olması avantajları arasında yer alıyor. Olumsuz yönü ise, sağlıkla ilgili paylaşılan haberlerin doğruluk derecesinin ve güvenilirliğinin saptanamaması sorun oluyor. Hasta ve sağlık çalışanlarının arasında mahremiyetin ve iletişimde sınırların ortadan kalkması gibi birçok riski de beraberinde getiriyor. Sağlık haberciliği güvenilir, samimi, objektif ve etik olduğu sürece sosyal medyada herkese ulaşma konusunda sorun olmayacaktır. Bu yüzden sağlık habercilerinin haberleri hazırlarken daha dikkatli ve özenli olması gerekiyor.”

Med-Index

Yorum bırakın

CLEVELAND CLİNİC’TEN EMPATİ VİDEOSU

Cleveland Clinic Hastanesi tarafından, empati ile ilgili bir video hazırlandı.


Sosyal Medyayı aktif şekilde kullanan hastanelerden biri olan Cleveland Clinic Hastane yönetimi, bu kez hekim-hasta iletişimini güçlendirebilmek için video hazırladı. Hastanede çekilen video hastaların hissettikleri ruhsal durumları ve ne derece üzgün olduklarını gösterirken, sağlık çalışanlarının da farklı sorunlar yaşadığını hatırlatıyor. Empati başlığıyla hazırlanan video, karşılıklı anlaşıyı işaret ediyor. Böylece iki tarafında birbirini anlaması ve ona göre yaklaşması gerektiği vurgulanan videoda, hastaların yanında olduklarını ve onlara en iyi tedaviyi sunmak için çalıştıkları mesajı veriliyor.


Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

BİYOLOGLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

Biyologlar, sosyal medyayı çok aktif ve etkin şekilde kullanıyor. Hem bilimsel çalışmaların yayınlanmasında hem de haklarını savunmada gün geçtikçe bilinçli ve birlikte hareket ediyorlar.
Bilimsel araştırmalar hakkında bilgi paylaşımı ve biyologların mesleki özlük haklarının geri alınması için sosyal medya gittikçe daha etkin hale geldi. Sosyal medyayı aktif olarak kullanan biyologlar ilk kez aynı haberde bir araya gelerek, sosyal medya hakkında görüşlerini ve çalışmalarını anlattılar.



10 Yıl Önce Bu Platformlar Sadece Kişisel Fotoğrafların Paylaşıldığı Yerler Iken, Şimdi Sırf Bu Konuda Açılmış Meslek Grupları Var
İTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi, Açık Bilim ve Biyo RSS Blog Yazarı Biyolog Can Holyavkin:Açıkçası sosyal medyayı tanımlamak artık zor. İlk zamanlarında, içerik üretilen ve bunun kolaylıkla paylaşılabildiği platformlar için bu terimi kullanırken, 2012 yılında “Sosyal Medya” terimi artık çok daha fazla kapsamlı şekilde karşımıza çıkıyor. 10 yıl önce bu platformlar sadece kişisel fotoğrafların paylaşıldığı yerler iken, şimdi sırf bu konuda açılmış meslek grupları var. Bu işi gerçekleştiren profesyonel kişiler ve hatta şirketler bulunuyor. Firmalar, sosyal medya üzerinden kriz yönetimi yürütmek için ayrı departmanlar bile kurmaya başladılar. Bu sebeple, “sosyal medya” terimi, devamlı gelişen ve büyüyen doğası yüzünden tanımlaması zor bir hale geldi. Sosyal medya, 10 yıl öncesinde olduğu gibi, “Bakın ben Efes’e gittim. Bunlar da benim fotoğraflarım…” demenin çok ötesinde bir yer artık. Bu medya biçimi, herkesin farklı bir amaç için kullandığı bir araç ve başlı başına profesyonel bir iletişim kanalı oldu.
Bazı Firmalar Işe Alım Süreçlerinde, Kişilerin Sosyal Medya Profillerinden Önemli Oranda Bilgi Ediniyor
Sosyal medyayı kullanma nedenim belki çok klişe olacak ama, son zamanlarda sosyal medyayı sadece bilgi edinmek için kullanıyorum. Ancak, bu platformları ilk kullandığım zamanlarda, diğer herkes gibi kişisel fotoğraflarımı ve diğer bilgilerimi paylaşıyordum. İnsan, ilginç bir şekilde yediği yemeğin fotoğrafını çekip onu arkadaşları ile paylaşmaktan zevk alabiliyor. Ancak, sonrasında bu medya biçiminin bu kadar “kolay ve yersiz” kullanılmaması gerektiğini anladım. Uzun bir süredir yurt dışında yeni yeni de Türkiye’de de bazı firmalar işe alım süreçlerinde, kişilerin sosyal medya profillerinden önemli oranda bilgi ediniyorlar. Çoğu zaman, bu bilgiler işe başvuranlar için dezavantajına oluyor. Ben de, bu tür haberleri okudukça, bu platformlarda özel hayatın o kadar paylaşılmaması gerektiğini anladım.
Bilgi-Alımı Üzerine Yoğunlaşan Platformlar Üzerinde Vakit Geçiriyorum
Sosyal medyanın nasıl kullanılacağına dair bir kural yok tabii. Herkes dilediği şekilde kullanabilir. Bu medya biçiminin doğasında özgürlük var. Yine de bu özgürlüğün sınırlarını, yine kişinin kendisi çizmesi gerek. Ben sosyal medyada kişisel fotoğraflarımı olabildiğince paylaşmamayı tercih ediyorum. Arada kaçamaklar olabiliyor tabii. Onun yerine, “bilgi-alımı” üzerine yoğunlaşan platformlar üzerinde vakit geçiriyorum. Genelde Twitter bunun için iyi bir seçenek. Son zamanlarda çevrim içi zamanımın büyük bir oranını “Quora” gibi soru-cevap platformlarında kullanıyorum. Yakın zamanda çok daha büyüyecek, önerebileceğim sosyal bir “bilgi-alışveriş” platformu.
Türkiye’deki Biyologları Bir Araya Getirmede Büyük Rol Oynadığı Bir Gerçek
Biyologların sosyal medyaya bakışı elbette tüm biyologları kapsayacak bir şey söylemek mümkün değil. Sadece biyoloji bölümünden mezun olduğu için haberleri takip eden kişiler de var; bu konuda ciddi akademik özelliklere sahip, bilgi alışverişini ciddiye alan insanlar da var. Hepsinin sosyal medyadan yararlanma ve ilgi alanları farklı oluyor. Ancak, genel bir tablo çizmek gerekirse, sosyal medyanın Türkiye’deki biyologları bir araya getirmede büyük rol oynadığı bir gerçek. Biyologlar Günü’nde gerçekleştirilen yürüyüşler ve diğer günlerdeki biyolog toplantıları büyük ölçüde sosyal medya üzerinden düzenleniyor. Bu bağlamda, bu medya biçimi, Türk biyologlar arasında birleştirici bir özelliğe sahip ve biyologların daha organize olmasını sağlıyor. Bu organizasyonun sağlanması, gelecekte bir biyolog odasının açılmasında oldukça öneme sahip olacak.

