Archive for category Türk Eczacılar Birliği

DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE ECZACILIK NE DURUMDA?

Dünya’da ve Türkiye’de eczacılık alanında yapılan değişiklikler hakkında değerlendirmelerde bulunan Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Harun Kızılay, ülkemizde eczaneler arasındaki gelir adaletsizliğinin bir an önce son bulması gerektiğini söyledi.


Sağlık alanında birçok sistem oluşturulmadan önce, hep yurt dışından örnek alınarak yapılır. Peki eczacılık açısında bakıldığında durum ne? Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Harun Kızılay, yurt dışındaki eczacılık sistemleri ve ülkemizde yaşanan sorunlar hakkında Med-Index’e değerlendirmelerde bulundu. 

Türkiye’de eczacılık sisteminin yurt dışı ile karşılaştırılmadığını kaydeden Kızılay, “Avrupa’da ve birçok yerde uygulanan referans ilaç fiyatlandırması, Türkiye’nin bulduğu bir durum değil. Avrupa’da bu sistem yaklaşık 15-20 yıl önce başladı ve referans fiyat sistemi içerisinde kar oranları belli. Ülkemizde ise, ilaç fiyatları düştüğü anda eczacılık kar oranları da düşüyor. 

İlaç fiyatının yükselmesine dair bir talebimiz olamaz. Burada hibrit bir sistem uygulanıyor. AB ülkelerinde eczacıların kar oranları yüzde 20. İlaç fiyatları düştüğünde bu kar oranına ekstra bir ekleme yapılıyor. Fransa’da bu oran, kutu başı 53 Euro olarak belirlenmiş, Almanya ve İngiltere’de de buna benzer fiyatlandırma sistemleri var. Buna “hibrit karlılık” diyoruz. Türkiye’de de bu sisteme geçilmeli” dedi. 

“Eczacılık Bir Sanattır”
İlaç fiyatının belli bir oranının eczacılık hizmeti olarak kabul edilmesi gerektiğini söyleyen Kızılay, “Eczacılık, artık bu sistemle işlemiyor. Bunun yanında kutu başı kar oranı olmalı. Eczacılar ilaç fiyatlarının düşmesinden ya da yükselmesinden etkilenmemeli. 
Eczacılık, çok kar eden bir meslek grubu değil. Hayatımızı idame ettirecek, sosyal seviyemize uygun bir gelir elde edecek kadar, gelir istiyoruz. Zaten eczacılık bir sanattır. Sermaye odaklı değil mesleki bilgi ile yapılan bir iştir. Dolayısıyla eczacılar arasında gelir adaletsizliğinden kaynaklı bir uçurum oluşması, bizim açımızdan olumsuz karşılanıyor” diye konuştu. 
Med-Index

Yorum bırakın

“ECZANELER NÜFUSA GÖRE SINIRLANDIRILMALI”

Eczanelerin açılmasına getirilen sınırlamaları çok olumlu karşıladıklarını belirten Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Harun Kızılay, bu durumun mesleğin geleceği açısından doğru bir adım olduğunu söyledi.

Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Eczacılık Yasasında bir değişiklik yapıldı ve eczaneler nüfusa göre sınırlandırıldı. Bu uygulamanın istenen bir durum olduğunu belirten Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Harun Kızılay, Med-Indexten Esra Öz’e şunları söyledi: “Bizim 30 yıldır yapmaya çalıştığımız ve istediğimiz bir konuydu, böylece sorun çözüldü. Fakat bu kanunun uygulamaya başlaması ancak 5 yıl sonra etkisini gösterecek. Bu 5 yıl içerisinde bu olumsuz dengeyi belli bir noktaya getirebilmemiz lazım. Eczane ekonomilerine iyileştirme yapmamız lazım. Reçete başı alınan hizmet bedelinin yükseltilmesi ve eczacı kar hallerinin yanı sıra kutu başı sabit bir kar sistemine geçilmesi ile olabilir. 

Türkiye de Eczane Sayısı Obezleşmiş Vaziyette
Eczacılık fakültelerinin açılmaması ve kontenjanlarının daraltılması gerekiyor. Türkiye eczane sayısı bakımından Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde en fazla eczaneye sahip olan ülkedir. Türkiye’de eczane sayısı obezleşmiş vaziyette. Asimetrik bir dağılım var. Süreç içerisinde daha dengeli bir hale getirilmesi gerekiyor. Eczane eczacılığının dışında, istihdam alanlarının da genişletilmesi gerekiyor. 

“Her Özel Hastanede Eczacı Olması Gerekiyor”
Özel hastanelerin bir kısmında eczacı yok ve kaçak eczacılık hizmeti yapılıyor. Eczacı olmadan, eczacı hizmetinin olmayacağını bilmemize rağmen maalesef şu anda özel hastanelerin büyük bir kısmında eczacı yok. Her özel hastanede eczacı olması gerekiyor. Sadece özel hastanelerde değil, kamu hastanelerinde de yeterli eczacı yok. Burada ilaç tedarik hizmetlerinin de sürdürülebilmesi için mutlak suretle eczacıya ihtiyaç var. Bu ve buna benzer eczacı istihdamını geliştirecek fırsatlar konması lazım. Kamunun eczacıyı istihdam edecek alanlar oluşturması lazım. Sanayide ve ilaç Ar-Ge’sinde mevzuata dayalı ilaç endüstrisinde çalıştırılması gerekiyor. 