Aynı Haberi, Daha Sansasyonel Bir Başlıkla Atarsanız, Daha Çok Ilgi Çekiyor
Türkiye’deki biyologların sosyal medyadaki katılımı ve diğer biyologlarla etkileşimi gün geçtikçe de artıyor. Ancak yurt dışına kıyasladığımızda, geri-bildirim ve yorum yazma alışkanlığımız hala yok denilecek kadar az. Sosyal medyadaki paylaşılan yazılara yapılan yorum ve geri bildirimler genelde 1-2 kelimeyi geçmiyor. Okuyucuların ilgisi her zaman popüler ve sansasyonel başlıklara oluyor. Aynı haberi, daha sansasyonel bir başlıkla atarsanız, başlık, haberin içeriği ile daha az ilgili hale gelse bile daha çok ilgi çekiyor, daha çok okunuyor. İnternet okuyucularının bir kısmı da , yazıları okumadan “beğen”en ve paylaşan bir kesim oluyor. 3 sayfalık bir içerik hazırlayıp paylaşmışsınız. Bir bakıyorsunuz daha paylaşımdan 1 dakika geçmeden bir sürü kişi beğenip, paylaşmış. Dediğim gibi, çok çeşitli bir okuyucu kitlesi var.
“Hastaneler, Hastalar Ile Aralarında, Yeni Bir Iletişim Kanalı Oluşturmuş Durumda
Şu anda sağlık alanında sosyal medyayı gerçek anlamıyla kullananlar arasında özel hastaneleri görüyorum. Hemen hemen hepsinin bir sosyal medya hesabı var. Kimisi fazla aktif olmasa da, aralarında bu platformu iyi şekilde kullananlar da var. Bu hastaneler, hastalar ile aralarında, yeni bir iletişim kanalı oluşturmuş durumda. Ancak, bunun ötesine geçilmiş değil. Nasıl geçilir açıkçası onu da bilmiyorum.
Yanlış Haberlerin Bilinçli Okuyucular Tarafından Geri-Bildirimler Ile Eleştirilmesi Gerek
Diğer bir durum ise, sağlık haberciliği ile ilgili. Diğer tüm habercilik alanlarında olduğu gibi, haberlerin daha hızlı ve hedefe yönelik şekilde yayılmasında, artık internetin ve sosyal medyanın önemi çok büyük. Geniş kitlelerin sağlık ile ilgili haberlere ulaşması daha kolay hale geldi. Bu ilgi artışı da beraberinde bu tür haberlerin daha sık yayınlanmasını sağlıyor.  Ancak, burada önemli bir nokta var. Öncelikle, sağlık haberciliği oldukça dikkatli olunması gereken bir alan. Yanlış verilecek bir haberin, okuyucuları yanlış yönlendirerek sağlıklarından etmesi her zaman mümkün. Bu noktada, yanlış haberlerin bilinçli okuyucular tarafından geri-bildirimler ile eleştirilmesi gerek. Sosyal medya, bu tür geri-bildirimlerin yapılması için önemli bir araç olabilir. Yanlışların açığa vurulup, esas doğruların hızlıca okuyuculara dağıtılmasında bu sosyal platformların önemli olacağını düşünüyorum.
“Bireylere ve Kurumlara Erişilebilirlik Alanında Sosyal Medya, Devrimci Rol Üstlendi”
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde yüksek lisans öğrencisi ve çeşitli hayvan türlerinde moleküler düzeyde rejenerasyon ve rejenerasyonun evrimi üzerine çalışan ve Biyoloji sayfa yöneticisi Biyolog Baha Uygar Mitat: “Sosyal Medya’yı, fikirlerin ve olayların kitleler ile buluşmasında güçlü bir rol oynayan, doğal bir iletişim aracı olarak gördüm hep. Bilgi paylaşımının bireyler düzeyine inmesi ve kişinin kendi görüşünün hem yazarı, hem editörü, hem de yayıncısı olması ise geleneksel medyanın tek taraflı bilgi aktarımı sistemine kıyasla çok büyük bir güç bence. Bunun yanında bireylere ve kurumlara erişilebilirlik alanında sosyal medyanın devrimci rolü üstlendiğini düşünüyorum. Bugün Harvard Üniversitesindeki bir profesörün fikirlerine de, üniversite sınavına hazırlanan bir gencin fikirlerine de büyük bir çaba sarfetmeden saniyeler içerisinde ulaşmak sosyal medya ile mümkün. Bunun yanında bireylerin kendi ilgi alanı doğrultusunda bir kitle ile iletişim halinde olması ve bilgi birikimini arttırmasına imkan sağladığı için sosyal medyanın bireylerin kişisel ve mesleki gelişiminde de büyük payı olduğunu düşünüyorum. 
“Bilgiye Aşık Olan Biri Olarak, Hakkında Fikir Sahibi Olmadığım Konulara Sosyal Medyada Rast Gelip Saatlerce Araştırma Yaptığım Oluyor”

Çocukluk sayılabilecek yaşlarımda internet ve bilgisayar ile tanıştım ve bunu kendi adıma bir şans olarak görüyorum. İnternetin çevirmeli bağlantı ile mümkün olduğu dönemden şu an yaşadığımız web2.0 döneme uzanan evrim sürecinde interneti ve sosyal medyayı aktif kullanan biri olarak sosyal medya konusunda bilinçli bir tüketici olduğumu düşünmeme rağmen, bir kesim kişilere göre ben bir bağımlıyım. Geleneksel medya öğesi olan dergi, gazete ve yayınları dahi internet üzerinden takip ediyor, bu konuda görüş bildiriyor, üstüne üstlük düzenli olarak kendi yayınımı yapıyorum. Bir diğer sebebim ise, karşılıklı oturarak saatlerce sohbet edebileceğim kişiler ile aramızda binlerce kilometre olmasına rağmen mobil cihazlar aracılığı ile tüm gün bağlantı halinde olmam. Bilgiye aşık olan biri olarak, hakkında fikir sahibi olmadığım konulara sosyal medyada rast gelip saatlerce bu konu hakkında araştırma yaptığım bile oluyor zaman zaman. Mesleki anlamda da sosyal medyanın beni geliştirdiğini ve daha aktif olmamı sağladığını düşünüyorum.

“Mesleki Alanında Aktif Olan Kişiler Sosyal Medyayı da O Denli Aktif Kullanıyor”