“Nüfusa göre Eczane Sınırlamasından Etkilenecekler”
Bizim şu anda fakültelerimizde okuyan yaklaşık 5 bini aşkın öğrencimiz var. Sağlık Bakanlığının, Sosyal Güvenlik Kurumunun ve diğer kamu kurumları ya da özel kurumların da istihdam alanında geliştirilmesi lazım. Bu yıl eczacılık fakültesine girecek öğrenciler, bu durumu bilerek mesleği seçecekler. Nüfusa göre eczane sınırlamasından etkilenecekler. Sadece eczane açılabilecek olan yerleri seçmek durumunda olacaklar. Sonra belli bir puan elde etmeleri gerekiyor ki meslekte geçirdikleri yıl ve kaldıkları ilçenin gelişmişlik seviyesi ile belirlenecek. Eczane açmaya elverişli daha merkezi yerlere gelebilme şansları olacak. Eczane açmaya uygun nüfus olduğunda ancak eczane açılabilecek.” 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

ECZACILIK EKONOMİSİ NEREDEN NEREYE GELDİ?

2002-2012 yılları arasında eczanelerin ekonomik yapısının nasıl değiştiği hakkında bilgi veren Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Harun Kızılay, eczacıların gün geçtikçe kan kaybettiğini ve bu duruma bir an önce çözüm bulunması gerektiğini söyledi.


2002-2012 yılları arasında sağlık hizmetlerinde çok önemli değişiklikler oldu. Şu anda mevcut iktidar vatandaş memnuniyetinin istatistiki olarak artmasıyla da çok belirgin sağlık hizmetinde değişiklikler yaptı. Adeta paradigmanın değiştiğini belirten Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Harun Kızılay, şunları söyledi: “Bu süreç içerisinde değişiklikler yapılırken bu hizmeti sunan kişiler, ihmal edildi. Son 10 yıla bakıldığında hükümet sağlık alanında başarılı ama bu başarı elbette hükümetin uygulamaları ile değil. Bu başarı bu hizmeti vatandaşa sunan insanlarında başarısıdır. fakat geldiğimiz noktada biraz değerlendirme yapacak olursak eczacılar ihmal edilmiş vaziyette.
 

“Geldiğimiz Noktada Eczane Ekonomileri Açısından Baktığımızda Çok Ciddi Anlamda Sorun ile Karşı Karşıya Kalıyor”

2002 yılında vatandaşlarımızın büyük bir kısmı 46 milyon civarında SSK’lı ve yaklaşık 10 milyon civarında yeşil kart ile bakmakla yükümlü oldukları insanlar vardı. Bunlar serbest eczanelerden hizmet almıyorlardı. 2005 yılında SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devriyle birlikte artık bu hastalarda serbest eczanelerden hizmet almaya başladı. Sistemde bazı tıkanmalar meydana gelse de eczacı bunu sineye çekti ve hizmet etmeye devam etti. Ancak geldiğimiz noktada eczane ekonomileri açısından baktığımızda çok ciddi anlamda sorun ile karşı karşıyalar. 

“2012 Yılı Verilerine göre, Bizim 24 Bin 309 Adet Eczanemiz Var”

2012 yılı verilerine göre, 24 bin 309 adet eczanemiz var. Eczanelerin Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapmış olduğu sözleşmelerde 4 kategori var. Bunlardan birinci kategori aylık 0-50 bin TL arasında satış hasılatı yapan eczane sayısı toplam 12 bin. Yani ilaç fiyatlarının düşmesi, eczacılarında doğal olarak cirolarını düşürdü. Ama 2002-2012 yılları arasında çok büyük değişimler yaşandı. 

“Son 10 Yıl İçerisinde Yaklaşık 8 Bin Eczane Açıldı”

Referans ilaç fiyatlandırma sistemi nedeniyle ilaç fiyatlarında düşüşler oldu. Cirolar düştü. Bu arada da eczane sayısı giderek arttı. Son 10 yıl içerisinde yaklaşık 8 bin eczane açıldı. Açılan bu eczanelerde genelde büyük şehirlerde toplanmış durumda. 

Hakkari’de 12 Bin 600 Kişiye Bir Eczane Düşerken Muğla’da 2 Bin Kişiye 1 Eczane

Dolayısıyla eczaneler arasında gelir paylaşımı, gelir dağılımı da asimetrik şekilde gelişti. Bugün Hakkari’de 12 bin 600 kişiye bir eczane düşerken, Muğla’da 2 bin kişiye 1 eczane düşüyor. Elbette cirolarında belirgin bir şekilde düşmüş olması ve sınırsız bir eczane açılışı eczaneler arasındaki dengeyi değiştirdi.”

“Eczaneler Aile Sağlığı Merkezinin Açıldığı Bölgelere Göç Etmek Zorunda Kaldı”

Aile hekimliği pilot uygulaması ile birlikte başlayan, eczanelerin il ya da ilçelerdeki göçünün hızlandığını hatırlatan Kızılay, “Sonuçta eczacılar memur değildir. Her hangi bir yere gidip adapte olabilecek ya da çalışabilecek insanlar değiller. Eczacılar, eczane açtıkları çevredeki, insanlarla yakınlık kurması gerekiyor. Eczanelerin il ya da ilçelere göç etmeleri hem hasta hem de ticari anlamda olumsuz etkiledi. Aile hekimliği uygulaması eskiden çok belirgin değildi ve eczaneler muayenehanelere yakın yerlere konuşlanmıştı. Ama muayenehanelerin ortadan kaldırılması ile birlikte, o bölgedeki eczaneler aile sağlığı merkezlerinin açıldığı bölgelere göç etmek zorunda kaldı. Bu eczaneler için yer değişimi de gelirleri açısından ve belli bir zaman geçirmeleri gerektiği için büyük bir zorluk meydana getirdi. 