Doğal olarak sosyal medya çevrelerimin büyük bir kısmını biyologlar ve biyoloji ile ilintili dallarda çalışan kişiler oluşturmakta ve gözlemlediğim kadarıyla istisnalar elbet var, mesleki alanında aktif olan kişiler sosyal medyayı da o denli aktif kullanıyor. Düzenli blog yazmayı beceremeyen biriyim ve mesleğiyle ilintili olarak blog tutan kişilere hayranım. Bilimin en temel unsuru olan bilginin paylaştıkça arttığı gerçeğinden yola çıkarak bu kişilerin bloglarını ve diğer sosyal medya hesaplarını takip etmek bana büyük haz veriyor. Gerçek kişilerin yanısıra çoğunluğu mesleğim ve araştırma alanımla ilgili olan tüzel kişileri de takip ederek güncel bilgilere ve duyurulara hızlı bir şekilde erişme imkanı buluyorum. Birçok biyolog arkadaşımın da benim gibi sosyal medya üzerinde kendi ilgi alanları doğrultusunda sosyal çevrelerini oluşturmuş olduğunu görüyorum.
“Pseudoscience yani Sözde Bilimden, Geleneksel Medyanın Kar Amacı Gütmesinden Kaynaklanan Popüler İçerik Üretme Çabasından En Çok Etkilenen Alan Sağlık”
Sağlık alanı sosyal medyadan etkilenmesi konusunda açıkçası pembe bir senaryo çizemeyeceğim. Sosyal medya, geleneksel medyaya oranla daha kontrolü mümkün olmayan bir mecra. Dolayısıyla bu mecrayı kullanan kişilerin çok daha fazla araştırma ve sorgulama kabiliyetinde olması gerekmekte. Elbette her konuda bu böyle fakat sağlık alanındaki bilgilere ve yönlendirilmelere çok daha fazla dikkat edilmesi gerekmekte. Ne yazık ki “pseudoscience” olarak tabir edilen sözde bilimden ve geleneksel medyanın kar amacı gütmesinden kaynaklanan popüler içerik üretme çabasından en çok etkilenen alan sağlık alanı. Bu açıdan sosyal medya kullanıcılarının sağlık konularında çok daha fazla dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Elbette bilimsel bilginin paylaşımı ve yayılması konusunda sosyal medyanın gücünü yabana atmıyor, bunun daha da artmasını umuyorum.
“Ülkemizde Geleneksel Sağlık ve Bilim Haberciliği, Haberi Popüler Hale Getirmek Uğruna Kendi Sonunu Getirmekte”
Basılı ve görsel medyanın ekonomik olarak kar gütme amacı beraberinde popüler içerik üretme mecburiyeti getirmekte. Eğitim seviyeleri yüksek olan ülkelerdeki sorgulayan halkın ezici çoğunluğundan kaynaklı olarak bu mecburiyeti göremesek de, üzücüdür ki ülkemizde geleneksel sağlık ve bilim haberciliği, haberi popüler hale getirmek uğruna kendi sonunu getirmekte. Sağlık ve diğer bilim alanları üzerinde çalışan kişilerin gözünde güveni sarsılmış bir haber sisteminin ne kadar etkili olacağının hesabını yapmaya bile gerek yok. Sosyal medya ile beraber popüler içerik oluşturmanın yerini hedef kitleye hitap eden kaliteli içerik oluşturma yönelimi alacağı için kişilere sadece güvenilir kaynağı takip etmek düşüyor. Bu güvenilir kaynağın binlerce kişiye hayatın her alanında ve günün her saatinde erişebilir olması ise sosyal medyanın temel gücüne dayanıyor.”


“Görünürde “Sanal” Ama Aslında Oldukça “Gerçek” Bir Toplantı Salonu”
Dirimbilim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Biyolog M. Taha Ay: “Kişilerin sadece bulundukları şehirde değil, dünyanın her yerinde, her türden etkinliğe fikirleriyle ve maddi manevi destekleriyle bizzat katkıda bulunabildiği, katkıda bulunmayıp takip edebildiği, oturduğu yerden yüzlerce farklı alanlarda bilgi sahibi kişilerle arkadaş olabildiği, görünürde “sanal” ama aslında oldukça “gerçek” bir toplantı salonu. Sosyal medya ile bir kaynaktan bir haber almaz, farklı kaynaklardan, farklı beyinlerin aldığı haberleri, farklı bakış açılarından süzdükten sonra detaylı olarak alırsınız. Dolayısıyla bakış açınız genişler, siz aslında yüzlerce beyine sahip olursunuz. Sosyal medya aracılığıyla bilgi iletişimi yeteneğiniz artar, farklı evlere ışınlanır gibi konuk olur, hayat boyu tanışma fırsatı elde edemeyeceğiniz yazarla, siyasetçiyle ve akademisyenle kendi fikirlerinizi tartışabilir, tanışıklığınızı gerçek hayata dökebilir hiç değilse kahvenizi içerken onların davranışlarını fikirlerini yakinen takip edebilirsiniz. Sosyal medya aracılığıyla kendi topluluğunuzu rahatlıkla kurabilir, kendi gazetenizi oluşturabilir, kendi eğlence merkezinizde dilediğiniz arkadaşınızla eğlenebilirsiniz. Sosyal medya ile tüm zihinsel ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz ancak tek dezavantaj ile.. Dışarıdaki oksijeni tadarak, farklı ses tonlarını kulağınızda hissedemez, farklı mimikleri gözünüzle göremez, kişiler arası iletişimde gizli ama önemli olan “elektiriği” yakalayamazsınız.

“Çevre, Sağlık ve Canlı İle İlgili Alanlarda Ortak İlgilere Sahip Kişileri Tanımak”

Farklı insanları tanıma ihtiyacı, onların fikirlerini merak etme duygusu, çok zor olana erişmede kolaylık sağlayabilme, hareket dahi etmeden yüzlerce ilgi alanını takip etme ve yeni alanlar keşfetme hazzı, sosyal medyayı kullanmak için yeterli sebep. Ancak kendi adıma bütün bunların ötesinde tüm bu alan ve fikir sahiplerini özellikle ortak alan içindekileri bir arada görme ve onlarla bilgi iletişimini kuvvetlendirme amacıyla sosyal medyayı kullanmak zorundayım. Zira, çevre, sağlık ve canlı ile ilgili alanlarda ortak ilgilere sahip kişileri tanımak, onların ilgilerini uyandırıp bilgi ağını kuvvetlendirmek amacıyla oluşturulan bir dergiyi her ay düzenli olarak çıkartmak sosyal medyayı kullanmayı şart kılıyor.
“Biyologlar Bildiklerini Paylaşma İhtiyacı Duyarlar”
Biyologlar sosyal medyanın nimetlerinden iyi bir şekilde yararlanıyor ancak neredeyse tamamı sadece takipçi olarak bu ortamın içindeler. Biyologlar üreten, bilen ve bildiğini paylaşan kişiler olarak aslında insanlar için çok yararlı işler yapabilecek uzmanlar olması gerekirken, saklanmış, pasif ve bulunduğu noktanın farkına varamamış birer topluluk halinde. Sosyal medya düşünüldüğünde biyologlar için tam bir malzeme. Her anlamda… Biyologlar sivil birlikteliğe ihtiyaç duyuyor, kullanabilir. Biyologlar bildiklerini paylaşma ihtiyacı duyarlar, sosyal medyayı kullanabilir. Seslerini duyuramıyorlar, sosyal medya iyi bir araç. Ama maalesef biyologlar sadece üretilmiş olanı gözden geçirmekle vakit geçiriyor sosyal medyada.

Biyologlar sosyal medyada en çok mesleki gelecekleri ile ilgili konuları takip ediyor. İş alanları, kadrolar ve diğer maddi konular.. Bu tür kaygısı olmayan veya bu kaygılarını bir anlık unutabilen biyologlar ise, temel biyolojik bilimlerin teknolojiyle birleştiği yeni alanlara ilgi duyup takip ediyor. Konu sağlıksa, sağlık biliminin kullandığı teknoloji ilgi duyulan bir alan. Konu genetikse bunun teknolojik alanlarda nasıl kullanıldığı daha çok merak konusu..Endüstriyel kullanımlar, kazanç getiren uğraşlar, biyologların bilgilerini kullanırken takip ettikleri alanlar içerisinde..


“Bilgi Kirliliği Sağlık Alanına Sosyal Medyanın Merhametsiz Bir Düşman Olabileceğinin de Bir Göstergesi”

Her alanda olduğu gibi sağlık alanındaki yenilikler de elbette sosyal medya ile tanınıyor ve geliştirilebiliyor. Artık kişiler sağlık alanında da doğru bilgileri, kurumları, çözümleri kolaylıkla öğrenebiliyor ve bundan faydalanıyor. Ancak benim üzerinde durduğum konu daha çok olumsuz etkileri.. Sosyal medya milyonlarca beyinin aynı ekrandan fikirlerini iletebildiği alan olduğu için, herkes her türden fikri tuşlara basarak yazabiliyor ve bu da ciddi bir bilgi kirliliğine neden olabiliyor. Özellikle sağlık konularındaki bu kirlilik önü alınamaz riskleri taşıyor. İnsanların başı ağrısa internette bir çözüm buluyor kendince. Kanser olan yakını için sosyal medyadan öğrendiği çözümleri önerebiliyor. İnsanlar doktoru bile sosyal medya aracılığıyla bulabiliyor ve para harcayabiliyor. Doktor kişinin sadece şikayetlerini dinleyerek tedavi sağlamaya çalışabiliyor. Bu tür bilgi kirliliği sağlık alanına sosyal medyanın merhametsiz bir düşman olabileceğinin de bir göstergesi.