İskonto Oranı Yüzde 41’lere Kadar Ulaştı

Bütün bunlar ve buna benzer durumlar eklendiğinde eczacıların mali yapılarında çok ciddi sorunlar oldu. Bir başka önemli sorun eskiden ilaç üreticileri Sosyal Güvenlik Kurumuna eski adıyla SSK’ya yüzde 4-11 arasında değişen iskonto yapardı. Ama bu iskonto ve oran yüzde 41’lere kadar ulaştı. Bu iskontonun eczacıya yaptığı bazı hasarlar var. Ekonomik anlamda eczacıların taşıma zararı diyoruz. Kasım 2011 ayından itibaren ilaç firmalarının SGK’ya yapmaları gereken iskontoları bir kısmı yapmadı. Bunlar eczacının cebinden çıktı. Yani eczanenin bulundukları yerden göçleri ekonomik zorlukları, ilaç fiyat kararnamesi nedeniyle oluşan durum, ilaç üreticilerinin iskontolarıyla ilgili farklılıklarıyla ilgili hepsi bir araya geldiğinde eczanelerin sabit girdileri arttı. Ama ciroları düştü. Dolayısıyla eczane açılışlarında da her hangi bir sınırlamanın olmaması son 10 yıl içerisinde sağlık hizmetinin sunulması konusunda büyük bir özveri gösteren eczacıları ekonomik anlamda baskı altına aldı. 

“Vatandaşa Her Zaman ve Her Türlü Fedakarlığı Yapanların Bu Düşüşüne Bir Dur Denmesi Lazım”

Eczane ekonomilerinde 2002-2012 yılına kadar gelen süreç içerisinde yapılmış olan iyi sağlık uygulamaları vatandaşı memnun etti. Bu yapılan işlemler önemli işlemlerdir. Ama bu hizmeti sunan eczacılar örselendi. Bizim burada beklentimiz sağlık hizmeti sunucuları içerisinde önemli yer teşkil eden eczacıların, sorunlarının çözümü ivedilikle sağlanmalı. Eczanelerin sağlık hizmeti üreten, vatandaşa her zaman ve her türlü fedakarlığı yapanların bu düşüşüne bir dur denmesi lazım. Yapılan protokollerde, ilaç üreticilerinin SGK aracılığıyla eczacıları aracı kılarak yapmış olduğu iskontoların, direkt olarak ilaç şirketi ile SGK ile arasında yapılmasını talep ediyoruz. Çünkü Medulla provizyon sisteminden o ilaç firmasına ait kaç kutu satın aldığını görülebilecek. 

Eczaneler Kılcal Damarlara Kadar İnmiş Durumda

Eczacıların kamuya yapmış olduğu baremlerinin değiştirilmesi ve reçete başı almış oldukları 25 kuruşluk hizmet bedelinin daha makul bir seviyeye getirilmesi gerekiyor. Sonuçta eczane sayısı 24 bin neredeyse her semtte eczanemiz var. Bu kadar kılcal damarlara kadar inmiş olan ve hizmet sunan eczacıların hizmetlerini daha sağlıklı ortamda sunmaları için onların ekonomik olarak en azından sorunlarını azaltması lazım. Tam olarak çözülemese bile. Bunun içinde Sağlık Bakanlığı, SGK ve ekonomi kurumunun eczane ekonomileri ile ilgili bizim feryatlarımıza biraz kulak vermeleri gerekiyor. Türkiye’de eczane sayısı açısından 12 bin tane eczanemizin aylık geliri yapmış olduğu bir incelemeye göre 0 -1500 lira arasında değişiyor. 
Eczacılarımızın yaklaşık yüzde 10’u aylık ortalama bin 100 TL gelir elde ediyor ki bu asgari ücretin bir buçuk katı kadardır. Eczanede bir sermaye konuyor. İstihdam oluşturuluyor. Vergi veriyor, yanında işçi çalıştırıyor. Ama buna rağmen eczacının o sosyal seviyesine uygun olmayan bir gelir seviyesi şu anda söz konusu. Dolayısıyla çok ciddi anlamda eczane ekonomileri alarm vermeye başladı. Bu konu ile ilgili ekonomik koordinasyon kurulu başta olmak üzere Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile TEB çeşitli görüşmeler yapıyor” dedi. 
Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

"TÜRKİYE’DE KİŞİ BAŞINA İLAÇ HARCAMASI 140 DOLAR"

Türkiye’de kişi başına ilaç harcamasının 140 dolar olduğunu belirten Türk Eczacıları Birliği Başkanı Erdoğan Çolak, “Ekonomik kriz yaşayan Yunanistan’da 300 dolar. Avrupa ülkelerinde 450, ABD’de 750 doları buluyor” dedi.

Eczacılık Haftası dolayısıyla Türk Eczacıları Birliği (TEB) yönetim kurulu tarafından düzenlenen basın toplantısında açıklama yapan TEB Başkanı Erdoğan Çolak, 14 Mayıs’ın, 174 yıl önce eczacılık sınıfının açılmasıyla, mesleklerinin Türkiye’de bilimsel nitelik kazanmaya başladığı gün olarak özel anlam taşıdığını belirtti. 
Bu sene 13-19 Mayıs’ta kutlanan Eczacılık Haftası’nın sloganını, hastaların ilaç kontrol hizmetini eczacılardan talep etmesini sağlamak amacıyla “Önce hasta güvenliği. Kendiniz gibi ilaçlarınızın da düzenli kontrolünü ihmal etmeyin” olarak belirlediklerini söyleyen Çolak, adı ister besin takviyesi, ister bitkisel ürün, ister vitamin olsun, her ilacın doğru kullanılmadığında zehir niteliğinde olduğunu kaydetti. 
Hastaların, ilaç tedavisi ve sağlığına ilişkin her türlü konuda doğru bilgilenmek ve doğru yönlendirilmek için mutlaka eczacısına danışması gerektiğini anlatan Çolak, eczacıların halk sağlığının korunmasında temel öneme sahip olduğuna işaret etti.