“Böylesi Bir Kitlesel Gücü Doğru Manada Yönlendirebilmek Öyle Zannediyorum Ki Asırlarca Yakalanamamış Bir Fırsat”

Sosyal medya gerçek insanlardan oluşan sanal bir ortam. Kişiler gerçek, her birinin bir hayatı var. Her biri sosyal medyayı gerçek dünyaları gibi görüyor, kızgınlığın, mutluluğun, üzüntünün aynısını sanalda da yaşayabiliyor. Bir de bunun milyonlar olduğunu düşünürsek, sosyal medyanın engellenemez bir güç olduğunu görebiliriz. Böylesi bir kitlesel gücü doğru manada yönlendirebilmek öyle zannediyorum ki asırlarca yakalanamamış bir fırsat. Sağlık haberciliği de bu fırsatı değerlendirmeyi bilmeli. Özellikle sosyal medyanın olumsuz etkilerini yok edebilmeli. Sosyal medyayı kullanma yöntemleri diye de bir şey var. Sağlık haberciliği de en etkin sosyal medya kanalını kullanabilmeli. Bu interaktif habercilikle mi, görsel habercilikle mi, bilimsel yazılarla mı yoksa farklı türden kanallarla mı olur bilemiyorum, ama araştırılıp geliştirilmeli.”

“Gelip Geçici, Bir Hayalet Gibi Bedensiz Görse de Aslında İnsanlar Arasında Olan Bağların Desteklenmesini Sağlayan Yeni Bir Ortam”
Salk Enstitüsü’ndeki laboratuvarına post-doc olarak çalışan Biyolog Bilal Kerman: “Sosyal medya, internet üzerinde oluşturulan bir insanlar arası ağ. Her ne kadar internet üzerinden olduğu için bazıları bunu gelip geçici, bir hayalet gibi bedensiz görse de aslında insanlar arasında olan bağların desteklenmesini sağlayan yeni bir ortam. Sosyal medyayı iki birbirinden bağımsız işlem için kullanıyorum. Facebook’u tanıdığım ve sevdiğim insanlarla iletişim halinde olmak için kullanıyorum. Linkedin’i ise profesyonel tanıdıklarımla iletişim için kullanıyorum.

“Hem Yanlışları Kolayca Yayılabilir Hem de Kolayca İfşa Edilebilir”
Biyologlardan akademik iş arayanların sosyal medayayı networking için kullanmaları genelde çok az. Onun yerine ya kullanmamayı tercih ediyorlar ya da sadece arkadaşlarla iletişim amaçlı kullanıyorlar. Sağlık alanı sosyal medyadan bir acıdan kötü etkileniyor. Çünkü insanların doğru bilgiler kadar yanlışları da yaymaları hızlanıyor. Ne yazık ki yerleşmiş bir yanlışı düzeltmek çok zor. Sağlık haberciliği için ise sosyal medyada daha dikkatli olmaları gerekli. Çünkü artık binlerce hatta milyonlarca çift göz onları takip ediyor. Hem yanlışları kolayca yayılabilir hem de kolayca ifşa edilebilir.”