“İlaç Rejimi Yönetimi Uzmanlık İster ve İlacın Uzmanı Eczacıdır”

İlaçların faydalarını artırmanın, sisteme katılan tüm paydaşların ortak çabasını gerektirdiğini belirten Çolak, “Eczacının sağlık ekibine katkısı, hem tedavinin daha sağlıklı yürümesi, hem de ilaç tedavisinden kaynaklı sorunları en aza indirme bağlamında son derece önemlidir. İlaç tedavisinde yanlış ilaç kullanılması, doğru ilacın yanlış yoldan uygulanması, doğru ilacın yanlış oranda kullanılması, hasta ile sağlık profesyonelleri arasındaki iletişim sorunlarından dolayı ilacın yanlış kullanımı, ilaç yazımında hata, reçeteleme hatası, ilacın eksik kullanımı gibi hataları tanımlamak ve engellemek, ilaç kullanımından iyi sonuç alınmasını sağlamak eczacının yükümlülüğündedir. Ayrıca insanların eczanede hazırlanan ilaçlardan maksimum terapötik faydayı elde etmelerini sağlamak, güvenli ve bilinçli kişisel bakım için öneri sunmak ve etkin sağlık eğitimleri ile hastaların sağlıklı yaşam tarzlarını desteklemek eczacının sağlık sektörü içerisinde belirginleşen rolleri haline gelmiştir. İlaçların faydalarını artırmak sisteme katılan tüm paydaşların ortak çabasını gerektirir. ilaç tedavilerinin gittikçe daha karmaşık hale gelmesi ilaç rejimlerinin yönetimini gittikçe daha karmaşık hale getirmektedir. İlaç rejimi yönetimi uzmanlık ister ve ilacın uzmanı eczacıdır” dedi.

“Tüm Dünyada Hastalara, İlaç Kontrolü Hizmetini Eczacılar Verir”

İlaç kontrolünün, tüm dünyada, özellikle çoklu ve karmaşık ilaç rejimi bulunan hastalara eczacıların yaygın verdiği hizmetlerden birisi olduğuna dikkati çeken Çolak, şunları söyledi: “Bu hizmet, eczacının genellikle eski ya da gereksiz ilaçlarla dolup taştığı bilinen ecza dolaplarını temizlemeyi ve düzenlemeyi önermesiyle ilgilidir. Eczacı, bu hizmette hastayla diyalog içinde ilaç kullanımına yönelik sorunları tespit edebilir, çözebilir veya bu ilaçlardan kaynaklanabilecek yanlış ve kötü niyetle kullanımı önleyebilir.”

“Yasa Çıktı, Sınırlamayı İçeren Yönetmelik Yayınlanmadı”

Çolak, eczacıların, kendilerini hastayla karşı karşıya getiren uygulamalar, ilaç ile hastanın arasına çeşitli adlar altında paranın girmesi, ilaç şirketlerinin eczacıya hakkı olanı dahi vermek istememesi gibi sorunlar yaşadığını ve bunlara akılcı çözümler üretmeye çalıştıklarını savundu. Eczacılık Yasası’nın 2012’de, 20 yılı aşkın süredir talep ettikleri şekilde değiştirildiğini hatırlatan Çolak, ancak bir yıl geçmesine karşın, yasadaki “bir ilçede 3 bin 500 kişiye bir eczane düşecek şekilde sınırlamayı” içeren maddenin uygulanmasına dair yönetmeliğin yayınlanmadığını söyledi. 

“Eczacılara Yeni İstihdam Alanları Açılmalı”

Eczacılara yeni istihdam alanları açılmasının, fakültelerin sayı ve kontenjanlarının ihtiyaca göre yeniden planlanmasının şart olduğunu belirten Çolak, “Serbest eczane sınırlaması gelmeden önce eczane açmaya yönelen bu meslektaşlarımıza çalışabilecekleri yeni alanlar göstermek, bir planlama dâhilinde meslektaşlarımızı bu alanlara yönlendirmek zaruridir. Bu sadece eczacılara istihdam sağlamak için değil, hasta sağlığı açısından eczacı ihtiyacı bulunduğu halde eczacı bulundurmayan yerlere yönelik yaptırımlar uygulanmasını gerektirir. Örneğin hastaların ilaçla tedavi rejimini kontrol etmek üzere her hastanede 50 hasta yatağı başına bir eczacı çalıştırma zorunluluğu bir an önce getirilmelidir. Eczacısız hastane eczanesi kalmamalıdır. Bizler, eğitimli sağlık insan gücünün bir parçası olan eczacıların hastalara sadece ilaç veren değil, AB ülkelerinde ve ABD’de olduğu gibi danışmanlık hizmeti sunan, kronik hastalık takiplerini yapan, aşılarını uygulayan, sigarayı bırakma eğitimleri veren, ilaç kontrollerini yapan sağlık görevlileri olduğunun anlaşılmasını ve sağlık sisteminin eczacıların bu rolünü tanımasını istiyoruz. Eczacıların verdiği hizmetlerin sağlık otoritesi tarafından da çeşitliliğinin anlaşılmasının, hasta sağlığı ve güvenliği için de son derece önemli bir unsur olduğu inancındayız. Aynı zamanda eczacının verdiği bu hizmetin çoğu AB ülkesinde olduğu gibi ücretlendirilmesinin, hizmetin yaratacağı katma değerin ve sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum olmanın verdiği güvenin yanında küçük bir değer olacağını da göstermeye hazırız” diye konuştu. 

“Türkiye’de Kişi Başına İlaç Harcaması 140 Dolar”

Erdoğan Çolak, bir gazetecinin sorusu üzerine, Türkiye’de kişi başına ilaç harcamasının 140 dolar olduğunu belirterek, “Ekonomik kriz yaşayan Yunanistan’da 300 dolar. Avrupa ülkelerinde 450, ABD’de 750 doları buluyor. İlaç harcamasında sıkıntı yok ancak ülkemizde ilacın rasyonel anlamda kullanıldığı söylenemez. Türkiye’de hastaların sağlık ve ilaç konularında eğitilmesi lazım” diye yanıt verdi. 

“Bitkisel Ürünlerle İlgili Anormal Bir Piyasa Oluştu”

Ülkede, ilacın saklanması konusunda da sorun yaşandığını anlatan Çolak, hastaların, ilaçları başta alıp kullanmadığını, biriktirdiğini ve herkesin durumunun farklı olmasına rağmen başkalarına önerdiğini belirtti. Bitkisel ürünlerle ilgili de anormal bir piyasanın oluştuğuna, bunların yan etkisi bulunmayan ürünler gibi lanse edildiğine dikkati çeken Çolak, bu konuda yeterli denetim mekanizmasının bulunmadığını ileri sürdü. Çolak, bu ürünlerin eczaneler dışında satışının engellenmesi gerektiğini söyledi. Çolak, ilaçların buzdolabında saklanmasına ilişkin de “Buzdolabında saklanacak ilaçlar bellidir. Antibiyotik, diyabet, kanser ilaçları buzdolabında saklanır. Ancak ağrı kesici, vitamin, buzdolabına konulmamalıdır. İlaçların üzerinde hangi derecede saklanması gerektiği belirtilir” dedi. 
Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Yorum bırakın

“BİTKİSEL ÜRÜNLERİN SATIŞI ACİLEN DURDURULMALI”

“Eczacılık Haftası” dolayısıyla düzenlenen toplantıda, “Bitkisel Ürünlerin ve Gıda Takviyelerinin Kullanımı” ele alındığını belirten Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, gıda takviyesi adı altında sağlık beyanları kullanılarak piyasaya sürülen, yazılı ve görsel medyada tanıtımı ve pazarlaması yapılan bitkisel ürünlerin satışının acilen durdurulmasını istedi.
“Eczacılık Haftası” dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında, “Bitkisel Ürünlerin ve Gıda Takviyelerinin Kullanımı” konusunda sağlık otoritelerini, sağlık çalışanlarını ve sağlık hizmetinden yararlananları yani sağlık alanının tüm bileşenlerini meslekî ve toplumsal sorumluluklarının farkına varmaya davet edildi. 

Dünya ölçeğinde değişen sağlıklı olma anlayışı çerçevesinde alternatif ya da destekleyici tedavi gibi farklı tedavi yöntemlerine ve bitkisel ürünlere yönelik artan bir ilgi yaşandığını vurgulayan Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, buna paralel olarak söz konusu ürünlerin kullanımına bağlı ilaç etkileşimleri ve rahatsızlıklarda da artış gözlemlendiğini söyledi.


Türkiye’de bitkisel ürün, drog ya da ilaçlarla ilgili olarak alanın tanımlanması, yasal düzenlemeler ve denetim aşamasında ciddi sıkıntıların bulunduğunu kaydeden Çolak, bunlardan en önemlisinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan gıda destek maddesi adı altında ruhsat alıp bitkisel tedavi edici şekliyle piyasaya sürülen ürünler olduğunu belirtti.
“Türkiye’deki İdeal Eczane Sayısı 20 Bin”

Bir gazetecinin sorusu üzerine Çolak, Türkiye’deki ideal eczane sayısının 20 bin dolayında olduğunu söyleyerek, “4 bin fazlalık var ama biz ilçeyi baz aldık. İlçeyi baz aldığınızda bazı ilçelerde eczane açılmayacak ama bazı ilçelerde de eczanelerde açılabilecek. Böylece ilçe bazında 2 bin 500 tane eczane açılabilecek alanımız var” dedi.


“Bitkisel İlaç Tanımı ve Sınıflandırması Açısından Mevzuatta Boşluklar Var”

2010 yılında yürürlüğe konulan Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği ile Türkiye’de de bitkisel ilaçların sunumunda eczanelerin yetkili ve sorumlu olduğunun yasal bir çerçeveye kavuşturulduğunu ifade eden Çolak, ancak bitkisel ilaç tanımı ve sınıflandırması açısından mevzuatta boşlukların bulunması nedeniyle söz konusu ürünlerin eczaneler dışında halka sunulmaya devam ettiğini söyledi.

Bitkisel ürünlerin gereğinden fazla dozda kullanılması ya da faydalanıcıların doğru belirlenememesi durumunda yarardan çok zarar getireceğini belirten Çolak, “Bu ürünler özellikle çocuklarda, hamilelerde ve emziren kadınlarda, yaşlılarda, ergenlik çağındaki gençlerde, bağırsaktaki emilimi etkileyen patolojik durumlarda, uzun süren ya da cerrahi müdahaleden geçmiş hastalarda beklenenden çok daha farklı veya çok daha artmış oranlarda etki gösterebiliyor. Bitkisel ürünler ve gıda takviyeleri diğer ilaçlarla birlikte kullanılırken son derece dikkatli olunması gerekiyor. Bu konuda en doğru bilgiye hekim ve eczacı vasıtasıyla ulaşılabilir” dedi.