“Türkiye’de İlk Defa Biyologları Kendi Meslekleri Adına Bir Şeyler Yapmak İçin Bir Araya Getirebildik”
Yeditepe Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü Yüksek Lisans Öğrencisi ve 16 Nisan grubu yöneticisi Biyolog İsmail Kaşoğlu : “Sosyal medya tanımlandığından daha çok, aktif iletişim ve haberleşme yollarından en kapsamlısıdır. Çünkü insanlar ne zaman ki fiziksel ve gerçek aktivitelerden uzak kalırsa, birbirlerinden haber almak, birbirleriyle zihinsel işler planlar yapmak için iletişim halinde olmak ister. Sosyal medyayı tanımlarken genellikle bulunduğun her an her yerden diyorlar ancak mobilitenin olup-olmaması bence çok da önemli değildir.  Sosyal medyayı kullanmam, biraz geçmişten beri hep internet teknolojileriyle iç içe olmamla ilgili aslında… Aktif bir şekilde kullandığımı ve hatta müptelası olduğumu belirteyim. Ben özel olarak iş arkadaşlarımla, meslektaşlarımla bir şeyler yapmayı planladığımda, iletişim kurmak istediğimde kullanıyorum. Bunun dışında açıkçası biraz da çevremdekilerin iç dünyasının böyle bir ortamdaki yansımasını izliyorum. Herkes bir yandan mesaj vermeye çalışıyor çünkü… Mesela çok sıklıkla ünlü birilerinin sözünü paylaşan birisi o sözdeki gibi birisi olmasa da o yönde evrilmek istediğini, kendince farklı yorumlasa da bu farkındalığa sahip kişilerle muhatap olmaya çalıştığını görüyorum. Bu da aslında onun iç dünyasını ele vermiş oluyor. Ben de tabi ki kendimi tanıtmış oluyorum. Bunun dışında eğlenmek de var tabi. Ama en çok profesyonel anlamda sosyal ağlardan yararlanıyorum. Biyologların resmi bir çatı altında toplanması amacıyla kurduğum kısa ismiyle “16 Nisan” grubu bunlardan en önemlisi… Türkiye’de ilk defa biyologları kendi meslekleri adına bir şeyler yapmak için bir araya getirebildik ve gerçekleştirdiği birçok sanal ve reel aktivite ile son derece atak bir grup olmayı başardık.
“Yaklaşık 20 Kişilik Bir Ekip Olarak İşe Koyulduk ve Böylece Başlattığımız Hareket Resmi Eksenini de Buldu ve Sonrasında Beklediğimizden de Başarılı Oldu”
2009’da BİYOP (Biyoloji Öğrencileri Platformu) mail grubundaki özellikle TUS ile ilgili yapılan haksızlıklardan sonra bu bir araya gelmemiz gerektiğine karar vermiştim. Yani 2 yıl alt yapısını hazırladıktan sonra facebook’da bahsettiğim grubu kurdum. Platformu oluşturduğum günlerde bir çok arkadaşımla görüştüğüm ve destek aldığım halde, ne yazık ki pek de katkıda bulunamadılar. Bunun yerine şu an yönetici olan Onur Atak destekledi. Grup çok hızlı büyüdü ve bir anda biyologlar arasında bir bilinç oluştu. Zaten konuşulmakta olan sorunlar netleşti, ilgili dernekler daha birbiriyle görüşür oldu. Grup kurulduğu günlerde benden ayrı olarak Yılmaz Güngör, Ahmet Burgaç, Filiz Kankur ve Ayşenur Hanım da yürüyüş veya buna benzer bir tepki eylemi için Türkiye Biyologlar Derneği İstanbul Şubesi’nde toplantı talep etmiş ve beni davet etmişlerdi. O gün anladım ki harekete geçmek için çok doğru bir zamanı seçmiştim. Yaklaşık 20 kişilik bir ekip olarak işe koyulduk ve böylece başlattığımız hareket resmi eksenini de buldu ve sonrasında beklediğimizden de başarılı oldu. Şu sıralar Onur grubu yönetmeye devam ediyor. Aslında kollektif bir şekilde yönetmeye devam etmek isterdik ancak biyologlar hala atıl bir şekilde geziyorlar. Bir gün grubu benim başlattığım çizgiden çok daha ilerisine götürüldüğünü görürsem en azından facebook gibi zamanımı alan en önemli faktörlerden birisinden kurtulmuş olacağım. Tabi aynı zamanda Türkiye Biyologlar Derneğinde de faaliyetlerim var. Derneğin facebook, twitter ve diğer sosyal medya sayfalarını da bir kaç dernek yetkilisiyle beraber düzenlemekteyim.
“Meslek Bilinci Olmayınca Sosyal Ağlarda Daha Çok Bölümlerde Verilen Ödevlerle İlgili Sorular Sormak Gibi İhtiyaçlar İçin Kullandıkları Oluyor”
Biyologların sosyal medyaya bakışını toplu şekilde ele alabilmek çok kolay değil. Daha doğrusu değerlendirilebilir değil. Meslek bilinci çok az, olanlarda ise çoğu kez yanlış. Bugün biyoloji bölümü seçen birisine mahvolmuş gözüyle bakılıyor. Çünkü meslek desteklenmiyor, daha temel bir sorun olarak Türkiye’de nerdeyse hiç bir iş bilimsel bakış açısıyla değerlendirilmiyor. Bu karayazı, bu atalet bir kaç yüzyıldır üzerimizde bir hastalık gibi, bir kanser gibi milletimizin, halkımızın yüzünü güldürmüyor. Bilimsel bakış açısı olmadığı için bilim alt yapılı meslekler ne yazık ki daha az iş ve yer bulabiliyor. Sonuç olarak biyologlar dağınık ve perişan haldeler, fizikçiler, matematikçiler ve kimyagerler gibi… Meslek bilinci olmayınca sosyal ağlarda daha çok bölümlerde