“Yanlış Bitkisel Ürün Kullanımı, Sağlık Ekonomisine Büyük Külfet

“Yanlış bitkisel ürün kullanımı, yarattığı olumsuz sonuçlar itibarıyla sağlık ekonomisi bakımından da büyük bir külfet getirmektedir” diyen Çolak, şunları söyledi:

“Halk sağlığı açısından yarın daha büyük sorunlarla karşılaşılmak istenilmiyorsa “gıda takviyesi” adı altında sağlık beyanları kullanılarak piyasaya sürülen, yazılı ve görsel medyada tanıtımı ve pazarlaması yapılan ürünlerin satışı acilen durdurulmalıdır. Sağlığa ilişkin her türlü ürün Sağlık Bakanlığı’nın onayından geçtikten sonra bir sağlık profesyoneli olan eczacı danışmanlığında hastalara ulaştırılmalı, bu ürünlerin satışı yalnızca eczanelerimizden gerçekleştirilmelidir.”

Yorum bırakın

TÜRK ECZACILAR BİRLİĞİ 38. OLAĞAN BÜYÜK KONGRESİ YAPILDI

Türk Eczacılar Birliği 38. Olağan Büyük Kongresi’ne katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik: “Kamu ilaç global bütçesini sağlamak için yapılan bu düzenlemelerden eczacılarımızın etkilenmemesi için eczacılarla diyalog halinde gerekli tedbirleri birlikte alacağız” dedi.
Türk Eczacılar Birliği 38. Olağan Büyük Kongresi’nin açılış törenine katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, yaptığı konuşmada, siyaset ve sağlık alanındaki gelişmeleri değerlendirdi. Sağlığın temel bir hak olduğunu, eşit ve kolay erişilebilir sağlık hizmeti sunmanın temel hedefleri olduğunu ifade eden Çelik, Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Türkiye’de yeni bir dönem başladığına işaret etti. 2012’de Yeşil Kartlıların da bu sisteme dahil edilmesiyle vatandaşların yüzde 100’ünü kapsayan bir çatı oluşacağını anlatan Çelik, gelir testi uygulamasıyla asgari ücretin 1/3’ünden az gelire sahip olanların primlerinin devlet tarafından karşılanacağını anımsattı. Çelik, “Aylık 279 liranın üstünde geliri olanların kademeli bir şekilde prim ödemesinin öngörüldü. Uygulamada ortaya çıkabilecek rahatsızlıklara karşı diyalog kapıları açık olacak, sorunları birlikte çözme sorumlulukları bulunuyor.Sağlık harcamalarındaki artışta, göreve gelmemizin ardından yapılan düzenlemeler nedeniyle vatandaşın sağlık hizmetlerinden memnuniyeti arttı, bu oran yüzde 90’lara çıktı” dedi.
İlaç Stratejik Bir Ürün
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, konuşmasında, eczaların sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalarla ilgili de açıklamalarda bulundu. İlacın stratejik bir ürün olduğunu, sağlık sisteminin en önemli paydaşlarından olan eczacıların sorunlarının çözümü için gayret gösterdiklerini belirten Çelik, eczacılara 2007-2009 yılları arasında 1.3 milyar liralık kaynak aktarıldığını kaydetti.TEB ile SGK arasında serbest eczanelerden hizmet alımıyla ilgili yenilenecek protokolün hazırlık çalışmalarının da sürdüğünü bildiren Çelik, yeni protokolde yer alacak iyileştirmelerle şu bilgileri verdi:”Eczacıların hatayla yaptıkları işlemler sonucunda hemen fesih cezasıyla karşı karşıya kalmalarının önüne geçeceğiz. Kupür, rapor, sağlık karnesi bulundurulması gibi nedenlerle ilgili cezaları da kaldıracağız. Ceza işlemleriyle ilgili hükümleri kendi içerisinde tutarlı hale getirip ödenecek ceza tutarlarını makul seviyelere indireceğiz. İki yıla kadar uzayan fesih sürelerini düşüreceğiz. Dağıtımlı reçetelerde mahkeme kararına aykırı olmamak üzere düzenleme yapma yetkisini de TEB’e vereceğiz.”
 
Bugüne kadar eczanelerden hizmet alınmasında karşılarına çıkan sorunların süratle ele alındığını kaydeden Çelik, elektronik ortamda iyileştirmeler yapacaklarını, Türk Telekom ile bunun için bazı görüşmeler gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.
Yeni Kamu Kurum İskontoları Nedeniyle Stok Zararlarını Bakanlık Üstleniyor
İlaç fiyatlarıyla ilgili yapılan son düzenlemelere değinen Çelik, “Kamu iskontolarında yapılan yüzde 7.5’lik artış bugün veya yarın yürürlüğe girecek. Kamu ilaç global bütçesini sağlamak için yapılan bu düzenlemelerden eczacılarımızın etkilenmemesi için eczacılarla diyalog halinde gerekli tedbirleri birlikte alacağız. Nitekim yeni kamu kurum iskontoları nedeniyle eczanelerde oluşacak stok zararları sorununu da Bakanlık olarak üstlendiğimizi, bu kongrede ifade etmek istiyorum. Bu konuyu kısa sürede çözüme kavuşturacağız. Eczacılarımız, bu konuda bir sıkıntı yaşamayacaktır. Tedirginlik duymanıza da gerek yoktur. Sanayi ile sektör ile SGK arasında çözülecek bir konu olarak değerlendirdiğimizi bilmenizi istiyorum. Biz üzerimize düşeni yapacağız. Sektör de üzerine düşeni yapacak. Burası bir hukuk devletidir. ‘Ben kanun dinlemem, kararname dinlemem’ yetkisine hiç kimse sahip değildir” diye konuştu.
“Stoklarla İlgili Eczacılara Hiçbir Yük Ve Hiçbir Sorun Yüklemeden Çözeceğiz”
Kongreden ayrılırken, gazetecilerin sorusunu yanıtlayan Çelik, “Stoklarla ilgili şu anda tespitler yapılıyor. Bu tespitlerin neticesi bize ulaşan rakamlar var. Bu rakamı sektörle de görüşeceğiz ve Bakanlık da bu işin içinde olmak üzere eczacılara hiçbir yük ve hiçbir sorun yüklemeden çözeceğiz” dedi.
“İlaç firmalarının ‘Kararnameyi tanımıyoruz’ şeklinde açıklamaları olduğunun” hatırlatılması üzerine Çelik, ”Böyle bir şey söylediklerine ihtimal vermiyorum. Burada söylenenlere cevap olsun diye söyledim ben. Sektörün böyle bir şey söyleyeceğini zannetmiyorum, ihtimal de vermiyorum” diye konuştu.
 
“Sağlıkta Dönüşüm Programı Hastaları Sağlık Piyasasında Birer Müşteriye Dönüştürdü”
Türk Eczacılar Birliği 38. Olağan Büyük Kongresi’nin açılışında konuşan Türk Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı eleştirerek, programın, hastaları sağlık piyasasında birer müşteriye dönüştürdüğünü, sağlıkta tasarruf iddialarına rağmen harcamalardaki artışın devam ettiğini öne sürdü. Çolak, “Sağlıkta dönüşümün son halkası, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname oldu. Bu düzenlemeyle sağlık alanında yapılması planlanan üst yapısal dönüşüm tamamlandı. Söz konusu KHK, önümüzdeki dönemde ilaç ve eczacılık alanı açısından yeni kurumsallaşmalar, yeni pratikler ve yeni mücadele başlıklarına işaret etmektedir” diye konuştu.
“İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunda “Eczacının” Adı Bir Kez Bile Geçmiyor”
Düzenlemeyle kurulması öngörülen Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile ilaç konusunun devletin yetki ve sorumluluğundan çıkarılarak düzenleyici bir üst kurula bırakılacağını ifade eden Çolak, şunları söyledi: “Bu kurumsal yapı ile ilaç ve eczacılık arasındaki bağ koparılmaktadır. Zira ilaçla ilgili tüm kararları alma ve hukuksal tüm düzenlemeleri yapma yetkisini İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna veren bu hükümde eczacının adı bir kez bile geçmemektedir. Günümüzde kısmen de olsa devlet tarafından denetlenen, ruhsatlandırılan ve fiyatlandırılan ilaç tümüyle bir piyasa metası haline getirilmektedir. Bunun yakın gelecekteki sonuçları, ilaçta fiyatlandırma ve ruhsatlandırma serbestisi sağlanması, sağlık beyanı adı altında reçeteli ilaçlar da dahil olmak üzere ilaçta reklamın önünün sonuna kadar açılması, tezgah üstü ürünlerinde (OTC) tüketimin artması olacaktır.”
“İlaçta Reklamın Tek Bir Amacı Vardır, İlacın Tüketimini Artırmak”
KHK ile aynı gün çıkan RTÜK Yönetmeliği ile ilaçta reklamın önünü açan düzenlemeler getirildiğini öne süren Çolak, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na da KHK ile ”piyasaya arz edilen ilaç, tıbbi cihaz ve ürünlerin reklam ve tanıtımının usul ve esaslarını belirleme ve uygulamasını denetleme” görevi verildiğine dikkati çekti. Çolak, “İlaçta reklamın tek bir amacı vardır, ilacın tüketimini artırmak. İlacı doktor ve eczacı gözetiminden ve eczaneden çıkarmak demek, halk sağlığı sorunları ve artan ilaç harcamaları demektir. Dolayısıyla ister reçeteli ister reçetesiz olsun, ilacın reklamının yapılmasına hiçbir biçimde izin verilmemelidir” şeklinde konuştu. 

Seçimi Aynı Yönetim Kazandı
Türk Eczacıları Birliği’nin 38. Olağan Büyük Kongresi’nde yapılan seçimlerin sonuçları ise şu şekilde:
ECZ. ERDOĞAN ÇOLAK-Başkan
ECZ. ARMAN ÜNEY—–2. Başkan
ECZ. HARUN KIZILAY—Genel Sekreter
ECZ. İSMAİL BAŞDİL—–Sayman
ECZ.SERTAÇ ÖZMEN—-Üye
ECZ. R.ZİYA ÖRMECİ—-Üye
ECZ. YAVUZ TATAR—–Üye
ECZ.BÜLENT VAREL—–Üye
ECZ. MURAT LEVENT KOÇAK—Üye
ECZ. MUKADDES HARMANCI—–Üye

Yorum bırakın

ECZACILARA ONLİNE EĞİTİM

Türk Eczacılar Birliği (TEB), Novartis ilaç firması desteğiyle eczacılık mesleğinin gelişimini sağlamak ve eczacıların mesleki yeterliliğini arttırmak amacıyla yeni bir projeye imza attı. “TEB- E-ON, Eczacılar için Online Eğitim Platformu” projesi çerçevesinde hazırlanan “Uzaktan Eğitim Modülleri” sayesinde eczacılar, mesleki eğitim modülleri, kişisel gelişim eğitim modülleri ve bilişim teknolojileri eğitimlerine kolayca ulaşabilecek.

Türk Eczacılar Birliği (TEB) ve Novartis’in desteğiyle, eczacıların meslekî bilgilerini sürekli güncellemelerine, mevcut bilgilerini tazelemelerine ve kişisel kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olmak amacıyla; “TEB-E-ON, Eczacılar için Online Eğitim Platformu” projesini hayata geçiriyor. TEB-E-ON,Eczacılar için Online Eğitim Platformu”projesinin tanıtımı için düzenlenen basın toplantısında basın mensuplarına sistem sunum ile anlatıldı.