verilen ödevlerle ilgili sorular sormak gibi ihtiyaçlar için kullandıkları oluyor sosyal medyayı. Kendi sorunlarından bahsederken bile ne var ne yok bilmeden davranıyorlar, bir araya gelmek için basitçe etkinlikler yapıp diğer yapılanları araştırmıyor görmezden geliyorlar. Tabi bunda biraz da ego meselesi var. Halbuki meslek bilinci olsa her önüne gelen kendi merkezli bir şey yapmak yerine yapılana katılsa, arkadaşlarını da buna davet etse… Daha fazla çalışmak isterse bizzat aktivitelerde de yer alır mesela. Bunu ne yazık ki düşünemiyorlar çünkü hala meslek bilincinde değiliz. Bir araya gelmiş geniş kitleli birçok biyoloji grubu var tabi ki. Çoğu kez üyeleri pasif de olsa çok bilinen bu gruplarla ilgili derneğimiz için yaptığım bir çalışmadan dolayı kolayca bilgi verebilirim.
BiyoRss:
Can Holyavkin adlı meslektaşımızın başarılı biyoloji haber besleme grubudur. Sayfasını takip etmenizi önerir biyoloji ile ilgili web sitesi yapanlara RSS beslemesini kullanmalarını öneririm.
Biyologlar Odası:
Facebook’da 2 tane biyologlar odası var. Bunlardan ilki Mustafa Kara adlı meslektaşımızın oda olma yolunda ilerlerken destek amacıyla kurduğudur. Ancak odalaşamadığımız için pek aktif olarak kullanmıyor. Oldukça kalabalık bir sayfadır. Mustafa Bey şu an Türkiye Biyologlar Derneği yönetimindedir.
Diğer “biyologlar odası” ise twitter hesabıyla birlikte biyoloji alanında ürettiğimiz medyatik materyalleri kullanarak yoğun tekrar yöntemiyle biyologların sorunlarına ilgi çekmeye çalışan amatör bir gruptur ancak kullanıcı toplama konusunda başarılıdır.
Biyoloji:
Baha Uygar Mitat adlı arkadaşımızın kurduğu mesleğimizi Facebook’ta temsil eden sayfalardır. Biyoloji alanındaki facebook’taki en kalabalık ve bence en başarılı sayfadır.
Biyologlar:
biyologlar.net’in facebook grubudur. Haber ve etkin duyuru yapabilmesi bakımından yetenekli bir grup.
Biyoloji Günlüğü:
Güzel bir biyoloji bilim sayfası.
Türkiye Biyologlar Derneği:
Derneğin facebook ve linkedin grupları mevcuttur.
Biyologlar Dayanışma Derneği:
Facebook ve twitter hesapları mevcuttur.
16 Nisan Biyologlar Günü Toplanıyoruz, Hakkımız Alıyoruz:
Amacı isminde zaten. O yüzden mümkün olduğunda konu dışına çıkmadan tartışmalar açıyor ve etkinlikler oluşturuyoruz. İsmini ilk yılın sonunda kısaltmak istedim ancak facebookun durmadan değişen kuralları yüzünden böyle kaldı. Kısaca “16 Nisan” yani 🙂 Onur Atak  şu an grubu yürütmeye devam etmektedir..
Aslında belki onlarca hatta yüzlerce grup var ancak ya hiç aktif değiller ya da sadece belli bir amaca-bölgeye yönelik biyoloji sayfaları oldukları için pek bahsetmeye gerek yok diye düşünüyorum.
“Birçok Sağlık Meslek Grubu Bu Tür İnternet Hizmetleri Sayesinde Gücünü Gayri Resmi Alanda da Güçlendirmiştir”
Sağlık alanıyla ilgili çok fazla bilgim yok. Lisans eğitimim sırasında tıp fakültelerinde staj yaptığım sıralarda sağlık alanındaki sorunları görmüştüm. Şu an biyoteknolojiyle uğraştığım için çok az bilgim var. Yine de dernekteki meslektaşlarımızın konuştuğu veya internette denk geldiği kadarıyla bu alandaki meslek gruplarına ait sosyal medyayı da yakından takip ediyorum. Kendileriyle ilgili herhangi bir tatsız durum olduğunda kolayca haberleşip etkinlik oluşturabiliyor, tepkilerini ortakça dile getirip ses getirebiliyorlar. Çünkü biraz önce bahsettiğim gibi bir meslek bilinci bu meslek gruplarında var. Tabi işin bir de bizim bakış açımızdan olanı var. Aslında çok az hekim bunu yapan ancak pek tatsız olan meslek şovenizmi Türk hekimlerinde vahim oranda mevcut. İşte sosyal medyanın mesela bu tarz insanların üstünde engelleyici etkisi var. Çünkü bir dirençle karşılaşıyorlar hem kendi meslektaşlarından hem de saldırdıkları meslek gruplarından. Bunun dışında çok iyi bilemem ama eminim daha iyi haberleşebildikleri için zaten dayanışma içinde olan birçok sağlık meslek grubu bu tür internet hizmetleri sayesinde gücünü gayri resmi alanda da güçlendirmiştir.
Artık öyle bir hal oldu ki haberleri özellikle flaş haber niteliğinde olanları gayet twitterdan, facebook’tan öğreniyor takip ediyoruz. Yine rutin haberler olsun, magazinsel yayınlar olsun bu tür yayınlar da sosyal medyada çok fazla talep edilir ve izlenir hale geldi. İnsan sağlığını ilgilendiren bir yayında hiç şüphe yoktur ki çok büyük kitlelerce takip edilecektir. Bu durumda daha da interaktifleşmesi gereken sağlık haberciliği, aynı zamanda sağlık temalı olması nedeniyle daha da güvenilir olması gerekmektedir. Bu yüzden bu alandaki habercilik önemli bir ihtiyaç haline gelecek ve çok daha hızlı gelişecektir”

Yorum bırakın