Eczacıların mesleki yeterliliğinin geliştirilmesi, ilaç eczacılık hizmetlerinin görünürlülüğünün pekiştirilmesi amacıyla “Sürekli Mesleki Gelişim” felsefesi çerçevesinde çeşitli meslek içi eğitim programları düzenleyen TEB, bu anlamdaki çalışmalarını geliştirmeye “Uzaktan Eğitim” sistemiyle devam ediyor.

“Mesleki Eğitim Modülleri”, “Kişisel Gelişim Eğitim Modülleri” Ve “Bilişim Teknolojileri Eğitimleri”
İnternet üzerinden sağlanan bu sistemle; öğretici ve öğrenenin fiziksel olarak farklı mekânlarda olduğu, öğrenmeyi kendi hız ve kapasitelerine göre planladıkları, geniş bir teknoloji yelpazesi kullanarak verimli ve kaliteli bir şekilde öğrenme-öğretme etkinliklerini sürdürebilecekleri bir ortam yaratılıyor. Eğitimdeki tüm sınırları, duvarları ortadan kaldırması hedeflenen bu sistemle isteyene, istediği yaşta, istediği yer ve zamanda öğrenme olanağı sağlamak amaçlanıyor. Zengin görsel materyal kullanımı ve eşzamanlı-farklı zamanlı uygulama olanakları sağlayan bu sistem “mesleki eğitim modülleri”, “kişisel gelişim eğitim modülleri” ve “bilişim teknolojileri eğitimleri” olmak üzere üç ana başlık altında toplanıyor. “Akılcı İlaç Kullanımında Eczacının Rolü”, “Hipertansiyon ve Eczacının Rolü”, “İletişim Sanatı”, “Profesyonel Hayatta Etki İçin Kişisel İmaj” ve “Stres ile Başa Çıkma Yöntemleri” gibi konuları kapsayan bu eğitim modülleri aynı zamanda tüm katılımcılara, Excel ve Word Programlarının en güncel versiyonlarını etkin ve verimli bir şekilde kullanabilme yetisi kazandıracak teknik bilgiler de içeriyor

http://www.eczacilikakademisi.org
http://www.eczacilikakademisi.org internet adresinden ulaşılabilecek eğitim modüllerinden her eczacı kendi şifresi aracılığıyla yararlanabilecek. Kullanıcılar, sisteme giriş yaptıktan sonra karşılarına çıkacak eğitimler arasında istediklerini seçerek sesli ya da görüntülü olarak bilgi edinebilecek. Animasyonlar aracılığıyla ilgi çekici hale getirilen modüller, sesli dinleme olanağının olmadığı durumda alt yazılarla da takip edilebilecek. Tüm bu eğitim modüllerine sadece bir kullanıcı adı ve şifre ile giriş yapabilecekler.

“Eczacılarımızın Meslekî Bilgilerini Sürekli Güncellemelerine Ve Kişisel Kapasitelerini Geliştirmelerine Yardımcı Olacak”
Akılcı ilaç kullanım ile hipertansiyonda eczacının rolü, iletişim sanatı, profesyonel hayatta etki için kişisel imaj ve stresle başa çıkma yöntemleri gibi konuları kapsayan eğitim modüllerinin, eczacıların görevlerini yerine getirirken daha etkin olmalarını sağlayacağını ifade eden Türk Eczacılar Birliği Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, “Eczacılık mesleğinin gelişmesi, eczacıların mesleki yeterliliğinin arttırılması ve mevcut bilgilerinin güncellenmesi amacıyla Sürekli Meslekî Gelişim felsefesi çerçevesinde 2002 yılından bu yana meslek içi eğitim programları düzenlemekteyiz. Bu yolda yeni ve önemli bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Eczacılarımızın meslekî bilgilerini sürekli güncellemelerine ve kişisel kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırladığımız bu proje gelişmeye ve kendini yenilemeye devam edecektir.” dedi. Eczacılar için uzaktan eğitim projesinin eczacılık mesleğine ve toplum sağlığının iyileştirilmesine büyük katkı sunacağını ifade eden Çolak, “bu projenin hayata geçirilmesindeki katkılarından dolayı Novartis’e teşekkürlerimizi sunuyoruz.” şeklinde konuştu.

“ Türkiye’de Her İl ve İlçede Bulunan 25 Bin Dolayında Eczacı Yararlanabilecek”
Novartis Türkiye Başkanı Güldem Berkman da Türkiye’de her il ve ilçede bulunan 25 bin dolayında eczane bulunduğunu belirterek, eczacıların hastalarla birebir ilişki kurması açısından, akılcı ilaç kullanımı başta olmak üzere bir çok konuda danışmanlık yapabileceklerini dile getirdi. Berkman, “Bilişim ve teknolojinin sürekli gelişmekte olduğu günümüzde, her konuda olduğu gibi eğitimde de önemli dönüşümler yaşanıyor. İnternet sayesinde dünyanın her yanına kolayca ulaşabildiğimiz bu dönemde mesleki eğitim sistemlerinin kolay ulaşılabilir ve pratik olması büyük önem taşıyor. Çağın gerekleri göz önünde bulundurularak hazırlanan bu proje ile eczacılık mesleğine önemli katkılarda bulunulacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
Projenin, teknolojinin imkanlarından faydalanılarak hazırlandığını kaydeden Berkman, 2012 yılı sonuna kadar eğitim modüllerinin sayısının 31’e çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
Konuşmaların ardından Çolak ve Berkman “TEB-E-ON” (Eczacılar İçin Online Eğitim) Platformu Projesinin protokolünü imzaladı.

Yorum bırakın